Taleplerimiz yaşamsal: MESEM’e de hayır
01 Mayıs 2026 16:24

MAZERETİM VAR. ASABİYİM BEN! Taleplerimiz yaşamsal: MESEM’e de hayır

Gebze Sendikalar Birliği’nin iki yıl aradan sonra tekrarladığı 1 Mayıs mitinginin yeni yüzü, Öğrenci Sendikası oldu. Necmettin Aydın, GSB’nin taleplerinin yaşamsal olduğunu belirtip, “Çocuklarımızı çıraklık eğitimi altında köleleştiren MESEM uygulamasına son verilmesini istiyoruz” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Türkiye’de 1980 askeri darbesinin ağır etkilerinden sıyrıldıktan sonra 1989’daki bahar eylemleri ile silkelenen emek hareketi, “emeğin başkenti” Gebze’de de Gebze Sendikalar Birliği’ni kurdu.

GSB kuruluşundan bugüne muhtemelen 30’ncu 1 Mayıs mitingini, bugün gerçekleştirdi. Gebze’de geleneksel hale gelen 1 Mayıs kutlamaları iki defa pandemiye, yaklaşık beş defa da sendikaların bağlı olduğu konfederasyonların şubelerini farklı illere daveti gibi gerekçelerle ertelendi. Ve iki yıl aradan sonra bugün yine tekrarlandı.

Gebze’de her 1 Mayıs mitingi ekseri İstanbul civarından; Gebze’de örgütlenmesi olmayan partilerin, çeşitli derneklerin kendini gösterdiği yerler olur. Bu yılın yeni yüzü, Öğrenci Sendikası idi.

https://ogrencisendikasi.com/

Geleceğimizi kurtaralım” sloganıyla Kasım 2019’da üniversite öğrencileri tarafından kurulan sendika Gebze’deki mitingde yedi üyesi ve “MESEM’liler burada. Sınıfının yanında” yazılı dövizin arkasında temsil edildi. GSB Sözcüsü ve BMİS Gebze 2 No’lu Şube Başkanı Necmettin Aydın tarafından okunan GSB’nin 1 Mayıs açıklamasında taleplerinin yaşamsal olduğunu kaydedip “Çocuklarımızı çıraklık eğitimi altında köleleştiren MESEM uygulamasına son verilmesini istiyoruz” dedi.

Gebze’de bugünkü 1 Mayıs mitingi ve basın açıklamasına Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Süleyman Akyüz ve Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Gençer ile birlikte tespit edilebildiği kadarıyla;

Gebze Sendikalar Birliği bileşenlerinden Petrol-İş Gebze, Eğitim-Sen ve Eğitim-İş’in Kocaeli 2 No’lu Şubeleri, Tez Koop-İş Kocaeli Şube, MMO Gebze Temsilciliği,

Ayrıca;

BMİS Gebze 1 No’lu Şube, Eğitim-İş Kocaeli 1 No’lu Şube, Petrol-İş İstanbul 2 No’lu Şube, Umut-Sen, Tüm Emeklilerin Sendikası, Birleşik Emekliler Sendikası, Metal İşçilerinin Birliği, Gebze İşçilerin Birliği Derneği, Emeğin Kurtuluşu

Demokratik Aleviler Derneği, Tevgera Jiyan Azadi – TJA/Kocaeli, Sivas İli ve Civarı Kültür Dayanışma ve Çevre Koruma Derneği ile siyasi partilerden;

CHP, DEM Parti, Emek Partisi, SOL Parti, Türkiye İşçi Partisi, Vatan Partisi, Toplumsal Özgürlük Partisi, Devrimci İşçi Partisi’nin Gebze, Darıca, Çayırova ve Dilovası ilçeleri ilimizin ve İstanbul’un ilçelerinden başkan, yönetici ve üyeler katıldı.

Kitle program kapsamında Osman Yılmaz Mahallesi’ndeki trafo meydanında toplandı. Şehit Numan Dede Caddesi üzerinden 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı’na emeği merkeze alan sloganlar atarak yürüdü. Yer yer, “Katil ABD işbirlikçi AKP” sloganına ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya davet eden sloganlara tanık olundu.

Döviz ve pankartlarda da tepki ve ifadeler anlatıldı. BMİS’in Gebze Şubelerindeki her iki kortejinde de DİSK’in efsanevi genel Başkanı Kemal Türkler’in pankartları taşındı. BMİS, 2026’yı Kemal Türkler yılı ilan etmişti.

Devrimci İşçi Partisi’nin “NATO’dan çık. NATO’yu yık” yazılı devasa pankartı hem içerik ve görsel, hem ebat olarak dikkat çekti.

Mitingde sunumu Eğitim-İş Kocaeli 2 No’lu Şube Sekreteri Sibel Çellik Fındık üstlendi. Fındık yürüyüşü bitirip meydana girenleri Nazım Hikmet’in “Türkiye İşçi Sınıfına Selam” şiiri ile karşıladı.  “Gebze; sadece bir sanayi kenti değil. Aynı zamanda direnişin, örgütlenmenin ve dayanışmanın kentidir. Burada vardiyalar değişir ama sömürü değişmez!  Ama biz buradan ilan ediyoruz: Bu düzen değişecek!  Bu sömürü bitecek!  Kazanan emekçiler olacak!” diye coşkuyu artırdı.

Konuşmasında, “İşçiler, kamu emekçileri, hekimler, mimarlar, mühendisler, gençler, kadınlar, emekliler, emek dostları bu ülkenin tüm güzelliklerini yaratanlar, hoş geldiniz kardeşlerim” diye söze giren Necmettin Aydın, “Bugün, 1 Mayıs! Uluslararası Birlik,  Mücadele ve Dayanışma Günümüz Kutlu Olsun! Bugün bedeller ödenerek kazanılan hakların, susturulamayan seslerin, mücadeleden vazgeçmeyen yürekli işçilerin günü, emeğin günüdür” dedi:

“Hatırlayalım, bundan tam 140 yıl önce 1 Mayıs, ta 8 saat çalışmak, 8 saat dinlenmek, 8 saat uyumak talebiyle başlayan büyük işçi mücadelesi tüm dünyanın emekçilerini ortak bir dava etrafında buluşturmaya devam ediyor.

 49 yıl önce, 1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı’nda yüz binlerce işçi ve emekçi alanı doldurmuştu. O gün, tarihin gördüğü en kitlesel işçi buluşmalarından biri yaşanırken, işçi düşmanı karanlık odakların kiralık tetikçileri halka ateş açtı;     yaşanan panikle, kurşunlar ve izdihamın neticesinde 34 işçi ve emekçi şehit düştü, yüzlercesi yaralandı.

Taksim Katliamı, bu ülkede işçilerin ve emekçilerin tarihine kazınan kanlı bir sayfadır. Şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. Anıları mücadelemizde yaşıyor.”

Gebze Sendikalar Birliği’nin 1989’dan bu yana, 37 yıldır Gebze’de işçilerin ve kamu emekçilerinin sesi olmaya devam ettiğini kaydeden Aydın, “37 yıldır her zorluğa göğüs gerdik, her baskıya rağmen mücadelemizi büyüttük. Gebze’nin fabrikalarında, tezgâhlarında, şantiyelerinde ter döken işçilerin, kamu hizmeti veren kamu emekçilerinin, işlerini kamu yararını gözeterek yapan hekim, mimar ve mühendislerin hakkını aramak için, onların sesi olmak için bugün de aynı kararlılıkla buradayız” diye konuştu. Aydın şöyle devam etti:

“Bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenler olarak bizim bu düzene itirazımız var!

Çünkü biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz; ancak emeğimizin karşılığını alamıyoruz.

Uzun saatler boyunca daha düşük ücretlerle ve daha güvencesiz koşullarda çalışmaya zorlanıyoruz.

Biz yoksullaşırken bankalar, şirketler ve holdingler kâr rekorları kırmaya devam ediyor.

Bu düzende yaşamın her alanında eşitsizlikle ve şiddetle karşı karşıya kalan kadınlar güvencesiz bırakılıyor; okullarda öğretmenlerimiz ve çocuklarımız katliamlarla karşı karşıya kalıyor.

Bu saldırıları şiddetle kınıyoruz; failleri ve bu vahşete zemin hazırlayan sorumluları lanetliyoruz. En son Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta saldırıya uğrayan öğretmenlerimiz ve öğrencilerimizle dayanışma içindeyiz. Ölen öğretmenimizi ve öğrencilerimizi rahmetle anıyoruz.

Onların acısı bizim acımızdır.

Biz biliyoruz ki, güvenli bir eğitim ortamı sağlamak devletin en temel görevidir.

Bu cinayetler, bize bir kez daha göstermiştir ki kamu emekçilerinin güvenceli, grevli, toplu sözleşme hakkına sahip olması yalnızca bir sendika talebi değil, yaşamsal bir zorunluluktur.

Sendikacılar, belediye başkanları, gazeteciler, gençler, kadınlar; itiraz eden kim varsa hapishanelere dolduruluyor. Yargı sistemi talimatla işliyor, adalet yerini keyfiliğe bırakıyor.

Hükümetin izlemiş olduğu yanlış, ekonomik politikalar ve açıkladığı Orta Vadeli program 3 yıldır, işçileri, memurları emeklileri daha da yoksullaştırdı.

Sahte TÜİK rakamları ile ücretler baskılandı.   Asgari ücret açlık sınırının altında açıklandı. Asgari ücret ortalama ücret haline geldi.

Emekli maaşları en düşük seviyede eşitlendi, milyonlarca emekli 20 bin liraya geçinmek zorunda bırakıldı.

Alınan ücretler ev kirasını karşılayamaz hale geldi.

Hükümetin ranta dayalı ekonomik politikaları sonucu faizler yükseldi, bankalar, finans kurumları, rantiyeciler, holdingler karlarına kar katarken, reel sektörde her gün işyerleri kapanmakta, toplu işçi çıkışları yaşanmaktadır.

Sendikalaşma ve grev hakkı gasp ediliyor, toplu satış sözleşmeleriyle kamu emekçileri ve emekliler yoksulluğa ve sefalete mahkûm ediliyor.”

Ankara’da haklarını almak için günlerce direnen ve direnerek haklarını söke söke alan, maden işçilerini,

Temel Conta’nın ve Tüvtürk’ün grevci işçilerini selamlayıp direnişlerinin, bu ülkedeki işçi sınıfının haklarından vazgeçmeyeceğinin en güç kanıtı olduğunu kaydeden Aydın,

Sendikal faaliyeti nedeniyle tutuklanan  Limter İş sendikası yöneticilerinin, derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.

İşçilerin örgütlenme özgürlüğü ve sendikacılık temel bir insan hakkıdır; suç değildir.

Yine buradan işçilerin hakkını savunduğu için holding patronlarının şikâyetiyle tutuklanan Birleşik-Tekstil İşçileri Sendikası (Bir-Tek Sen) Genel Başkanı Mehmet Türkmen’e selam gönderiyoruz!

 Mücadelesi ve duruşu, işçi hareketi için bir ilham kaynağıdır. Açıkça söylüyoruz: Sendikacılık suç değildir! İşçilerin hak mücadelesi suç değildir!

 Bu ülkede sendikal faaliyeti suç sayan anlayışı reddediyoruz. Haklarını arayan işçileri, sesini yükselten sendikacıları hapseden bir hukuk anlayışına karşı durmaya devam edeceğiz.

Akbelen’de havasını, suyunu, doğasını, vatanını savunduğu için haksız ve hukuksuz şekilde tutuklanan Esra IŞIK kardeşimizin bir ana önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Grev yasakları, grevleri suç sayan anlayışla toplu sözleşme hakkının fiilen oradan kaldıran, işçilerin örgütlenmesini zorlaştıran uygulamalar; tüm bunlar, sınıf mücadelesinin önüne çekilmiş barikatlardır. Bu barikatları aşmak, sendikal hak ve özgürlükleri korumak ve haklarımız için bu meydandayız, bir aradayız, omuz omuzayız” dedi.

“Yine çocuklarımızı çıraklık eğitimi altında köleleştiren MESEM uygulamasına son verilmesini istiyoruz; çocukların şiddetten uzak, sağlıklı ve güvenli koşullarda eğitim alması için gerekli tüm adımlar derhal atılmalıdır.

Dilovasında bir parfüm fabrikasında yanarak hayatını kaybeden, kız kardeşlerimizi, Gebze de çöken binanın altında kalarak hayatını kaybeden kardeşlerimiz, saygıyla anıyoruz.

Bu cinayetlere, neden olan kurum ve kişilerin bir an önce cezalandırmalarını talep ediyoruz” diyen Aydın kıdem tazminatı ve vergilendirmeye dair şunları belirtti:

“Kıdem tazminatı işçi sınıfının kazanılmış bir hakkıdır. Onlarca yıldır çeşitli biçimlerde bu hakka göz dikenlere bir kez daha hatırlatıyoruz: Kıdem tazminatına dokundurmayacağız! Kıdem tazminatını tasfiye etmeye yönelik her girişim, işçi sınıfına açıkça ilan edilmiş bir savaştır.

Vergide adalet istiyoruz, işçiler bugün tamamen adaletsiz bir vergi yüküyle karşı karşıya. Büyük sermaye gurupları vergi avantajlarından yararlanırken, işçilerin kazancı yarısını vergiye gidiyor. Vergi adaleti yoksa, sosyal adalet de yoktur. Vergi sisteminin en ağır yükünü taşıyanlar işçiler değil, sermaye olmalıdır.”

Gebze Sendikalar Birliği olarak, ABD ve İsrail’in önce Filistin’e, şimdide İran ve Lübnan’a yaptığı saldırıları kınayıp kahramanca ülkelerini savunan İran halkını selamladıklarını belirten Aydın ardından taleplerini sıraladı:

Asgari ücretin belirlenme yöntemi ve komisyonun yapısı tamamen değiştirilmeli; asgari ücret, gerçek enflasyon ve insanca yaşam için gerekli koşullar dikkate alınarak güncellenmelidir.

Taşeron ve kiralık işçilik uygulamalarına son verilmeli; her işçi güvenceli, sendikalı ve toplu sözleşme kapsamında çalışmalıdır.

Örgütlenme özgürlüğü ve toplu sözleşme hakkı ile anayasal grev hakkının kullanılmasının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

Kamu emekçilerine grevli toplu sözleşme hakkı tanınmalıdır.

İş cinayetlerinin önlenmesi ve işçi sağlığı ile iş güvenliği denetimlerinin etkin şekilde yapılması için devlet sorumluluğunu yerine getirmeli; kaza ve ölümlerde sorumluluğu bulunan işverenler ile kamu görevlilerine yönelik cezasızlık politikalarına son verilmelidir.

Okullarda öğretmenlere ve öğrencilere yönelik yapılan saldırılara karşı caydırıcı tedbirler alınmalıdır.

Yıllarca pirim ödeyen emekli olamayan, işçiler için bir an önce Kademeli Emeklilik yasasının çıkartılmasını talep ediyoruz.

MESEM uygulamasına son verilmeli; çocukların şiddetten uzak, sağlıklı, güvenli koşullarda eğitim alması için gerekli adımlar atılmalıdır.

Yaşamın her alanında ve çalışma hayatında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik kamucu sosyal politikalar hayata geçirilmeli, ILO 190 onaylanmalıdır.

Yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü, barışçıl gösteri ve toplanma hakkı güvence altına alınmalıdır. Tutuklu sendikacılar, gazeteciler ve siyasetçiler derhal serbest bırakılmalıdır. Laik, sosyal, hukuk devleti, AYM kararlarının uygulanması, seçme-seçilme hakkı teminat altına alınmalıdır.

Ortadoğu’daki savaşlara karşı durarak bölgesel barış sağlanmalı,  bölgedeki tüm halkların kardeşliği ve eşitliği esas alınarak emperyalizme ve siyonizme karşı mücadele yükseltilmelidir.

ABD ve İsrail’in yıkıcı savaş politikalarına, NATO’nun saldırgan rolüne karşı çıkıyoruz; ülkemiz emperyalist odaklarla ilişkisini kesmelidir. Uluslararası alanda emek dostu güçlerle dayanışma büyütülmelidir.”

Aydın sözlerini; “Gebze Sendikalar Birliği olarak hepinizi dostlukla, kardeşçe kucaklıyoruz. Yaşasın 1 Mayıs. Yaşasın örgütlü mücadelemiz. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz” diyerek tamamladı.

Serin hava ve kısmi yağışa rağmen hayli yoğun bir katılım olan miting açıklamanın ardından davul zurna eşliğinde halay çekilmesi ile sona erdi.

Güncelleme: 01 Mayıs 2026 16:38
BENZER HABERLER
X