Onurlu yaşam ücreti istiyoruz. Alacağız
20 Aralık 2025 02:20

UYARIYORUZ. KABUL ETMİYORUZ Onurlu yaşam ücreti istiyoruz. Alacağız

Gebze’de Eğitim-İş Sendikası üyesi öğretmenler “İnsanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım” talebiyle iş bırakarak alanlara indi. Adem Eliçora eylemin uyarı olduğunu belirterek dayatılanları ret ettiklerini belirtip, “Onurlu yaşam ücreti istiyoruz. Alacağız” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Eğitim-İş Sendikası ülke genelinde; “İnsanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım” talebiyle iş bırakarak alanlara indi. Gebze’deki eylemde Eğitim-İş Sendikası Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Adem Eliçora konuştu.

 “Kamu emekçisinin umudu olan Birleşik Kamu-İş olarak altını çiziyoruz: Bu iş bırakma eylemimiz bir uyarıdır. Kamu emekçisi, gasp edilen hakları teslim edilmedikçe üretimden gelen gücünü kullanmayı da demokratik hakları çerçevesinde mücadele etmeyi de sürdürecektir. Nasıl belirlendiği belli olmayan gerçek dışı enflasyon rakamlarını, ekonomik krizin faturasının önümüze koyulmasını, milli gelirden almamız gereken payın gasp edilmesini kabul etmiyoruz!” dedi. “Artık yeter, yaşayamıyoruz. Sorumlusu olmadığımız bu krizin faturasını ödemeyi reddediyoruz” diyen Eliçora taleplerini şöyle sıraladı:

 “İnsanca çalışma şartları ve insanlık onuruna yaraşır ücretler istiyoruz ve alacağız

Yoksulluk sınırının üstünde maaş istiyoruz.

Sadece ayrıcalıklı bir zümre için zikredilip sonra geri çekilen seyyanen zammın emekçi ve emeklilerin tamamına verilmesini istiyoruz.

Yan ödemelerin tamamının emekli aylıklarına yansıtılmasını istiyoruz.

Gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesini istiyoruz.

Enflasyon farkının aylık olarak ödenmesini istiyoruz! Yılda 4 ikramiye ve kira yardımı istiyoruz.”

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı sendikalar olarak; “siyasi iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı, insanca bir yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle” dün üretimden gelen gücünü kullanarak iş bıraktı. Konfederasyon bileşenlerinden Eğitim-İş Sendikası Kocaeli 2 No’lu Şube üyesi öğretmenler de okullarında derse girmezken Gebze’de 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı BMİS Gebze 2 No’lu Şube Başkanı Necmettin Aydın ve MMO Gebze Temsilciliği Yürütme Kurulu Başkanı Tanfer Yeşiltepe de destekledi.

Eğitim-İş Sendikası Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Adem Eliçora açıklamada ayrıca şu görüşlere yer verdi:


“Bugün Türkiye’nin emekten ve cumhuriyetten yana en büyük sendikası, sayısal anlamda üçüncü konfederasyonu, Birleşik Kamu-İş olarak işyerlerimizde değil meydanlardayız. Adına ‘toplu sözleşme’ dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkını gasp edenler, şimdi biz emekçilerin durumunu gözetmeden, bütçe yaptıkları için tükeniyoruz.

Halk olarak içine düştüğümüz ağır ekonomik krizin temelleri mevcut iktidar tarafından atıldı. Özelleştirme eliyle Cumhuriyet yadigârı olan fabrikalar, sadece arsalarının bedeli kadar düşük fiyatlara yandaşlara peşkeş çekildi. Ülkemiz üretmeden tüketen bir ülke haline getirildi.

‘Dolarla mı maaş alıyorsunuz, size ne dolardan’ denirken ülkede toplu iğne almak için bile dolar kuru takip edilir hale geldi. Ülkede asgari ücret genel ücret haline getirildi, asgari ücret ve onun sadece biraz üstü maaş alanlar kayıtlı istihdamın yüzde 70’ine ulaştı. Yani ülkenin çalışan, üreten yurttaşları, en çok vergiyi verip asgari, yani en az ücreti alır hale geldi.

Bu yıl üçüncü büyük kamu emekçileri konfederasyonu olarak, bizim de bulunduğumuz toplu sözleşme masasında, ortadaki ağır tabloyla zerre uyuşmayan, adeta hakaret niteliğindeki zam tekliflerini ifşa ettik. Diğer konfederasyonlara ‘yapısı belli ve hükümetin noteri gibi çalışan hakem heyetine gidip bu hakaret zamlarını meşrulaştırmayın’ dedik. Sonuçta ne yazık ki dediğimiz gibi oldu. Herkesin durduğu yeri de hakem heyetinin adına ‘zam’ dediği o utanç rakamlarını da tarih yazdı. Eylemler yaptık, masadaki her rezilliği ifşa ettik.

O masada verilmeyen ancak ufak kanun değişiklikleriyle kamu emekçisine sağlanabilecek, birçok hak için raporlar hazırladık, Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partilere bu çalışmalarımızı sunup ‘Sadece basit kanun değişiklikleriyle kamu emekçisinin içine düştüğü bu darboğazı biraz olsun rahatlatabilirsiniz’ dedik.

TÜİK’in hayal aleminden bildirdiği rakamların yanlış olduğunu her fırsatta söyledik. Düzenli çalışmalarımız ile açlık ve yoksulluk sınırının ulaştığı boyutu ortaya koyduk. Bu gerçekleri yetkililere duyurmaya çalıştık.

Konfederasyonumuzun Ar-Ge birimi KAMU-AR’a göre Kasım 2025 itibarıyla açlık sınırı 30 bin 327 lira, yoksulluk sınırı ise 93 bin 697 lira düzeyinde. Bu kamu emekçilerinin ezici bir çoğunluğunun yoksulluk sınırının çok çok altında yaşadığı ve alım gücünün günden güne erimesi nedeniyle açlık sınırına her gün biraz daha yaklaştığı görülüyor. Bu gelen daha da rezil ve sefil günlerin ayak sesleri. Toplu sözleşme masasında memurun haline kulak vermediler, asgari ücretin belirleneceği masada işçi bile yok, şimdi de halktan alınan vergilerle oluşan bütçeyi, biz emekçileri, halkı görmezden gelerek şekillendiriyorlar. Bu pişkinliğe artık yeter diyoruz!

Üst düzey kamu yöneticilerine, vicdanlara sığmayan bir seyyanen zam önerdiler. Ağır tepki verdik, her yerde bunun nasıl bir rezillik ve adaletsizlik olduğunu anlattık. Bir iyileştirme yapılacaksa bunun tüm kamu emekçilerini kapsaması gerektiğini, aksi bir durumun kamu çalışma yaşamındaki gelir adaletsizliğini daha da büyüteceğini, bunu asla kabul etmeyeceğimizi söyledik. Sonrasına hemen geri adım attılar. Oysa söz konusu iyileştirmeyi tüm kamu emekçilerine yaymak, bir kez olsun emekten yana tavır göstermek de mümkündü.

Şimdi bütçe hazırlanırken de aynı emek düşmanlığını görüyoruz. Bütçede hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Sermaye var, yandaşların çıkarları var, zenginin ağzına çalınan parmak parmak ballar var. Bütçenin yükü, dolaylı vergilerle zaten yoksulluktan beli bükülmüş, emekçi ve açlık sınırının bile altına atılmış, emeklilerin sırtına bindirilirken, kamu kaynakları sermaye gruplarına aktarılıyor. Sosyal devlet ilkesi görmezden gelinerek hazırlanan bütçede, halkın refahını gözeten en ufak bir hamle yok. En zenginlerin sırtı kamu teşvikleri ve vergi sıfırlamalarıyla sıvazlanırken, bu bütçeye göre halk yine en çok vergiyi ödeyip yine en az hizmeti alacak.”

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 20 Aralık 2025 02:22
BENZER HABERLER
X