Antiemperyalistlik  boynumuzun borcudur
04 Mart 2026 01:55

SINIRLAR DAYANIŞMAYI ENGELLEYEMEZ Antiemperyalistlik boynumuzun borcudur

GSB, ABD ve İsrail’in İran işgaline hem sınıfsal, hem de insani tavır aldı. Sınırların savaşın en ağır bedelini ödeyen emekçilerin dayanışmasını engelleyemeyeceği belirtilip, “Emperyalizme karşı durmak işçi sınıfının boynunun borcudur” denildi

Gebze Sendikalar Birliği, ABD ve İsrail’in İran işgaline hem sınıfsal, hem de insani tavır aldı. Devlet sınırlarının savaşın en ağır bedelini ödeyen emekçilerin dayanışmasını engelleyemeyeceği belirtilen açıklamada, “Emperyalizme karşı durmak işçi sınıfının boynunun borcudur. Savaş çığırtkanlarının değil, barış ve özgürlük için mücadele edenlerin yanında olmaya devam edeceğiz.  Tüm dünya emekçileriyle omuz omuza, barıştan yana, savaşa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” denildi.

Taleplerin

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri müdahalesi derhal durdurulmalı, diplomatik müzakerelere geri dönülmelidir.

Küba ve Venezuela üzerindeki yaptırımlar ve ambargolar kaldırılmalı, bu ülkelerin kendi siyasi tercihlerini özgürce yapmaları güvence altına alınmalıdır.

Filistin halkına yönelik soykırım derhal sona erdirilmeli, uluslararası hukuk gereği İsrail hesap vermek zorunda bırakılmalıdır.

Ortadoğu'da kalıcı barış için silahlanma değil; sosyal adalet, eğitim ve sağlık temelinde bölgesel işbirliği esas alınmalıdır.

diye sıralandığı, “Ortadoğu'da emperyalist savaşa hayır, İran Halkı yalnız değildir!” başlığıyla yapılan açıklamada ayrıca şu görüşlere yer verildi:

“Gebze Sendikalar Birliği olarak işçi sınıfı ve emekçi halkların ortak davasında yıllardır savunduğumuz ilkeleri bir kez daha kararlılıkla dile getirme zorunluluğu duymaktayız. Trump yönetimindeki Amerika Birleşik Devletleri'nin başta Ortadoğu olmak üzere dünya genelinde sürdürdüğü emperyalist politikalar; barışı, ulusların egemenliğini ve halkların kardeşliğini tehdit eden boyutlara ulaşmıştır.

ABD emperyalizmi, Venezuela’ya karşı yıllardır ekonomik yaptırımlar uygulamış, darbe girişimlerinde bulunmuş, son olarak da uluslararası hukuka aykırı biçimde devlet başkanı Maduro ve eşini haydutça kaçırmıştır. Venezuela halkının iradesinin seçtiği yönetimi tanımayan ve ülkenin kaynaklarını uluslararası tekellere açmak için her yolu mubah sayan bu yaklaşım, emperyalizmin özünü gözler önüne sermektedir. Benzer biçimde Küba'ya yönelik onlarca yıldır süren ve son dönemde daha da sertleştirilen ambargo, milyonlarca insanın hayatını olumsuz etkilemektedir. Bu abluka, devrimci bir halkın kendi yolunu seçme hakkına karşı açılmış insanlık dışı bir savaştır.

Bugün bölgemizde yaşanan gelişmeler ise aynı şekilde son derece kaygı vericidir. ABD'nin, diplomatik müzakere yollarını tümüyle devre dışı bırakarak İsrail ile birlikte İran'a yönelik askeri bir saldırı sürecine girişmesi; Ortadoğu'yu ve tüm dünyayı geniş çaplı bir savaşın eşiğine getirmiştir. Bu saldırgan tutum, uluslararası hukukun, BM Şartı'nın ve geleneksel diplomatik kuralların çiğnenmesi anlamına gelmektedir.

İsrail'in; Gazze'de sürdürdüğü soykırımın yarattığı uluslararası baskıdan kaçmak ve Ortadoğu'da kaotik bir ortam yaratarak kendi bölgesel üstünlüğünü kalıcılaştırmak amacıyla İran'ı bir hedef olarak kullandığı açıktır. Bu strateji; bölge halklarının kanı üzerine inşa edilmiş bir güvenlik anlayışının ürünüdür ve asla meşrulaştırılamaz. Görünen odur ki İsrail, ABD’yi de peşine takmıştır.

İran'daki siyasi düzene ilişkin farklı görüşlere saygı duyuyoruz; ancak şunu açıkça ve kararlılıkla ilan ediyoruz ki İran'ın nasıl yönetileceğine yalnızca İran halkı karar verebilir. Dışarıdan dayatılan bir rejim değişikliği, bu topraklarda barış değil; Irak, Libya ve Suriye örneklerinde olduğu gibi yıkım, yoksulluk ve kaos getirecektir.

Ulusal egemenlik ilkesi; salt hukuki bir kavram değil, halkların onurlu ve özgür yaşama hakkının temelidir. Emperyalist güçlerin petrol kaynakları, stratejik çıkarlar ve silah endüstrisinin kâr hırsı uğruna çeşitli bahanelerle yürüttüğü rejim değişikliği operasyonları; tarihsel olarak hiçbir zaman o halkların özgürlüğünü getirmemiş, aksine onlara daha büyük acılar yaşatmıştır.

İşçi sınıfı; tarih boyunca savaşların bedelini en ağır biçimde ödeyen kesim olmuştur. Fabrikadan cepheye sürülen işçiler, savaşın ne anlama geldiğini teorik olarak değil, bizzat bedenleri ve aileleriyle bilmektedir. Bu nedenle biz, Gebze Sendikalar Birliği olarak emperyalist savaşa karşı durmayı hem sınıfsal hem de insani bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Türkiye'nin coğrafi konumu itibariyle bu savaşın yangınından en fazla etkilenecek ülkeler arasında yer aldığı unutulmamalıdır. Komşu coğrafyalarda yaşanacak her savaş; önce göç dalgaları, ekonomik yıkım ve toplumsal kaos olarak kapımıza dayanacaktır. Bölge barışı, Türkiye işçi sınıfının da doğrudan çıkarınadır.

Bizler Türkiye işçi sınıfı olarak İranlı, Kübalı, Venezuelalı, Filistinli emekçi kardeşlerimizle ortak bir kaderi paylaşıyoruz. Onlarla bizi ayıran devlet sınırları, işçi sınıfı dayanışmasının önüne geçemez. Silah tüccarları, petrol tekelleri ve emperyalist devletlerin çıkarları uğruna halklar birbirine kırdırılmamalıdır.

Halkların kardeşliği; boş bir söylem değil, yaşamsal bir siyasi tutumun adıdır. İşçilerin kanı ile beslenen savaş ekonomisi çöktükçe, emekçilerin dayanışmasıyla örülen barış düzeni güçlenecektir. Bu mücadeleyi sürdürmek hem hakkımız hem de görevimizdir.

Yaşasın Halkların Kardeşliği! Emperyalizme Hayır!

Katil ABD’den Ortadoğu’dan defol!”

 

 

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 04 Mart 2026 02:00
BENZER HABERLER
X