Her kadına iş  Her işyerine kreş
05 Mart 2026 14:20

EBEVEYN İZİNLERİNE EŞİTLİK Her kadına iş Her işyerine kreş

DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası’nın üç şubesinden kadın emekçiler Gebze’ye 8 Mart’ı erken getirdi. Yürüyüş ve basın açıklamasında ebeveyn izinlerine eşitlik ile her kadına iş, her işyerine kreş de yer aldı

Aktan Uslu Tüm haberleri

Gebze’ye 8 Mart, erken geldi…

Metal işkolu yoğun emek-emekçi/sanayi ilçede sokağa ilk metal iş kolundan; DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi kadın emekçiler çıktı.

Pendik’teki İstanbul 1 No’lu Şube ile Gebze’deki 1 ve No’lu Şubelere üye kadın emekçiler Eskiçarşı, Tarihi İbrahim Paşa Çeşmesi önünde toplandı. Kadınlar Eskiçarşı, Hükümet Caddesi üzerinden 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı’na kısa mesafeli bir yürüyüşü, renkli görüntüler ve coşkulu sloganlar eşliğinde gerçekleştirdi.

Yürüyüş ve basın açıklamasına Türkiye Tüm Kağıt Selüloz Sanayi İşçileri Sendikası Genel Başkanı Dilek Yüksel ve Birleşik Metal-İş Sendikası Eşitlik Dairesi Uzmanı Nuran Gülenç, yerelden ise Emeklilerle Dayanışma Sendikası – EDS Gebze İlçe Temsilciliği Başkanı Elmas Duman, Gebze Belediye Meclisi CHP Üyesi Gülcan Aksu, CHP Gebze Kadın Kolları eski Başkanı Yaşa Erdoğan, SOL Parti (ÖDP) Gebze İlçe eski Başkanı Ömer Çimen de katılarak destek verdi.

Kent meydanındaki basın açıklaması İstanbul 1 No’lu Şube Kadın Komisyonundan Tuğba Fakı ve Gebze 2 Nolu Şube Kadın Komisyonundan Sinem Algül tarafından okundu. “Eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkımız için birlikte mücadeleye” başlıklı, “Bugün burada eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkımız için bir aradayız” diye başlayan, “Kadın dayanışmasının ve mücadelesinin dönüştürücü gücüne inanıyoruz. Bu 8 Mart’ta da meydanlardayız. Eşit, özgür ve demokratik bir yaşamı birlikte kuracağız; korkusuzca yaşayabildiğimiz, emeğimizin değer gördüğü, sözümüzün yankı bulduğu, eşit ve barış içinde bir geleceği hep birlikte inşa edeceğiz” denilen açıklamada talepler şöyle sıralandı:

Kadının üzerinden bakım yükünü alacak sosyal politikalar hayata geçirilmeli, ücretsiz kreş ve yaşlı bakımevleri yaygınlaştırılmalıdır. Her mahalleye, sanayi bölgesine ücretsiz, nitelikli kreşler açılmalıdır.

Çalışma yaşamında kadın-erkek tüm işçiler, sayı sınırı olmadan, kreş hizmetlerinden faydalanmalıdır. Ebeveyn izinleri eşitlikçi bir anlayışla düzenlenmeli ve uygulanmalıdır.

Kadına yönelik her türlü ayrımcılık sonlandırılmalı, eşitlik politikaları hayata geçirilmelidir. İstihdamda, ücrette eşitlik sağlanmalı, cinsiyetçi iş bölümü sonlandırılmalıdır.

Kadınlar için güvencesiz, esnek çalışma biçimleri değil; güvenceli, düzenli ve sendikalı çalışma hayata geçirilmelidir.

ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi onaylanmalı, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Yasa etkin şekilde uygulanmalıdır.

İşyerlerinde kadına yönelik erkek şiddeti ve tacizine karşı önleyici politikalar ve prosedürler oluşturulmalı; bu konuda farkındalık çalışmaları, eğitimler yapılmalıdır.

Sendikalaşmanın önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

Toplumsal cinsiyete duyarlı işçi sağlığı ve iş güvenliği politikaları hayata geçirilmelidir. 

Medeni Kanun’dan doğan haklarımıza yönelik saldırılar son bulmalıdır.

Devlet, demokratik kurum ve kuruluşlar, emek ve meslek örgütleri, sendikalar toplumsal cinsiyet eşitliğini benimsemeli ve kadınları güçlendirecek çalışmalar için yeterli bütçe ayırmalıdır.

Yaşasın Kadın Dayanışması, Yaşasın 8 Mart!”

Yürüyüş ve basın açıklaması esnasında kadına ve emeğe dair; “Kadın yaşam özgürlük”, “İnadına sendika inadına DİSK”, “6284 uygulansın. İLO 190 onaylansın. İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz”, “Ne istiyoruz: Eşitlik. Vermeyecekler: Alacağız. Yaşasın kadın dayanışması”, “Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyoruz”, “Kadınlar artık susmayacaklar, susmayacaklar, susmayacaklar”, “Çalışırken ölmek istemiyoruz”, “İşyerinde şiddete, tacize, mobinge hayır”, “Her kadına iş her işyerine kreş”;

Evrensel ve ulusal gündeme dair “Katil ABD Ortadoğu’dan defol”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Katillerden hesabı emekçiler soracak”  sloganları atıldı.

Yürüyüş esnasında gerek Gebze gerek ülke genelindeki kadın cinayetleri de sloganlarla kınandı.

Kadınlar taleplerine dair dövizler de taşırken “Kadın yaşam özgürlük” yazılı döviz Fasça ve Kürtçe dilinde dövizlerde yer aldı. Yine; “Balkondan düşersem inanma. Ben yaşamayı seviyorum”, “Kalanların gidenlere borcudur mücadele”, “Geceleri ücretsiz kamu ulaşımı”, “Yaşamak istiyoruz”, “Şiddete tacize tecavüze kadın cinayetlerine karşı öz savunma”, “Failleri değil kadınları koru”, “Cinsiyetçi ceza indirimleri kaldırılsın”, “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” yazılı dövizler dikkat çekti.

Basın açıklamasında ayrıca şu görüşlere yer verildi:

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği hayatın her alanında karşımıza çıkıyor. Kadınlar olarak yok sayılmaya, ikincilleştirilmeye ve baskıya karşı yıllardır mücadele ediyoruz.

Seçme ve seçilme hakkımızdan çalışma hakkımıza, medeni haklarımızdan bedenimiz üzerindeki söz hakkımıza kadar sahip olduğumuz tüm kazanımlar, örgütlü mücadelemizin sonucudur.

Biz bu haklarımızı yıllardır süren mücadelemizle, dayanışmayla ve direnişle kazandık. Ancak bugün bu kazanımlar ciddi bir tehdit altındadır. Neoliberal politikalar, muhafazakâr kuşatma ve laikliğe yönelik saldırılar kadınların haklarını hedef alıyor.

Medeni hukuka dönük tartışmalar, kadın cinayetlerindeki cezasızlık ve “Aile Yılı” adı altında yürütülen politikalar, bizleri yeniden eve hapsetmeye çalışan anlayışın ürünüdür.

Dünyanın neresinde olursa olsun kadınların yaşam hakkına ve özgürlüğüne yönelen her saldırının karşısındayız. İran’a yönelik saldırıları; bu saldırıları gerçekleştiren ABD ve İsrail’in sınır tanımaz, hukuk tanımaz tavrını kınıyoruz.

Savaşın, şiddetin ve militarizmin gölgesinde en ağır bedeli yine kadınlar ve çocuklar ödüyor. Kadınların bedeni, emeği ve yaşamı üzerinden yürütülen her türlü saldırıya karşı barışı, eşitliği ve halkların özgürce yaşayabildiği bir dünyayı savunmaya devam edeceğiz.

Yaşamlarımız sadece evde, sokakta değil, işyerlerinde de tehdit altında. Daha dün Dilovası’nda yaşanan katliam bunun somut örneğidir. Alınmayan önlemler, 15 ile 65 yaşları arasındaki 6 kadın işçinin yaşamını yitirmesine neden oldu.

Bu ölümler kaza ya da kader değil; açıkça ihmalin, denetimsizliğin ve kadın emeğini ucuz, güvencesiz ve değersiz sayan erkek egemen kapitalist düzenin sonucudur.

Evde, işte, sokakta yaşam hakkımızı tehdit eden her ataerkil yapı ve her sorumlu hesap vermelidir.

Ataerkil kapitalist düzene karşı sesimizi sokaklarda, işyerlerinde, okullarda ve mahallelerde yükseltiyoruz. Ücret eşitsizliğine, cinsiyetçi iş bölümüne, işe alım sürecinde başlayan ayrımcılığa, cinsiyetçi dile, emeğimizin değersizleştirilmesine, bedenimiz üzerindeki tahakküme, şiddet ve tacize karşı mücadelemizi sürdürüyoruz.

Kadınların çalışma yaşamına katılımının önündeki en büyük engellerden biri bakım hizmetlerinin yetersizliğidir. Kreşlerin azlığı, pahalı ve niteliksiz oluşu birçok kadını iş hayatından koparıyor.

Bakım işinin yalnızca kadınların sorumluluğu olduğu anlayışı terk edilmelidir. Devlet, işverenler ve erkekler bu sorumluluğu paylaşmalı; ücretsiz ve nitelikli kreşler ile yaşlı bakım evleri kamusal bir hizmet olarak sunulmalıdır.

Bizler,

Birleşik Metal İşçileri Sendikasında örgütlü kadınlar olarak kazanımlarımızı büyütmeye devam ediyoruz.  Toplumsal cinsiyet eşitliği doğrultusunda ebeveyn izinleri ve kreş yardımları toplu sözleşmelerde daha fazla yer buluyor.

Kadına yönelik şiddet ve tacize karşı yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında, işyeri düzeyinde şiddet ve taciz politika ve prosedürlerini toplu sözleşmelerimizin parçası haline getirmeye başladık.

Son olarak imzalanan MESS Grup Toplu İş Sözleşmesinde önemli bir adım atıldı. En az 15 bini kadın olmak üzere 150 bini aşkın işçiyi kapsayan grup sözleşmesinde, sendikamızın talebiyle ILO 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi ve 206 Nolu Tavsiye Kararı’nı referans alan politika ve prosedürlerin hazırlanması karara bağlandı.

Kadın üyelerinin taleplerini sahiplenen sesine kulak veren bir sendikanın parçası olmaktan onur duyuyoruz.

Bizler yıllardır erkek egemen düzene, erkek şiddetine ve emperyalist savaşlara karşı yaşamın her alanında sesimizi yükseltiyor; eşitlik, özgürlük ve barış için mücadele veriyoruz.

Haklarımızın gasbedilmediği, emeğimizin görünmez kılınmadığı, kimliğimizin yok sayılmadığı, kalıplara sığdırılmadığımız bir yaşam için direniyoruz.

Bu nedenle mücadelemiz; her yerde… işyerlerinde, sokaklarda, evlerde, sendikalarda ve hayatın her alanında sürüyor.

Metal işçisi kadınlar olarak biliyoruz ki kamusal alandan, çalışma yaşamından, sendikalardan ve karar mekanizmalarından dışlandığımız, emeğimizin sömürüldüğü bir düzende eşitlik mümkün değildir.

Güvenceli iş, eşdeğerde işe eşit ücret; insan onuruna yakışır, şiddet ve tacizden arındırılmış bir çalışma ortamı talebimizi birlikte yükseltiyoruz. Çünkü örgütlü olduğumuzda güçlüyüz.”

 

Güncelleme: 05 Mart 2026 14:22
BENZER HABERLER
X