Birinden Ömer’in adaletini diğerinden adaleti bekliyorlar
28 Temmuz 2026 14:12

NÖBETE ARA, ARAYIŞA DEVAM Birinden Ömer’in adaletini diğerinden adaleti bekliyorlar

Dilovası İşçi Katliamı Ailelerinin son adalet nöbetinde katledilen işçilerin aileleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sözünü ettiği Hazreti Ömer adaletini, Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten adalet beklediklerini söyledi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Haber serisi

Dilovası İşçi Katliamı Aileleri Adalet Nöbeti: 6 – 7

08 Kasım 2025 günü Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik faciası sonrası…

Dilovası İşçi Katliamı Ailelerinin 19 Temmuz Pazar günü gerçekleyen altıncı ve son adalet nöbetinde katledilen işçilerin aileleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sözünü ettiği Hazreti Ömer adaletini, Erdoğan’ın tensipleriyle Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten adalet beklediklerini söyledi. Aileler, şunları kaydetti:

Esma Gikan’ın eşi Aytekin Gikan

“Bu bina Hamza Şayir zamanında yapıldı. Zaten her yerde fotoğrafları var. Bu dükkânın açılışı Hamza Şayir zamanında yapıldı tamam da, sen bu binayı yıkmaya onay vermişsin, kararı çıkartmışın. Yani senin bu binayı yıkmaya bütçen yetmiyorsa bari mühürle.

Altında Aksu Metal var. Aksu Metal orada yapılırken  Mimar Sinan Mahallesi bütün insanlar ayaklandı. Neymiş? ‘Efendim, adamın ruhsatı var, adamın yeridir, istediğini yapabilir.’

İllaki birilerinin ölmesi gerekiyor ki, orada yedi canımız öldü. Sonra geldiler Aksu Metal'e mühür vurdular.

Nizamettin Bağcı da suçlu, Cengiz Taşdemir de suçlu.

Güven Demirbaş bu binayı önce kiraya veriyor. Parayı cebine koyarken, kiraladığı kişiye, ‘Bina kaçaktır, yıkma kararı var’ demiyor. Mahkemede, ‘Kiralayan kişi araştırsın, soruştursun’ diyor. Sonra binayı satıyor. Mahkemede hâkim, ‘Bu bina kaçak, yıkma kararı varken sen neden kiraya verdin, neden satıyorsun?’ diye sorunca, ‘Alan kişi araştırsın, sorsun’ diye yanıt veriyor. Güven Demirbaş demek ki alacağı paraya bakıyormuş. Orada yedi tane canımız yandı, adam bir de utanmadan, sıkılmadan, ‘Alan kişi binayı araştırsın’ diyor.

Bana eşim her gün, ‘Bugün orada hakarete uğradık. Kurtuluş Oransal şuna bağırdı, şuna çağırdı...Zabıtalar her gün gelip koli koli parfüm götürüyorlar’ diyordu.

Bir de asıl şöyle bir mesele var: Dilovası'nın zabıtasına, itfaiyesine bugün bir esnaf gitse; ufak bir çiğ köfteci dükkânı için, ‘Acil çıkış kapısı yok, yangın söndürme tüpün yok’ diye ruhsat verilmiyor. Ama Oransal ailesi oraya yerleştiği zaman aman sesinizi çıkartmayın! Neden? Ali Osman Akat, AK Parti'nin içindedir. Neden? ‘Eğer Oransal ailesine bir şey söylersek Ali Osman Akat'ın kulağına gider, siyaset yoluyla bizim üstümüze gelir, bizi işimizden atarlar’ Ya tamam, utanmazlar! Siz buna göz yumdunuz. Siz Allah'tan korkmadınız. Ali Osman Akat'tan, Kurtuluş Oransal'dan korktunuz.

Ben buradan Adalet Bakanlığı'na sesleniyorum. Başka tahliyeler olmasın. İçeridekilerin cezasını çekmesini istiyoruz. Güven Demirbaş, Nizamettin Balcı’nın tekrar tutuklanmasın, cezalarını çekmesini istiyoruz. Bu olaya uzaktan yakından kim göz yumduysa, işin içinde kimin parmağı varsa, onların tek tek yakalanmasını istiyoruz. Başka tahliyeler olmasın. Burada 7 tane canımız yandı. Bunların kanı, ahı yerde kalmasın.”

 Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir

“Biz mağdur aileleri destekleyen, acımızı paylaşan değerli insanlardan bizi, bizi yalnız bırakmayan herkesten Allah razı olsun. 8 Kasım 2025 tarihinden bu yana biz ateşler içinde yanan evlerimiz gibi her gün yanarak acı çekiyoruz. Adalet, adalet yerini bulsun. Caniler, katiller cezalarını çeksinler diye çırpınıp duruyoruz. Adalet neredeyse dayısı olanlara geç işliyor ya da hiç işlemiyor. 8 aydır ilk defa bu vahşi cinayetin ortağı olan belediye görevlileri adalet önüne çıkarabildi. Halbuki bunların daha ilk günden tutuklamaları gerekiyordu. Ancak CİMER'e şikayet edilmesine rağmen bu iş yerinin denetlemesine adeta göz yuman SGK müdürü, , İŞKUR, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, Valilik, Kaymakamlık ve diğer kamu kurumları sorumluları da hesap vermeli. Adalet istiyoruz biz.”

Nisanur Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir

“8 aydır adalet arıyoruz maalesef adaleti bulamadık. Cumhurbaşkanına seslendik ses gitmedi. Adalet Bakanına sesleniyoruz yine ses gitmiyor. İçişleri Bakanına, 600 milletvekiline de seslendik adamlar kulaklarını tıkıyor. Sesimizi duyamıyor. Bizim istediğimiz adalet. Yedi canımız yandı, oradan kömür olarak çıktı. Bunların kanı, ahı yerde kalmayacak şekilde mücadelemize devam edeceğiz.

Kamu görevlilerini tutukluyorlar, 7 iki gün sonra serbest bırakıyorlar. Biz bu adaleti istemiyoruz. Gerçek bir adalet istiyoruz! Madem Cumhurbaşkanı, ‘Hz. Ömer'in adaleti’ diyor, ben de o adaleti istiyorum.

Mahkemeye giriyoruz, etrafımızı jandarma sarıyor. Oturacağız bir yerde konuşacağız, polis sarıyor. Her tarafımız sarılıyor.

Nizamettin Balcı, Cengiz Taşdemir, Hamza Şayir, Ramazan Ömeroğlu ve Kaymakamı Metin Kubilay. Bunların kaçış şansı yok, adaletin önünde hesap vermeleri lazım!  Kaymakamın yerini değiştiriyorlar, başka yere atıyorlar. Bu kaymakam suçlu! İlçenin oradaki ilçenin güvenliği, her şeyi ondan sorumlu olan bir insanı yerini değiştiremezler. Ben bundan davacıyım, davacı!

Bunlar adaletin pençesinden kaçıyor! Yerleri değiştiriliyor. Biz bunu istemiyoruz. Adaletin önüne çıksınlar, hesaplarını versinler. Ne olursa olsun bu işin peşini bırakmayacağız. Biz bu hesabı da vermeye hazırız, bedelse ben bedeli ödemeye hazırım.

Cengiz Taşdemir ile Nizamettin Balcı benden kaçamaz. Hesap verecek hesap! Koli koli parfüm götürürken, rüşvet alırken bugün evdeler, serbest kalmışlar. Yedi kişiyi ben mi öldürdüm? O fabrika yanarken bu insanlar oradaydı, neden şimdi hesap verilmiyor?

Hamza Şayir buna izin vermiş. Nizamettin Balcı imza atmış. Ruhsatlarda imzaları var. Hesap vermeleri lazım.

Cumhurbaşkanına sesleniyorum, bu adalet yerini bulsun. Ben her gün ölüyorum. Dokuz aydır her gece gözümden yaş akıyor. Bunların peşini ölene kadar bırakmayacağım. Ben bedeli ödemeye hazırım, eğer idam edecekse gelsin idam etsin, assın beni. Bu insanların adaletin önüne çıkıp hesap vermeleri lazım. Ölmeden bunları görmem lazım.

Her gün, her çıkışta da söylüyorum. Ben Kandıra'ya gitmek istemiyorum, Gebze'de mahkemeye çıkmak istiyorum. Ya Gebze dururken, Dilovası dururken, Kocaeli dururken bizi Kandıra'ya götürüp de cezaevinin içine koyup mahkemeye, sorguya çekiyorsunuz. Bu hangi adalet? Ne dinde ne imanda hiçbir yerde yazmıyor. Neden Gebze'de peki mahkeme olmuyor? Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?

Ben savcılara da sesleniyorum; Kocabay savcısını istemiyorum. Adaletli bir savcı versinler bize, davamız sonuçlansın. Adalet Bakanı madem söylüyorsa suçlular burada diye, yakalasın koysun cezaevine.

Her gün "AKP, AKP, AKP..." Nerede bu AKP? Dilovası'ndan durmadan rüşvet alıyorlar. Ömeroğlu yine bir fabrikadan iki çöp arabası almış. Rüşvet alarak mahalle içinde fabrikaya izin veriyor,. Yanan fabrika da mahalle içindeydi. Bu millet zaten sana vergi ödüyor.

Ruhsatı vermeyeceksin kardeşim, suç işlediysen çıkıp adalete bu bedeli ödeyeceksin. Hiçbirisi kaçamaz. Ben ölene kadar bu işin peşini bırakmayacağım.

Ben devletime sesleniyorum, hükümete değil. Devlet bunların cezasını versin. Bu adalet yerini bulana kadar da devam edeceğiz, bu işin peşini bırakmayacağız. Ben bunlardan şikâyetçiyim. Ölene kadar da şikâyetçi olacağım. Her iki cihanda benim elim bunların yakasında olacak. Yemin billah bırakmayacağım. Ben ölmeyi de şu anda göze almışım. Ve bedeli ödemeye hazırım, hazır! Ya öleceğim ya da bu işin peşini bırakmayacağız. Sonuna kadar devam edeceğiz. Gerçek adalet yerini bulana kadar da devam edeceğiz, bunlar ta ki tutuklanana kadar. Benim içim rahat etmiyor, her gece ölüyorum. Onlar da ölsün!”

Cansu Esatoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu

“Üstüne basa basa söylüyorum; Nizamettin Bağcı ve Cengiz Taşdemir’in kesinlikle tutuklanması lazım. Bunlar serbest bırakıldı. Biz bunun peşini kesinlikle bırakmayacağız. Bunlar tutuklanana kadar gerekirse belediyenin önüne de gideriz, orada kendimizi de o yakarız orada. Bu yıkılması gereken binaya bunlar ruhsat vermiş.

Suçlu belli, suçlular orada gözümüzün önünde geziyorlar. Bunları aldılar içeriye, iki gün sonra bu serbest bıraktılar. Yine söylüyorum bak; Adalet Bakanı, Çalışma Bakanı, Cengiz Taşdemir, Nizamettin Bağcı… Bu kamu görevlileri, bunlar, bu zabıta müdürleri, bunların başıdır, yardımcıları kim olursa olsun, hangi sorumlu olursa olsun buraya izin verenler, yıkılması gereken bir binayı yıkmadılar. Her gün konuşuyoruz, söylüyoruz, bunlar utanmıyor.

Kapı yok, cam yok, çerçeve yok, pencere yok, iş güvenliği yok,  yangın merdiveni yok hiçbir şey yok bu binada. Suçlular gözümüzün önünde geziyorlar. Bunlar adalete teslim olmayana, cezasını çekmeyene, hapse girmeyene kadar peşini kesinlikle bırakmayacağız.

SGK İl Müdürü hapse atılmadı, iki ay görevinden uzaklaştırıldı, iki ay sonra görevine iade edildi.  SGK müdürü orada oturuyor, cebine parayı indirmeyi biliyor. Git, iş yerlerini denetle. Sen niye iş yerlerini denetlemiyorsun? Sigorta hakkını niye denetlemiyorsun? Suçlusun, bütün SGK'lılar, İl Müdürü suçlu.

Geçenlerde Derince’de yine bir çocuk cayır cayır yandı. Oradaki fabrikada kaçaktı. Şimdi halka sesleniyorum; bu sadece Dilovası'nın meselesi değil. Sadece Dilovası için adalet aramıyoruz. Sadece Dilovası'nda bu katliam olmadı. Bu katliam Türkiye'nin her yerinde bu şekilde devam ediyor ve rüşvet alıyorlar. Onun için gelin, birleşelim. Bize destek verin. Bize destek olun, bu adaletsizliğe bir son verelim.”

Seride dün

Aleyna Oransal’ın ki evlat da…

Tahliyesini kabul etmiyoruz. Cezasını paşa paşa çekecek

https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/tahliyesini-kabul-etmiyoruz-cezasini-pasa-pasa-cekecek/4274.html

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 28 Temmuz 2026 14:15
BENZER HABERLER
X