ALTI SENDİKADAN ORTAK TEPKİ Eğitim camiası yasa ve iade-i itibar istedi
Darıca’da Mehmet Akif Ortaokulu’ndaki eğitime şiddet vakası dün altı sendika tarafından kınandı. Genel açıklamanın ardından söz alan şube başkanları yasa ve yasalara uygulama ile eğitimcilerin 2002 sonrası bozulan itibarlarına iade istedi
Sendikacılara sorduk / 3 - Eğitimde şiddet…
Darıca’da Mehmet Akif Ortaokulu’ndaki eğitime şiddet vakası dün altı sendika tarafından yapılan yürüyüş ve basın açıklaması ile kınandı. Genel açıklamanın ardından söz alan şube başkanları yasa ve yasalara uygulama ile eğitimcilerin 2002 sonrası bozulan itibarlarına iade istedi. Konuşma sırasına göre, başkanlar şunları kaydetti:
Türk Eğitim- Sen Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Kürşad Türkcan: “Darıca’da bugün sendikaların hepsi tek yürek, bilek oldu. Ümit Biber müdürümüz ve müdür yardımcılarımız nezdinde yaşanan olayı kınıyoruz. Şiddetle kınıyoruz ve onlara sahip çıkıyoruz.
Ama olayın dönüp özüne bakmamız lazım. Olayın çıkış noktası kayıt sorunu.
Kayıt sorununa kesin ve kati müdahaleler yapılmalı. Velilerimizi buna iten sebepler nedir? Sınav kaygısıyla öğrencilerini farklı okullara aldırmaları, okulların kalabalık olması, bunların hepsi araştırılmalı ve Bakanlığımız tarafından tedbirlerin alınması gereklidir.
Bugün müdürümüze, müdür yardımcılarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bu süreçte sonuna kadar yanlarında olacağız. Eğitim camiamıza, okulumuza, hepimize geçmiş olsun. Alınacak olan tedbirlerin bir an evvel kamuoyuyla paylaşılmasını da bekliyoruz.”
Eğitim-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Sinan Kaya: Ne yazık ki 2025-2026 eğitim öğretim yılını yine bir eğitim emekçilerine şiddetle karşılıyoruz. Tabi bunu doğuran sebepler de sorgulanmalı.
İktidarın yıllardır uyguladığı öğretmeni itibarsızlaştıran uygulamalar, öğretmen ihbar hattı gibi uygulamalar ne yazık ki bizi bu duruma getirdi. Son olayda da okullardaki eşitsizlik, materyal ve fiziksel donanımdaki eşitsizlikler ve velilerin, ‘Çocuğumu daha iyi okula nasıl kaydederim’ kaygısı bu tarz sorunları, şiddet eylemlerini doğurmuştur.
Bizler eğitim emekçileri olarak, öncelikle öğretmenlere itibarlarını verin diyoruz. Yaşanan şiddet eylemlerinin ortadan kaldırılması için eğitimciye şiddet yasasının bir an önce uygulanmasını istiyoruz. Arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz. Bunların olmaması durumunda iki üç hafta sonra ne yazık ki bir eğitim emekçisi yine şiddete uğrayacaktır. Allah göstermesin, ölümle sonuçlanan sonuçlarda doğuracaktır. Bunun için talebimizi tekrarlıyoruz: Eğitime şiddet yasası, öğretmene ve eğitim emekçilerine itibarının verilmesi noktasında gerekli adımların atılması talebimizi yeniliyoruz.”
Eğitim Gücü-Sen Kocaeli Şube Başkanı Melek Candemir: Bugün yine istemediğimiz bir olaydan ötürü buraya geldik. Yine kınıyor ve eseflerimizi paylaşıyoruz. Ancak sonuç değişmiyor. Kanun geçmiyor. Beklediğimiz şeyler, sonuçlar olmuyor. Her gün bir arkadaşımızın daha mağdur olmasıyla bir araya geliyoruz.
Bizler güzel günlerde bir arada olmak istiyoruz. Güzel şeyleri paylaşmak istiyoruz. Ancak maalesef kötü olayların sonu gelmiyor. Yaşadığımız bu olayda bunun neticesi.
Aile yılında, ailenin en önemli bireyleri olan anne babaların kurumlarımızdaki şiddet eylemleri ve onların yetiştirdikleri, örnek oldukları çocuklarımızın maalesef uyguladıkları şiddet eylemleriyle eğitim paydaşları, eğitimciler, çocuklar mağdur edilip zorbalığa uğruyor. Bizler şiddetin her türlüsüne karşıyız. İnsanca yaşamaya, insanı sevmeye, kadını hayvanı sevmeye her şeyi sevmeye odaklanmalıyız. Bu noktada bu sosyal çürümenin, hukuki boşlukların önüne geçilmesi Eğitim Gücü-Sen ailesi olarak talep ediyoruz.
Destekleriniz için teşekkür ediyorum. Bugün bizler burada olayların farkındayız. Ama halkımızın farkında olmasını istiyoruz. Sizin de duymasını istiyoruz. Biz uğradığımız bu muameleye karşı ne zaman ki veliler tarafından davet edilirsek arkamızda olduklarını, destek olduklarını, farkında olduklarını o gün anlamış olacağız. Biz birbirimizin her zaman yanındayız zaten.
Eğitim-İş Sendikası Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Adem Eliçora: G2025-2026 eğitim öğretim yılının başlamış olduğu daha ikinci günde ne yazık ki çok üzücü bir olayla yine karşı karşıyayız. Bundan yaklaşık 7 ay önce biz yine Darıca’da idik. Ondan da yaklaşık bir yıl önce yine Darıca’daydık. Bakınız şu önümüzde görmüş olduğunuz pankartı neredeyse bir tek Darıca’da kullanıyoruz.
Değerli Darıcalılar, bir gün tecrübeli öğretmenleriniz Darıca’yı terk eder, sizler çocuklarınız için istemiş olduğunuz o kaliteli eğitime nasıl ulaşabilirsiniz diye soruyorum sizlere.
Az önce arkadan bir ses geldi, çok haklı: Şiddet varsa eğitim yok. Tekrardan bu üzücü saldırıyı şubemiz olarak kınıyoruz. Değerli meslektaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz. İnşallah tekrardan bu tarz olaylarda bir araya gelmemek üzere diyoruz.
Hürriyetçi Eğitim-Sen Darıca İlçe Temsilcisi İbrahim Beki: “Bu olay basit bir bıçaklı saldırı girişimi olmayıp sadece bir eğitim emekçisine değil, tüm eğitim camiasına ve toplumsal vicdana yapılmış bir saldırıdır.
Olay 27 Ağustos 2025 tarihinde, yani henüz ders zili çalmadan gerçekleşmiş, eğitim ortamı bıçak gölgesinde kalmıştır. Müdür yardımcımız görevini yaparken, tamamen kişisel ve yasadışı taleplerini kabul ettiremediği gerekçesiyle bir velinin hedefi hâline gelmiştir. Bu olay, sadece bireysel bir öfkenin dışavurumu değil; torpil kültürünün, şiddeti meşru gören anlayışın ve hukuksuzluğun nasıl iç içe geçtiğinin açık bir göstergesidir.
Şiddetin eğitime sirayet ettiği, öğretmenlerin ve yöneticilerin can güvenliğinin dahi tehdit altında olduğu bir ortamda ne nitelikli eğitimden ne de sağlıklı nesillerden söz edilebilir.
Bugün bir veli, torpil isteği karşılanmadı diye müdür yardımcısını bıçakla tehdit edebiliyorsa; bu, aslında bireysel değil sistematik bir toplumsal çürümenin sonucudur.
Toplumsal çürüme, bir toplumun ahlaki, kültürel, sosyal ya da kurumsal değerlerinin zayıflayıp bozulma sürecidir. Bu süreç yavaş ve derinlemesine işler ve uzun vadede toplumun bütün yapısını sarsabilir.
Toplumsal çürümenin tek bir nedeni yoktur. Bunun birçok sebebi vardır;
*Eğer yargı bağımsız değil, güçlü ve torpilli olanlar hukukun üstünde ise adalete güven sarsılır ve toplum çürür. Hâkim olacak yeğeniniz Arif otoriteye selam çakıyorsa, Arif’ten adalet bekleyemezsiniz. Avukat akrabanız cübbesine güvenerek, bildiği yasaları araç haline getirip okul çalışanlarına kumpas kurmaya çalışıyorsa o kişi zaten hiç avukat olamamıştır…
*Eğer bir toplumda yalancılık, hırsızlık, rüşvet, torpil sıradan hale gelmişse, bireysel çıkarlar toplum yararının önüne geçmişse, toplum vicdanı körelmişse, o toplumda ahlak erozyona uğrar ve toplum çürür. Değil mi ki fırında ekmek kuyruğuna girerken bile torpil arıyoruz. Değil mi ki bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek başkasına yapılan her türlü haksızlığı görmezden geliyoruz…
*Eğitimde eleştirel düşüncenin yerini ezberci eğitim almışsa, sorgulamanın yerini biat kültürü almışsa o toplum çürür.
*Zenginle fakir arasındaki uçurum büyürse o toplum çürür.
*Devlet kurumları liyakat yerine sadakatle yönetilirse o toplum çürür.
*Medya gerçeklikten kopuk yoz içerikler üretirse, doğruluk ve tarafsızlık ilkesinden ayrılıp parti, grup, zümre veya şahısların propaganda aracı haline gelirse o toplum çürür.
*Farklı gruplar arasında öfke ve düşmanlık artırılarak iş fanatizme dökülüp, empati ve diyaloğun yerini çatışma alırsa, birlik duygusu kaybolduğu için o toplum çürür.
Yıllardır bu toplumda liyakat yerine kayırmacılık ödüllendirildi, kurallar yerine kişisel ilişkiler işletildi, emek yerine torpilin önü açıldı.
Buradan açıkça soruyoruz:
Görevi sadece adil ve kurallara uygun yönetim sergilemek olan eğitimciler, daha kaç defa can güvenliği tehdidi altında kalacak? Torpil baskısına boyun eğmeyen her kamu görevlisi, bir saldırının hedefi mi olacak? Hukuku, eğitimi ve vicdanı yok sayan bu düzene ne zaman dur denilecek?
Bizler bu saldırının faillerinin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Ancak bu, yalnızca bir ceza meselesi değildir. Bu durum yukarıda da örnekleriyle belirttiğimiz gibi aynı zamanda bir toplumsal çürüme meselesidir. Öğretmeni ve yöneticiyi yalnız bırakan, şiddete karşı caydırıcı önlem almayan, torpili görmezden gelen her yapı ve kişi bu suçun ortağıdır.
Şiddetin olağanlaştırılmadığı, torpilin meşrulaştırılmadığı, eğitimcinin itibarsızlaştırılmadığı bir toplum için birlikte ses çıkarıyoruz.
Buradan tekrar müdür yardımcımız Mustafa hocanın şahsında, Mehmet Akif Ortaokulu’ndaki tüm çalışanlara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; yalnız olmadığını, arkasında onurlu bir kamu vicdanı olduğunu haykırıyoruz…
Eğitimi savunmak, geleceği korumaktır. Şiddete boyun eğmeyeceğiz.
Torpile teslim olmayacağız. Hukuksuzluğu normalleştirmeyeceğiz.”
İlgili haber
Hamdi ve Anıl Karayel’e en az 9 ay hapis istediler
https://www.gebzeemek.com/haber/egitim/hamdi-ve-anil-kizilyele-en-az-9-ay-hapis-istediler/1825.html
Yarın
Eğitim Gücü-Sen Kocaeli Şube Başkanı Melek Candemir: