ZABITA: NE İSA’YA NE MUSA’YA 200 işi kısıtlı yetkiyle yapıyor halktan tepki görüyoruz
Gebze'de zabıtalık yapan Yeni Yerel-Sen Genel Başkan Yardımcısı Volkan Çiftçi zabıtanın 200’e yakın işini sahada kısıtlı yetkiyle yaparken halk sağlığı ve selameti için uygulamalarında halkın da tepkisini gördüklerini söyledi
Seri röportaj – Analiz 2
BEM BİR – SEN…
Bir dönem Bem Bir-Sen’den işyeri temsilciliği de yapan, belediyede uğradığı mobbing ile görev yeri değiştirilen Gökay Bahçekapılı yeni sendikası Türk Yerel Hizmet-Sen çatısında açtığı davayı kazandı. Belediyede dördü yargı kararı uygulamamaktan, 12 kişiye soruşturma açıldı (Temmuz 2025)
2025 yılının başında kurulan Yeni Yerel-Sen’in Gebze Belediyesi’nde zabıta memuru olarak çalışan Genel Başkan Yardımcısı Volkan Çiftçi, röportajımızın dünkü bölümünde gerek Sincan Belediyesi gerekse Gebze Belediyesi’nde çalıştığı süreçte üyesi olduğu Bem Bir-Sen’den istifa gerekçelerini izah ederken, “Disipline sevk edilen arkadaşlarımızı hiçbir zaman savunmadıkları gibi hukuki destekte sağlamadılar. Onların anladığı sendikacılık her yıl memurlara eşantiyon dağıtmak” demişti.
Gökay Bahçekapılı’nın Gebze Belediyesi içinde yaşadığı süreç, belediye içinde mahkemenin de kanaat getirdiği mobbing, söylemi doğrular mahiyette.
SARI SENDİKACILIK…
“Sarı sendikacılık” ise sendikaların kendileri arasındaki rekabet polemiğe dönüştüğünde, birbirlerine “methiyeler düzerken” sıklıkla kullandıkları tabir. Peki, nedir “Sarı sendikacılık?”
Selüloz-İş Sendikası’nda uzman olarak görev yapan Aykut Günel, bu yıl içinde yayınlanan “Grev Kırıcılar” adlı kitabında “Sarı sendikacılık”; Fransız öğretmen ve politikacı (1878-1923) Pierre Brizon’un ilk baskısı 1977’de yapılan “Emeğin ve Emekçilerin Tarihi” adlı eserini kaynak gösterilerek şöyle tanımlanıyor:
“Sarı sendikacılık, 19’ncu üzyılın sonlarından itibaren işverenlerin işçi sendikalarını kontrol altına almak ve grevleri kırmak amacıyla başlattığı bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. Bu tür sendikalar, işçilerin hak ve çıkarlarını sermayeyle uzlaşarak işveren lehine hareket ve genellikle işveren ya da devlet güdümlü kuruluşlar olarak tanımlanır. Kavram ilk kez 1899 yılında Fransa’da, Schneider Metalurji işletmelerinde grevci işçilerin sendikalarının işveren tarafından resmen tanınmaması üzerine işverenin kendi kontrolünde yeni bir sendika kurmasıyla kullanılmaya başlanmıştır. Sarı sendika terimi, işveren tarafından kurulan ve toplantılarını sarı renkli salonlarda yapan bu sendikalara işçiler tarafından verilmiştir.
Türkçeye ‘sendika olmayan sendika’ şeklinde çevirebileceğimiz ve literatürümüzde karşılığı olmayan bu kavram için çalışmada ‘hayalet sendika’ kavramı kullanılacaktır. (A.G)
ZABITA…
Kariyer.net’e göre zabıta; yerel yönetimlere bağlı çalışıp, kamu düzeninin ve halk sağlığının korunması için çalışan kişidir. Zabıtalar, kamu düzeni sağladıkları görev esnasında jandarma ya da polisler gibi silah taşımazlar. Özgür ansiklopedi Vikipedi’ye göre de zabıta bir şehirde güvenliği sağlamakla görevli iradedir. Türkiye’de iki türlü zabıta veya kolluk vardır. Bunlar genel zabıta (polis ve jandarma) ve özel zabıta (belediye zabıtası)dır.
Zabıtanın tanımının bu kadar açık ve net olmasına karşın Gebze özelinden bir hatırlatmada bulunmak gerekirse..
2017 yılında Kirazpınar Mahallesi’nde TOKİ konut yapacak diye gerçekleşen yıkımlara karşı halk ayaklanınca yaşanan gerilimler esnasında polis ve jandarmanın yanı sıra zabıta da, halkın tepkisinin şiddetle engellenmeye çalışıldığı vakalarda görev almıştır.
Bu girizgâhın ve analizin ardından Volkan Çiftçi ile röportajımızı mesleği olan zabıtalık üzerine sürdürdüğümüzde kendisine bir süre önceki bir uygulamayı hatırlattık. Buna göre hiç olmadık yerlerde, trafikte, araçların önlerine atlayarak camlarını silerek veya herhangi bir ürün satan daha doğrusu sattırılan çocuklara müdahalenin zabıta ekiplerince yapılması kararlaştırıldı. Çiftçi’ye bu konunun zabıta ile ilişkisini ve zabıtanın konuya dair yetkinliğini sorduk:
- Sokakta çalışan çocuklar ve dilenciler aslında bizim konumuz olmamalı. Normalde Emniyet Çocuk Şube’ye teslim edilip gerekirse devlet koruması altına alınmalılar. Burada iş aslında belediyeyi aşıyor. Bakanlık nezdinde müdahalede bulunulmalı. Alıkoyma, bazı hallerde polisi bile aşan bir yetki. Sokakta çalışan veya dilendirilen çocuklarla diyalog da, pedagog eşliğinde olmalı. Bu çocuklar sokağa genelde ailelerince yönlendiriliyor. Aileler, çocuklarının devlet korumasına alınacağına dair ihtarlara da kulak asmıyor.
Ya yetkileri?
- Zabıta teşkilatı ve zabıta, neredeyse insanlık kadar eski bir meslek aslında. Bazı vatandaşlarımıza göre, gereksiz. Ben de mesleğin içine girene kadar zabıtanın ne iş yaptığını bilmiyordum. Ama mesleğe başladıktan sonra, zabıta teşkilatının şehir hayatının vazgeçilmez bir unsuru olduğunu gördüm. Çok kişi görmez ama arkadaşlarımız sürekli sahadalar. İşgaller, çevre kirliliği, gürültü, işyeri denetimleri ve sağlıkla ilgili müdahalelerde bulunuyor. Yaklaşık 200’e yakın kanundan işlem yapıyoruz ama yetkimiz kısıtlı. 7/24 süren bir çalışma düzeni var ve bu çoğu zaman çok yorucu olabiliyor. Zabıtanın bazen sert tutumlardan ötürü, ‘Ali kıran baş kesen’ gibi bir görünüme büründüğü söylense de bunlar zabıtanın uygulamalarına gösterilen tepkiden türeyen tanımlamalar. Sahada çalışan ve işini yapan zabıtanın, örneğin herhangi bir işlem uyguladığı esnafın ne tür tepkisine maruz kalacağı bilinmez. Olası fiziksel tepkide, kendini koruyacak mekanizması yok. Biz denetlemeye belli bir saygı ve disiplin içinde gideriz Cezai işlem uygulandığında, tavır ve tutumları değişebiliyor. Ama cezalar kamu düzeni ve sağlığı için olmazsa olmaz uygulamalar.
Ama yapılması gereken bir şey varsa onun da yapılması gerekiyor. Bizim Avrupa standartlarına ulaşmamız için halkımızın kurallara uymasını sağlamalı, halkın sağlığını ve esenliğini tehdit eden her olumsuz faaliyetin cezasız kalmayacağını da göstermemiz gerekiyor.
Ya olmasalar?
- Bunu yapmadığınızda Gebze örneğinde yaşandığı gibi beraberinde kaldırım işgalleri, işyerlerinde satılan bozuk gıdalar, her yere düzensiz yayılan seyyar satıcılık Vatandaş, kaldırımda yürüyememekten yakınıyor. Zaten gerçek ihtiyaç sahipleri belediyeye başvurduğunda, sokak satıcılığı için belli kolaylıklar gösteriliyor. Ama kuralların dışına çıkıldığında zabıta müdahalesi geliyor ve vatandaş da bunu, "Garibana dokunuyorsun, başka uğraşacak işiniz mi kalmadı?" diye yorumluyor. Ancak defalarca tanık olduk. Hileli teraziler ile eksik ürün tartanlar, kolu olmayan elbise satarak vatandaşı aldatan birçok seyyar satıcıya denk geldik. Biz bunu bildiğimiz için vicdanen müdahale etmek durumunda kalıyoruz;. Çünkü günün sonunda mağdur vatandaş yine bize şikâyette bulunuyor. Aslında vatandaşı koruyup kollayan müdahalelerimin dahi, vatandaş tarafından yanlış yorumlanmasından ötürü İlgili esnafın tepkisinin yanı sıra, vatandaşın yersiz tepkisine de maruz kaldığımız oluyor.
Tezgâhlarda açıktan satılan her tür kişisel bakım ürünü ve gıda ürünü de, vatandaş için riskli. Biz sadece yasal izni var mı yok mu diye kontrolde bulunuyoruz ama bazı durumlarda, ilgili Bakanlıklara bağlı müdürlüklerin devreye girmesi gerekebiliyor. Zabıtanın, numune alma veya o ürünün sahtemi gerçek mi olduğunu anlayabilecek araç gereci yok.
Meselenin vatandaş ayağı?
- Şimdi bizim vatandaşımız genelde Anadolu'nun o saf aklıyla hareket ediyor; bundan 20-30 yıl önce her şey doğaldı, bugünkü gibi pek çok ürün kimyasal değildi. Satılan ürünler doğaldı, orijinale yakındı, bu kadar halkın sağlığını tehdit eden ürünler fazla yoktu. Ama teknoloji gelişti; her şeye hile karıştırma, kolay yoldan para kazanma teknikleri çok gelişti. Bunu kullananların sayısı arttı, artık her şey eskisi gibi değil, o yüzden dikkat etmek, bilinçlenmek gerekiyor, vatandaşın bilinçlenmesi gerekiyor. Bu konularda kanunlarımız yeterli ancak halkımız bu konularda bilinçli olmadığı sürece uygulama eksik kalıyor.
Belediyelere düşen?
- Gelişmiş ülkelerde, halk bu konularda daha bilinçli davranıyor. Devletlerin denetim mekanizması daha aktif. Vatandaş kurallara uymadığında yaptırıma uğrayacağını da biliyor. Bu bilinçle hareket edersek bunların önünü alırız. Bu aşamada bence en büyük görev yerel yönetimlere düşüyor. Mesela meydanlara kurulan ekranlardan halka yönelik olarak, birçok konuda bilinçlendirme yapılabilir. Sürekli vatandaşı bilinçlendirmemiz. algı yapmamız, özellikle sosyal medyayı bu yönde kullanmamız gerekiyor. Çünkü insanlar gündemi artık sosyal medyadan takip ediyor. Orda gördüğü bir olay insanda büyük bir etki bırakabiliyor. Bu mecrayı halk için kullanmamız lazım; bunun için yetişmiş personellere ihtiyacımız var.
- İlaveten?
- Yanlış olan sendikaların iktidar olsun, muhalefette olsun siyasi partiler ve siyasetçilerle diyaloğu değil, onların adeta arka bahçesi haline gelmesi.
Sendikalar siyasi partilerle elbette diyalog içinde olmalı ama memur ve işçinin kazanımları için.
Sendika olarak memurların sorunları hakkında AK Parti, CHP, MHP ile üst düzey görüşmelerimiz oluyor. Sendikal örgütlülük ve tercihlerde, mobbingleri ve baskıları da gerek Bakanlıklara gerek ilgili siyasi partilere taşıyoruz. Bu baskıyı kimse kabullenmiyor ama ortada bir gerçek var.
Bazı sorunları mahkemeye de taşıyoruz ama aslolan, mahkeme aşamasına gelmeden çözülmesi. 9-10 aylık mahkeme süreçlerinde geçen zaman işgücüne de, memura da, ailesine de olumsuz yansıyor.
Yeni Yerel-Sen olarak kısıtlı imkânlarla, örgütlenme çalışmamızı sürdürüyoruz. Sadece sendikal anlamda değil toplumu ilgilendiren konularda da katkı yapmaya çalışıyoruz. Hedeflerimize ulaşmak için önümüzde uzun bir yol var. Amacımız sendikal örgütlenmede daha yukarı seviyelere çıkarak toplu sözleşme masasında etkili bir sendika olmak. Ülkemizdeki sarı sendikacılık anlayışını yıkarak tüm emekçilere sendika gibi bir sendika armağan etmek için tüm gücümüzle sahada olmaya devam edeceğiz.
KİMDİR?
Aslen Kars’ın Arpaçay İlçesinden olan Volkan Çiftçi, 1960’ların başında Arpaçay’dan Gebze’ye göç eden geniş bir ailenin olarak Gebze’de dünyaya geldi.
Memuriyet hayatına 2008 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinde, uzman çavuş olarak başladı. Tunceli ve Bingöl’de terörle mücadelede görevler üstlendi. Uzman çavuşların bir vakitler basına da yansıyan, özlük haklarından kaynaklanan sorunların zirve yaptığı yıllarda, TSK’dan ayrıldı.
2011’de Ankara Sincan Belediyesinde zabıta memuru olarak çalışmaya başladı. 2016’da doğup büyüdüğü Gebze’de, Gebze Belediyesine tayin oldu.
2011’de Memur Sen konfederasyonuna bağlı Bem Bir-Sen üyesi oldu. Sendikanın işveren konumundaki belediye yönetimine yakınlığı ve memurların sosyal hakları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi konusunda ilgisizliği gibi gerekçelerle Sincan Belediyesi’nde çalışırken ilk istifasını verdi. Gebze Belediyesi’nde çalışmaya başladığında tekrar üyesi oldu. İkinci istifasının ardından önce Bağımsız Yerel Hak-Sen’de yer aldı. Peşi sıra kuruluş sürecinde Yeni Yerel-Sen üyesi oldu. Genel başkan yardımcılığını üstlendi.
Evli ve iki çocuk babası.
Röportajda dün
Eşantiyon sendikası olmayacağız
Yerleşik anlayışı değiştireceğiz
https://www.gebzeemek.com/haber/emek/yerlesik-anlayisi-degistirecegiz/3817.html