En huzurlu ilçe Dilovası. İkinci Çayırova, çağırmalıydı
12 Eylül 2025 09:48

EĞİTİME ŞİDDETTE DARICA İLK SIRADA! En huzurlu ilçe Dilovası. İkinci Çayırova, çağırmalıydı

Eğitim-İş Sendikası Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Adem Eliçora’ya göre eğitimciye şiddette Darıca ilk, Dilovası son sırada. Çayırova ikinci ama eğitim toplantısına sendikacılar çağrılmalıydı. Bölgede en büyük sorun ise, ikili eğitim.

Aktan Uslu Tüm haberleri

Sendikacılara sorduk - 5

 

Eğitim-İş Sendikası Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Adem Eliçora, Gebze Bölgesi’nde eğitimin en büyük sorununun ikili eğitim, eğitimcinin en büyük sorununun şiddet olduğunu belirtti: İlk sıraya Darıca’yı, son sıraya Dilovası’nı koydu. Çayırova’da bir süre önce gerçekleşen eğitim içerikli toplantıya sendikacıların çağrılmamasının önemli eksiklik olduğunu söyledi. Çayırova Türkkan Göktürk İlkokulu’nun müdür yardımcısı, Köseler İlkokulu yıllarından köylük kısmında da olsa Dilovası tecrübeli Adem Eliçora ile eğitim ve eğitimcinin sorunlarını konuştuk. Eliçora, ilçe milli eğitim müdürlerini de değerlendirdi.

 

  • Gebze Bölgesi’nde eğitimin en önemli sıkıntısı sizce ne?

 

  • Buradaki en büyük sıkıntı sabahçı, öğlenci okullarının olması ve sınıfların kalabalığı. Birçok okulumuzda ikili eğitim ne yazık ki devam ediyor. Hele ki ikili eğitimin olduğu ortaokullarda ders saatinin fazla olmasından dolayı giriş çıkışlar ya sabah çok erken ya da akşam saatlerinde oluyor.

 

  • Valiliğimiz şöyle bir yöntem buldu. Bakanlık bir yazı çıkartıp Valiliklere bıraktı: ‘Ders saatini, yarım saate indirebilirsiniz.’

Ama bu yöntemde de, ders saati yarım saate indiğinde çok büyük ders kayıpları oluyor çocukların. Diğer okullarda 40 dakika olan ders, ikili eğitim verilen okullarda 30 dakikaya iniyor.

Eğitim-İş olarak önerimiz şu. Zaten sendika olarak farklılığımız da burada: Biz diyoruz ki sorun şu, çözüm yolu da bu. Amacımız her zaman böyledir. Bir yerde sorun varsa çözüm yolunu üreterek o sorunu dile getiriyoruz.

Bilindiği üzere eğitim öğretim yılı dört çeyrek döneme ayrıldı. Bir ve ikinci yarıyılların ilk ve ikinci çeyrekleri var. Burada en büyük sıkıntı günleri kısa olan birinci yarıyılın ikinci çeyreğinde. En kısa günler o dönemde. Eğer bu iş 30’ar dakikalık dersler yapılmak zorunda ise sadece ve sadece kasım, aralık, ocak aylarını kapsayan, sadece ikinci çeyrekte yapılmalı. Ondan sonra günler uzamaya başlıyor zaten. En azından buradaki hak kaybını bir nebze olsun aşağı indirebiliriz. İlk çeyrekte, sabah bayağı aydınlık. 07.40’da da, 08.00’de de aydınlıktan ötürü çocukların okula gelmesinde sıkıntı yok. Üçüncü çeyrekte de günler uzamaya başladığından sıkıntı yaşamıyorsunuz. Akşam da sıkıntısız. İkinci çeyrek dilim hariç ders saatinin azaltılması mantıklı çözüm değil çünkü eğitimde büyük adaletsizliğe sahip oluyor. Bir çocuğun her gün 60 dakikası kayboluyor. Bu mesele ortaokul ve liselerde daha fazla oluyor. Bu çocuk LGS, AYT, TYT’ye girecek. Buradaki eğitim öğretim hakkının bu kadar aşağıya çekilmesi sıkıntı.

 

  • Velilerin, öğrencilerini bölgeleri dışındaki okullara kayıt etme çabası, şiddete bile neden olan önemli bir sorun. Güzeltepe İlkokulu bir ara ‘Borsa’ benzetmesi ile ülke gündeminde yer edinmişti. Çözüm ne?

 

  • Herkesin en kıymetli varlığı, çocuğu. Bu yüzden herkes çocuğunun iyi, kaliteli eğitim alması için çaba gösteriyor. Bunu anlıyoruz. Amacımız her okulun aynı kalitede olması. Buradaki asıl mesele bu. Güzeltepe İlk ve Ortaokulu belki sembol, konuşuldu. Ama sınıflarda 45 kişinin olduğu bir okulda eğitim öğretimin kalitesi ne kadar olur, o tartışılır? Herkes çocuğunu oraya vermek istiyor. Bir bakıyorsunuz diğer tarafta sınıflar ne yazık ki boş kalıyor. Ama bir okul ihtiyacı da aşikâr. Keşke Yenikent’teki yeni okul yetiştirilseydi de o bölge nispeten daha rahatlasaydı. Bu bölgede okul yapılması gerekliği bariz ortada. Kendim de Çayırova, Türkan Göktürk İlkokulu’ndayım mesela. İnsanlar artık çıkış kapısı olarak bizi görüyorlar. Biz geçen sene dördüncü sınıflarımızı 25’er kişilik sınıflardan mezun ettik ama bu sene sınıflarımıza 35 kişi aldık. Yani şubelerde 10 kişilik artma oldu. Beş şube açıyorsunuz. Öğrenci sayınızın 50 artması demektir. Güzeltepe İlkokulu’nda aradığını bulamayan veli alternatif olarak Türkan Göktürk’e yöneliyor. Bu sefer hiçbir şey fark etmiyor. Okulun adı değişiyor ve başka bir okul şişmeye başlıyor.

 

  • Kayıtta tekli veya üçlü fatura istemi, doğru bir çözüm mü?

 

  • Kayıtta sistem şöyle: Eğer sınıf ortalaman 30 kişinin altındaysa bölgen dışından öğrenci kaydı alabilirsin. E-okulda kural modülü var, o çocuğu dâhil ediyorsun. Bu şube bazında oluyor. Sınıf mevcudu birlerde 30’un üzeri, dörtlerde 30’un altında ise kurayı dörtlerde çalıştırabiliyorsunuz. Çocukları sisteme kimlik numarasıyla kayıt ediyorsunuz. Daha sonra, okulun açılacağı hafta kurayı çalıştırıyorsunuz. Kurada çıkan çocukları haberdar edip onları kayıt etme hakkı doğuyor. 30 üzeri ise kayıt bölgesindeki çocukları alıyorsunuz, diğerlerini alamazsanız.

 

  • İkametgah istemede; entegre bir sistem var. e-okul nüfus müdürlükleri ile çalışıyor. Biz adres bölgemize taşınan herkesi görebiliyoruz. Eğer birinci sınıfsa yeni kayıt, diğer sınıflar ise nakille alıyoruz. Ama ne yazık ki nüfus modülündeki bazı sıkıntılar var. e-devlet üzerinden, sadece muvafakatname vererekten insanlar nüfuslarını birbirinin üzerine taşıyabiliyor. Mesela sizin e-devletinize girip benim kimlik numaramla muvafakatname verse ben sizin adresine girebiliyorum. Nüfus müdürlüğü burada da şöyle bir önlem alıyor: Hazirandan sonra bu muvafakatnameyi kaldırıyor. Yüzyüze yapmak zorundayız. Yani sizle biz gideceğiz. ‘Ben artık Ahmet Bey’in evinde oturacağım.’ Her iki taraf da kabullenecek. Link usulü de beni taşıyacak. Bu da okulların kayıt zamanı belli olduğundan nüfus müdürlüğü çok yapmak istemiyor. Ne yazık ki burası Türkiye. Torpilini bulan bir şekilde yaptırıyo

 

  • İlçe milli eğitim müdürleri ile sendikaların diyaloğu nasıl veya nasıl olmalı?

 

  • Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürü Şenol Pekgöz’ü çok beğeniyorum. Çok farklı bir karakter. Yaptığı işler, bana kalırsa Türkiye’nin dertlerini dert ediniyor. Öyle kişileri severim ve çözüm odaklı çalışıyor. Bir şeyi sürüncemede bırakmak istemiyorsan, sadece çözmek için çaba sarf ediyorsan ve Şenol Müdür için zaman kavramının önemi yok. Beni çok şaşırtan bir şey yaptı. Durduk yere beni aradı. Bir sendikacıyı kimse kolay kolay aramaz. Hep bir dert için aranır. ‘Ne yapıyorsun?’ demek için aradığını söyledi. Dedim ki, ‘Müdürüm. Ne yapıyorsun diye beni pek aramazlar. Vallahi vardır bir sıkıntı’ deyince ‘ Vallahi de billahi de ne yapıyorsun demek için aradım’ dedi. Şimdiye kadar eş dost dışında kimse beni, ‘Ne yapıyorsun’ diye aramadı. Bir İlçe Milli Eğitim Müdürü hiç aramadı. O yüzden bende Şenol hocamın yeri ayrı.

Recep Demir müdür Çayırova’da yeni başladı. Acemilik var. Üç beş hata yapıyor.

Darıca’da Murat Balay fazla tanımıyorum. Darıca bizim bölgemizde ne yazık ki biraz dışta kalıyor. Bu arada Darıca demişken;

Dört ilçede en sorunsuzu hangisi diye bakıldığında, halk yapısı ve sosyolojik açıdan en elit ilçemiz, hatta belki ekonomik açıdan da baktığırda, Darıca geliyor. Ekonomide; Dilovası ne yazık ki sonlarda, Çayırova ve Gebze sondan iki üç. En eliti Darıca. Ama biz her sene bir tek Darıca’da eğitime şiddeti kınıyoruz. Bir öğretmene darp olayı için eylem yapıyoruz. Mehmet Akif, Osman Hamdi Bey, geçen sene başka bir okulda Nene Hatun’da. Biz artık Darıca’dan bıktık. Önceki salı günü Mehmet Akif Ortaokulu’ndaki saldırı için yine eylem yaptık.

Darıca’da nasıl bir problem var, bilmiyorum. Öğretmene darp olayı akla geldiğinde en son aklımıza gelen Darıca. Halbuki bazılarına göre, ilk akla gelen Dilovası olmalı imiş. İnanın Dilovası’nda hiç açıklama yapmadık, tüm sendikalar için söylüyorum. Ne hikmetse her sene bir Darıcamız var.  Çok garip. İnsanlara nerede oturmak istediğini sorduğunda, Darıca der.

Eğitime şiddette ilk sırada ne yazık ki Darıca var. Necmettin Kuyucu cinayetinden ötürü Gebze iki, ardından Çayırova üçüncü. Bu anlamda en huzurlu ilçe, dördüncü sıradaki Dilovası.

Dilovası’nı mahalle mahalle bilmem. Köseler’de müdür yardımcılığı yaptım. Dilovası’nda köydeydim. Yönetimimizde yer alan Yusuf Yılmaz hoca şimdi Köseler’de, 10 yıl önce ben vardım. Çok da mutlu idim Köseler’de. Bir sıkıntım yoktu. Çünkü köy huzuru farklı bir şey. Ve beni norm fazlası yaparaktan gönderdiler. Ben okulda müdür yetkiliydim. Müdür yardımcısı idim, müdüre de vekalet ediyordum. İlkokul, ortaokul bir arada. Ben bir yöneticiyim, nasıl norm fazlası olabilirim. Benden sonra yönetici yok yani. 4+4’te aynı binanın kullanıldığı okullarda ortaokuldaki öğrenci sayısı ilkokula geçince norm ortaokula kayıyormuş. Ben ilkokul öğretmeni olduğumdan, ortaokulda görev yapamayacağımı söylediler. Çayırova’ya gönderdiler. Allah razı olsun. Ne diyeyim. Dilovası, Köseler uzak bir yer.

 

  • Öğretmen eksiği var mı bölgemizde?

 

  • Öğretmen eksiğimiz fazla kalmadı bölgede. Hatta bazı branşlarda norm fazlası var. Öte yandan ek ders ücreti çok az olduğundan öğretmenler ek ders almak istemiyor. 70 saat ders alıp yeterli buluyor.

Türkan Göktürk İlkokulu’nda ücretli öğretmen bir tek özel eğitim sınıfında var. Mehmet Akif İlkokulu’nda 11 yıl çalıştım. Şu anda ücretli öğretmen bir iki kişi. Bana kalırsa öğretmen açığı kapatıldı ama sabahçı öğrencilik, ikili eğitim ne yazık ki başa bela.

  • Bir süre önce Çayırova’da eğitimin konu edildiği bir toplantı vardı ama servis edilen habere göre, sendikacılar yok idi?

 

  • Çayırova’daki o toplantıya sendikacılar da kesinlikle çağrılmalı idi. Ne davet edildik, ne toplantıdan duyumumuz oldu. Aslında Recep Bey ile konuştuğumuzda paydaş olarak sendikaları görüyor. Ama realiteye gelindiğinde bizi yok sayması, sıkıntı. Alanın dertlerini milli eğitim müdürleri bilmeyebilir. Öğretmen arkadaşlar bizlerle paylaşıyorlar. Bunlar bir problem. Tek sendika üzerinden sendika ile ilişkiler doğru mantık değil. Sendikaların siyasallaşması istem dışıdır ama ne yazık ki artık kurumlar siyasallaşmış. Sendikaların siyasallaşmasını yadırgamamalı. Bu çok üzücü. Gerekte yok. Hepimizin derdi bir olmalı. Çok hoş bir cümle var: Hepimiz aynı gemide değiliz, hepimiz aynı gemiyiz. Gemide olmanın mantığı yok. Gemide olanlar belki kendini kurtarır diye bakıyor ama gemi batarsa hep beraber batacağız. Ve ülkemizde en son yaşananları da görüyoruz. Gitgide antidemokratik, aklımıza gelen ne varsa oluyor. Yolumuz doğru yön değil. Bunu herkes kabullenmeli. Bunun içinde demokratik çözümler bulunması taraftarıyım.

 

  • İlave olarak…

 

 

  • Eğitim öğretimi düzeltmek istiyorsanız en önemli aktör öğretmen. Önce öğretmenin gönlü yapılmalı. Öğretmenler bir şeyin değişeceğine inanmalı. Öğretmen inanmazsa hiçbir müfredat, program mükemmel olsa dahi öğretmenin olmadığı bir yerde o programın başarılı olmasına imkân yok. Bazı şeylerin olacağına dair öğretmen önce inandırılmalı. Bu da öncelikle yöneticilerimize düşüyor. Bana kalırsa yöneticilerimiz buna dikkat etmeli.

15 Eylül Pazartesi

Türk Eğitim-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Kürşad Türkcan

 

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 12 Eylül 2025 14:43
BENZER HABERLER
X