Ülke gündemi seçim değil ülke olmalı
10 Mart 2026 06:24

YENİ SEFERBERLİĞİ SEKTEYE UĞRADI Ülke gündemi seçim değil ülke olmalı

Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Süleyman Akyüz, bağrından çıktığı Gebze Şubenin geleneksel iftarında yeni örgütlenme seferberliklerini Ortadoğu’dan sebep sekteye uğradığını belirtip özetle, “Bu koşullarda ülke gündemi seçim değil ülke olmalı” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

1986’da kurulan Petrol-İş Sendikası Gebze Şube’nin kurucu delegesi..

Şube eski başkanı ve 1989’da kurulan Gebze Sendikalar Birliği’nin kurucular kurulu üyesi

Günümüz Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Süleyman Akyüz dün akşam bağrından çıktığı Gebze Şube’nin Eskihisar, Kahve Deryası’ndaki geleneksel iftarı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.  

Sendika olarak yeni bir sendikal örgütlenme seferberliğinin kararını aldıklarını, bu kararın hemen ardından ise bu sefer ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da İran başta olmak üzere yeni saldırılarının patlak verdiğini kaydeden Akyüz komşumuzdaki hadisenin ülkemizi de olumsuz etkilerinin yaşanacağının kaçınılmaz olduğunu izah etti.

Akyüz, basının sorusu üzerine; “Türkiye bu şartlar altında seçime gitse de çok demokratik ve adil bir seçim olacağını sanmıyorum. Seçilenlerin neler yaşadıklarını hep beraber görüyoruz. Önce onu bir kere hazmetmemiz, anlamamız lazım.

Onun dışında seçim yapsa bile milletimiz ne kadar bilinçli? Şimdi bir taraftan dünya yanıyor, bir taraftan ülke ateş çemberinin ortasında. Seçim çok anlamlı, çok da doğru olmaz. Bu sene seçim kesinlikle konuşulmamalı” dedi.

Gebze’ye gündüz saatlerinde gelen ve şube temsilciler kurulana da katılan Akyüz’e iftarda Genel Sekreter Mehmet Kaya, Genel Örgütlenme ve Eğitim Sekreteri Niyazi Recepkethüda ve Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Ziya Selvi eşlik etti.

Gebze Şube Başkanı Şivan Kırmızıçiçek ve şube yönetiminin ev sahipliğindeki iftara Petrol-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Erkan Zorlu, İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Engin Bedir, Gebze Sendikalar Birliği sözcüsü ve DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 2 No’lu Şube Başkanı Necmettin Aydın, Tek Gıda-İş Sendikası Gebze Şube Başkanı Ünal Arasan ile şubenin örgütlü olduğu işyerlerinden baştemsilci ve temsilciler katıldı.

Süleyman Akyüz iftar yemeğinin ardından Anadolu Ajansı Gebze Muhabiri Selçuk Geçal ile Kocaeli Barış Gebze Muhabiri Hanifi Surun, Mavi Marmara Gazetesinden Murat Gökkaya ve Gebze Emek’ten Aktan Uslu’nun sorularını yanıtlayıp değerlendirmelerde bulundu.

  • Ortadoğu’da son İran’a saldırı ve diğer hadiseler ülkemiz sanayini ve emekçisini ne derece etkiler?
  • Tabiki Orta Doğu'daki savaş, sadece bölge ve bölge ülkelerini ve Türkiye'yi değil, bütün dünya ülkelerini etkileyecek bir savaş. Hürmüz Boğazının kapanması, enerji akımının ve enerji kaynaklarının böylesi bir olaylara maruz kalması elbette kabul edilemez. Amerikan emperyalizminin İsrail ile birleşerek, Batı Avrupa ülkelerinin de desteğiyle Ortadoğu'yu tasarımlamak, Ortadoğu'ya bir şekil vermek için ve hatta Büyük Ortadoğu Projesini uygulamanın adımları bunlar.
  • Eskiden dağlarda eşkıyalık oluyordu. Şimdi devletler kendini nerede güçlü görüyorsa güçsüzlere hükmetmeye çalışıyor. Bu kabul edilebilir değil. Venezuela örneği önümüzde. Grönland’a müdahale konuşuluyor. ‘Kanada bizimdir’ ve Küba’ya ‘Hazır ol’ diyen, Ortadoğu’nun kaynaklarına, ‘ Bana vereceksin. Pay vereceksin’ diye milyonlarca insanı bir avuç İsrail’e mahkûm etmek isteyen bir anlayış.
  • Bütün dünyada kullanılan petrolün yüzde 20’si Hürmüz Boğazından geçiyor. Ortadoğu’da olanların dünyayı etkilememesi mümkün değil. Doğalgazı kapattılar. Son zamanlarda rafinerileri vuruyorlar. Burada çıkacak yangın, yayılacak gaz ve zehirli kimyasalların etkisini düşünün. Ha atom bombası atmışsın, ha milleti zehirlemişsin.
  • Bütün dünyayı etkileyecek ve ekonomiyi etkileyecek durumun ülkemizi de etkilememesi mümkün değil. Ne kadar tedbir alınırsa alınsın, biz tamamen dışarıya bağlıyız. Petrolde ihtiyacımızın yüzde 10’unu kendimiz karşılıyoruz ama yüzde 90, doğalgazda yüzde 98 dışarıya bağlıyız. Bunlar kesildiği zaman ve ülkemizin her tarafı doğalgaza bağlandı. Artık milletin evlerinde baca yok. Sanayimiz hakeza öyle, etkilememesi mümkün değil.
  • Sanayi zaten bir kriz içerisindeydi. Yüksek enflasyonun yaşattığı bir sıkıntı var. Döviz kurlarının olması gereken yerinde olmayışının getirdiği sıkıntılar var. Yerli firmalar bütün bunların içinde bir var olma savaşı, mücadelesi verirken yabancı firmalar, ‘Ucuza ne kapabiliriz’ mücadelesinde. Bu savaş onlara belki çok daha imkân tanıyacak bir pozisyonda devam ediyor.
  • Umuyorum Türkiye Cumhuriyeti ve bölgedeki ülkeler artık bunu anlarlar. Emperyalizmin 1’nci ve 2’nci Dünya Savaşlarında yapamadığını, bugün neredeyse ‘Tanrının gönderdiği adam’ konumundaki Tanrı tanımaz adamın yaptığı işi bugün çağrı olarak görenler ve bunlara sessiz kalan bir dünya. Hepimizin sonunu, felaketini sürükleyecek bir yapıyla da karşı karşıyayız. Ortadoğu vakaları, ülkemizde hem çalışanları ve sanayimizi, hem halkımızı etkileyecek. En çok etkilenecek ülkelerden biriyiz. Çünkü yüksek enflasyonu yaşıyoruz.

 

  • Türkiye’de erken seçim sıklıkla dile getiriliyor. Sizce erken seçime gidilmeli mi?

 

  • Türkiye bu şartlar altında seçime gitse de çok demokratik ve adil bir seçim olacağını sanmıyorum. Seçilenlerin neler yaşadıklarını hep beraber görüyoruz. Önce onu bir kere hazmetmemiz, anlamamız lazım.

 

  • Onun dışında seçim yapsa bile milletimiz ne kadar bilinçli? Şimdi bir taraftan dünya yanıyor, bir taraftan ülke ateş çemberinin ortasında. Seçim çok anlamlı, çok da doğru olmaz. Bu sene seçim kesinlikle konuşulmamalı.

 

  • İkinci Dünya Savaşı'nda, Cumhuriyetin yeni yeni yol almaya çalıştığı bir dönemde bizi savaşa girmeye zorladılar. O günün bütün yoksulluk ve yokluklarına rağmen o günkü iktidar, İnönü, Türkiye’yi savaşa sokmadı. Hatta ‘ Ben sizi belki aç bıraktım ama babasız bırakmadım’ diye bir sözü var.

 

  • Hükümetten, devletten, akil ve gerçekten ülkesini düşünen insanlardan istediğimiz şey ülkemizi korumak. Bütün tahriklere oyunlara rağmen İngilizlerin yazıp çizdiği, Amerika ve İsrail’in rol aldığı oyunu birlikte seyrediyoruz. Bu oyuna kesinlikle gelmemeliyiz. Ülke savaşın içine sürüklenmemeli.

 

  • Bu millet bunu taşıyamaz. Demokratik yapımızda sıkıntılar var. İçeride sıkıntılar var. Öyle sinsi planlar yapıldı ki, 1’nci Dünya Savaşında yapamadıkları hallerle karşı karşıya kalabiliriz. Ülkemizde daha duyarlı, milli birlik ve beraberliği koruyarak, ulus devlet ilkesinde, ülkeyi korumanın mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Bu bir hükümet meselesi değil. Konu o olmamalı. Bu sular durulana kadar seçim bence asla konuşulmamalı. Herkes aklını buraya vermelidir.

 

  • İran’da adam 60 yıl içlerine ajan olarak sızmış. Her noktaları, bütün sırları verilmiş. Nokta vuruşlarla, bütün üst kademeleri gitti. Ülkemiz içinde de benzer çok insan vardır. Hükümetimize, ülkemize, askerimize, polisimize düşen onları ayıklayıp Türkiye’deki birlik beraberliği sağlamaktır. Kendi içimizdeki seçimi ondan sonra düşünelim.

 

  • Sendikanızın yeni bir örgütlenme sürecine girdiğini duyduk. Nedir?

 

  • Bugün (09 Mart/dün) Gebze şubemizdeydik. Temsilciler kurulumuzla beraber gerek sözleşmeler gerek ulusal ve uluslararası düzeydeki konular hakkında ve bütün örgütlenme hakkında görüş alışverişinde Örgütlenme seferberliği başlatmak için genel merkezimizde karar almıştık ancak bu kararı hemen ardından Ortadoğu’da savaş çıktı.

 

  • 2013-2015 yılları arasında yaptığımız ‘sendikalı ol, güçlü ol’ sloganlı sendikal örgütlenme mücadelemizin bir örneğini daha önümüzdeki dönem ve bu dönem içerisinde planlıyoruz. Çalışmalarına başladık. Gerek medya duyurusu ve bildiri ayağı, gerek pratikteki uygulamaları ile bir çalışmamız olacak.

 

  • Ocak ayında açıklanan son istatistiklere göre Türkiye'deki sendikal örgütlük oranı yüzde bir daha düşüşle, yüzde 15’lerden 14’lere kadar geriledi. Asgari ücretten herkes rahatsız, herkes bir şeyler söylüyor. Ama bir tane asgari ücretli de kalkıp gelip de, ‘Ben sendikalı olmak istiyorum’ Böylesi bir dönemde herkes kabuğuna çekilmiş, sinmiş, elindekini kaybetmeme mücadelesi veriyor. Biz bütün bunlar içerisinde sendika olarak gerek sözleşme yapımızı gerek örgütlenme hareketimizi ve mücadelemizi sürdürüyor, eğitimlerimizde sınıf bilincini işleyerek bilinçli bir çalışan ve yönetim topluluğu haline sendikamızı getirmeye çalışıyoruz.

 

  • Ülkemizde Suriye başta her ülkeden göçmenler, işgücü piyasasında fiyatı düşürüyor mu? Çok yaygınlar. Kimi çevrelerin söylemine göre, ülkelerine dönerlerse üretimimiz sekteye uğrar mı?

 

  • Suriye’nin yanı sıra Afganistan, Pakistan, her taraftan insan geldi. Günümüzde Türkiye’de 10 milyon kişi oldukları söyleniyor ama kaç kişi olduklarını kimse bilmiyor. Bir kısmını vatandaşlık verildi, hesaba katılmıyor. Ama bütün bunlara rağmen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan, dışarıdan gelen birçok insan var. Bunların işgücü piyasasında işçi ücretlerini düşürmemesi mümkün değil, tabi ki düşürüyor. Çoğu kayıt dışı çalışıyor. İster hizmet ister tarım ve sanayi sektöründe olsun bu kişiler ülkelerine dönerek çekildiğinde, istihdama ihtiyaç duyulacak. Arz talep meselesi denkleminde işçiye talep arttıkça işçinin aylık seviyesi, refah seviyesi yükselmeye mecburdur.

 

  • Türkiye’de işsizlik oranının yüzde 8 olduğu söyleniyor ama geniş tabanlı işsizlik oranı yüzde 29-30. İşsizlerimizin birçoğu üniversite mezunu. Lise mezunları da var. 40-45 yaşlarında çalışıp emekli olmadan, performans yetersizliği gerekçesiyle işten atılan milyonlarca işçi var. Elbette yurt dışından gelenler ülkelerine dönüp kayıt dışı işgücü sona ererse hem ülkemiz ve devletimiz, hem ülke insanımız kazanacak. Kayıt dışı işgücü, kayıtlı işgücü olacak ve vergilenecek. Tüm ekonomik kaynak içeride kalacak. Yurt dışından gelen bütün çalışanlar kazandıkları parayı kendi ailelerine, ülkelerine gönderiyor. Ve bu parayı da Türk Lirası olarak değil dövize çevirerek gönderiyor. Gidişleri elbette kazanç olacaktır. Türkiye’de işsizlik oranı düşecektir. İşçi maliyetleri belki yükselmiş gibi olacak ama o zaman da enflasyonu kontrolde tutar, insanların alım gücünü yerine getirirseniz sorun, sıkıntı söz konusu olmayacaktır.

 

  • Uzun dönüm şube başkanlığı yaptığınız Gebze Şube’yi günümüz ölçeğinde değerlendirir misiniz?

 

  • Petrol-İş Gebze’de tam 43 yıllık tarihim var. 40 yıla yakını da masalarda, sözleşmelerde geçti. Genel başkanlığa buradan gittim. Gebze şubesinde dört dönem görev yaptım. Şubenin temsilciler kuruluna 1988’den bugüne katılan biriyim. Gebze Şubenin 40’ncı yılındayız, kurucu delegeyim.

 

  • Bütün şubelerimiz bana göre bir yıldız gibidir. Ama Gebze'nin farklı bir misyonu, farklı bir sorumluluğu Gebze, Türkiye'nin en büyük sanayi ilçesi. Bağlı olduğu il Kocaeli ile İstanbul ve Bursa şehirleri arasında, sanayileriyle ünlü olan bir yer. Sınıf bilincinin ve mücadelenin en yüksek, toplu sözleşme mantığı ve örgütlenme stratejisinin en iyi olması gereken bir yer.

 

  • Ben şubedeki tüm arkadaşlarımla onur ve gurur duyuyorum. Onlarla birlikte uzun yıllar birlikte görev aldık. Şivan başkanla örgütledik işyerlerini. Temsilci, baş temsilci oldu. Gebze Şubedeki son dönemimde mali sekreterdi. Yönetimindeki arkadaşlarının hepsi benim şube başkanlığımda, işyeri baştemsilcilerimdi. Övünerek söylüyorum. Çünkü iyi bir kültür bıraktık. Çarşamba toplantıları, temsilciler kurulundaki duyarlılıkları sürüyor. Çoğu şubenin temsilciler kurulu yarım saat, bir saatte, hal hatır sorulmasıyla bitiyor. Bizde bazen bir gün bile, zor yeter. Gebze şu anda hem üye sayısı, hem örgütlü işyeri sayısı ile en büyük şube.

 

  • Gebze şubesindeki arkadaşlarımız çok yoruluyorlar. Bu onları kesmiyor. Gene örgütlenmeye çalışıyorlar, uğraşıyorlar. Bana düşen ne varsa, ne zaman sıkışıyorlarsa, ne zaman ‘Başkan. Destek ve görüşüne ihtiyaç var’ derlerse koşarak geliyoruz. Birlikte güzel şeyleri yapıyoruz. Türkiye işçi sınıfı hareketine çalıyoruz. Gebze Şube yönetimindeki arkadaşlar doğru yolda.
  • Aynı zamanda dünya endüstriyel global sendikanın, industriAll yönetimindeyim. Orada da etkinliğimiz var. Çok etkin bir yerdeyiz ve etkiniz. Güneydoğu Avrupa Enerji Sendikaları Ağı’nda ikinci başkanım. İkili görüşmelerde büyük ülkelerle; hem Rusya hem Brezilya ile petrokimya üzerine temaslarımız var. Türki Cumhuriyetleri ile temaslarımız var. Arap Birliği sendikalarının konfederasyonlarına, Demokratik Arap Sendika Forumu’na ilk defa bir Türk olarak katıldık. Orada petrokimya konularındayız. Aktif bir çalışmamız var. Bütün bilgilerimi, 40 yıllık deneyimlerimi arkadaşlarımıza aktarıyoruz. Onlardan ben de öğreniyorum. Onlar da her gün sahada. Birbirimizden karşılıklı bir şey öğreniyoruz. Paylaşarak devam ediyoruz ve güzel şeyleri birlikte yapmaya gayret gösteriyoruz.
  • Gebze’de ikinci bir şube, gündeminizde var mı?
  • Gebze’de şube başkanı ve yönetimi, ‘ Yorulduk’ demedikçe ikinci bir şube onların emeğine saygısızlık olur. Şöyle bir yükleri var: Örgütlü olunan işyeri sayısı çok fazla. Yükleri, toplu sözleşme bazında belki biraz alınabilir, yardım edilebilir. Gebze Şubemiz şu anda Gebze’nin tek şubesi olarak devam edecek.
  • Biz durumları değerlendiriyoruz. Üye sayılarını belirli bir yere getirdikten sonra bir organizyonla beraber Gebze’de ikinci bir şubenin çalışması elbette yapılabilir.
  • Kocaeli’de de şubemiz var. Potansiyel sahaları var ve onların da büyümesi lazım. Hatta Gebze Bölgesinde örgütlenme çalışması yapsalar, ‘Niye’ demeyiz. Ama o da bir çalışma ister.

 

  • Genel merkezinizin son kongresinde şahsınızla birlikte iki Gebze kökenli aday yarıştı. Bu Gebze’nin ağırlığı mıdır?
  • Neticede yanımda 16 yıl çalışmış (Petrol-İş Gebze Şube eski Başkanı Eyüp Akdemir) bir arkadaş.
  • Petrol-İş içinde Gebze’nin elbette ağırlığı var ama ağırlığın ötesinde bu durumlarda bir şeyin ölçüsünü de kaçırmamak lazım. Öbür taraflar da, ‘Sendikamızın 16 şubesi daha var, sadece Gebze yok’ Gebze Şubesi, bütünlük içinde olmalı. Bu dönem alırsın. Bir seçim daha alırsın ama ondan sonraki süreçte diğerleri,Bir dakika. Bu kadar da değil’ der. Ölçü kaçırılmamalı. Temsilciler kurulunda da söyledim. Gebze, Petrol-İş’in genel merkezinde var olmalı. Bir yol açtım. Şubemiz kurulalı 40 yıl oldu ve bu süreçte oraya kimse gidemedi. İlk defa gittik ve en tepeye gittik.

 

  • Aynı zamanda Türk-İş’in denetim kurulundayım. Eğer o ön kesme olmamış olsaydı, Türk-İş’te de yerimiz olurdu. Gebze her zaman belirleyicidir. Bizim belirleyicimizi zemininde de, evet biz oraya da gittik. O günkü yapıyı da, bugünkünü de arkadaşlarla birlikte yaptık. Yine daha güzellerini birlikte yapacağız.

 

  • İlaveten…
  • Bunu da sormanızı beklerdim. Gebze Sendikalar Birliği bizim için çok önemli. 37 yıllık tarihi var. Ben işyeri temsilcisi iken kurucuları içindeydim. Çok önemli bir yapı. Yaşatmak lazım. Şubemizde yine aktif. Necmettin Başkan (Necmettin Aydın. BMİS Gebze 2 No’lu Şube Başkanı) ile beraber yürütüyorlar.
  • Gebze Sendikalar Birliği, Türkiye’de örnek ve numunedir. Yaşatmak lazım. 10 yıl önce; Bursa Uludağ Üniversitesinde katıldığımız bir panelde hocalar bize sordu. Kendilerine anlattık. Tamamen, tez konusu dedikleri bir olay. İşçi ve memur konfederasyonları ile hatta partileri ve dernekleri bir arada tutan bir birliktir. Bu birliğe katkı koyan şubemize de görev düşüyor ki yerine getiriyorlar. Bu yolda da devam edeceğiz.

Fotoğraflar: Gebze Emek ve Petrol-İş Gebze Facebook sayfasından...

Güncelleme: 10 Mart 2026 08:20
BENZER HABERLER
X