TÜM BİLEŞENLERİ İLE MESEM SÖYLEŞİSİ Laik, kamusal ve parasız eğitim savunmasını büyütmeliyiz
Mesleki eğitimde sermaye tarafından öldürücü bir sömürüye dönüşen MESEM tüm bileşenleriyle Gebze’deki söyleşide tartışıldı. Veli-Der Genel Başkanı Ömer Yılmaz, “Laik, kamusal ve parasız eğitim savunmasını büyütmeliyiz” dedi
Haber serisi: 1
Çocuk Hakları Bağlamında MESEM ve Meslek Eğitimi Aldatmacası
Çocukların iş cinayetlerinde ölmesine rağmen Yusuf Tekin’in başında olduğu MEB tarafından ısrarla sürdürülen MESEM uygulaması, Gebze’de tüm bileşenleriyle konuşuldu. Mesleki eğitime değil uygulamaya tepki konulurken Veli-Der Genel Başkanı Ömer Yılmaz, “Eğitimi çocuğun gelecek inşa ettiği ve onun güçlendiği, onu güçlendiren bir sistem haline dönüştürmeliyiz. Bunu da laik, bilimsel, kamusal ve parasız eğitimle sağlarız ve kamusal derken, parasızın altını çizmek zorundayız” dedi.
Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Kocaeli 2 Nolu Şube tarafından düzenlenen “Çocuk Hakları Bağlamında MESEM ve Meslek Eğitimi Aldatmacası” başlıklı söyleşi, eğitim emekçilerini, velileri, öğrencileri ve çocuk hakları savunucularını bir araya getirdi. Gebze İşçi Dayanışma Evi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, son yıllarda hızla yaygınlaştırılan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamaları çocuk hakları, eğitim hakkı ve çocuk emeği sömürüsü ekseninde ele alındı.
Veli-Der Genel Başkanı Ömer Yılmaz, Sosyoloji Mezunlar Derneği (SOMDER) Başkanı ve sosyolog Özgür Aktükün ile eğitimci-yazar Dr. Nurcan Korkmaz’ın konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, çocukların eğitimden koparılarak ucuz işgücü haline getirilmesinin yarattığı toplumsal sonuçlar tartışıldı.
Eğitim-İş Sendikası Kocaeli 1 No’lu Şube Başkanı Ersin Tolga Başbay ve Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Adem Eliçora, ÇYDD Gebze Şube Başkanı Nurcan Çınar, ADD Gebze Şube Başkanı Nilgün Aydın, Gebze Kent Politikaları Derneği Başkanı Ali Fuat Bilir, Tüm Emeklilerin Sendikası Gebze Şube Başkanı Mesut Aslan ile CHP, SOL Parti ve Eğitim-Sen Gebze’den yönetici ve üyelerinin de izlediği,
Veli-Der Genel Başkan Yardımcısı Sibel Yılmaz’ın da katıldığı söyleşide Veli-Der Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı, emekli sınıf öğretmeni Nihal Yılmaz, “Çocukların yeri fabrikalar, atölyeler ve işyerleri değil; okullar, oyun alanları ve özgürce gelişebilecekleri yaşam alanlarıdır. Çocuk emeği sömürüsüne karşı veliler, öğrenciler, öğretmenler, işçi ve eğitim sendikaları ve tüm toplum birlikte mücadele etmek zorundadır” dedi.
Etkinliğin dikkat çeken yönlerinden biri ise sözün yalnızca uzmanlarda değil, doğrudan MESEM uygulamalarını yaşayan öğrencilerde, velilerde ve öğretmenlerde olmasıydı. Veli-Der Kocaeli 2 No’lu Şube Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Yıldız’ın moderatörlüğündeki söyleşide Eğitim-Sen Kocaeli 1 No’lu Şube Örgütlenme Sekreteri Sonay Aslan, Kadıköy merkezli Öğrenci Sendikası yapılanmasında da aktif görev üstlenen Türkiye İşçi Partisi Üyesi Deniz Çayan Yılmaz ile seminer katılımcılarından iki kişi tespit ve değerlendirmeleri ile katkıda bulundu.
Gebze MESEM Meclisi içerisinde yer alan öğrenciler yaşadıkları çalışma koşullarını, eğitim süreçlerinde karşılaştıkları sorunları ve gelecek kaygılarını katılımcılarla paylaştı. Öğrencilerin aktardıkları deneyimler, MESEM’lerin “meslek eğitimi” adı altında çocukları erken yaşta üretim süreçlerine dâhil eden bir yapıya dönüştüğünü bir kez daha ortaya koydu.
Veliler ise çocuklarının eğitim hakkı ile çalışma yaşamı arasında sıkıştırıldığını, ekonomik zorlukların aileleri bu sisteme yönelmeye mecbur bıraktığını ifade etti. Katılımcı veliler, çocukların güvenli, nitelikli ve eşit eğitim hakkına erişiminin kamusal bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, çocuk emeğinin normalleştirilmesine karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.
Etkinlikte söz alan öğretmenler de MESEM uygulamalarının pedagojik sonuçlarına dikkat çekti. Çocukların okul ortamından uzaklaşmasının akademik, sosyal ve psikolojik gelişim üzerinde yarattığı olumsuz etkileri paylaşan eğitimciler, mesleki eğitimin çocukların temel eğitim hakkını ortadan kaldırmadan, bilimsel ve kamusal bir anlayışla yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
Konuşmalarda, son yıllarda MESEM kapsamında çalışırken yaşamını yitiren çok sayıda çocuk işçi hatırlatıldı. Çocukların iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesinin kader olmadığı vurgulanırken, çocuk işçiliğini besleyen politikaların terk edilmesi gerektiği ifade edildi.
Söyleşinin sonunda katılımcılar, çocukların ucuz işgücü olarak görülmediği, eğitim hakkının piyasanın ihtiyaçlarına göre değil çocukların üstün yararı temelinde şekillendiği bir eğitim sistemi için mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu. Söyleşinin sonunda Veli-Der Genel Başkanı Ömer Yılmaz şunları kaydetti:
“Eğitimi çocuğun gelecek inşa ettiği ve onun güçlendiği, onu güçlendiren bir sistem haline dönüştürmeliyiz. Bunu da laik, bilimsel, kamusal ve parasız eğitimle sağlarız ve kamusal derken, parasızın altını çizmek zorundayız. Her kamusallık parasız eğitimi içermiyor. Laik, bilimsel, kamusal ve parasız eğitim savunmasını büyütmeliyiz. Bu konuda meselenin çözümü için burada bazı şeyler söyledik ama bu bir farkındalık çalışmasıydı. Bunu genelleştirmek, öğretmen bazında o dil birliğini oluşturmak çok önemli.
- Kendisinden önceki hatiplerin tespitlerine atıfla- Bir öğretmen öyle düşünmemeli. Bir öğretmen meşale gibi etrafını aydınlatmalı.
1 milyon 200 bin yakın öğretmenimiz, 18 milyon öğrencimiz var. Devasa bir ülkeyiz aslında. Bu mücadeleyi buradan başlatarak tüm topluma mutlaka yaymalıyız. Yanında da bir öğün yemek bir de okullarda su olursa, tadından yenmez.”
Yılmaz seminerin sonunda, Gebze Emek’in, ‘Proje okulları diye bir şey türedi. Proje okulları bir anlamda kamu okullarının, özel okullarla rekabeti gibi bir şey değil mi?” şeklindeki sorusunu, “Proje okulları tam bir balon. Proje okulları Erasmus projeleri üzerinden gidiyor. Avrupa Birliği'nin para aktarıp da oralarda paraların nasıl yendiğine dair mevzuu, başka bir konu” diye yanıtladı.
Seride yarın
Deniz Çayan Yılmaz, MESEM öğrencisi 1000 çocukla yaptıkları çalışmanın sonuçlarını anlattı:
Eymen adlı MESEM’li arkadaşla 1 Mayıs’a katılıma dair çalışma yaptık. 50 çocuk adını yazdırdı, 10’u katıldı. Sonradan öğrendik ki ustaları 1 Mayıs’a katılacaklarını öğrenince katılmamaları için ya tatilini kesmiş, ya ek mesai koymuş.