1 MAYIS PROVASINDA NET ÇAĞRI İşçi sınıfı dün başardı. Bugün de başaracaktır
Gebze İşçilerin Birliği Derneği’nin Emeğin Kurtuluşu ile düzenlediği 1 Mayıs etkinliğinde salondan sokağa çağrı sinevizyon, tiyatro ve inanç vurgulanarak yapıldı. Kapitalist ve emperyalist sömürü düzenine karşı emeğin dün olduğu gibi bugün de mücadele ile çıkabileceği vurgulandı
Gebze İşçilerin Birliği Derneği, 2026 1 Mayıs’ına sayılı günler kala 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü (1 Mayıs İşçi Bayramı), Emeğin Kurtuluşu ile birlikte gerçekleştirdiği programla karşıladı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Millet Bahçesi içindeki Sivil Toplum Merkezi’nin konferans salonunda, sunuculuğunu Ümmühan Dalkın’ın üstlendiği program;
“Sabahın alaca karanlığında yollara düşenleriz. Fabrika çarklarında ömür tüketenleriz. Çalıştıkça yoksullaşanlar, ürettikçe aç kalanlarız. Hakları gasp edilenleriz. İş cinayetlerinde arkadaşları son nefeslerini verenleriz. Yarınımızın ne olacağının kaygısıyla geçer günlerimiz” girizgâhı ve
2001 yılındaki F Tipi Cezaevlerindeki ölüm oruçları sürecinde, 22 Nisan 2001’de hayatını kaybeden devrimci tekstil işçisi Hatice Yürekli şahsında, “insanlığın kurtuluş davasında ölümsüzleşenler için” saygı duruşuyla başladı.
“Diren. Örgütlen” başlıklı sinevizyon gösterisi, “Bak İşte Yaşandı Fırtına: Mayıs 2015” adlı tiyatro oyununun yer aldığı program Metal İşçileri Birliği temsilcisi Onur İnce’nin 1 Mayıs çağrısını okumasıyla son buldu. Programı DEM Parti Gebze İlçe Eşbaşkanları Ferdi Gülkırmızı ve Nigar Doğan, Eğitim-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Sinan Kaya ve Emeklilerle Dayanışma Sendikası Gebze Temsilciliği Başkanı Elmas Duman da takip etti. Onur İnce, 1 Mayıs çağrısında özetle şunları kaydetti:
“1800'lü yıllarda 13-14 saat günlük çalışma gerçekleşirken, işçiler 8 saatlik iş günü için eylemler yapmaya başlıyorlar ve bu eylemler bütün dünya genelinde yaygınlaşıyor. Amerika'da iktidar bir provokasyon yaratarak 1 Mayıs'a saldırıyor ve ardından da 4 işçi önderini idam ediyor. Ama burada işçi sınıfı yılmıyor ve 8 saatlik iş gününü de kazanıyor. Dünya genelinde işçi sınıfı bir dizi haklar da kazanmış oluyor ve bizlere 1 Mayıs'ı işçi sınıfının birlik, mücadele, dayanışma günü olarak miras bırakmış oluyor. 1 Mayıs bu yüzden çok önemli bir tarihtir.
100 yıl önceki 1 Mayıs bildirisinde yer aldığı gibi, '1 Mayıs iki sınıfın karşı karşıya geldiği bir gündür. Bir tarafta emeğiyle geçinenler vardır, emeğinin sömürüsüyle ayakta kalmaya çalışanlar, açlık sefalet dayatılanlar vardır. Diğer tarafta bizim emeğimizi sömürerek bütün zenginliğe el koyanlar vardır'
Ve bu iki sınıf beş gün sonra 1 yine bu topraklarda, bütün dünyada tekrardan karşı karşıya gelecek. Bugün sermaye iktidarı bütün dünyada emperyalist-kapitalist düzen savaşlarıyla, emeğimizin sömürüsüyle, krizin faturasını bizlere keserek, canımıza kastederek bizlerin üzerinden zenginliklerine zenginlik katmaya, iktidarlarını devam ettirmeye çalışıyor. Buna işçi sınıfının dışında kimsenin dur diyemeyeceğini biliyoruz. 1917 Ekim Devrimi, işçi sınıfının 1’nci Dünya Savaşının yıkımından nasıl çıkılabildiğini bizlere gösterdi…
Bugün öyle bir düzenle karşı karşıyayız ki Ortadoğu, ABD ve İsrail tarafından kan gölüne çevriliyor. Arap devletleri, Türkiye'deki sermaye iktidarı, AKP-MHP iktidarı bu savaştan nemalanmak istiyor. Bunu, işçi sınıfının sessizliğinden kaynaklı, rahatlıkla yapabiliyorlar. İşçi sınıfı; İsrail'e kalkan gemilere yükler bindirmeyi reddetmiş, ya da sokağa çıkıp 'Biz bu saldırı ve savaş yasalarına karşıyız' diyebilmiş olsa sermaye iktidarı ne kadar istese de bu savaş ve saldırganlığın parçası olamaz.
Krizin faturası bizlere, Orta Vadeli Program’la kesiliyor.
Yakın zamanda okullarda katliamlar gerçekleştirildi. Bunu çok net yakından izledik. Bu tam da toplumdaki çürümenin, toplumdaki yozlaşmanın, toplumdaki şiddet eğiliminin, çeteleşmenin bir ürünü…
Okullarda gördüğümüz şiddet toplumdaki şiddetten bağımsız değil, tam da sermaye iktidarının istediğidir. T oplumun çürümesi, yozlaşması, şiddetle beraber aslında bütün bir toplumsal mücadelenin ezilmesini istiyor.
Ve işin diğer bir tarafında da haklarını yedirmeyen ve direnerek kazanan Dardanel, Smart Solar… işçilerini gördük.
Bugün iş cinayetlerinde bizler öldürülebiliyorsak, Dilovası'nda ya da madenlerde canlarımız hiçe sayılabiliyorsa tam da bu örgütsüzlüğümüzden kaynaklanıyor
Bizler bunları biliyoruz, görüyoruz., bunu da çok net biliyoruz. Ve bizim bu sömürüden kurtulabilmemiz, emeğin kurtuluşu mücadelesini büyütmemizden geçiyor. 1 Mayıs'ta alanlara çıkmamızdan geçiyor.
Türkiye'de 1 Mayıs alanı Taksim Meydanı'dır diyoruz. İstanbul'da yoldaşlarımız bu yıl çok geniş bir bileşenle, 1 Mayıs'ta Taksim Meydanı'nda olmak için Mecidiyeköy'de buluşacaklar. Ama dünyanın dört bir yanında olduğu gibi ülkenin de dört bir yanında İzmir'de, Ankara'da, Gebze'de 1 Mayıs kutlamaları gerçekleşecek meydanlarda. Bizler de bu sene Gebze'de saat 9.30'da Gebze Kent Meydanı'ndayız. Yaşamımızda bir şey değiştirmek istiyorsak, emeğimizin hakkını almak istiyorsak herkesi 1 Mayıs'ta Kent Meydanı'na bekliyoruz.”
Programda; Gebze İşçilerin Birliği Derneği Başkanı Elif Alçınkaya ile birlikte beş kişinin rollerini üstlendiği,
2015 Metal Fırtınayı yaratan metal işçilerince yazılan “Bak İşte Yaşandı Fırtına: Mayıs 2015” adlı eserden aynı isimli sahneye derlenen ve derneğin tiyatro atölyesi tarafından sahneye derlenen oyun sahnelendi;
“Oyunumuz Metal Fırtına olarak mücadele tarihine kazınan, 2015 yılında yaşanan metal işçilerinin direnişinden bir kesiti ele alıyor. Bursa’da başlayan direniş başta Kocaeli ve Gebze olmak üzere birçok sanayi bölgesine yayılmıştı. 26 Nisan, Bursa’nın Kent Meydanı’nda birçok fabrikadan işçilerin buluştuğu ve bu mücadelede bir eşiğin aşıldığı tarihtir. Bizler yazdığımız oyunun kitaplaşmış halini bu tarihte hazırlamış olduk.
Örnek baskısının yapıldığı kitabın 5 Mayıs tarihinde işçi sınıfıyla ve okurlarıyla buluşması hedefleniyor.
Türk Metal’den istifaların başladığı günün gecesinde işten atma saldırısının başladığı gün olan 5 Mayıs’ta işçiler, “Arkadaşım yoksa üretim de yok” iradesi koydu. Oyunlaştırdığımız kısım tam da bu kesiği anlatan bölüm.”