ATAR DUYURDU. İLANLAR ASILDI Metalde şalter 30 Ocak’ta iniyor
Metal iş kolunda MESS ile işçi sendikaları arasında uyuşmazlıkla sonuçlanan TİS görüşmeleri sonrası grev kararı alan sendikalardan BMİS, grev tarihini 30 Ocak olarak açıkladı. Atar bugünkü basın toplantısında uyuşmazlık gerekçelerini de anlattı
Evrensel Gazetesi’nden Murat Uysal’ın haberine göre…
Birleşik Metal işçileri Sendikası bugün genel merkezinde gerçekleştirdiği basın toplantısı ile MESS grubunda ilk grev tarihini duyurdu. Sendika Genel Başkanı Özkan Atar, basın toplantısında toplu iş sözleşmesi sürecinde patron tarafının yüzde 18’lik sefalet zammı dayatması ve kazanılmış hakların geriye götürülmesi tekliflerinin kabul edilmeyeceğini vurguladı.
Sendikanın örgütlü olduğu iş yerlerinde grev eğitimleri ve hazırlıklarının tamamlandığını belirten Atar, grev kararlarının alındığını duyurdu. Atar Birleşik Metal-İş sendikası üyesi işçilerin anlaşma sağlanamaması halinde gruplar halinde greve çıkacağını kaydetti. İlk grubun 30 Ocak tarihinde greve çıkacağını belirten Atar, “Grevlerimizin iktidar tarafından hukuksuz bir şekilde yasaklanması halinde anayasal hakkımızı kullanacağız. Grev yasaklarını tanımayacağız. Fiili grevlerimizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Kazanılmış haklara saldırılara ve sefalet ücreti dayatmasına karşı grev
Genel Başkan Özkan Atar, müzakere sürecinde işçilerin içinde bulunduğu ekonomik zorlukları ve temel ihtiyaçları karşılayamaz hale geldiklerini defalarca masaya getirdiklerini ancak MESS’ten kabul edilebilir bir teklif alamadıklarını vurguladı. Atar, uyuşmazlığın temel nedenlerini şöyle sıraladı:
"İşveren tarafı sözleşmenin 3 yıl olmasında ısrar ediyor. Biz ise 3 yıllık bir sözleşmeyi tartışma konusu dahi yapmayacağımızı açıkça belirttik. Bunun yanı sıra, ikramiyelerin fiili çalışmaya bağlı ödenmesi, deneme sürelerinin uzatılması ve kıdem tazminatını eritmeye yönelik esneklik içeren teklifleri de reddettik."
İlk grev dalgası hangi fabrikalarda başlıyor?
Sendika yönetimi, grev sürecini kademeli olarak başlatma kararı aldı. Buna göre, 30 Ocak Cuma günü greve çıkacak ilk grup işletmeler şunlar oldu:
Greve çıkacak ilk grupta bulunan işletmeler ise şöyle
GEBZE…
- Dostel Makina San. Tic. Anonim Şti.
- Arpek Alüminyum San. Tic. Anonim Şti.
- Cengiz Makina San. Tic. Anonim Şti.
- Çayırova Boru San. Tic. Anonim Şti.
TÜRKİYE…
Çukurova İnşaat Makinaları San. Tic. Anonim Şti, Çelsantaş Çelik Mamülleri San. Tic. Anonim Şti, Sanel Sanayi Elektroniği İmalat Tic. Anonim Şti, Sio Otomotiv Yedek Parça ve Taşıt Sanayi San. Tic. Anonim Şti, ZF Lemförder Aks Modülleri San. Tic. Anonim Şti.
Öte yandan Gebze Bölgesi’nde greve çıkılacak fabrikalarda grev kararları panolara asıldı:
“Sendikamız ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) arasında yürütülen grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamamıştır. 6356 sayılı yasanın 50’nci maddesi uyarınca görevlendirilen arabulucu tarafından uyuşmazlığın çözümlenemediğine ilişkin rapor T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü’nün yazısı ile tarafımıza 19/01/2026 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Genel Yönetim Kurulumuzun 20/01/2026 tarih ve (664) sayılı kararı ile işyerinde grev kararı alınmış ve 30/01/2026 tarihinde uygulanmasına karar verilmiştir.
Durum, 6356 sayılı yasanın 60 ıncı maddesi uyarınca ilân olunur.’’
BMİS Genel Merkezi’nde bugün gerçekleşen basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi:
“MESS ile Sendikamız arasında, 31 işletmeye bağlı 43 fabrikadan yaklaşık 11 bin üyemizi kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmeleri aylardır devam etmektedir. Metal işkolu grup toplu iş sözleşmesi sürecinde önemli bir aşamadayız.
Uzun süredir sürdürdüğümüz toplu pazarlık sürecinin sonunda, haklı taleplerimize karşılık bulamadık. MESS ile yapılan görüşmelerde, işçilerin içinde bulunduğu koşulları ayrıntılı olarak anlattık; en temel ihtiyaçlarımızı dahi karşılayamadığımızı defalarca dile getirdik.
Ancak maalesef başta ücret zammı olmak üzere, işçilerin haklı talep ve beklentilerine uygun bir teklif gelmedi. Ne sosyal haklara yönelik taleplerimiz ne de diğer isteklerimiz kabul gördü. Aksine, çeşitli maddelere ilişkin kazanılmış haklarımızı geriye götüren teklifler sunuldu.
İşveren tarafı sözleşmenin üç yıl olmasında ısrar ediyor. Biz ise, üç yıllık bir sözleşmeyi tartışma konusu dahi yapamayacağımızı, böyle bir teklifi kabul etmemizin söz konusu olamayacağını açıkça belirttik. Üç yıllık sözleşmenin işçiler için daha fazla kayıp anlamına geldiğini biliyoruz.
Bunun yanı sıra, esneklik içeren bazı karşı teklifler de getirildi. Örneğin, ikramiyelerin fiili çalışmaya bağlı ödenmesi, yani işçi rapor aldığında ikramiye alamaması isteniyor.
Denkleştirme ve telafi çalışması yapmamız isteniyor.
Hafif işte çalışabilir raporu alan işçilerin, teklif edilen uygun işi kabul etmemesi durumunda, almakta olduğu ihbar tazminatının ödenmemesi talep ediliyor.
Ayrıca, raporda bir defada 5 gün ve üzeri istirahat alan üyelere, işverenin 2 günlük ücret ödememe uygulamasının 10 güne çıkarılması isteniyor.
Tamamlayıcı Sağlık Sigortasının sona ermesi talep ediliyor.
İşverenlerin bu tekliflerini ne kabul ederiz ne de tartışırız. İşçilerin kazanılmış hakları pazarlık konusu olamaz.
Arka arkaya gelen zamlar, alım gücümüzü büyük ölçüde düşürdü ve ücretlerimiz eridi. Yoksulluk sınırının altındaki ücretlerle, adeta açlık sınırında yaşamaya başladık. İşçilerin bu ücretlerle yaşaması, asgari ihtiyaçlarını karşılaması mümkün değildir. İnsanca yaşanacak bir ücret, tüm metal işçilerinin en temel hakkıdır.
TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranlarına inanan neredeyse kimse yok. Buna rağmen hâlâ resmî enflasyonu baz alan, onun yalnızca birkaç puan üzerinde teklifler sunuluyor. Biz, resmî enflasyonu temel alan bir tartışmanın içinde olmayacağız. Ne resmî enflasyonu ne de onun biraz üzerindeki bir teklifi kabul etmemiz mümkün. MESS, gerçeklikle bağı olmayan bu rakamlarla gelmekten vazgeçmelidir.
Biz yoksullaşırken, patronlar kârlarına kâr katmaya devam ediyor. İşverenler zenginleşirken işçiler yoksullaşıyor. En zor koşullarda, en ağır işlerde gece gündüz çalışıyoruz. Onların elde ettiği kârı yaratan biziz. Şimdi, yarattığımızdan hak ettiğimiz kısmını istiyoruz.
İstediğimiz hakkımızdır ve bu hakkımızı mutlaka alacağız. Şimdi sıra işverendedir. Şimdi işverenlerin ellerini ceplerine atma zamanıdır.
MESS patronları kârlarını katlarken ve ihracat rekorları kırarken, işçiye gelince “kriz var” diyorlar. Sizin kriziniz, bizim soframızdaki ekmeğimizden çalamaz! Fabrikalarda preslerin başında, dökümhanelerin sıcağında, montaj hatlarında ömür tüketiyoruz. Karşılığı yoksulluk sınırının altında bir yaşam olamaz.
İşverenler, sabit kur politikası sonucunda ücretlerimizin döviz bazında arttığını iddia ederken, tükettiğimiz malların fiyatlarının sabit kaldığını varsayıyorlar. Oysa tükettiğimiz tüm mal ve hizmetlerin fiyatları hem TL hem de döviz bazında sürekli artmaktadır.
Diğer yandan, vergi dilimleri işçilerin gelirlerini adeta gasbeden bir hal almıştır. İşçinin hak ettiği gelir, çalışma süresi uzadıkça azalmaktadır. Bu, dünyada eşine az rastlanır bir durumdur. Normalde işçilerin ücretleri çalıştıkları süreyle doğru orantılı artarken, bizde tam tersi bir uygulama söz konusu.
Gelir vergisi dilimlerinin adaletsiz biçimde düşük tutulması ve resmî enflasyon oranında bile artırılmaması, işçileri daha da yoksullaştırmaktadır. İlk vergi dilimi olan %15’lik dilim, geçen yıla göre yalnızca %20,3 artırılmıştır. Oysa resmî yıllık enflasyon %30,89’dur. Bu durumun sürmesi kabul edilemez.
Sözleşme görüşmelerinin seyri hakkında da sizleri bilgilendirmek isteriz. MESS taleplerimize nasıl yaklaştı ve şu an hangi aşamadayız?
Sendikamız ile MESS arasındaki görüşmeler uzun süredir devam ediyor. İlk toplantı 13 Ekim’de yapıldı, ardından çeşitli görüşmeler gerçekleştirildi. En son 8 Aralık’ta yapılan toplantıda anlaşma sağlanamayınca, uyuşmazlık tutanağı tutuldu ve arabuluculuk sürecine geçildi. Şimdi yeni bir aşamaya geldik. Arabulucu raporu Sendikamıza ulaştı ve grev sürecine giriyoruz.
MESS’in son verdiği zam teklifi 6 aylık dönem için yüzde 18’dir. Diğer dönemler için de enflasyon oranında artış teklif edildi.
Ayrıca, sosyal haklara yönelik artış teklifi de yıllık enflasyon oranı olan %32,95’dir.
Bu teklifin, metal işçilerini sefalet ücretiyle çalışmaya mahkûm ettiğini ve kabul edilebilir bir yanı olmadığını; MESS’in önerisinin işçilerin beklentilerinden çok uzak olduğunu belirttik.
Taleplerimiz karşılanmadığı takdirde grev hakkımızı kullanmaktan çekinmeyeceğimizin bilinmesi gerekiyor. Şimdiden uyarıyoruz: Kimse olası bir grev yasağından medet ummasın. Grevimiz yasaklanırsa, anayasal hakkımızı kullanacak ve yasağı tanımayacağız. Bu kararlılığımızı dün gösterdik, yarın da göstermekten geri durmayacağız.
Binlerce işçinin grev iradesi, iktidar tarafından “erteleme” adı altında çiğnendi ve grev silahı elimizden alındı.
Ancak çeşitli işyerlerinde, Anayasadan doğan ve hukuksuzca yasaklanan grev hakkımıza sahip çıkarak fiili grevler gerçekleştirdik.
Örneğin:
2022’de grevi yasaklanan Bekaert işyerinde 18 gün fiilen grev yaptık.
2023’te Gebze/Kocaeli’ndeki Green Transfo Energy işyerinde 1 günlük fiili grevin ardından aynı gün akşamı sözleşmemiz imzalandı.
Hitachi Energy’de 4 Aralık 2024’te başlayan grevimiz 10 gün sonra yasaklandı, ancak fiilen 10 gün daha devam etti.
Schneider Elektrik Gebze ve Manisa fabrikalarında 13 Aralık 2024’te başlayan grevimiz 1 gün sonra yasaklandı, fiilen 24 gün sürdürüldü.
GE Grid Solutions’da 13 Aralık 2024’te başlayan grevimiz 1 gün sonra yasaklandı, fiilen 32 gün devam etti.
Arıtaş Kriyojenik’te 19 Aralık 2024’te başlaması planlanan grevimiz, başlamadan 1 gün önce yasaklandı, ancak fiilen 23 gün sürdürüldü.
Sendikamız, bu sürece her türlü olasılığı değerlendirerek ve tüm riskleri göze alarak hazırlanmıştır. Hiçbir güç bu mücadelemizi engelleyemeyecektir.
30 Ocak sonrasında, yurdun dört bir yanında metal işçilerinin haklı haykırışına tanık olacaksınız. Binlerce metal işçisi, fabrika önlerinde ve kent meydanlarında taleplerini yüksek sesle dile getirecek. Bu sesi hiçbir güç susturamayacaktır.
Biz, haklı taleplerimizi sonuna kadar savunacak, haklarımızı almak için gereken tüm çabayı göstereceğiz.
Bu mücadele yalnızca Birleşik Metal-İş Sendikası üyelerinin değil, sendika ayrımı gözetmeksizin tüm metal işçilerinin ortak mücadelesidir. Buradan, tüm metal işçilerini birlikte mücadeleye çağırıyoruz.
Bu süreç sadece bir toplu sözleşme süreci değil; aynı zamanda çocuklarımızın geleceğine sahip çıkma mücadelesidir. Yolumuz açık, birliğimiz daim olsun.
Metal işçileri, kardeşlerim,
Şimdi mücadeleyi büyütme zamanı!
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın, metal işçisi kazanacak. Biz kazanacağız.
Biz kazanacağız; çünkü haklıyız ve güçlüyüz! Yaşasın onurlu mücadelemiz!