Emperyalistler. İşbirlikçiler. 6’ncı filoyu unutmayın
01 Temmuz 2026 07:42

YURTSEVERLER AYAKLANDI. REJİM RAHATSIZ Emperyalistler. İşbirlikçiler. 6’ncı filoyu unutmayın

GSB’nin NATO’yu hedef aldığı basın açıklaması, yürüyüş engeline rağmen gerçekleşti. Psikolojik sorunu olduğu aleni yurttaşı “provokatör” sanıp yumruklama zaafiyeti, başka provokeyi tetikledi. “Emperyalistler. İşbirlikçiler. 6’ncı filoyu unutmayın” sloganı, manidardı

Aktan Uslu Tüm haberleri

Haber Yorum Analiz

"Emperyalistler, işbirlikçiler, 6. Filo'yu unutmayın!" sloganı, Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesinde ve anti-emperyalist hareketinde önemli bir yere sahiptir. Bu slogan, 1968 yılında ABD'nin 6. Filo'sunun İstanbul'a gelişini protesto eden devrimci gençlik hareketlerinin ve Deniz Gezmiş gibi isimlerin bıraktığı mirasın bir ifadesidir.

O dönemin hafızalarda kalan detaylarından biri, ABD’li askerler gelecek diye Karaköy’deki genelevi boyayan rejime karşı 6’ncı filoyu taşlayanların kimi “muhafazakâr” çevrelerce taşlanması;

Günümüze yansıyan kaydadeğer vakası ise Gezi eylemleri sürecinde öne çıkan Antikapitalist Müslümanlar (Kapitalizmle Mücadele Derneği) ve hareketin öncesi İlahiyatçı Yazar İhsan Eliaçık’ın o sürece atıfla, “Bu mirası ret ediyoruz” çıkışı olmuştur.

Gebze Sendikalar Birliği’nin dün NATO’yu ve 7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesi’ni de hedef alan basın açıklamasına rejimin ilk müdahalesi, yürüyüş yasağı ile geldi.

Yürüyüşten kasıt da;

Eskiçarşı’daki Tarihi İbrahim Ağa Çeşmesi önünde toplanıp trafiğe kapalı Esçiçarşı içi, Hükümet Caddesi üzerinde 100-150 metre mesafeli Gebze 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı’na yürüyüş idi.

Şu sıralar kafası karışık bir görüntü veren rejimin yakın tarihteki pratiklerine göz atıldığında;

Rojava eylemlerinin Gebze, Darıca ve Dilovası’ndaki açıklamalarında tabiri caizse kitleye bulundukları yerden adım attırmamışlardı.

16 Mayıs’ta DEM Parti’nin “Barış İçin Adım At” şiarıyla birçok kentte eş zamanlı düzenlediği yürüyüş ve basın açıklamasının Kocaeli ayağı için merkez ilçe İzmit değil Gebze tercih edildi. Rejim, basını bile “ters köşe” etti, basının öngörüsü yürüyüşe yine izin verilmeyeceği şeklinde idi. O gün Eskiçarşı’dan kent meydanına yürüyüşe izin verildi.

Geçtiğimiz günlerde özel okul öğretmenlerinin ve atanamayan öğretmenlerin eyleminde aynı mesafeden yürüyüşe “Anayasa’nın bilmemkaçıncı maddesinin bilmemkaçıncı fıkrasının bilmemkaçıncı satırındaki bir ifade” gerekçe gösterilerek polis tarafından set çekildi.

Ankara’da NATO karşıtı olacağı öngörülen 129 kişiyi NATO karşıtlığı “suç”sa bile henüz suçu işlemeden önce gözaltına alan rejim, olası “suç”tan hüküm biçerek 103’ünü tutukladı.

Gebze’de de yürüyüşe yasak gelince eyleme yaklaşık bir saat kala toplanma yeri değişti. Kent meydanına alındı.

Kent meydanı bugünlerde başlayacak bir alışveriş festivali gerekçesiyle, bir sürü çadır doldurularak yine alafranga bir görünüme bürünmekle kalmadı. Bu tür açıklamaların yapıldığı yer olan, KBB’ye ait Kentkart “gecekondu” tipi biriminin önüne bir de gölgelik çekilince daha da daraldı.

Antiparantez; Pazar günkü Adalet Nöbeti’nde çekilen gölgeliğe engel olmaya çalışan Gebze Belediyesi Zabıta ekiplerinin aynı yerde üstelik iki saat süreli değil, sürekli konan gölgeliğe müdahalede bulunup bulunmadığı bilinmiyor.

Sendika yoğun eylemde kitleler kent meydanının Yeniçarşı ve Çoban Mustafapaşa Camii yönlerinde toplanıp buradan kent meydanında, İnönü Çamlık Parkı ile CHP Gebze İlçe Örgütü’nün de yer aldığı dar alanda toplandı.

Antiparantez; Bilindiği üzere son kongreyi de yine Gökhan Orhan’ın kazandığı; Gökhan Orhan başkanlığındaki CHP Gebze İlçe Örgütü; Parti Meclis Üyesi Baran Seyhan ve İl Başkanı Erdem Ancan gelmediğinden olsa gerek; pazar günkü adalet nöbetinin ardından kapısının tam önündeki eylemde de temsil edilmedi. “Kalabalıkta görmedik mi?” diye Başkan Orhan ve CHP Gebze’nin Facebook hesaplarına göz attık. Dün Çayırova’daki Sivas Yolören Köyü Derneği’nin Muharrem Ayı Yas-ı Matem oruçlarının son günündeki aşere lokmasında geniş heyetle temsil edilmişler.

Konu katılımcılara gelmişken;

Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Nakliyat-İş Sendikası Genel Sekreteri ve Gebze Şube Başkanı Erdal Kopal, Halkın Kurtuluş Partisi Kocaeli İl Başkanı Sema Olkun Kopal meydandaydı.

Tespit edilebildiği kadarıyla;

Gebze Sendikalar Birliği bileşenlerinden Petrol-İş Gebze, Birleşik Metal-İş Gebze 2, Lastik-İş Gebze ve TÜMTİS Gebze ile Eğitim-Sen ve Eğitim-İş’in Kocaeli 2 No’lu Şubeleri; MMO Gebze Temsilciliği. 

BMİS Gebze 1 No’lu Şube’den işyeri temsilcileri;

DEM Parti, Emek Partisi, SOL Parti, Halkın Kurtuluş Partisi - HKP ve Devrimci İşçi Partisi – DİP;

Gebze İşçilerin Birliği Derneği

Başkan, yönetici ve üyeleri ile temsil edildi.

Dünkü eylemin Çoban Mustafapaşa Camii yönünden olan ayağında muhafazakâr giyimli bir kişi sataştı. Edinilen bilgilere göre “Burada açıklama yapmayın. Verin o mikrofonu” diyen yurttaşa “provokatör” olduğu zannı ile bir anda çok sayıda kişi yüklenip birkaç yumruk salladı. O esnada Gebze İlçe Emniyet Müdürü Adil Uğur Bilgili de devreye girerek yurttaşı arbededen çıkartmaya çalıştı.

Antiparantez; Öte yandan aynı kişinin doktor olmayı gerektirmeyecek bir teşhisle, psikolojik rahatsızlığı olduğu belliydi. Kaldı ki bire karşı 100’lerce kişi, kavganın ahlakına da yakışmadı. Memlekette bir kuşak Cüneyt Arkın ve Bruce Lee filmleri ile büyüdü. O filmlerde bile her iki sinema sanatçısına o kadar adamı tek başına dövdürtmediler. Sataşan “provokatör” değildi ama o kişinin üzerine yürüyüp yumruk sallayanlar, bir anlık öfkeyle başka bir provokeyi tetikledi. Bazı sosyal medya mecraları ve “haber” platformlarına mevzuu, aleni çarptırıldı.

Günün ikinci arbedesi tam açıklama alanında yaşandı. Katılımcılardan bazıları meydandaki sivil polis memurları ile de tartıştı. Tatsızlık, kısa sürede giderildi.

Basın açıklaması Gebze Sendikalar Birliği sözcüsü ve BMİS Gebze 2 No’lu Şube Başkanı Necmettin Aydın tarafından okundu.

Bu tür açıklamalarda başlık genelde açıklamadan çıkartılır ama dünkü eylemde bir slogan manidar ve tam zamanlaydı.

Rejimin her tür baskısına karşın meydana gelenler;

“Emperyalistler. İşbirlikçiler. 6’ncı filoyu unutmayın” diye haykırdı.

Her bir katılan 1970’lerde 6’ncı filoyu taşlayanların torunları idi.

Siyasal İslamcı Vahşi Kapitalist rejimin erkleri ise; 6’ncı filoyu taşlayanları taşlayanların…

Açıklamada şu görüşler yer aldı:

“Emekçiler olarak okulların tatil olduğu şu günlerde, sevdiklerimizle güzel bir yaz geçirme hayalinin dahi uzağındayız. Ankara’da günlerdir direnen özel okul öğretmenlerini ve mülakat mağdurlarının, Dilovası’nda  Ravive Kozmetik fabrikasında yanarak hayatını kaybeden işçilerinin ailelerinin, aylardır verdikleri adalet mücadelesinin   yanında olduğumuzu hatırlatarak başlamak isteriz.

Yine bu yaz 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ni de endişeyle takip ediyoruz. NATO, biz emekçiler adına yıkım, savaş, kan ve gözyaşı  demektir. NATO Bir savunma örgütü değil ABD liderliğindeki emperyalist savaş örgütüdür. Bu zirvede; dünyanın dört bir yanında yürütülen savaşlar, silahlanma, küresel güçler arası rekabet ve emperyalist müdahaleleri derinleştiren politikalar tartışılacaktır. Dünyanın ezilen halklarına ve işçilere buradan hayırlı bir sonuç çıkması mümkün değildir. NATO’nun kuruluşundan bugüne kadar geçen süreçte dünya daha güvenli bir yer olmamıştır. Tam tersine, Yugoslavya’dan Afganistan’a, Irak’tan Libya’ya, Suriye’den bugün Gazze’de yaşanan soykırıma kadar savaşların sebebi ve yürütücüsü olmuş; milyonlarca insanın yaşamını yitirmesine, milyonlarcasının yurdunun ve vatanından edilmesine sebebiyet vermiş bir örgütten söz ediyoruz.

Dünyada emperyalist rekabet derinleştikçe, yeni çatışmaların zemini hazırlanmakta, yeniden büyük bir silahlanma yarışına gidilmektedir. Bugün NATO ülkeleri savunma harcamalarını ulusal bütçelerinin yüzde 5’ine çıkarma kararı almıştır. Trilyonlarca dolar silahlara ayrılırken; dünyanın dört bir yanında emekçilerin refahına gidecek kaynaklar çarçur edilmektedir. Silah şirketlerinin kârları büyürken, işçiler ücretlerini, çocuklar geleceklerini kaybetmektedir. NATO üyesi Türkiye de bu tablonun dışında değildir.

Ülkemizin bütçesinden güvenlik politikalarına ve silahlanmaya ayrılan kaynaklar büyürken; eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve kamusal hizmetler için ayrılan pay gitgide küçülmektedir.

İşçiler ise her geçen gün daha ağır bir yaşam mücadelesi vermektedir. Bugün Türkiye’de milyonlarca emekçi açlık sınırının biraz üzerinde, yoksulluk sınırının ise çok altında ücretlerle yaşamaya mahkûm edilmiştir. Asgari ücret artık istisna değil, genel ücret haline gelmiştir. Emeklilerimiz yaşamlarını sürdürememektedir. Gençlerimiz geleceğini yurt dışında aramaktadır. Kadınlarımız güvencesiz çalışmanın ve yoksulluğun en ağır yükünü taşımaktadır. Bunun adı ekonomik kriz değil; yoksuldan zengine kaynak transferidir. Alın teriyle hayatını kazananların sistemli biçimde yoksullaştırılmasıdır. Üstelik bu yoksullaştırmanın en önemli araçlarından biri de adaletsiz vergi sistemidir.

Türkiye’de ücretliler daha maaşlarını almadan vergisini öderken; büyük sermaye çeşitli istisna ve muafiyetlerle korunmaktadır. Vergi gelirlerinin çoğunu oluşturan dolaylı vergiler nedeniyle de ekmeğe, süte, elektriğe, doğalgaza, ulaşıma aynı vergiyi işçi de ödemekte, zenginle de. Bu adil değildir.

Bu nedenle bir kez daha haykırıyoruz:

Vergide adalet istiyoruz! Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını istiyoruz.

Bu gün işçilerin gelirlerinin neredeyse yarısı gelir vergisi ve Sgk kesintilerine gitmektedir, bu durumu kabul etmiyoruz.

İşçilerin üzerindeki ağır vergi yükü kaldırılmasını, gelir vergisinin %15 da sabitlenmesini talep ediyoruz.

Ve tabii ki insanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz.

Asgari ücret, açlık sınırının altında değil; insan onuruna yakışır bir yaşamı sağlayacak düzeyde belirlenmelidir. Temmuz ayında mutlaka bir enflasyon güncellemesi yapılmalıdır.

Ücretler gerçek enflasyona göre güncellenmeli, yılda bir kez değil ihtiyaç duyulduğunda yeniden artırılmalıdır.

Asgari ücret bugün barınma ihtiyacını bile karşılamamaktadır, Gebze’de bugün ortalama ev kirası 30 bin TL olmuş çalışanların çok büyük bir kısmı asgari ücretle çalışmaktadır.

Tüm bunları emekçiler adına teminat altına alacak grev ve toplu sözleşme hakkı güçlendirilmeli, sendikal örgütlenmenin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Çünkü biliyoruz ki; sendikal haklar olmadan adil ücret olmaz.

Bugün buradan yalnızca Türkiye işçi sınıfı adına değil, dünyanın bütün emekçileri adına da sesleniyoruz. Bizim birbirimizle değil, bizi yoksullaştıran düzenle sorunumuz var. Farklı ülkelerin işçileri birbirinin düşmanı değildir. İşçilerin ortak çıkarı; barışın, özgürlüğün, eşitliğin ve emeğin egemen olduğu bir dünyadır. NATO ise böyle bir dünyanın düşmanıdır.

Bu nedenle diyoruz ki; silahlanmaya ayrılan kaynaklar halka ayrılsın. Bombalara değil okullara bütçe ayrılsın. Füzelere değil hastanelere yatırım yapılsın. Silah tekelleri değil emekçiler kazansın.

Gebze Sendikalar Birliği olarak savaşı değil barışı, sömürüyü ve sermayeyi değil emeği, baskıyı değil demokrasiyi, savunmaya devam edeceğiz. NATO’nun savaş politikalarına da, emekçileri yoksullaştıran ekonomik politikalara da, vergi adaletsizliğine de, asgari ücreti sefalet ücreti haline getiren anlayışa da boyun eğmeyeceğiz.

Gebze Sendikalar Bitliği olarak ,  Gebze Organize Sanayi bölgesinde  50 gündür grevlerini sürdüren P&G (piyenci) işçilerini,  İstanbul’un bir çok bölgesinde grevlerini sürdüren   TÜVTÜRK  işçilerini,  çok uzun bir süredir İzmir de grevlerini sürdüren  Temel Conta işçilerini, Sendikalı oldukları için işten atılan 180 gündür diren 130 Mersin Liman işçilerini selamlıyoruz.

Yaşasın işçilerin birliği!

Yaşasın halkların kardeşliği!

Yaşasın barış!

Yaşasın örgütlü mücadelemiz!”

Güncelleme: 01 Temmuz 2026 08:15
BENZER HABERLER
X