Aile: Adaleti sosyal medyada mı arayalım
06 Kasım 2026 09:07

Hakim: Şova gerek yok. Savcı: TCK’yı eleştirin Aile: Adaleti sosyal medyada mı arayalım

Songül Baş davasının karar celsesi Hakimin “Şova gerek yok” ihtarı ile başladı. Savcının aileye “TCK’yı eleştirin” nasihati ile salonda bitti. Sokakta Avukat söze, “Ne söyleyeceğimi bilemiyorum” diye girdi. Aile, “Adaleti sosyal medyada mı arayalım” diye sordu

Haber Analiz

Türkiye’de her bir bireyin adalet arayışı 2002’den bu yana da…

AKP iktidara geldiğinden bugüne “Türkiye Yüzyılı”nda da…

Rejimin 13’ncü Adalet Bakanı, Akın Gürlek döneminde de sürüyor.

Türkiye’de sadece Adalet Bakanlığı değil her bir Bakanlıkta, Bakan değiştikçe yerine atananın memleketinde “Bayram” ilan ediliyor.

Akın Gürlek atandığında da öyle oldu.

Adalet Bakanı değiştikçe yenisinin memleketinde düğün dernek..

Diğer 80’inde feryat figan sürüyor.

Çayırova’da yaya geçidinden geçerken araç çarpması sonrası; çarpmadan veya araç sürücüsünün bilinçsiz müdahalesinden sebep ölen Songül Baş’ın dünkü karar celsesinde de aynı tablo yaşandı.

Gebze Adliyesi’nde hâkimlerin bu tür duruşmalara bir gerekçeyle basını almama tutumu yayılarak sürüyor.

Dün de önce öyle oldu.

Gebze 11’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde davanın hâkimi, hepi topu iki gazetecinin karar celsesini izlemesine izin vermedi. Basın diretti. Emrivaki ile salona girerken Hâkim, “Şova gerek yok” diye cümle sarf etti.

Hâkimin; kardeşleri ve kızları için adalet arayışını sürdüren aileyi mi, ailenin avukatını mı, basını mı kast ettiği anlaşılmadı.

Karar açıklandıktan sonra aile bireylerinin itirazı ve feryadı mahkeme salonundan başlarken Cumhuriyet Savcısı ailenin tepkisine önce “Haklısınız” diyerek hak verdi ve Türk Ceza Kanunu’nu işaret etti.

Aile bireylerinin sakinleşmesinin ardından Gebze Adliyesi önündeki basın açıklamasında Baş Ailesinin vekili Avukat Hüseyin Güneş söze, “Songül Baş mirasçılarının avukatıyım. Ne söyleyeceğimi bilemiyorum” diyerek girdi. Akabinde, “Görevsizlik kararının verilmesini çok istedim ama Ağır Ceza’ya gönderilmedi dosya. İnşallah sonuç için İstinaf’ta gerekli kararı aldırmaya çalışacağız. Başka söyleyecek bir şeyim yok” diyerek konuşmasını tamamladı.

Gazetecilerin soruları üzerine, “4 yıl 5 ay 10 gün ceza aldı. Yatarı en fazla bir ay. İnfaz yasası da sürekli değiştiği için ne olacağı da belli değil. Kesinleşeceği zaman bile infaz yasası değişebilir yani” diyen Güneş

“Ailenin karar sonrası bir tepkisi oldu. Savcı Bey de bununla alakalı, ‘Türk Ceza Kanunu’nu eleştirebilirsiniz. Hâkim Bey verebileceği en üst sınırından ceza verdi. Size kesinlikle katılıyorum, böyle bir şey olmaz’ dedi. Buna yorumunuz nedir?” şeklindeki soruyu;

“Evet, yani tabii onlar önüne gelen kanunu uygulamak durumunda ama en azından bir görevsizlik kararı verseydi iyiydi. Sonuçta delilleri takdir etsin, görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi. En azından orasını takdir etseydi bari. Ama o bile yapılmadı. Baştan hüküm verilmişti, ne karar verileceği de belliydi zaten. Dolayısıyla hukuk yönünden sadece istinafa bel bağladık” diye yanıtladı:

Mahkemeye sundukları uzman raporunda aracın hızının 80 kilometreye yakın olduğunun tespit edildiğini kaydeden, araçların yaya geçidinde normalde 30 kilometre hızla seyretmesi gerektiğini belirten Güneş, “Ben keşif verilmesi ve aracın hızının belirlenmesini istedim. Dosyanın geldiği aşama itibarıyla buna gerek yok dendi. Bunun üzerine uzman görüşü aldım, aracın hızını tespit ettirdim, onu da mahkemeye sundum. Ona rağmen dosyayı Ağır Ceza’ya sevk ettiremedik” dedi.

Avukat Güneş, “Önceki celsede savcılık mütalaası üzerine Hakim sanığın dinlenmesi kararı almıştı. Bugünkü celseye gelir sanıyorduk ama ifadesi Kartal’da alındı diye duyduk. Savunmasında ne demiş?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Ne diyecek? Yaya geçidinden geçerken kapşonu vardı, beni görmedi diyor. Yani sanki o normalde; yayanın girişine girdiğinde sağına soluna bakıyor, gidiyor. Yaya yolu ortalamış. Daha ne yapsın yani? Kendinden emin bir şekilde, yaya geçidinden geçiyor. Daha önce yayanın kapşonuna dair hiçbir beyanı yoktu. ‘O beni görecekti, geri çekilip araca izin verecekti’ diyor. Budur yani açıklama, savunma bu yani.”

Güneş, “Takdir indiriminin sebebi nedir?” sorusunu kinayeli bir şekilde, “Duruşmada çok yakışıklı görünüyormuş, o yüzden...” diye yanıtlarken devreye Baş kardeşler, “Sürücü alkollü mü veya alkolsüz mü? Uyuşturucu kullanmadığını nereden bileyim? İncelenmedi, biz bunu baştan beri önerdik, kabul etmediler. Cezası yokmuş... Geçmişte hiçbir suç işlenmemiş, hiçbir şey kabul edilmiyor, hiçbir zaman ehliyetine de el konulmadı” diyerek girdi.

Güneş, “Yargılamada aslında sadece prosedür tamamlandı. Detaylı bir araştırma da yapılmadı. Sadece dostlar alışverişte görsün bir uygulamaydı” derken yine Baş Kardeşler önemli bir detaya, “Kardeşime çarptığı gibi kucağına alıp arabasına koyuyor. Kaçmadı, çok iyi bir şey yaptı ama her yerini, kemiklerini kırdı, etlerini parçaladı. Beyin kanaması geçirtti kardeşime. İlk yardım çağırsaydı. 112’yi arama tenezzülünde bulunmuyor” diye dikkat çekti.

Avukat Güneş karara dair müvekkillerinin tepkisinin gayet normal olduğunu belirtti. Güneş sürücünün kaza sonrası bilinçsiz ve kuralsız müdahalesinin ise mahkeme heyetince muhtemelen metanet diye bakıldığını söyledi. X

Baş Kardeşler tepkilerini,

“Kardeşimin canı dört yıl değil. Bu bir kaza değil cinayet. Herkes bunu bilmeli. Benim kardeşim eceliyle ölmedi. Yaya geçidinde gelip çarpıldı. Benim kardeşim kurallara da uydu. Yaya geçidin de geçti. Ama yine de öldü ve cezası yok. 4 yıl ceza. Yatarı olmayan cezalarla insanları kandırmasınlar 4 yıl diye.

Devlet suç işleyin diyor. Sen de öldür diyor. Varsa arabanız çıkın vurun öldürün diyor.

Bizim canımız yandı. Herkesin çoluğu çocuğu var. Dikkat etsinler. Başkalarına bir şey olmasın.

O zaman madalya verelim. Böyle bir şey var mı ya. Sen eğitim, ehliyet veriyorsun. 112 diyorsun. Bacak kadar çocuk biliyor. Kaza olunca 112 aranır. Onu bile yapmıyorsun. Yaya geçidindeki şartları biliyorsun. 30 ile gireceğin yere 80 ile geliyorsun. Araba kullanırken nereye bakıyordun. Hakimin konuşma yetkisi yok ki.

Adaleti burada aramayın dışarıda arayın dediler. Nasıl, nerede arayacağız biz bu adaleti. Kime anlatacağız derdimizi. Burada aranmazsa nerede aranacak. Sosyal medyada mı adalet arayacağız biz.

Hâkim, şova gerek yok diyor. Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Değişsin bu yasalar, kanunlar. Başkaları ölmesin. Nasıl bir kanun yaptınız. Nasıl bir ceza sistemi var.

Yaya geçidini kimler kullanır. Caddede, okullarda ders veriyorsunuz. Nasıl bu bilmiyor.

1.40 boyunla 1.75 boyundaki kızı kaldırıp kaldırıp indiriyorsun. Vücudu kırılmış zaten kanı görüyorsun. İyi niyet diyorsun. Kıstasınız ne açıklayın bilelim” diye sürdürdükten sonra duvarındaki sıfatında “Saray” yazılı beton yığını Gebze Adliyesi önünden üzgün şekilde ayrıldı.

Aileye dünkü celsede Zafer Partisi Gebze İlçe Başkanı Hüseyin Akgün, Gebze merkezli Hürriyet ve İstikbal Derneği Başkanı Alaattin Kürşat Derebaş, kızları Elanur Tabakoğlu’nu servis kazasında kaybeden ve araç sürücüsü İ.C’ye beraat kararı sonrası adalet arayışını İstinaf’ta sürdüren Serpil – Fatih Tabakoğlu da eşlik ederek teselliye çalıştı.

İLGİLİ HABER

Yaya geçidinde yaya katline 4 yıl 5 ay bir de 10 gün

https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/yaya-gecidinde-yaya-katline-4-yil-5-ay-bir-de-10-gun/4963.html

Güncelleme: 06 Kasım 2026 09:09
BENZER HABERLER
Barış Su
X