8 Mart’ın “çakma” tarihini sildirecek
19 Mart 2026 05:02

HALA UMUDUM VAR 8 Mart’ın “çakma” tarihini sildirecek

1857 yılının 8 Mart’ında öyle bir grev, yangın ve ölen işçiler olmadığını bundan altı yıl önce öne süren Petrol-İş Kadın Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Selgin Zırhlı Kaplan, “Önümüzdeki dönemlerde hatalı tarihçenin tümüyle ortadan kalkacağına dair hala umudum var” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Yazı Dizisi: 116’ncı yılında 8 Mart – 12

 

Bitirirken: Kadınlar “bitti” demeden bitmez

Gebze’nin en sıradışı ve en özgün haber sitesi Gebze Emek’te 06 Mart’ta yayınladığımız. “116’ncı yılında 8 Mart” bugün başladığı konu ve konuğuyla bitirerek tamamlıyor. Ancak şu çok net ki gerek ülkemiz gerek dünyamızda kadınların her tür mücadelesi kadınlar “Bitti” demeden bitmeyecek ama bitecek gibi de değil.

Bu süreç diliminde ama kadın ama kadın emeği temelinde emek hareketine katkımız olduysa, ne mutlu bize…

Dizimizin bugünkü bölümünü Gebze Yenigün Gazetesi işbirliğinde çıkardığımız ve kadını merkeze alan..

İzmit, Gebze, Darıca, Çayırova ve Dilovası ilçeleri ile birlikte bir kısmı Körfez’de de dağıtılan..

1000 baskılı ve tirajlı Gebze Yenigün Özel sayısında da konu ettik.

1857 yılının 8 Mart’ında öyle bir grev, yangın ve ölen işçiler olmadığını bundan altı yıl önce öne süren Petrol-İş Kadın Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Selgin Zırhlı Kaplan, “Önümüzdeki dönemlerde hatalı tarihçenin tümüyle ortadan kalkacağına dair hala umudum var” dedi

Dizinin ilk bölümünde;

Tüm Bildiklerinizi Unutun: 8 Mart 1857’de grev, yangın ve ölen işçiler yok” başlıklı ilk bölüm; akabindeki iki ve üçüncü bölümlerde Kaplan’ın eseri, “8 Mart’ın tarihi” adlı Petrol-İş yayını kitapçığı konu edinmiştik.

https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/8-mart-1857de-grev-yangin-ve-olen-isciler-yok/3223.html

 Esere imzasını Kaplan’ı bugün dizimizin son bölümünün konuğu olarak ağırlıyoruz:

 

  • 8 Mart’ın tarihçesiyle ilgili de bir iki şey eklemek istiyorum. Öncelikle dizi yazısı şeklinde (Gebze Emek haber sitesinde) yer verdiğiniz için teşekkür ederim. Bu çalışmanın bizim için önemine içeriğinde de yer vermiştik.

 

  • Tarihçeyi hatalarından arındırmak için araştırmaya başladığımda, Petrol-İş Kadın Dergisi için çıkardığımız 8 Mart özel sayısında eski bir sendika kitapçığından yararlanmıştım. Ancak çok içime sinmemişti, bu kadar arka arkaya meydana gelen olayların hepsinin 8 Mart tarihine denk gelmesi mümkün mü diye başlamıştım incelemelere. Dönemin gazetelerini, New York şehrinin yangın kayıtlarını taramaya başladım. 1857 yılının Mart ayına ait gazeteleri taradım, bu arada belirteyim o dönemin gazetelerine ulaşmak çok zordu o tarihlerde. Şimdilerde her türlü internet arşivine erişebiliyorsunuz. İlk bulgu, 1857 yılında gazetelerde böyle bir greve ilişkin haberin olmayışıydı.

 

  • Haber yoksa da yangınla ilgili bir kayıt vardır düşüncesiyle yangın kayıtlarını taradım. 1857 yılında bir yangın bilgisi de yoktu. Fabrika yangınlarını araştırırken 1860 yılında meydana gelen bir fabrika yangını ve bu yangında ölen kadın işçilerle ilgili bir gazete haberine rastladım. Bunlarla ilgili Petrol-İş Kadın Dergisi’nde de çok yazdım, daha sonra 8 Mart Tarihçe kitapçığına da ekledim. 10 Ocak 1860’ta meydana gelen Pemberton dokuma fabrikası faciası. Bir diğer yangın ise 1911’de meydana gelen Triangle kadın gömleği fabrikası. Bu fabrika yangını beni çok etkiledi ve tarih araştırmalarının içine çekildim resmen.

 

NOVAMED İLE DOĞDU. FLORMAR İLE BÜYÜDÜ

 

Temel Conta ve Submed ile sürüyor

 

Türkiye’de bir sendikanın çıkardığı ilk kadın dergisi, Petrol-İş Kadın’ın 76’ncı sayısı, sendikanın 76’ncı yılına atıfla ay sonu çıkıyor. Derginin ilk sayısı belgeseli çekilip kitabı yazılan Novamed grevine denk geldi. Efsanevi Flormar direnişi ile büyüdü. Yolculuğu Temel Conta grevi ve Submed direnişi ile sürüyor

Bu ay sonu 76’ncı sayısı yayınlanacak olan Petrol-İş Kadın Dergisi, alanında bir ilk. Türkiye’de bir sendikanın yayınladığı ilk kadın dergisi…

Selgin Zırhlı Kaplan, doğal bir algıyla iletişim fakülkesi gazetecilik bölümü mezunu olduğu sanılan ancak Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümü mezunu bir inşaat mühendisi. Ulaştırma alanında da yüksek lisans yaptı hatta doktoraya devam edecekti ancak hem doğum yapması, hem de Petrol-İş Kadın Dergisi’nin ilk sayısıyla birlikte başladığı günümüzde 76’ncı sayısına ulaştırdığı serüvenini sürdürmek için vazgeçti:

“İnşaat ve ulaştırma alanı da aslında kadınların var olmak, kendilerini kanıtlamak için hep mücadele ettikleri bir alan. O yüzden ulaştırma alanını seçseydim de yine eşitlik konularıyla ilgilenirdim kesin.”

Halen Petrol-İş Kadın Dergisi’nin genel yayın yönetmeni olmakla birlikte aynı zamanda editörü, muhabiri. Sendikada toplumsal cinsiyet çalışmalarını da sürdürüyor.

Derginin ilk sayısı belgeseli çekilip kitabı yazılan Novamed grevine denk geldi. Efsanevi Flormar direnişi ile büyüdü. Yolculuğu Temel Conta grevi ve Submed direnişi ile sürüyor

Petrol-İş Sendikası’nın Üsküdar, Altunizade’deki genel merkezinde konuk olduğumuz Sezgin Zırhlı Kaplan hem gazetecilik ve dergiciliğe dair deneyimlerini ama özellikle grev ve direnişlerdeki gözlem ve deneyimlerini paylaştı:

Dijitalden okumak farklı.

Koklayarak okumak farklı

 

  • Artık habercilikte, yayıncılıkta daha çok internete yüklenildiği için bu tarz yayıncılığın tamamen kalkacağına dair bir kaygı veya öngörünüz var mı?

 

  • Bir dönem internet yayıncılığına yönelme fikrinin sendikaları da etkilediğini ve bunun ciddi bir şekilde tartışıldığını düşünüyorum. Ancak internet yayıncılığının tek başına ayakları yere sağlam basan bir yayıncılık olmadığı kanısı daha yaygın. Bir dergiyi dijital ekrandan okumakla eline alıp okumak aynı hissi vermiyor. İnternet erişimimiz olsa da, çoğu zaman bu yayınları küçücük telefon ekranından okumaya çalışıyoruz. Kendi adıma, bu mecrada okumaktan çok keyif almıyorum. Dergi sadece içindeki bilgiden oluşmuyor; fotoğrafları ile, kağıt hışırtısıyla elinize aldığınızda farklı bir etkisi var, bütünlüklü bir yapısı var. Çalışan kadınlara yönelik bir dergi çıkartıyoruz ve biliyoruz ki internette o kadar da zamanınız olmuyor, ama bir çay molasında çayınızı içerken derginizi de okuyabilirsiniz.

 

 

  • Petrol-İş bünyesinde gazeteciliğe atıldınız, daha öncesinde bir şekilde deneyiminiz var mı idi?
  • Gazeteciliğe dair eğitimim yok. Ama üniversitede öğrenciyken geçimimi sağlamak için bir dönem çevirmenlik ve yayıncılık işlerine girişmiştim. Yerel bir gazetenin tasarımını yapıyordum. Bir ara bir yayınevinde kitap hazırlığı yaptım. Aynı yayınevinden bir de çeviri kitabım yayınlandı: Doğanın Sayıları. Matematiğin yaşamımızdaki yerini doğadan örneklerle anlatan bir kitap. Öğrenciyken de yayıncılığa merakım vardı yani.

 

  • Dergi nasıl bir sürecin ardından basılıp dağıtılıyor?

 

  • Petrol-İş Kadın Dergisi çıktığından beri basıma hazırlığını ben yapıyorum, belli bir sayıdan sonra editörlük de eklendi. 2015’te derginin genel yayın yönetmenliğini üstlendim. Dergideki yazıların çoğu bana ait, dönem dönem konuk yazarlarımız oluyor, akademisyenlerden, farklı işkollarında sendikalardaki uzmanlardan katkı aldığımız oluyor. Petrol-İş Kadın Dergisi’nde farklı işkollarında çalışan kadınların yaşadığı sorunlara yer vermek önceliğimiz. Özellikle bizim işkolunda olduğu gibi erkek ağırlıklı işkolları ilgi alanımızda tabii ki. Son sayıda örneğin bir kadın gemi kaptanını konuk etmiştik.

 

  • Son sayımızı Aralık ayında çıkardık. 75. sayımızdı ve sendikamızın da 75. yılına denk geldi, tamamen rastlantı ama güzel bir tesadüf oldu. Şu anda 76. sayının hazırlığı devam ediyor, bu ay sonunda tamamlamayı hedefliyoruz. Önceliğimiz dergiyi kadın üyelerimize ulaştırmak. İsteyen üye eşi kadınlara da gönderiyoruz. Bazı işyerlerinde üyemiz olmayan kadın çalışanların da dergimizi takip ettiğini duyuyoruz. Bunun dışında talep eden sendikalara, akademik çevrelere, kadın örgütlerine de gönderdiğimiz oluyor.

 

  • İçeriği nasıl belirliyorsunuz?

 

  • Sendikal alanda bir ilk olarak başlayan Petrol-İş Kadın dergisi, 23. yılını doldurdu. Dergimizde mümkün olduğunca çok derginin sahibi olan Petrol-İş’li Kadınlara yer vermeye çalışıyoruz. Temel hedefimiz kadın işçilerin görünürlüğünü arttırmak, seslerini duyurabilmelerini sağlamak. Bazen kadın üyelerimizden gelen yazı, yorum, değerlendirme, resim gibi destekler oluyor. Önümüzdeki dönem bununla ilgili bir kampanya yapabiliriz. Geçtiğimiz yıl Bursa şubemizde bir kadın üyemizin yazdığı ‘Samira’ adlı kitapla ilgili söyleşiye yer vermiştik. Daha sonra hem yazara destek hem kitabın tanıtılmasına katkı vermek amacıyla belli sayıda alarak şubelerimize gönderdik.

 

  • Geçen sene sendikamızın 75’nci yılını kutladık. Daha önceki bir sayımızda sendikamızın kuruluşundan bugüne kadınların öne çıktığı grev ve direnişleri derlemiştim. Kilometre taşı olarak da tanımlayabileceğimiz bu direnişlere dair bir derleme çalışmamız olacak. Dergimizde mümkün olduğunca bütün kadın direnişlerimizi kapakta vermeye çalışıyoruz.
  • Çok sayıda grev ve direnişi hem yerinde takip ettiniz hem haberleştirdiniz. Sizde en çok etki bırakan hangisiydi?

 

  • En çok etki bırakan’ diyemeyeceğim, her grevin farklı bir hikayesi, farklı bir etkisi oldu. Ama çalışmaya başladığımda yaşadığımız ilk büyük grev olduğu için Antalya Serbest Bölge’de yaşanan Novamed Grevi’ni örnek verebilirim. Grev kadın hareketi içinde de ses buldu. Alman firması olduğu için uluslararası girişimlerimiz de olmuştu. Grevle ilgili belgesel, fotoğraf sergisi, salon toplantıları gerçekleştirildi. Dergimiz çıktıktan sonraki ilk büyük direnişimizdi. Petrol-İş Kadın Dergisi olarak alana açılmamızda büyük etken oldu. Çok uzun süren direnişte, dergi marifetiyle bir kadın dayanışması oluşturuldu. Defalarca Antalya’ya gidip etkinlikler düzenledik. Kadınlarla görüşmelerimiz örgütlenmenin ilk aşamasında, direniş henüz başlamadan oldu.

 

  • Şüphesiz, önünü kesme girişimleri olmuştur?

 

  • Antalya Serbest Bölge'de örgütlenmeyi engellemek için her şeyi yapmışlardı. Daha işten atmalar başlamadan önce oradaki Türkiyeli yöneticiler aileleri dolaşıp kadınları erkeklerin üzerinden yönetmeye çalışmışlardı. Aile aile gezip kadınların eşleri, babaları, erkek kardeşleri ile görüşerek sendikadan istifa etmeleri için telkinde bulunmalarını istediler. Bu davranışla kadın direnişlerinde sendikal örgütlenmeyi kırabilmek için ne tür yöntemlere başvurabileceklerini görmemizi sağladı.

 

  • Gebze Bölgesi gazetecisiyim. Bundan ötürü efsanevi Flormar direnişini sık ziyaretle, hayli gözlemledim…

 

  • Flormar direnişi, doğrudan kadınların tükettiği ürünlerin üretiminden ötürü kısa sürede ilgi odağı oldu, sadece bundan değil tabii. Sosyal medyanın etkin kullanıldığı grevlerden biriydi. Sadece sendikal dünyada değil, toplumda da büyük etki yarattı. Flormar direnişi 59. sayımızın kapağındaydı.

 

  • Flormar direnişinin uluslararası mücadele etabı da 12 Mart’ta lehimize neticelendi Yves Rocher’in sendikal hak ihlallerine karşı önlem almadığı mahkeme tarafından resmen kabul edildi ve tazminat ödemesine hükmedildi. Fransa’da 2017’de çıkan “Özen Yükümlülüğü Yasası”nın somutlaştığı ilk davaydı ve karar emsal niteliğinde. Çokuluslu firmalar açısından bence dikkate alınması gereken bir karar, bundan sonra daha özenli olurlar umarım. Sendikal mücadelenin uluslararası boyutunu göstermesi açısından belirleyici bir davaydı.

 

  • Diğerlerine değinecek olursanız?

 

Çerkezköy OSB’deki PAS South direnişi 68. sayımızın kapak konusuydu. Şubat 2022’de başladı, Trakya şubemizin örgütlediği, beyaz eşya üreticilerine plastik aksam üreten bir Alman firması idi. Orada da pek çok sendikasız işyerinde yaşanan sorunlardan söz edebiliriz. Örneğin, kadın çalışanların mesai saatlerine önem verilmezdi, işveren çağırdığı zaman gelmeleri bekleniyordu. Pandemi sonrasına denk gelen bir direnişti ve işveren çalışılmasını istemediği zaman ‘evinize gidin’, üretim yapılacağı zaman ‘gelin’ diyebiliyordu. Kadınları güvencesiz ve esnek çalışmaya zorluyordu. Bu ücretleri de etkiledi, zaten düşüktü, kadın işçilerinki daha da düşüktü. Özellikle sendikasız işyerlerinde yüksek ücretli işler genelde erkeklere ayrılıyor. Kadının emeği ve işi değersizleştirilmeye çalışılıyor, bu şekilde düşük ücretlere gerekçe yaratılıyor. Hâlbuki hangi işi yapıyorsanız yapın, üretimin bir parçası iseniz herkesle aynı ücreti hak ediyorsunuzdur. En azından bir asgari geçim sınırı vardır, geçinmeye yetecek bir ücret herkesin hakkı. Ama tüm bu direnişlerdeki ana karakterlerden biri de ‘Sen zaten kadınsın, bunu rahat yaparsın.’ ve ‘sen kadınsın, senin geçimin evin esas geçimi değil’ zihniyetiydi.

Şu anda devam eden Temel Conta direnişimizden de söz edelim. Aliağa şubemizde örgütlendiler, çoğunluk tespiti yapıldı, Bakanlıktan yetki geldi. Ancak işveren başından beri anlaşmayı kabul etmedi. Şimdiden 450 günü geçti. İşveren önce içeride gizlice üretim yapmaya çalıştı, geçtiğimiz günlerde geceyarısı iş makinelerini gizlice kamyonlara yükleyip başka bir fabrikaya taşıdı. Grev kırıcılığı yaptığı mahkemede de tescillendi. Temel Conta’da da kadın işçilerin sendikaya ihtiyaç duymaları düşük ücretler, sağlıklarının hiçe sayılması, kötü çalışma koşulları, ama en önemlisi kadına yönelik ayrımcılık ve saygısızlıktı.

 

Son olarak Trakya şubemizin örgütlediği ve şu anda devam eden, tıbbi malzeme üretilen Submed işyeri var, burası da yine kadın işçilerin yoğunlukta olduğu işyerlerinden. Sendikalaşma girişimi işten çıkarılmayla sonuçlandı, her zaman olduğu gibi, işverene tanınan itiraz süresi her zaman suistimale açık. Özellikle de örgütlenmede öncülük edenleri ilk önce işten çıkartarak içeride üretim yapanların cesaretini kırmaya çalışıyorlar. Şu anda sekizi kadın 9 kişi direnişi sürdürüyor.

 

  • Belediyelerin grev ve direnişlere erzak türü desteğini yorumlar mısınız?

 

  • Bence sadece belediyeler değil tüm toplum dayanışma gösterebilir böyle durumlarda. Bir grev veya direniş ne kadar çok desteklenirse o kadar dayanma gücü kazanır. Flormar direnişi örneğinde oldu. Sendikalar, sivil toplum örgütleri, partiler, belediyeler, kadın dayanışma grupları bir şekilde işin içine girdi, dayanışma ve her tür desteği gösterdi.

 

  • O direniş sürecinde Flormar işçileri, bir ara bere örmüştü mesela olun satışı konusunda da dayanışma gösterildi. Tamamen tesadüf bugün evden çıkarken bu berelerden birini takmışım. İşte bu bere, Flormar işçilerinin ördüğü beredir. Her tür dayanışma çok önemli elbette. Bu tür durumlarda grev veya direnişte olmasından ötürü önemli bir gelir kaybı sürecine giren işçilere her türlü destek önemli.

 

 

Şiddete karşı hüküm

koyduran ilk sendikayız

 

  • Petrol-İş'in kadın politikalarından bahseder misiniz?

 

  • Petrol-İş Sendikası, tüzüğüne eşitlikle ilgili, kadına yönelik şiddete karşı hükümler koyan, toplu sözleşmelerde de bunların uygulanmasını sağlayan, bu alanda öncülük yapan ilk işçi sendikasıdır, bunda katkısı olan herkesin emeği çok değerli. Günümüzde artık sendikalarda toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik çalışmalar yaygınlaştı. Dönem dönem sendikalardan kadınlar olarak bir araya geliyoruz, farklı platformlarda buluşmalarımız oluyor. Toplu sözleşmelerimize, ‘belli maddeler koyduk, bu kadar yeter’ diye bırakmıyoruz. İhtiyaca uygun olarak sözleşme maddeleri güncelleniyor ve geliştiriliyor. Son olarak 8 Mart tarihinde kadın işçilerin izinli sayılmasına ilişkin bir çalışma oldu. Bu hükmü, özellikle kadın işçilerin yoğunlukta olduğu tüm işyerlerinde yaygınlaşması için toplu sözleşme birimimiz çalışmalarını sürdürüyor. Sözleşme süreleri nedeniyle, bu tür hükümlerin işyerlerine uygulanması zaman alıyor. ILO’nun 190 Sayılı işyerinde şiddet ve tacizin önlenmesi sözleşmesi de bizim açımızdan önemli, ülkemizde imzalanması için faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

 

  • Sendikamızda 2009’dan beri toplumsal cinsiyet eğitimleri veriliyor. Temsilci eğitimlerinde iki saatlik bir ders şeklinde yapıyoruz. Bu eğitimlerde, katılımcıların profillerinde de yıllar geçtikçe değişiklikleri takip edebiliyorsunuz. 15 yıl önceki üye profiliyle bugünkü arasında farklılıklar mutlaka oluyor. Genç çalışan oranında artıyor ve günümüzde gençlerin olaya bakışı biraz daha farklı. Eşitlik konusunda daha bilinçli bir yaklaşım. Sendikal politikaların da bunda etkisi olmuştur diye düşünüyorum.
  • Geride kalan 8 Mart, Petrol-İş’te nasıl geçti?
  • Bu 8 Mart’ta gündemimiz, her zaman olduğu gibi örgütlenmenin önemine vurgu yapmaktı. Bir işyerinde sendika olması, kadın çalışanların özlük hakları, analık hakları, emek hakları ve en önemlisi toplumsal haklarını kullanabilmeleri açısından çok elzem. Örgütlenmeyi kadınlar üzerinden güçlendirmek, aynı zamanda kadınları sendikalı olmaya teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Sonuç olarak herkes biliyor ki, sendikalı işyerlerinde çalışan kadınların koşulları, sendikasızlara oranla çok daha iyi. Bunu her fırsatta vurgulamakta fayda var.
  • Bu 8 Mart’ta gündem konularımızdan biri de kadınların güvenceli çalışma ortamından korumak için yeterli olmayan bazı uygulamalar. Mesela doğum izninin uzatılmasnı da içeren yasa tasarısı Meclise sunuldu, ancak doğum izni bittikten sonra kadın işçilerin neyle karşı karşıya kalacağı malum.  Bakım işleri, herkesin erişimine açık, standart ve kamusal bir uygulama haline getirilmeden bu tür geçici önlemler kadın işçiler için çalışma şartlarını daha riskli hale getiriyor. Elbette kadınlar çalışma hayatından ayrılmayacak, çünkü geçinmek için çalışmak zorunda Ne olacak bu durumda? Belki doğum iznini kullanamayacak ya da birtakım tavizler verecek. Doğum iznini kullanacak, ama ücretinden kesinti yapılacak. İllaki bir şekilde en kötü şartlara razı olarak çalışmaya devam etmek zorunda kalacaklar. Buna karşı durmak durumundayız.
  • Sendikal örgütlenmenin işyerlerinde kadına yönelik şiddet ve tacizleri engellediğine dair istatistiki bir araştırma veya sonuç var mı?
  • Türkiye’de son dönemlerde çalışma yaşamında şiddete dair çalışmalarda gözle görülür bir artış var. Birçok kişi ve kurum, akademisyen bu konuyu araştırıyor. Ama doğrudan çalışanlara yöneltilen sorularla sayısal hale getirilen ilk çalışma, geçtiğimiz yıl ILO Türkiye Ofisi’nin Özyeğin Üniversitesi ile sürdürdüğü “İşyerinde Şiddet ve Taciz Algıları & Deneyimleri” araştırmasıydı. Araştırmanın bulgularından biri, sendikalı işyerlerinin şiddet ve tacize karşı belirgin bir koruma sağladığıydı. Çalışmanın hem tanıtım toplantısına katılmış, hem de sonuçlarına dergimizde de yer vermiştik.

FOTO

FLORMAR HATIRASI: Bu ay sonu 76’ncı sayısı yayınlanacak Petrol-İş Kadın Dergisi’nde kuruluşundan bu yana yer alan Selgin Zırhlı Kaplan grev ve direnişlere dair deneyimlerini aktarıp derginin etkisine değindi. Gebze’deki efsanevi Flormar direnişinde kadınların gelir edinmek için sattığı bereden edinmiş. Sürecin anısına saklıyor.

Dizide dün

Şiddet pandemi gibi yayılan halk sağlığı sorunudur

https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/siddet-pandemi-gibi-yayilan-halk-sagligi-sorunudur/3307.html

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 19 Mart 2026 05:08
BENZER HABERLER
X