TEK ÜST KİMLİĞİMİZ ÖĞRETMENLİK Olduğumuz her yer sendikamızdır
2025’te kurulan Eğitim Gücü-Sen’in Kocaeli Şube Başkanı Melek Candemir, tek üst kimliklerinin öğretmenlik olduğunu söyledi. Candemir, şubeleşme sürecine dair, “Sıfırdan başlamak mücadele ruhu getiriyor. Şubeleşene kadar bizi gördüğünüz her yer bizimdi” dedi
2025’te “Türkiye’nin tek apolitik eğitim sendikası” sloganı ile kurulan Eğitim Gücü-Sen’in Gebze merkezli Kocaeli Şube Başkanı Melek Candemir, tek üst kimliklerinin öğretmenlik olduğunu söyledi. Candemir, şubeleşme sürecine dair, “Sıfırdan başlamak mücadele ruhu gerektiriyor. Şubeleşene kadar bizi gördüğünüz her yer bizimdi” dedi
Bir dönem rehber öğretmenliğin kaldırılacağı falan konuşuldu, ben mi yanlış hatırlıyorum
Hiçbir zaman böyle bir gündem oluşmadı, çünkü rehberlik Milli Eğitim'in bel kemiğidir. Çok önemli hizmet veriyoruz; bölgemizde yaşadığımız olaylarda da yine rehber öğretmenlerin süreç yönetimi ve sürece katkıları çok büyük. O yüzden Bakanlık için biz kıymetli paydaşlarız.
Dilovası’ndaki taciz iddiasını da
Bir rehber öğretmen görünür kıldı.
- İlk sendika üyeliğiniz Eğitim Gücü-Sen mi?
- Daha önce sendikalara inanmazdım. İlk sendika üyeliğimde kurum amirimi kıramadığımdan Eğitim Bir-Sen’e oldu. İnandığım bir üyelik değildi.
- Özetle; gerek memur gerek işçi sendikaları siyasetle çok ilişkilendiriliyor. Belediyelerde yönetim değişiyor, örgütlü sendika değişiyor. Apolitik olduğunu ifade eden bir sendikanın başkanı, üyesi olarak durumu değerlendirir misiniz?
- ‘Sendikalara inanmazken’ diye başlamıştım. İnancımın zedelenmesinin temelinde bu vardı. Biz tam olarak neyiz, kimiz, neyi temsil ediyoruz ya da bizi kimler temsil ediyor? Okullarda bunun kavgası verilirken bir siyasi propagandaya dönüşmesi beni rahatsız ediyordu. Sorgulamaya başlıyordum; bu böyle olmamalı çünkü biz eğitim çalışanlarıyız. Bizim yaptığımız sendikacılıkta kapsayıcılık önemlidir, koşulsuz kabul önemlidir; etiketlemeden, ayrıştırmadan, ötekileştirmeden. Bizim tek bir üst kimliğimiz var; öğretmenlik. Ben bir eğitimciyim. Siyaset siyasetçilere bırakılmalı. Okullarda, idarelerle, öğretmenlerle, velilerle ve çocuklarla temas ediyorsak bu propagandayı yapamayız. Eğitim sorunlarını konuşmamız gerekiyor. Benim kırmızı çizgim budur. Sendikal olarak beni temsil ettiğini, ayrıştırmadığını bilmeliyim. Duruşum budur. Sendikamız da kurulduğunda "Apolitik bir sendika kuruldu" cümlesini gördüğümde destek vermek ve araştırmak istedim. 2021’in kasım ayında üye oldum. Sendikamın ülke geneli, 624’ncü üyesiyim. Beşinci yılımıza girdik ve sendikamın apolitik duruşunun sarsılmaması benim için önemliydi.
- Geleneksel yapılara, mevcut sendikalara baktığımda bir öğretmen olarak kendimi bir yere ait hissetmiyordum. Çünkü bir şeyler değiştiğinde insanların rengi ve durduğu yer değişiyor. Benim durduğum yer ise hiç değişmeyen bir yer; çünkü ben öğretmenim. Sendikaların durması gereken yerin hükümetler değil eğitim ve eğitimcinin sorunları olması gerektiğini düşünüyorum.
- Gelinen aşamada, memnunsunuz
- İnsanlar bir aidiyet sebebi arıyorlar; fanatizm ülkemizde yaygın, futbol takımı tutmak gibi siyasi düşünce de rağbet görüyor. Bu kanaldan beslenmeden, hiçbir siyasi yapıyı arka bahçe olarak kabul etmeden yola devam etmek kolay değil. Biz girdiğimiz her öğretmen odasında öğretmen kimliğimizi savunduk. Biz birlikte olursak, birbirimize inanırsak ve mağduriyetlerimizin farkında olursak güçlü yürüyeceğimizi ifade ettik. Bu şekilde huzur duyduğum bir yolculuk oldu benim için.
- İlk üyeliğiniz genel merkeze mi oldu yoksa herhangi bir şubeye mi?
- İlk üyeliğim online üyelik olarak genel merkeze oldu. Amatör ruhla sorumluluk almak istediğimi belirttim ve onlar da bu görevi bana takdir ettiler. Gebze merkezli Kocaeli Şubesi'ni yeterli üye sayısına ulaştıktan sonra Kasım ayında açtık; yeter sayıya ulaştıktan sonra. Öncesinde temsilcilikti.
- Yeriniz olmaza bile sizi temsilci olarak tanıdık.
- Bizi gördüğünüz her yer aslında bizimdi. Sıfır noktasından başlayıp ilerlemek bir mücadele ruhu getiriyor, o yüzden güzeldi. Şubeyi açtığımızda 600’e yakın üyemiz vardı. Günümüzde, 700’ü aştı.
- Bu üyelerin ne kadarı ilk defa sendikalı oldu, ne kadarı başka sendikalardan geldi? Bir veri, istatistik var mı?
- Popülasyonumuzun önemli bir çoğunluğu genç arkadaşlarımız ve sendikasız olanlar. Yeni jenerasyon sorguluyor ve ideolojik sendikacılığı reddediyor. Eski jenerasyon ise daha çok ideolojilere aidiyet sağlıyor. Söylemlerimiz güçlüydü ve bize inanan arkadaşlarla yol yürüdük. Üyelerimizin çoğunluğu ilk defa sendikalı olanlar ama mevcut sendikalardan ayrılıp gelenler de var.
- Bir alternatif olduğunuzu söyleyebilir miyiz?
- Aynen öyle. İnsanlar tarafsızlık alanında kendilerini gördükleri için bizi tercih ediyorlar. Üyelerimizle olan diyaloglarımızda da herhangi bir şeyin propagandasını yapmıyoruz; mesleğimizle ilgili paylaşımlar yapıyoruz.
- Darıca'daki eğitimde şiddet karşıtı yürüyüşte, Arapçeşme’de bir öğrencinin kazada öldüğü yerdeki basın açıklamasında vardınız. Toplumdan destek beklediğinizi ifade ettiniz ama siyasetçiler yoktu
- Paydaşlarımın ne düşündüğünü bilemem ama bana bu konuda bir bilgi gelmedi. Bir yasal düzenleme yapılması gereken bir olay yaşanmışsa orada herkesin olması gerekir. Kanun koyucuların da orada olması gerektiğini düşünüyorum.
- Darıca'daki olayda saldırganları teşhir ettim. Hatta bir tanesi avukat. Öğretmene saldıran avukat olması insanı üzüyor. Gerekçe ise çocuğumu niye kaydetmedin?
- Herkesin ne yaptığının farkında olması gerekiyor. Öğretmenin yapabileceği bir şey yok; kayıt alanı neyse resmi prosedür uygulanır. Bir kanun koyucunun bunu ihlal ediyor olması acı.
- Rehber öğretmenliğin, psikolojik danışmanlığın önemine dair ne söylemek istersiniz?
- Çok önemli bir sorumluluğumuz var çünkü karşımızdaki bir insan ve onun duygu dünyası. Okul psikolojik danışmanları olarak görev tanımımız içerisinde izleme, fark etme ve doğru müdahale etme çok önemlidir. Kişinin size gönüllü olarak gelmesi ve güven sağlanması gerekir. Kurumlarda aile çalışmaları da yapıyoruz, onları bilinçlendiriyoruz. Lise grubunda ise kimlik gelişimi ve gelecek kaygısı üzerine çalışıyoruz. Kariyer farkındalığı sağlayıp hedeflerini belirlemelerine eşlik ediyoruz.
- Milli Eğitim'in üzerinde durduğu mesleki eğitim konusu var; Gebze sanayi bölgesi olduğu için çocuklara meslek liselerine gidin deniyor. Bunu destekliyor musunuz?
- Öğrencilerin yeteneklerine göre hangi alanda çalışmak istiyorlarsa o eğitimin alınmasını desteklerim. Her çocuğun sadece akademik başarıyla ilerleyeceği kanaati doğru değil; mesleki eğitimi de benimseyebilirler. Örgündeki meslek liseleri ile MESEM programları farklıdır tabii.
- Eğitim öğretim dönemi sürerken yıkım kararı alınan okullar var. Zamanlamada sıkıntı yok mu?
- Planlama önemli bir şey. Zamanlama sıkıntı olsa da binaların iyileştirilmesi gerekiyordu. Çocukların güvenli alanı, bağ kurdukları yerin değişmesi uyum ve adaptasyon sorunu yaratır. Misafir eden okul için de zordur. Bir şekilde iyileştirmenin yapılması gerekiyor.
- Ücretli öğretmenler meselesine dair ne söylemek istersiniz
- Bedeli ödenemeyen bir emek var. Tüm arkadaşlarımız atanmalı; eşit işe eşit ücret verilmeli. Ücretli öğretmenlikte güvence yok, bir hafta sonra iş akdi sonlanabilir. İnsanların kendilerini güvende hissetmedikleri bir sistem haline gelmiş durumda.
**
KİMDİR
21 Mart 1985'te Osmaniye'de doğdu. Osmaniyeli uzun yol şoförü ile Hataylı ev kadınının kızı. İlk, orta ve liseyi memleketinde okudu.
Doğu Akdeniz Üniversitesi, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Ana Bilim Dalı mezunu. Rehber öğretmen, okul psikolojik danışmanı.
Mesleğe Diyarbakır’ın Bağlar İlçesinde başladı. 2014 yılından bu yana “Doğu görevi” kapsamında Gebze’de görev yapıyor. Beş yıl boyunca Beylikbağı Farabi Ortaokulu’nda çalıştı. Ardından görevlendirme ile Bilim Sanat Merkezi’nde, Kirazpınar’da özel yetenekli çocuklarla çalışmalarını sürdürüyor. Aynı zamanda Mehmet Tuğrul Tekbulut MTAL’nde de görevde.
- Üniversite sınavına girerken hedefiniz rehber öğretmenlik miydi?
- İnsan temelli, fayda sağlayacağım bir işte çalışmak istiyordum. Kendi yönlendirmemi kendim yaptım; ilk tercihim psikolojik danışmanlık, ikincisi hukuktu.
- **
ÇOCUĞUN ÇOCUKLUĞUNU YOK SAYAMAYIZ
Akran zorbalığı bir sonuçtur
Köşklüçeşme Mahallesindeki okulda akran zorbalığı yaşandı. Suçlanan çocuğun annesi aşırı korumacı, çocukta travma hali var. 4. sınıfa kadar disiplin verilememiş. Akran zorbalığı altında dramatik dramlar yatıyor sanki.
Akran zorbalığıyla nasıl baş edeceğiz konusu önemli. Bu bir sonuçtur; çocuklar neden bu hale geliyor? Çocuğu bir kişi değil aile ve ülke büyütür. Aile, çocukluğun ana vatanıdır. Aile sistemine ne kadar kıymet verdik, bu konuşulmalı. Medyanın, gündüz kuşaklarının etkisi büyük. Aile sistemini yok ettiysek çocuk var olamaz. Var olamayan bir çocuğu sisteme emanet ediyoruz; sistem de fark etmezse istenmeyen durumlara, zorbalığa ve suçlu nesillere evriliyor.
- Suça sürüklenen çocuk kavramı, özellikle çocuğun çocuğu öldürdüğü vakaların artmasıyla sorgulanmaya başladı?
- Suça sürüklenen çocuk tabiri yasal bir tanımdır. Çocuğun çocukluğunu yok sayamayız; reşit değil çünkü. Tanımlarda ve kısaltmalarda kalıyoruz; sorunu detaylı konuşmak yerine kısaltarak çözdüğümüzü sanıyoruz.
**
DİLOVASI’NDA DERYA AY
Mesleğe başladığı ilk
yerde sendika temsilcisi
Eğitim Gücü-Sen, Gebze’de Kocaeli Şubesi şeklinde yapılandı. Şube Başkanı Melek Candemir, merkez İlçe İzmit’te bütçeyle ilgili sebeplerden dolayı günümüz itibariyle şubeleşmenin gündemlerinde olmadığını söyledi. Kocaeli Şubesi’nde üye öğretmenlerin büyük bölümü doğal ve mevcut koşullardan ötürü bölgemizden. İlimizdeki 12 ilçede de temsilcilikleri var. Darıca’da Emrullah Kızılca, Çayırova’da Aysun Kalaycıoğlu ve röportajın sonlarına doğru eşlik eden Dilovası Temsilcisi Derya Ay.
Rehber öğretmen Derya Ay ilçede 22 üyelerinin olduğunu belirtti. Meslekte üç yılı geride bıraktığını, ilk görev yerinin Dilovası olduğunu belirten genç öğretmen, “Dilovası’nın kozmopolit ve muhafazakâr bir yapısı var, insanlar olayları açığa çıkarmak istemeyebiliyorlar. Toplumu eğitmek ve geliştirmek bizim amacımız” dedi.