Dördüncü celse 06 Ekim’de 11 imzayla revize olan raporda İ.C asli kusurlu
Ela Tabakoğlu’nun hayatını kaybettiği davanın dördüncü celsesi 06 Ekim’de. Aile, aynı gün 13.00’teki basın açıklaması için toplumu desteğe çağırdı. ATK raporu revize edildi. 11 kişi oy birliğiyle sürücü İ.C’nin asli kusurlu olduğuna hükmetti
Haber Analiz Yorum…
Gebze Bilgi İlkokulu öğrencisi 6 yaşındaki Ela Tabakoğlu’nun servis kovalarken hayatını kaybettiği trafik kazasına ilişkin davanın 06 Ekim 2026’daki dördüncü celsesi öncesi acılı anne baba aynı gün 13.00’teki basın açıklamasına destek çağrısında bulundu. Tutuksuz sanığın vekillerinin “İmzalar yetersiz” diye itiraz ettiği rapor, bu sefer 11 kişi imzayla, “Sürücü kusurlu” tespitiyle revize olarak döndü
Özetle dava konusu ana haber…
04 Şubat 2026 Çarşamba günü; Gebze’nin Cumhuriyet Mahallesindeki Bilgi İlkokulu önünde meydana gelen trafik kazasında okulun öğrencisi, 6 yaşındaki Ela Tabakoğlu hayatını kaybetti. Kendisini de evden okula ve okuldan eve taşıyan İsa C’nin kullandığı 41 P 3597 plakalı servis aracını kaçırdığı kaygısıyla peşinden koşan Ela Tabakoğlu, aracın sağ ön tekerlek hizasında, ezilerek hayatını kaybetti.
Özetle davanın ilk üç celsesi…
Kazaya dair ilk rapor, Ela Tabakoğlu aleyhine geldi ve küçük çocuk asli, sürücü İ.C tali kusurlu bulundu. Ela Tabakoğlu’nun babası Fatih Tabakoğlu davanın ilk celsesinden birkaç gün önce Gebze Emek’e verdiği demeçte, bilirkişi raporunu tanımadığını söyledi. Davanın ilk celsesi 21 Nisan 2026’da görüldü ve basına kapalı gerçekleşti.
Davacı Ela Tabakoğlu’nun ailesinin vekili avukatlar Kübra Süleyman ve Gürkan Pişken, Ela Tabakoğlu aleyhine düzenlenen ilk rapora karşı mahkemeye, tam aksini içeren uzman raporu sundu. İlk celsede servis sürücüsü, tutuklu sanık İ.C’nin tutukluluk halinin devamına karar verildi. Kaza esnasında araçtaki M.C’ye dair ihbar, ret edildi. Bilirkişi raporuna karşı uzman raporu da İstanbul ATK’ye inceleme için gönderildi.
21 Mayıs 2026’daki ikinci celsede Ela’yı asli kusurlu bulan bilirkişi raporu, hükmünü yitirdi. Ailenin avukatlarının itirazı ile hazırlattıkları uzman raporu, Adli Tıp Kurumunca da onandı. Araç sürücüsü asli kusurlu olurken küçük Ela, kusursuz bulundu
19 Haziran’daki ara kararla sürücü İ.C’nin tutukluluğu, ev hapsine çevrildi.
02 Temmuz 2026’daki üçüncü celsede
Sanığın savunmasının alınması da dikkate alınarak duruşmalardan *bağışık tutulmasına,
ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu’nun yedi imzalı İ.C’yi kusurlu bulan raporu, davalının avukatlarının, “İmzalar eksik” şeklindeki itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu’na geri gönderilmişti ve revize edilmiş haliyle henüz dönmemişti. Dosyanın ATK'dan dönüşü ve ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporunun dosyaya sunulmasının beklenmesine
Sanığın tutuklu yargılanmasına yönelik davacı aile ve avukatlarının talebinin reddine karar verildi.
Davada dördüncü celse 06 Ekim Salı günü saat 14.00’te Gebze 12’nci Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek ve saat 14.00’te başlayacak.
Bu davada;
Gerek kazayı, gerekse ölümlü hale gelmesine sebep ve neden olan diğer etkenler göz önünde tutulduğunda;
Geçtiğimiz eğitim öğretim yılının tam ortasında Kocaeli Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün kararı ile Gebze’de çok sayıda okulda, binaların dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkım kararı alındı. Gebze’nin Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Mimar Sinan İlkokulu da yıkım kararı alınan okullar arasında idi ve dönem sürerken, Bilgi İlkokulu’na sevk edildiler ve bu okulda yığılma oldu. Buna rağmen davanın bir sanığı, Kocaeli Valiliği ve/veya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, değil…
Ela Tabakoğlu, servisin peşinden koşarken sokak ortasından koştu. Çünkü okul çevresindeki kaldırımlarda araçlar park halindeydi. Araçların gayri nizami park haline gereken önlemi bir gerekçeyle almayan İl/İlçe Emniyet Müdürlüğü sanık değil.
O araçların o şekilde park etmemesi için plastik dubalarla usulsüzlüğü engellemeyen Gebze Belediyesi, o da sanık değil.
Araç sürücüsünün okul idaresine bildirmeden araç değiştirdiği açığa çıktı. Yönetmelik neydi, uygulandı mı uygulanmadı mı? Okul idaresi, sanık değilse bile tanık olarak mahkeme salonunda, değil.
Gebze’de okul servis işletmeciliğinin nasıl olması gerektiği ve nasıl olduğuna dair yine sanık değilse bile Kocaeli Servis Araçları İşletmeleri Esnaf Odası Başkanı Şenol İkizek ve Gebze Ticaret Odası 26’ncı Meslek Komitesi (Personel ve Yolcu Taşımacılığı) Başkanı Sezayi Gürses de hiç değilse görüşü alınmak üzere, hiçbir davaya çağrılmadı.
Aynı Dilovası’nda 04 Kasım 2025’te meydana gelen ve yedi işçinin yanarak, boğularak can verdiği faciada olduğu gibi kamunun, “Sütten çıkmış ak kaşık” misali hiçbir şekilde yargılanmadığı bu davada da dördüncü celse, 04 Ekim Salı günü görülecek.
Dava öncesi bir önemli gelişme yaşandı. Sanığın ve avukatlarının “İmza eksik” diye itiraz ettiği, Adli Tıp Kurumu’na geri gönderilen bilirkişi raporu geri döndü. İlkinde dört imza vardı ve oy birliğiyle İ.C, kusurlu bulunmuştu. İkincisi bu sefer 11 imzayla ve oy birliğiyle, İ.C’nin kusurlu olduğuna dair kanaatle geri döndü. İlgili raporda Yıldız Teknik ve İstanbul Teknik Üniversitelerinden akademisyenlerin imzaları var.
“Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Sanık sürücü İ.C’nin asli kusurlu olduğu,
Müteveffa yayanın okul çıkışında binmesi gereken servis aracına yönlendirilmesi ve bindirilmesinde sorumluluğu bulunan kişi veya kişilerin asli kusurlu olduğuna oy birliği ile karar verildiği kanaatini bildirir müşterek rapordur.”
Ela Tabakoğlu’nun babası Fatih Tabakoğılu, dördüncü celse öncesi Gebze Emek’e yine konuştu: “Adli Tıp Kurumu’nun yenilenen raporu ile birlikte dördüncü celseye hazırlanıyoruz. Bu celsede Cumhuriyet Savcılığı’nın mütalaasının açıklanacağını öngörüyoruz. Davamız ve kızımız için, aslında kızımız şahsında emsal şekilde adalet arayan tüm ailelerin mücadelesine dönüşen adalet arayışımız beşinci celsede, sanığın hak ettiği en ağır cezayı alması ile sonuçlanacaktır. Ummanın ötesinde, inanıyoruz. Bu davada alınacak hiçbir karar kızımızı geri getirmeyecektir ama biraz olsun içimizi serinletecektir.”
Fatih Tabakoğlu’nu son görüşmemizde komşularından Şahin Kılınç ve Adem Demirci eşlik etti. Bugüne kadar ki üç celsede gerek komşuları, gerekse Zonguldaklı ailenin köylüleri, üstelik köyden kalkarak geldi ve aileyi yalnız bırakmadı. Davanın kimi celseleri, siyasiler tarafından da takip edilip aile yalnız bırakılmadı. Gebze yerel basını ise ekseri, kazaya ve davanın ilk celsesine gösterdiği ilgi sonrası, günümüz itibariyle “bildik” haline döndü.
Fatih Tabakoğlu bugüne kadarki celselerde kendilerini yalnız bırakmayan herkese teşekkür etti. O desteğin 06 Ekim Salı günü saat 13.00’te Gebze Adliyesi önünde yapacakları basın açıklamasında sürmesini de diledi. Toplumun tüm kesimlerine aleni, destek ve katılım çağrısında bulundu.
Davanın benzer acıları farklı şekilde yaşayan ailelerin ama çocukları, ama kardeşleri, ama anne babaları için adalet arayanları birleştirdiğini kaydeden Fatih Tabakoğlu,
“Biz kızımızı 04 Şubat 2026’da kaybettik. Birkaç kilometre ötemizde, Çayırova Yenimahalle’de ise yaya geçidinde araç çarpmasının ardından hastanede 13 gün süren yaşam mücadelesi veren Songül Baş, 25 Ocak 2026’da hayatını kaybetmişti. Ben o kazayı duymamıştım. Kızımızın başına gelen vaka sonrası onlar bizi duyarak desteğe geldi. Onlarla birleştik. Gebze Adliyesi’ndeki her celsede Baş Ailesi bize desteğe geliyor. Onların davasının celsesinde, biz onlara gidiyoruz. Songül Baş davasında ailesi ve kardeşleri, tutuksuz yargılanan sanık hakkında olası kasttan ceza verilmesini istiyor. Davanın son celsesinde savcılık, bilinçli taksir şeklinde mütalaa verildi. İstenen sonuç değil ama hiç olmazsa bir aşama kaydedildi ve o sonuca kamuoyunun ama sosyal medyadan, ama davalara katılarak desteği ile varıldı. Bu bakımdan bu destekleri çok önemsiyorum.
03 Eylül 2026’da Eskişehir’in Odunpazarı İlçesindeki kazada 3 yaşındaki Elif Mavi Avli’yi kaybettik. Kazadan sonra ailesine telefonla iletişim kurup taziyelerimi ilettim. Acılarını paylaşmaya çalışıp kızları için sürdürdükleri adalet mücadelesini desteklediğimizi söyledim. Henüz hiçbir celsede bir araya gelemedik ama bu tür duyuru ve desteklerle, hiç olmazsa gönülden bir araya gelebiliyoruz. Elif Mavi Avli’nin ailesi bizim davamızı sosyal medyadan takip ediyor.
3 ay önce Yozgat’taki trafik kazasında ehliyetsiz sürücünün 112 kilometre hızla çarptığı Muhammet Halıcı hayatını kaybetmişti. Kazada tam kusurlu bulundu ve ehliyetsiz sürücü tutuksuz yargılanıyor. Muhammet Halıcı’nın bir akrabası geçerlerde beni aradı ve ehliyetim olup olmadığını sordu. ‘Var’ dediğimde, ‘Neden aldın. Sen salak mısın? Ehliyetsiz kullan’ diyerek gerek kazada kardeşinin kazada kusurlu bulunmasına, gerekse ehliyetsiz sanığın tutuksuz yargılanmasına tepki gösterdi.
Kızımız için sürdürdüğümüz dava iyi bir destekle, adeta kılavuz oldu.”
Bu dava sürecinde Fatih Tabakoğlu ve eşi Serpil Tabakoğlu’nu en çok yaralayan detaylardan biri sanık İ.C’nin aileye, avukatı aracılığı ile, “Tazminat talebiniz var mı?” şeklinde soru yöneltmesi olmuş. İ.C’nin ve çevresinin aklanmak için “çirkeflik” diye de tanımlanacak şekilde itham ve söylemlerinin kendilerine de ulaştığını kaydeden Tabakoğlu, “Bunları bir taraftan önemsemiyor ama diğer taraftan da üzülüyoruz. Kaza sonrası ilk işi aracının önündeki firma çıkartmasını söküp çıkartarak ticari imajını önceleyen, karakterini teşhir eden sanık ile çevresinin iftiralarıdır diye geçiştiriyoruz” diye konuştu.
Bu süreçte bazı incelemelerde de bulunduğunu belirten, gerek kazaya karışan araca gerekse İ.C’ye ait diğer araca uzun süredir rastlamadığını belirten Fatih Tabakoğlu, sanık İ.C’nin ev hapsinde tutulmasını yetersiz buluyor ancak uygulama başarılı: “İ.C’nin üzerindeki kelepçe, evden balkona çıktığında bile ötüyor. Cihaz alarm verir vermez de polis geliyor. Tutuklu yargılanması gerekirken ev hapsinde olması yetersiz ama ev hapislerinin uygulanmasında denetim, yerinde ve sıkı.”