KİMİNE KISITLAMA KİMİNE AF Bu bir çifte standart
BDDK kararıyla vatandaşın kart limiti düşürülmesini değerlendiren Zafer Partisi Çayırova İlçe Başkanı Hacı Filik aynı düzende büyük sermaye gruplarına borç erteleme ve örtülü af geldiğine dikkat çekip bunun bir çifte standart olduğunu söyledi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu – BDDK’nın kredi kartlarında limit değişikliğine gidilen bir süre önceki kararına Zafer Partisi Çayırova İlçe Başkanı Hacı Filik’ten eleştiri geldi. Filik aynı düzende büyük sermaye gruplarına borç erteleme ve örtülü af geldiğine dikkat çekip bunun bir çifte standart olduğunu söyledi
Başkan Hacı Filik, “Borçla terbiye edilen millet, af ile korunan yandaş” başlığıyla yaptığı yazılı açıklamada şu görüşlere yer verdi:
“Türkiye’de ekonomi artık büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın borçlanma sınırlarıyla yönetiliyor.
Üretimle değil, tüketimi zorlayıp sonra cezalandırarak ayakta tutulmaya çalışılıyor.
29 Ocak 2026 tarihli BDDK kararıyla milyonlarca vatandaşın kredi kartı limiti fiilen düşürülüyor.
Geliri artmayan, hatta enflasyon karşısında eriyen vatandaşın harcama alanı daraltılıyor, krediye erişimi kısıtlanıyor, yaşamı sıkıştırılıyor.
Adı “finansal disiplin”, sonucu sosyal baskı.
VATANDAŞ NEDEN BORÇLANIYOR?
Vatandaş borçlanmayı keyfinden seçmiyor.
Borç, bugün Türkiye’de lüksün değil, hayatın finansman aracı hâline gelmiş durumda.
Kira artışları, gıda fiyatları, enerji maliyetleri ve temel ihtiyaçlar;
maaş artışlarının çok üzerinde seyrederken, vatandaş ya borçlanacak ya vazgeçecek noktaya itiliyor.
Kredi kartı artık tatilin değil; marketin, ilacın, okul masrafının, faturanın ödeme aracıdır.
Dolayısıyla borcu “risk” olarak tanımlayan yaklaşım, asıl sebebi görmezden gelmektedir:
Gelir–gider dengesi bilinçli biçimde bozulmuştur.
VATANDAŞA DARBOĞAZ, YANDAŞA VERGİ AFFI
BDDK kararıyla vatandaşın kart limiti düşürülürken, aynı ekonomik düzende büyük sermaye gruplarına vergi yapılandırmaları, borç ertelemeleri ve örtülü aflar uygulanmaktadır.
Milyonlarca vatandaş birkaç bin liralık limit için “riskli” sayılırken,
milyarlık borçlar “sistemsel zorunluluk” gerekçesiyle tolere edilmektedir.
Bu bir çifte standarttır.
Ekonomik yük, tabana yayılmak yerine tabana bindirilmektedir.
Bu anlayış, ne sosyal devlete ne de adalet duygusuna sığar.
DEVLET BAŞKA, HÜKÜMET BAŞKA
Devlet iradesi farklıdır.
Devleti seçimle gelen hükümetler yönetir; ancak devlet ile hükümet birbirinden ayrışmalıdır.
Devlet politikalarına yönelik eleştiri, iktidar tarafından “devlet karşıtlığı” gibi sunulmamalı, farklı mecralara çekilmemelidir.
Bugün yapılan eleştiri; devlete değil, hükümetin tercih ettiği ekonomi yönetimine yöneliktir.
Devlet; milletin refahını, adaleti ve sürdürülebilir düzeni esas alır.
Hükümetler ise bu ilkeler doğrultusunda hesap vermekle yükümlüdür.
Bu ayrımı bulanıklaştırmak, eleştiriyi susturma refleksidir.
REVİZE DEĞİL, İFLAS
Her sıkışıldığında “ekonomi programı revize edildi” deniyor.
Oysa revize edilen ne enflasyonla mücadele ne üretim politikasıdır.
Revize edilen;
vatandaşın tüketim hakkı,
borçla ayakta kalma süresi,
geleceğe dair sabrıdır.
Bir ülkede ekonomik istikrar, vatandaşın kart limitini düşürerek sağlanıyorsa;
orada program değil, tıkanmışlık vardır.
Bu, ekonomik bir tercih değil; yönetim zaafıdır.
Kredi kartı limitleri düşürülerek enflasyon düşmez.
Borçla yaşayan bir toplumu daha fazla sıkarak ekonomi düzelmez.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; vatandaşı “risk”, yandaşı “zorunluluk” olarak gören anlayışın terk edilmesidir.
Borçla terbiye edilen millet, güçlü olmaz.
Af ile korunan düzen, adil olmaz.”