BARO, AVUKATIN SESİ VE KBB ADAYI KONUŞTU Bu nöbet, bir isyanın, haykırışın gereğidir
Ravive Kozmetik faciası sonrası işçi ailelerinin dünkü adalet nöbetinde Kocaeli Barosu’nun Başkanı, Avukatın Sesi İnisiyatifi ve 2024’te SOL Parti’nin KBB adayı konuştu. Baro Başkanı Karakadılar, “Bu nöbet bir isyanın, haykırışın gereğidir” dedi
Haber serisi
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri Adalet Nöbeti: 3 – 1
08 Kasım 2025 günü Dilovası İlçesindeki;
Ravive Kozmetik faciası sonrası Dilovası İşçi Katliamı Ailelerinin başlattığı;
21 Temmuz’daki davanın üçüncü celsesine kadar her pazar kesintisiz sürecek adalet nöbetinin üçüncüsünde hukuk camiasından
Kocaeli Barosu Başkanı Avukat Kadir Caner Karakadılar, Avukatın Sesi İnisiyatifi adına Avukat Damla Kapısız ve 2024 yerel SOL Parti’nin Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan adayı İlkay Deniz Torun konuştu. Baro Başkanı Karakadılar, “Bu nöbet bir isyanın, haykırışın gereğidir” dedi
Kocaeli Barosu Başkanı Avukat Kadir Caner Karakadılar; 8 Kasım 2025'te yaşanan facianın olduğu ilk günden beri Kocaeli Barosu olarak olayı takip ettiklerini belirtip, “Bizzat kazanın olduğu yere de giderek daha sonra ailelerimizle de defalarca bir araya geldik. Dosyayı takip eden meslektaşlarımızla değerlendirmeler yaptık. Dava açılmadan evvel Başsavcılıkla görüştük,. Devamında da Kandıra yerleşkesinde devam eden dosyada ilk celse müdahillik talebinde bulunduk. Mahkeme, suçtan doğrudan zarar görmediğimiz gerekçesiyle de bu müdahillik talebimizi reddetti ama bu davayı takip edip hukuki aykırılıkları ortaya koymamıza engel değil. 21 Temmuz'da üçüncü celseye gene katılmaya devam edeceğiz” dedi.
Emeğin, şüphesiz en kutsal şey olduğunu kaydeden Karakadılar faciada hayatını kaybedenlerin iş yerinde alınmayan tedbirlerden kaynaklı olduğunu hatırlatıp, “Tedbirler de demeyeceğim, alınmayan hiçbir önlem, yerine getirilmeyen hiçbir mevzuat gereği hayatlarını kaybettiler. İş yerine gittiğinizde yıkılmıştı, belki artık göremezsiniz ama yangın tedbirlerinin Y'si yoktu” diye konuştu.
İşçilerin iş kıyafetleri olmadan evden çıktıkları kıyafetlerle çalıştığını belirten Karakadılar, “Vahim olaydan sonra rahmetlilerin yerde yemek yerken fotoğraflarını, videolarını gördük. Belki bilmeyenler için hatırlatayım, birinin dışında çoğunun sigortası yoktu. Hepsi asgari ücretin altında günlük yevmiyelerle çalışıyorlardı. Böyle çalışma şartları, böyle bir düzende bu insanlar hayatlarını kaybettiler” dedi. Karakadılar sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu nöbet, bir isyanın, haykırışın gereğidir. Bu nöbet, Türkiye'de, Kocaeli'de, Gebze'de, Dilovası'nda, tüm Türkiye'de insanlar tekrar bu şekilde hayatlarını kaybetmesin diyedir. Biz Kocaeli Barosu olarak ve üyesi olduğumuz Kocaeli Akademik Odalar Birliği ile birlikte eksiksiz olarak bu davanın tüm aşamalarını takip edeceğiz. Ailemizle ve davayı takip eden meslektaşlarımızla birlikte olacağız. Tekrar böyle kazaların yaşanmasını istemiyoruz. Saygılarımı sunuyorum.”
Pazar günkü eyleme Avukatın Sesi İnisiyatifi de geniş bir heyetle katıldı. Heyette işçi ailelerinden, Bulut ailesinin müvekkili Mürsel Ünder de yer alırken inisiyatif adına Avukat Damla Kapısız konuştu.
Kapısız aileleri tekrar başsağlığı dileyip katılımcıları selamladıktan sonra söze, “ 7 işçimizin, çocuğumuzun, canımızı hayattan koparan bu katliamın üzerinden aylar geçti ama buna rağmen acımız ve öfkemiz ilk günkü gibi diri. Ailelerimiz az önce, haftalardır, aylardır olduğu gibi acı acılarını, öfkelerini dile getirdiler. Bizler bu canlarımızın hesabını sormak için adalet nöbetine başlamışken de henüz geçen gün (26 Haziran) Niğde, Bor’daki havai fişek patlamasında hayatını kaybeden işçi kardeşimizin acısıyla bir daha sarsıldık. İlk ve son olmadığını biliyoruz. Haykırıyoruz ve bunu da günden güne yaşamaya devam ediyoruz” diyerek girdi.
Dilovası’nda yangın merdiveni, acil çıkış kapısı dahi olmayan, hiçbir ekipman olmayan ve adeta bir kapalı kutuyu andıran kaçak üretim fabrikasında gencecik çocuklarımız ve kadınlarımızın sigortasız, güvencesiz ve tamamen insani koşullardan uzak bir şekilde çalıştırıldığını kaydeden Kapısız şöyle devam etti:
“Yerde yemek yedikleri görüntüleri gördük, vicdanımız sızladı. Evlatlarımızın, kız kardeşlerimizin canını hiçe sayan bu sistem, sadece kar hırsıyla gözü dönmüş şirket sahiplerinin değil, onlara göz yuman bu kamusal mekanizmaların da ortak eseri, bunu biliyoruz. Bu bir kaza ya da kader değil. Denetimsizlik, keyfilik ve cezasızlık politikalarının yol açtığı açık bir katliamken asıl failler ve sermaye ortakları hala hukuki süreçlerden kaçırılmak isteniyor.
Kamuoyundan kaçırılmak amacıyla duruşmaların cezaevi kampüsüne taşınması, Kandıra’ya taşınması, olayların üstünü örtme çabasının en somut delili. Bu konuda biz avukatlar olarak dilekçeler sunduk. Daha önceki örnek kararlarla beraber itirazlar yaptık ve fakat bütün itirazlarımız reddedildi. Hasta aile yakınlarımız bile defalarca kez mahkemeye, heyete isyan etmişken mahkeme hala yanlış kararından dönmüyor. Bizler buna yönelik itirazlarımızı yineliyoruz, her duruşmada, her gün daha yüksek sesle dile getirmeye devam edeceğiz. Gebze halkını, basını ve izleyicileri alakasız bir yere götürerek zorluk çıkaran bu karara karşı ısrarla ve inatla ‘direkt olarak bu davanın, dosyanın Gebze Adliyesi’ne taşınması gerekmektedir’ diyoruz.”
Aylardır süren isyanım, haftalardır Gebze Kent Meydanı’nda inatla süren adalet nöbeti sayesinde nihayet küçük de olsa bir kırılma anı yaşadığını kaydeden Kapısız, “Aileler ve dosya avukatları olarak yürüttüğümüz kararlı mücadele sonucunda görevini yapamayan, bu katliama zemin hazırlayan 7 belediye görevlisi hakkında önce gözaltı sonra tutuklama kararı verildi. Yıllardır kaçak yapılara göz yuman, gerekli denetimleri yapmayan ve rüşvet çarklarına yer açtığı düşünülen kamu görevlilerinin tutuklanması, adalet arayışımızda attığımız en önemli adımlardan biridir.
Reşit olmayan çocukların ve kadınların orada duvarlara tırmanarak, birbirlerine sarılarak can verdiği gerçeği ortadayken sorumluların ellerini kollarını sallayarak dışarıda dolaşmasını kabul etmiyoruz. Bu organizasyon şemasında olan tüm kamu görevlilerinin yargılanması gerektiği talebimizi daha yüksek sesle yineliyoruz.
Bu süreçte sesimizi kısmak amacıyla sunulan para tekliflerini kabul etmedik, asla da etmeyeceğiz, helalleşmeyeceğiz. Bizim satılık canımız, parayla örtülecek bir vicdanımız yok. Tek bir talebimiz var, o da bu katliama sebep olan herkesin hak ettiği en ağır cezayı almasıdır” dedi.
Hukukçu olarak adaletin ne olduğunu çok iyi bildiklerini, ülkemizde zenginlerin ve yoksulların olmak üzere iki tür adalet olduğunu kaydeden Kapısız, “İşte zenginlerin adaleti bu. Adaleti almamız için direnmemiz gerekiyor” diye konuştu. Kapısız ayrıca özetle şunları kaydetti:
“Başta Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı, ilgili birimdeki tüm yetkililer, bakanlık düzeyinde dahi olmak üzere ucu kime dokunursa dokunsun tüm sorumlular hâkim karşısına çıkarılmalı. Ali Osman Akat, Akat A.Ş. şirketlerin yöneticileri, iddianameye dâhil edilmeyen diğer gizli ortaklar da bu davanın sanığı olacaklar.
Buradan tüm işçi sınıfına, emek dostlarına ve duyarlı kamuoyuna sesleniyoruz. Eğer bugün biz örgütlü bir şekilde hesap sormazsak fabrikalarda, atölyelerde gencecik insanlarımız, çocuklarımız ölmeye devam edecekler. Tek bir fail dışarıda kalmayana kadar, adaleti sağlayana kadar adalet nöbetimizden ve davamızdan bir adım geri atmayacağız. İş güvenliğinin maliyet değil hayat olduğunu unutturmayarak yitirdiğimiz yedi canımızın ve tüm işçi kardeşlerimizin hesabını bu sömürü düzeninden mutlaka soracağız. Sesimize ses olmaya gelen, dayanışma gösteren herkese teşekkürler. Ayrıca biz kimseden adalet dilenmiyoruz, hakkımız olanı da direnerek kazanacağız.”
Pazar günkü eylemde söz alan bir diğer hukukçu Avukat İlkay Deniz Torun oldu. 2024 yerel seçimlerinde üyesi olduğu SOL Parti’den Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterilen Torun aynı zamanda SOL Parti’nin İl sözcüsü olduğunu kaydetti. Vakayı ise siyaseten değil hukuken değerlendirdi:
“Bir duruşmada bir meslektaşımız şöyle bir acı benzetme yapmıştı: Yüzyıllar önce bir fabrikada kadınlar yanarak can verdiler, biz bugün 8 Mart olarak bugünü anıyoruz. Ve Türkiye'de 21. yüzyılda, 2025 yılında kadınlar aynı şekilde yine can verdiler.
Bugün bu nöbeti tutmak ve destek istemek zorundayız çünkü maalesef hiçbir şey kendi kendine ilerlemiyor bu ülkede. Yaşadığımız zorlukları, davanın Kandıra’da görülmesinden tutun, sanıkların arsız tepkileri dahil birçok şeyi ne yazık ki yaşıyoruz, biliyoruz. Ve burada ailelerin kamuoyu desteğini ne kadar önemsediğini, mahkemede ne kadar etkili olduğunu görüyoruz.”
21 Temmuz'da yeni bir duruşma olduğunu hatırlatan Torun, “O zamana kadar hem burada adalet nöbeti tutacağız hem de sonrasında duruşmada bulunacağız. Dolayısıyla orada gözlemci olarak bulunmanız bizim için çok kıymetli. Çünkü bu adalet nöbeti başladıktan sonra Dilovası Belediyesi'nin çalışanlarına karşı bir operasyon ve tutuklamalar yapıldı. Mahkemeyi ve savcılığı bu baskının etkilediğini görüyoruz. Ve bunu arttırmak istiyoruz” dedi.
İhmaller silsilesinin Dilovası Belediyesi ile sınırlı olmadığını, Bakanlıklar ve birimleri ile Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin de sorumlulukları olduğunu kaydeden Torun, Dolayısıyla etkin bir soruşturma yapılmalıdır. Yine bir katliamın yaşanmadığı, hiçbir işçinin sabah ekmek parası kazanmak için çıktığı evine tabutta dönmediği bir ülke istiyoruz. Tek talebimiz bu. Dolayısıyla tekrar aileleri saygıyla selamlıyorum ve duruşmada da adalet nöbetimizde de desteklerinizi esirgememenizi diliyorum” diye konuştu.
İlgili haber
Dilovalı baskı ve kabuğu kırıyor
https://www.gebzeemek.com/haber/emek/dilovali-baski-ve-kabugu-kiriyor/4061.html
Seride yarın
Sendikacılar..