EŞANTİYON SENDİKASI OLMAYACAĞIZ. Yerleşik anlayışı değiştireceğiz
Yeni Yerel-Sen’in Gebze Belediyesi’nde Zabıta olarak çalışan Genel Başkan Yardımcısı Volkan Çiftçi, tecrübeyle sabit konuştu. “Eşantiyon sendikası” olmayacaklarını belirten Çiftçi amaçlarından birinin yerleşik sendikal anlayışı değiştirmek olduğunu söyledi
Seri röportaj - 1
Ülkemizde; 2026 yılı itibariyle kamu görevlilerine yönelik faaliyet gösteren, 11 ayrı iş kolunda 200’ün üzerinde memur sendikası var. 20’ye yakını, “Yerel yönetim hizmetleri” iş kolunda, ekseri belediyelerde örgütlü.
Onlardan biri; 2025 yılının başında Taner Baykal’ın genel başkanlığında kurulan kısa adı Yeni Yerel-Sen olan Yeni Yerel Yönetim Çalışanları Sendikası.
Henüz 1.5 yılı geride bırakmak üzere olan Yeni Yerel-Sen’i Gebze Belediyesi’nde zabıta memuru olarak görev yapan Genel Başkan Yardımcısı Volkan Çiftçi ile konuştuk:
- Bem Bir-Sen’e iki ayrı belediyede çalışırken üyelik ve istifalarınız oldu. Şimdi Yeni Yerel-Sen’de devam ediyorsunuz. Süreci değerlendirir misiniz?
- Sincan Belediyesi’nde çalışırken Bem Bir-Sen üyeliğim üç sene kadar sürmüştür. Sincan’da, Bem Bir-Sen’den önce farklı bir sendika örgütlüydü. O dönem zabıta teşkilatı olarak yemek haklarımızın verilmemesi ve toplu sözleşmeden doğan haklarımız konusunda sorunlar yaşıyorduk. Temsilciye bu sorunları aktarmamıza rağmen sorunlar göz ardı edildi, idareye taşınmadı. Örneğin,7/24 esasına göre çalışan zabıta teşkilatında çalışanlara, Zabıta Yönetmeliğinde verilen bir hak olan yemek ücretini alamıyorduk. Belediyede yetkili olan bir sendikanın yasal bir hakkı bile alamaması ve diğer sorunları da görmezden gelmesi sonucunda üç arkadaşımla birlikte sendikadan istifa ettik. Her toplu sözleşme sürecinde memur maaş zamlarının ve diğer özlük haklarının iyileştirilmemesi de bunda çok fazla etkili olmuştu.
- Gebze Belediyesi’ne naklimden sonra, ‘Sincan’dakinden daha aktiftir’ düşüncesi ile Bem Bir-Sen’e yeniden üye oldum çünkü sendikaların refleksleri, belediyesine göre de değişebiliyor. Bir zaman geçtikten sonra Gebze’de de aynı anlayışı yürüttüklerini gördüm. Disipline sevk edilen arkadaşlarımızı hiçbir zaman savunmadıkları gibi hukuki destekte sağlamadılar. Onların anladığı sendikacılık her yıl memurlara eşantiyon dağıtmak.
- Genelde yetkili sendika temsilcisi olmak memurlar arasında kariyer basamağı, idareci olmak için siyasilere yaklaşma aracı olarak kullanılıyor.
- Ben, 2017-2018’li yıllarda temsilcilik seçimine iki kez aday oldum. İki seçimde de kazanmama rağmen temsilcilik atamam yetkili sendika tarafından yapılmadı.
- Memurlar tarafından seçilen temsilcinin, şube yönetimince atanmaması ne kadar yasal?
- Yasal değil aslında. Kazandıysam, temsilci olmam lazım. Tepkimi, dönemin şube başkanını da ilettim. Benim için temsilciliğin önemli olmadığını ancak yapılanın da doğru olmadığını söyledim. ‘Seneye seni temsilci yaparız. İdareyle arayı bulmamız gerekiyor’ türü söylemlerde bulunuldu.
- Madem seçilen atanmayacak, niçin seçim yaptıklarına dair bir tespitiniz var mı?
- Aslında seçim de, olmadı diyebiliriz. Kimse aday olmayınca, ben dâhil iki aday kaldık. Otomatik olarak benim temsilci olmam gerekiyordu fakat diğer arkadaşı temsilci yaptılar. Zaten ayrılma niyetindeydim. O süreç, bahanesi oldu. Ve sendikacılıkta gerçek sendikacılığa yönelmeme vesile oldu.
- Yeni Yerel-Sen’i kaç yılında, hangi zeminde kurdunuz?
- Yeni Yerel-Sen öncesinde de, Hak-Sen Konfederasyonu’na bağlı Bağımsız Yerel Hak - Sen’e üyeydim ve il temsilcisi olarak sendika faaliyetlerime devam ediyordum. O süreçte de, oradaki genel başkanımız ve diğer temsilci arkadaşlarımızla zorda olsa bir mücadele veriyorduk. Ama birçok konuda görüş ayrılıklarımız da vardı ve bir şeyler eksikti. Yeni Yerel-Sen’i kurduğumuz arkadaşlarla birlikte farklı bir sendikacılık anlayışını benimsiyorduk. İl temsilciliği yaptığımız o dönemde Ankara’ya gidip gerek mesleğimiz, gerekse memurların sorun ve sıkıntılarına dair milletvekilleri, bakanlıklar ile görüşmelerimiz oldu. O dönemki sendikacılık anlayışımız tam saha sendikacılığı anlayışı içinde değildi. Hâlbuki aynı iş kolunda yer aldığımız, daha çok üyeli ve bizden büyük sendikalar ile mücadele, sahada olmayı gerektiriyordu. Birebir görüşme olmadığı sürece ne tanınma ne de üye edinme olasılığı var. Pasif kalmamız halinde, zorlukla kazandırdığımız üyeleri tutamaz, üye sayısını artıramazdık. Baktık, olmuyor. Aslında hiç niyetimiz olmamasına rağmen ayrılma kararı aldık ve yedi arkadaş, 2025 yılının başında Yeni Yerel-Sen’i kurduk. Genel Başkanımız Taner Baykal, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde itfaiye amiri. Enerjisi yaşına rağmen çok yüksek. Her an her yerde olabilir. Sendikamıza emeği çoktur. Bursa’nın her ilçesini gezerek üyeler kazandırmaya devam ediyor. Bir seneyi doldurmadan, 800 üye sayısına ulaştık.
- Yeni yerel sen ile sendikacılığa yeni bir heves yeni bir nefes ve heyecan katmak istedik. Klasik sendikacılığın dışına çıkarak her şeyini üyesiyle paylaşan, tüm gücünü ve enerjisini üyesi için harcayan bir sendika olsun istedik. Bu zamana kadarda sendikamızın gelirlerini üyelerimiz için harcamaya gayret ettik. Yeni bir sendika olmamıza rağmen hukuksal sorunları ortadan kaldırarak avukat desteğini ücretsiz sağladık, üyelerimize ferdi kaza sigortası yaparak herhangi bir kazada ufak çaplı maddi destek sunmaya çalıştık, görevde yükselme sınavına girecek üyelerimize adına online eğitim anlaşması yaptık.
- Üye kazanmak çok zor bir iş. Sendikacılığın siyasallaştığı bir dönemde memurları diğer sendikalardan farklı olduğunuza inandırmanız Arkasında güçlü bir sendika olduğunu hissettirmeniz gerekiyor
- Bizim koşullarımızda sendikacılık yapmak gerçekten çok zor. Geçenlerde bir belediyeyi ziyarete gittiğimde, Yeni Yerel-Sen olarak memur arkadaşlarımızın sorunlarını sahada teşhis etmek ve gerekli çalışmayı yapmak için geldiğimi anlattığımda, ‘Biz zaten gidiyoruz. İzin almanız gerekiyor’ gibi tutumları oldu. Oysa sendikal faaliyetlerde izin alma gibi bir durum söz konusu değil çünkü Anayasal bir hak. Yaptığımız da memur arkadaşların sorunlarını dinlemek ve taleplerini almak.
- Sendika olarak sahada tespit ettiğimiz sorunların çözümü için Cumhurbaşkanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile diğer bakanlıklarla yazışmalar yaparak sorun ve talepleri iletiyoruz.
- Örneğin, doğum yapan bayan memurların yarım zamanlı çalışma iznine dair bir sorunları vardı. İlgili kanun 2016’da çıkmasına rağmen uygulama yönetmeliği hazırlanmadığından, bu haktan kimse yararlandırılmamış. Ancak, bireysel mahkemeye başvurarak kullanılmaktaydı. Kaybedilen mahkemeler sonucunda da vekâlet ücreti ve diğer mahkeme masraflarından dolayı bir kamu zararı oluşuyordu.
- Sorunu Cumhurbaşkanlığı’na bir yazı ile ilettikten yaklaşık bir ay sonra uygulama yönetmeliği çıktı ve şu anda memur anneler bu haktan faydalanmaya başladılar. Sendika olarak bu tür sorunları yakalayıp ilgili yerlere iletmeye çalışıyoruz. Tabi yetkili sendika, sadece sosyal medyadan bunun müjdesini verdi.
- Günümüzde sendikalar genellikle siyasetle ve siyasi partilerle özdeşleştirilir. Bu zeminde, kendilerini apolitik olarak tanımlayan sendikalar da kuruldu. Yeni Yerel-Sen’i bu zeminde değerlendirecek olursanız, ne söylemek istersiniz?
- Siyasetle ve siyasi partilerle çok ilişkili sendikalara üyeliğim de olduğundan, yaşanılan zorlukları çok iyi biliyorum. Zaten bu ilişki, az evvel örneğini verdiğim gibi, disiplin soruşturması açılan üyenin dahi yanında yer almamak gibi bir durumu körüklüyor. Memur sendikası olmasına karşın, işveren sendikası gibi bir görünüm alıyorlar. Biz bunları gördüğümüzden hiçbir siyasi güç, kişi ya da kurumun gölgesine sığınmadan haklı mücadelemizi sürdürüyoruz. Sözünü ettiğiniz algısal durumun zorluklarını sahada yaşıyoruz. Üst düzey yönetici konumundaki memurlar dahi herhangi bir siyasi tarafımız olup olmadığını soruyor. ‘Memurun tarafındayız’ Sendikalar üzerinde bu algı, kamuda da yer edinmiş ve memurlarda genel olarak bu durumdan çok rahatsız. Ülkemizde memur işkollarında sendikal örgütlülük oranı, işçi sendikalarına oranla daha yüksek. Ancak hak ve menfaatlerin korunması ve geliştirilmesi yönünde ne derece bir gelişme var? Demokrasiden dem vuruyoruz fakat farklı sendikalara bir türlü saygı duymayı öğrenemedik. Bir memur, kendi özgür iradesiyle sendika değiştirmekten korkuyorsa, bunu sorgulamamız gerekiyor. Siyasetten bağımsız çalışan sendikalar, sendikacılar da var ama biz en iyisi olmaya çalışıyoruz. Ama bireysel olarak onlara baktığımda klasik bir anlayışla yollarına devam ettiklerini görüyorum. Biz eşantiyon sendikası olmak istemiyoruz. Ama alışılagelmiş bir düzeni yıkmakta kolay değil. Geride kalan 1.5 senede geldiğimiz nokta belli. 10 yılını aşan sendikalar ile aramızda fazla mesafe yok. Saha çalışmalarımız, kendi imkânlarımızla ülke genelinde sürüyor. İddiamız, Türkiye’deki yerleşik sendikal anlayışı değiştirmek. Bu değişim bizden ziyade, bizden sonraki nesiller için daha önemli. Bizim çektiğimiz sıkıntıları onlar çekmemeli. Kişisel seçimlere saygı duyulan bir ortam bırakmalıyız. Devlet kapısına iş başvurusunda bulunduğunda, torpil aramak zorunda kalmamalılar. Kariyer zamanı geldiğinde, mevki yükselme sınavına girdiklerinde kimlerin yükseleceğine dair liste, sendikalarca hazırlanmamalı.
- Bu mücadeleyi sürdürürken kişisel menfaatleri için paçamıza yapışıp aşağı çekmeye çalışanlar da var. ‘Sisteme adapte olup bir yerlere erişeyim. Kolay yoldan kariyer basamaklarını tırmanayım. Memuriyet hayatımı rahat sürdüreyim’ diyerek kendilerini kurtarma amacındalar ancak kendilerinden sonraki nesiller için nasıl bir kötülük yaptıklarının ya farkında değiller ya da umursamıyorlar. Bizim asıl amacımız herkesin hak ettiğini alması, kimsenin hak yememesi.
- Sendikaların siyasetle bu kadar içli dışlı olması, bazı dönemlerde bir sendikayı yükseltebiliyor ama siyasi iklim değişince, esameleri okunmuyor. Belediyelerde yönetimler siyaseten değiştikçe, belediyelerde örgütlü sendikalar da değişkenlik gösteriyor. Bazı sendikalar, ‘Belediye başkanı bizi destekliyor, istiyor’ diye propaganda yapıyor ama oranın belediye başkanının, işçi veya memurlar içinde herhangi bir sendikanın çalışma yaptığından dahi haberi, bilgisi yok. Belediye çalışanları arasında da, mevcut başkanın partisinden farklı bir partiden adayın belediye başkanı seçilmesi halinde sendikanın da değişeceği kanısı hâkim. Biz bu algıyı ve korkuyu yıkmak için kurulduk aslında.
- ‘Sözleşme yapacağız’ diyerek üyelerimizi, kendi sendikalarına üye yapmaya çalışan sendikalar da var ve onlarla da mücadele halindeyiz.
- Hâlbuki iş kolumuzda sendikal örgütlenmenin ilk yıllarında böyle olumsuzluklar yoktu. Belediyelerde sol partilerden belediye başkanlarının daha yaygın olduğu yıllarda sol ile özdeşleşen sendikaların önemli mücadeleleri ve kazanımları olmuştur. Ancak zaman içinde onlar da siyasetin içine dâhil olarak taraf değiştirdi. Diğer konfederasyonlara bağlı sendikalar da zamanla aynı yöntemi benimsedi. Öyle de sürüyor.
YENİ YEREL – SEN
Yarın.. Röportaj / Analiz
Röportaj
Zabıta: Ne İsa’ya ne Musa’ya!
“Aslında vatandaşı koruyup kollayan müdahalelerimin dahi, vatandaş tarafından yanlış yorumlanmasından ötürü İlgili esnafın tepkisinin yanı sıra, vatandaşın yersiz tepkisine de maruz kaldığımız oluyor.”
Volkan Çiftçi kimdir?
**
Analiz
Sarı sendikacılık nedir?
Gebze Belediyesi’nde mahkemece tescillenen mobbing ve Bem Bir-Sen?
Bem Bir-Sen üyesi Gökay Bahçekapılı, Gebze Belediyesi’ne karşı hukuk mücadelesini Türk Yerel Hizmet-Sen sahiplenince kazanmıştı!