Öğretmenim dövülürken neredeydiniz?
19 Haziran 2026 05:09

HEP GAZLA COPLA KELEPÇEYLE GELİNMEZ Kİ Öğretmenim dövülürken neredeydiniz?

Özel eğitim kurumlarında patronlar daha çok kazansın diye taban maaş uygulamasını kaldıran Cumhur İttifakı, Ankara’daki tepkiyi polis şiddetiyle önlerken o şiddete tepkiyi de Gebze’de yine polis barikatıyla baskıladı. Bir öğrenci, iktidara okulda öğretmen dövülürken polisin nerede olduğunu sordu

Aktan Uslu Tüm haberleri

Mülakat mağduru öğretmenlerin Ankara’daki açlık grevi ve eylemlerine destek, polisin orantısız güç kullanarak müdahalelerini protesto için Gebze’de düzenlenmek istenen yürüyüşe de engel geldi. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın çağrısı ile Gebze’de yapılmak istenen yürüyüşün önüne, Anayasa’nın bazı maddeleri gerekçe gösterilerek polis barikatı kuruldu.

Eğitim-Sen ve Eğitim-İş Sendikaları ile Gebze Sendikalar Birliği ve Veli-Der’in de destek verdiği eylem öncesi kitle Gebze Eskiçarşı’da Tarihi İbrahimağa Çeşmesi önünde bir araya geldi. Buradan 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı’na kısa mesafeli yürüyüşün önüne çevik kuvvet ekiplerince set örüldü. Eylemciler polis barikatının önünde yarım saati aşkın süre oturma eylemi yaptı. Basın açıklamalarının ardından eylem sona erdirildi.

 Özel sektör Öğretmenleri Sendikası adına yapılan açıklamada “14 Haziran Pazar günü Ankara’da başlattığımız mücadele bugün beşinci gününde ve büyük bir kararlılıkla devam ediyor. Yıllardır verilen sözlerin tutulmasını talep eden mülakat mağduru öğretmenler ve özel sektör öğretmenleri olarak ortak mücadelemizi büyütmek için Ankara'da bir araya geldik. Ancak daha ilk andan itibaren en temel demokratik haklarımızı kullanmamızı engellemeye yönelik sert bir polis müdahalesiyle karşı karşıya kaldık. Tüm bu olanların bize gösterdiği şey; haklarımızı almak bir yana, yaşamamıza, konuşmamıza ve hatta seyahat hakkımıza dahi müdahale edilmeye çalışılmasıdır. Verdikleri sözlerin altında kalanlar, patronları üzmek istemeyenler, çıkar ilişkilerinin ve sömürünün devamını isteyenler; öğretmenleri ve ailelerini yok saydı” hatırlatmaları yapıldı.

Taleplerinde haklı olan, birleşmiş ve kararlı bir öğretmen kitlesinin varlığının iktidarın ve patronların korkusu olduğu vurgulanan açıklamada, “Madem taleplerimizi söylemek, hakkımızı aramak hatta otelden dışarı çıkmak bile yasak… Biz de 'Yemek içmek de yasak olsun' dedik. Yemiyoruz. İçmiyoruz. Söz bitti. Açlık grevine başladık’ denildi.

Açıklamada, öğretmenlerin taleplerine de yer verildi:

“Bir yıl önce devlet diliyle bizzat sözü verilerek planlanan ancak türlü gerekçelerle ertelenen; Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, patron dernekleri ve özel sektör öğretmenlerini bir araya getirecek ortak toplantının vakit kaybedilmeden yapılması.

Mülakat mağduru öğretmenlerin haklarının teslim edilmesi ve yaşanan adaletsizliklerin giderilmesi amacıyla TBMM’ye sunulan kanun teklifinin derhal Meclis’ten geçirilmesi.”

İki gün önce Mecliste verilen önergenin hatırlatıldığı açıklamada, “Önerge iktidar partisi tarafından reddedildi. Sözleri verenler sanki onlar değilmiş gibi... Komisyon üyeleri, TBMM İçtüzüğü’nün kendilerine tanıdığı hak çerçevesinde Komisyonun toplanabilmesi için gerekli imzaları toplamıştır. Artık sorumluluk Komisyon Başkanlığı’ndadır. Buradan Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Ayşen Gürcan’a sesleniyoruz: Öğretmenlere verilen sözlerin gereğini yerine getirin. Komisyonu gecikmeksizin toplantıya çağırın. Öğretmenlerin sesine kulak verin. Öğretmenler geçinemiyor. Öğretmenler kirasını ödeyemiyor, temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Öğretmenlerin hakkı olan atamalar yapılmıyor, öğretmenler işsizliğe mahkûm ediliyor. Bize verilen sözler tutulana, bize hak verdiğini söyleyen ve çözüm sözü veren yetkililer bizimle aynı masaya oturup Somut adım atılana ve taleplerimiz karşılanana kadar ağzımıza tek lokma koymayacağız ve Ankara’dan ayrılmayacağız. Eylemlerimiz hem Ankara’da hem başka şehirlerde devam edecek” kaydedildi. Gebze’de polis barikatı önünde yapılan açıklamada ayrıca şunlar kaydedildi:

“Bizim yürüme amacımız, ‘açız’ demek. Somut talepler istiyoruz. ‘Açız’ diyoruz, ‘Atanamıyoruz’ diyoruz, "Yaşayamıyoruz." Arkadaşlarımız dört gündür aç. Yemek yemiyor, bu içmiyor! Aynı zamanda atanamayan öğretmenlerin de geçmişte mücadele ettiği hakları savunuyoruz. Bu sadece öğretmen mücadelesi değil, bu hepimizin mücadelesi. Ses verin! Öğretmenlere dört gündür işkence yaptılar. "Yaşayamıyoruz" dedik, "Açız" dedik. Bakan Yusuf Tekin söz verdi, sözünde durmuyor. Ayşen Gürcan söz verdi, sözünde durmuyor. Her sözünüz bize dayak olarak geri dönüyor. Pazar günü Ankara'da yediğimiz dayakların izleri hâlâ kollarımda. Neden? Biz yaşamak istiyoruz. Cumhur İttifakı ortağı MHP'ye kadar, ‘haklısınız’ dediler bize. Biz neden baskı altındayız?

Yusuf Tekin 2014'te müsteşarken taban maaş uygulamasını kendi elleriyle kaldırdı. Biz olmayan bir kanunu istemiyoruz, biz olmayan bir yasayı istemiyoruz. Biz asla söz verilmeyen, asla gündeme düşürülmeyen bir şey istemiyoruz. Bunlar konuşuldu. Biz sadece somut talep istiyoruz. Patronların bakanı olmayı tercih eden Yusuf Tekin, oteline geldiğimizde aynen bu şekilde dururken yanımıza gelip, ‘Bunları çözeceğiz’ dedi. Nerede çözüm? Asgari ücretle çalışıp mülk kirasını ödeyemeyen öğretmenlerin haklı mücadelelerine karşı barikat kuruluyor.”

Eylemde “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Öğretmene değil çetelere barikat”, “Öğretmeniz haklıyız kazanacağız”, “Direne direne direnişten zafere”, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Patronların bakanı Yusuf Tekin istifa” sloganları atıldı.

Gebze Sendikalar Birliği sözcüsü ve BMİS Gebze 2 No’lu Şube Başkanı Necmettin Aydın ile Emek Partisi Gebze İlçe Başkanı Yusuf Akar, SOL Parti Gebze İlçe Başkanı Arif Buğra Aydoğan’ın da desteklediği

 Eylemi MESEM’li bir grup öğrenci de destekledi ve içlerinden söz alan biri,

“Bugün buraya gelme sebebim öğrencilerin haklarının gasp edilmesi, öğretmenlerin atanamaması ve öğretmenlerimizin günlerdir açlık grevinde olmasıdır. Bugün burada olma sebebim öğretmenlerime yanlarında olduğumu belirtip en azından meydana onlarla birlikte yürümekti. Ama buna izin verilmedi. Öğretmenlerimizin haklarını savunmaları engellendi. Benim sorum şu: Okullarımızda öğretmenlerimize saldırı olurken kolluk kuvvetleri nerelerdeydi ve şu an niye buradalar? Yürümemize niye engel oluyorlar? Ben burada liseliler için dayanışmaya geldim fakat 10 adım atamıyoruz burada. Öğretmenlerimizin yanındayız.”

Eğitim – Sen Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Sinan Kaya da, 2012’de taban maaş uygulamasını kaldıran Hükümet’in 2-3 yıldır söz verdiği halde uygulamadan vazgeçmediğini, özel sektörde öğretmenlerin asgari ücretin biraz üzerinde maaşla geçinmek zorunda kaldığını hatırlattı.

Ankara’daki eylemlere polis tarafından yapılan müdahalede Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak’ın da ters kelepçeyle gözaltına alınmak istediğini, öğretmenlere bu zulmü kabul etmediklerini belirten Kaya, “Halkımızın da şunu bilmesi gerekiyor. Eğer bir yerde eylem varsa inanın orada haksızlık vardır ve insanlar hakları için mücadele ediyordur. Ne yazık ki sistem bu. İnsanlar sokakta hakkını aramak zorunda kalıyor. Atanmayan yüz binlerce öğretmen özel okullarda asgari ücretle çalışmak zorunda kalıyorlar. Çünkü bir geçim, bir yaşam derdi var. Çocukları var, çocuklarına alacak... Bir şeyler almak için para gerekiyor” dedi.

Eğitim-İş Sendikası Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Adem Eliçora polisin yürüyeşe müdahalesini , “Yaklaşık bir haftadır Ankara da yaşananları ve bugün burada yaşananlara akıl sır erdirmek mümkün değil. Basın açıklaması yapacağımız Gebze Kent Meydanı 200 metre ilerimizde.  Daha önce birçok sendikanın, siyasi partinin, nice derneğin yürüdüğü bu yolda bu gün öğretmenlere izin verilmiyor.  Tarih sizi affetmeyecek, bundan emin olabilirsiniz” diyerek kınadı.

Özel sektörde çalışan, atanmayan öğretmenlerin, mülakat mağduru öğretmenlerin talep ve eylemlerini destek için yanlarında yer aldıklarını belirten Eliçora, “Bakınız atanamayan değil atanmayan diyoruz. Çok iyi biliyoruz ki, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde an itibari ile 100 binden daha fazla ücretli öğretmen çalışmakta, öğretmen ihtiyacı ise 200 binleri bulmaktadır. Fakat ne hikmetse bu açıkları karşılamak üzere atamalar yapılmamaktadır” dedi.

Eliçora ayrıca özetle şunları kaydetti:

“Bugün burada yalnızca öğretmenlerin değil, aynı zamanda eğitim hakkının, liyakatin ve adaletin sesi olmak için bulunuyoruz. Her gecen gün kamusal eğitimden uzaklaşılmakta, her gecen gün eğitim emekçileri yoksullaşmakta, hakları yenmektedir. Özel sektör öğretmenleri her gecen gün sermayenin ve patronların insiyatifine bırakılmaktadır. Asıl soru şudur, özel sektör öğretmenlerinin taban maaşlarını belirleyen kanun neden iptal edilmiştir? Meslektaşlarımız asgari ücretlerle veya biraz üstünde rakamlarla köle gibi çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Sorunun cevabı acıktır. Taban maaş ile ilgili kanun sermaye ve patronlar daha çok para kazansın diye iptal edilmiştir.

Yıllarca üniversitelerde eğitim almış, KPSS'de başarılı olmuş, mesleğine hazırlanmış on binlerce genç öğretmen; yetersiz atamalar, belirsiz politikalar ve güven vermeyen mülakat uygulamaları nedeniyle mağdur edilmektedir. Emekle kazanılan puanların mülakat masalarında anlamını yitirmişir.

Son günlerde Ankara'da haklarını aramak için bir araya gelen mülakat mağduru ve atanmayan öğretmenlere yönelik polis müdahaleleri yaşanmış, çok sayıda öğretmen gözaltına alınmıştır. Demokratik haklarını kullanarak seslerini duyurmaya çalışan eğitim emekçilerinin, Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın, Eğitim İş Genel Örgütlenme Sekreteri Bülent Metin’in, Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak’ın gözaltına alınması kabul edilemez bir durumdur.

Bu bize şunu göstermektedir, mevcut iktidar sendikalar sussun, basın yazmasın, muhalefet olmasın çabası içindedir.

Öğretmen, bu ülkenin geleceğini yetiştirendir. Bir öğretmenin yerde sürüklenmesi, kelepçelenmesi ya da susturulmaya çalışılması; aslında eğitimin ve geleceğimizin itibarsızlaştırılmasıdır.

Bugün binlerce genç öğretmen evine ekmek götürme, mesleğini yapabilme ve insanca yaşayabilme mücadelesi vermektedir. Ataması yapılmayan her öğretmen, aynı zamanda öğretmensiz bırakılan bir sınıfın ve nitelikli eğitimden mahrum edilen öğrencilerin hikâyesidir.

Eğitim-İş olarak;

Mülakat uygulamasının kaldırılmasını,

Atamalarda tek ölçütün liyakat ve yazılı sınav başarısı olmasını,

Öğretmen açığının gerçek verilerle tespit edilerek yeterli sayıda atama yapılmasını,

Hak arayan öğretmenlere yönelik baskı ve gözaltı uygulamalarının son bulmasını,

Eğitim politikalarının günü kurtaran değil, geleceği planlayan anlayışla yürütülmesini talep ediyoruz.

Buradan Milli Eğitim Bakanlığı'na ve siyasi iktidara sesleniyoruz:

Öğretmenlerin feryadını duymak için daha kaç gencin umutsuzluğa sürüklenmesi gerekiyor?

Eğitim sistemini ayakta tutanlar, makam sahipleri değil, sınıflarda emek veren öğretmenlerdir. Adalet duygusunu zedeleyen uygulamalarla ne eğitimde başarı sağlanabilir ne de toplumsal güven tesis edilebilir.

 Özel sektör öğretmenlerinin, mülakat mağduru öğretmenlerin, atanmayan öğretmenlerin ne önünde, nede arkasındayız. Hep birlikte onlarla yan yana, omuz omuza, dayanışmayla yürümeye devam edeceğiz.

Gözaltılardan, ablukalardan, baskılardan korkmuyoruz.

Hakkımızı almadan geri dönmüyoruz.

Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz!”

 

 

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 19 Haziran 2026 05:14
BENZER HABERLER
X