Adil yargılama. Kamusal denetim
13 Mayıs 2024 15:28

YENİ SOMALAR YAŞANMAMASI İÇİN Adil yargılama. Kamusal denetim

MMO Gebze'den Kamil Kılıç, Soma maden faciasını “Sermayenin işçi düşmanı katliamcı düzeninin resmi” diye tanımladı. İşçi yakınlarını tekmeleyen ve sonrasında büyükelçilikle ödüllendirilen bürokratı belge gösterdi. Yeni Somalar yaşanmaması için adil yargılama ve kamusal denetim istedi

13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesindeki madendeki faciada hayatını kaybeden 301 kişi, ölümlerinin 10’ncu yıldönümünde unutulmadı. TMMOB Makina Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Gebze Temsilciliği adına yürütme kurulu üyesi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Kamil Kılıç tarafından yapılan açıklamada, Soma katliamı, “Sermayenin işçi düşmanı katliamcı düzeninin resmi” diye tanımlayıp işçi yakınlarını tekmeleyen ve sonrasında büyükelçilikle ödüllendirilen bürokratı belge olarak gösterdi. Yeni Somalar yaşanmaması için adil yargılama ve kamusal denetim istedi. Kılıç, “Yeni katliamların yaşanmaması için adil yargılama ve kamusal denetim gerekir” başlığıyla yapılan açıklamada şu görüşlere yer verdi:

 “Bugün ülke tarihinin en büyük işçi katliamı olan Soma Maden Katliamının 10. Yıl dönümü.  10  yıl önce Devlete ait olan bir maden rödovans sistemi ile Soma Holdinge verilmiş, Soma Holding yetkililerinin aşırı kar hırsı nedeni ile üretim zorlaması 301 emekçinin ölümüne neden olmuştur. Katliamın üzerinden tam 10 yıl geçse de 301 madencimizin acısı ve katliamın yarattığı öfke hala tazedir.

 Acımız ve öfkemiz hala taze çünkü, gerçek sorumluların sadece bir kısmı göstermelik cezalar ile ödüllendirilmiş, holdingin asıl sahibi Alp Gürkan ve dönemin bürokratları ve siyasi iktidar yargılanmamış ama işçilerin avukatları Can Atalay ve Selçuk Kozaağaçlı uydurulmuş suçlar ile yıllardır cezaevinde tutulmaktadır.

Acımız ve öfkemiz hala taze çünkü, bu 10 yılda aynı acıları tekrar tekrar yaşadık. 28 Ekim 2014’te Ermenek’te 18 madenciyi, 17 Kasım 2016’da Siirt Şirvan’da 16 madenciyi, 14 Ekim 2022’de Amasra’da 42 madenciyi, 23 Kasım 2022’de Şirvan’da 3 madenciyi ve son olarak 13 Şubat’ta Erzincan İliç’te 9 madencimizi göz göre göre gelen iş cinayetlerine kurban verdik. Hesabı sorulmayan her bir iş cinayeti bir yenisini beraberinde getirdi.

 Elbette bunlar sadece kamuoyuna yansıyanlar, yani bu düzenin gizleyemedikleri. Hemen her gün işyerlerinde sayısız iş kazası gerçekleşiyor ve emekçiler bu iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. İSİG Meclisi verilerine göre bu düzen, bu yılın ilk dört ayında en az 588, AKP’li yıllarda ise en az 33 bin 066 işçinin iş cinayetlerinde ölmesine sebep oldu. 

 Soma sadece alınmayan İSİG önlemlerinin değil, siyasal ağların, kölelik olarak nitelendirilebilecek dayı başılık, taşeronraştırma ve rödavans tipi çalışmaların, sarı sendikacılığın, açlığın, yoksulluğun, hukuksuzluğun, şiddetin en çıplak hali ile ortaya çıktığı, öncesi ve sonrası ile büyük bir katliam düzeninin resmidir.  Ne yazık ki bu facia ile ortaya çıkan durum bugün de varlığını sürdürmektedir. Hiçbir ders alınmamış, emekçilerin ölümlerine, sakatlanmalarına neden olacak çalışma tipleri giderek sistemli hale getirilmiştir.

 SERMAYENİN İŞÇİ DÜŞMANI

KATLİAMCI DÜZENİNİN RESMİ

Soma katliamı akıllarda 301 işçinin öldüğü gün AKP’li bürokrat Yunus Yerkel’in jandarma korumasında işçi yakınlarını tekmelediği görüntüler ile hafızalara kazınmıştır. Bu resim AKP’nin işçiler karşısında sermayeyi koruyan düzenini resmeden bir andır sadece. Ondandır ki Yerkel daha önce milletvekili, sonra büyükelçi yapılarak ödüllendirilmiştir.

Soma davası AKP iktidarının yıllar içinde özenle hazırladığı hukuksuzluk sisteminin de resmi olmuştur. AKP iktidarının en başından itibaren davaya müdahalesi görünür bir halde idi. Dava süresince mahkeme heyeti değiştirildi, müşteki avukatları darp edildi, katliamın bütün sorumluluğu ölen tekniker ve mühendislere yüklenmeye çalışıldı. Katliam sonrasında çıkarılan yasalarla maden işletmeleri teşviklerle ödüllendirilirken, İSİG önlemlerinin alınması sürekli olarak ileri tarihlere ertelendi, katliamı protesto edenler gözaltılar, tutuklamalar, mahkumiyetlerle cezalandırılırdı. Türkiye Taşkömürü İşletmelerine ait madeni Soma Holding’e devreden ancak denetim görevini yerine getirmeyen, emekçilerin yasa dışı çalıştırılmalarına karşı önlem almayan, ölümlerine neden olan devlet yetkililerinin yargılanmalarına da izin verilmedi.

SORUMLULAR HESAP VERENE

KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK

İnsan hayatını her türlü siyasi ve ekonomik çıkarın üstünde tutan bir politika, adil bir yargılama süreci, örgütlü bir emek cephesi olmadıkça bu cinayetler sürüp gider.

Soma’nın 10. yılında bir avuç kömür için bir ömür verenleri bir kez daha saygıyla anıyor, yeraltında her gün iş cinayetleriyle, meslek hastalıklarıyla yüz yüze çalışmak zorunda olan madencilerimizi buradan selamlıyoruz. Bizler Soma’da yitirdiğimiz 301 madencinin geride bıraktığı acıyı ve öfkeyi yeni Somaların yaşanmaması adına geleceğe taşımakla yükümlüyüz. 10 yıldır her yıldönümünde bunu hatırlattık, hatırlatmaya da devam edeceğiz.

Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin 301 madencinin ölümünü, siyasi iktidarın ve kamu kurumlarının sorumluluğunu, madenci şirketin açgözlü sahiplerini ve faciaya sebep olan kişileri asla unutmayacağız, sorumlular hesap verinceye kadar örgütlü mücadeleye devam edeceğiz. Soma için adalet arayışımızı sürdüreceğiz.”

 

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 13 Mayıs 2024 15:33
BENZER HABERLER
X