Rüşvet lekeli AKP’li belediye bilinçli taksirle suçlandı Bu facia olası kast değil de nedir?
Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik faciasında işçilerin aileleri kamudan sadece Dilovası Belediyesi’nin sanık olmasına da, alenileşen rüşvet ilişkisine rağmen sanıkların bilinçli taksirle yargılanmasına tepki gösterip, “Olası kast ile hareket ettikleri daha ne kadar açık olmak zorunda?” diye sordu
Ceza hukukunda bilinçli taksir, kişinin suçun kanuni tanımındaki sonucu öngörmesine rağmen, bu sonucun gerçekleşmeyeceğine güvenerek ya da şansına inanarak hareket etmesi ve neticede istemediği halde o sonucun meydana gelmesidir.
Ceza hukukunda olası kast, bir kişinin suç teşkil eden bir eylemi yaparken, ortaya çıkabilecek kötü ve zararlı sonucu öngörmesine rağmen "olursa olsun" diyerek eylemine devam etmesi ve sonucu kabullenmesidir. (Alıntıdır)
Ravive Kozmetik faciası sonrası kamu görevlilerine ilişkin iddianamede “dağ fare doğurdu.” Birçok Bakanlığın birçok kurumu ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi dahil tüm kamu, soruşturma kapsamı dışında bırakıldı. 08 Eylül 2026’da yine Kandıra’da görülecek dördüncü celsede sanık sıfatı ile sadece Dilovası Belediyesi’nin tutuklu ve tutuksuz haldeki sanıkları dinlenecek. Öte yandan bu celsede işçi ailelerinin denetime gelen zabıta memurlarının oradan rüşvet mahiyetinde parfüm ve kolonya aldığına dair iddialarını tekrarlaması, mahkeme başkanının da tutuksuz yargılanan zabıtalardan iddialara yanıt vermesini isteyeceği sanılıyor.
Bugün Gebze Adliyesi önündeki basın açıklamasında DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar ve sendikanın hukukçusu Avukat Saruhan Efe Kadaifçi, Gebze Sendikalar Birliği sözcüsü ve BMİS Gebze 2 No’lu Şube Başkanı Necmettin Aydın ile işçi aileleri konuştu. Basın açıklamasına ayrıca Nakliyat-İş Sendikası Genel Sekreteri ve Gebze Şube Başkanı Erdal Kopal, Emek Partisi Gebze İlçe Başkanı Yusuf Akar, Hödlmayr Lojistik’in grevdeki işçileri, BMİS Gebze 1 No'lu Şubeden işyeri temsilcileri de katılarak destek verdi.
ACAR: SANKİ MAL KAYBI VARMIŞ
GİBİ İDDİANAME HAZIRLANDI
DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, “Sanki 7 insan canını kaybetmemiş gibi çok teknik anlatımla iddianame hazırlandı. Gelinen noktada sadece Dilovası Belediyesi yargılanıyor. Herkes gördü. Bilmelerine rağmen ‘Görmedik, durmadık, bilmiyoruz’ diyorlar. Çalışma, Çevre ve Şehircilik, Sağlık Bakanlıkları, Valilik, Kaymakamlık, Kocaeli İl ve Dilovası İlçe Emniyet, itfaiye, muhtarlıklar doğrudan bu katliamın bizzat sorumlusu ve ortağıdır. Burada ne usulsüzlük varsa el birliğiyle örgütlemiştir. Bu katliamın gerçekleşmesinde ihmalleri vardır. Bu iddianameyi kabul etmiyoruz. 7 can hayatını kaybetti. Mal kaybı varmış gibi iddianame düzenlenmesini kabul etmiyoruz” dedi.
AYDIN: İŞÇİLER DEĞİL İŞVERENLER GÖZALTINA ALINMALI
Necmettin Aydın, Ankara’da alacakları için mücadele eden madencilerin mücadelesini selamlayıp ülkemizde hak arayanların Başkent Ankara dâhil olmak üzere mücadeleye sürüklendiğini, Bakanlık ve Valiler dâhil tüm kamunun emekçi hakkı çiğnendiğinde sessiz kaldığını özetledi. Aydın, “Aslında işverenlerin gözaltına alınması gerekirken bu arkadaşlarımız gözaltına alınıyor” dedi. GSB olarak maden emekçilerinin mücadelesini desteklediklerini, dayanışma içinde olduklarını tekrarladı.
Ülkemizde temmuz ayı içinde 241 kişinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini ve iş cinayetlerinin katliam boyutunu geldiğini belirtip, “Devlet mekanizması var olan topluluğun hayatını kolaylaştırmak, varsa suç işleyenleri cezalandırmak, iyiyi gitmesine yönelik düzenlemeler yapması için var” dedi. Dilovası’nda Ravive Kozmetik faciası sonrası yaklaşık 10 aydır adalet mücadelesi verildiğini hatırlatan, ailelerin sorumluların cezalandırmasını istediğini kaydeden Aydın davanın Kandıra’da görülmesini de eleştirip adaletin yerinden sağlanması için davanın Gebze’de görülmesi gerektiğini tekrar ifade etti. 8 Eylül’deki dördüncü celseyi de yerinde destekleyeceklerini ve sorumlulara gereken cezanın verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
İŞÇİ AİLELERİ TBMM’DE KOMİSYON KURULMASINI İSTEDİ
İşçi aileleri adına da Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut, İsa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir’in de aralarında bulunduğu üç kişi söz alıp
Facia öncesi gereken önlemlerin alınmadığını hatırlattı. Tutuksuz yargılanan iki zabıta memurunun niye serbest bırakıldığını sordu. Tüm sorumlulara en ağır ceza beklediklerini, davanın Kandıra’da değil Gebze’de görülmesini, zabıtaların denetim için geldiği fabrikadan parfümle ayrılıp akrabalarına dağıttığı iddialarını tekrarladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’e göreve çağırdı.
Vedat Taşdemir, “10 aydır bir arpa boyu yol kat etmedik. Bakanlar ve 600 vekilden adalet bekliyoruz. TBMM’de komisyon kurulup insanların hakkı aranmalı. Hiç birinden ses çıkmıyor. Benim oyumla gitti. Aşağı da indirebilirim” dedi.
OLASI KAST DAHA NE KADAR
AÇIK OLMAK ZORUNDA?
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin basın açıklaması faciada hayatını kaybeden yedi emekçiden biri olan Şengül Yılmaz’ın kızı Nur Aldeniz tarafından okundu. İşçilerin aileleri kamudan sadece Dilovası Belediyesi’nin sanık olmasına da, üstelik alenileşen rüşvet ilişkisine rağmen sanıkların bilinçli taksirle yargılanmasına tepki gösterip, “Sanıkların olası kast ile hareket ettikleri daha ne kadar açık olmak zorunda?” diye sordu. Açıklama şöyle:
“Dilovası İşçi Katliamı Aileleri olarak 8 Kasım 2025 tarihinde yaşadığımız katliamda kaybettiğimiz canlarımızın hesabını sormak için canla başla çabalıyoruz. Bu süreci, Gebze’den kaçırılan mahkeme önlerinde günlerce bekleyerek, halkımızın da desteği ile kent meydanlarında nöbetler tutarak, kurum önlerinde basın açıklamaları yaparak geçirdik. Bugün yine bir basın açıklaması için Gebze Adliyesi önünde toplandık.
Açılan kamu görevlileri dosyasına ilişkin bir aydır savcılık ve mahkeme arasında dosyanın ve sorumluların tespitinin geliştirilmesiyle alakası olmayan, tamamen zaman kazanmaya ve göstermelik bir hukuka uygunluk kovalayan bir "iddianamenin iadesi" süreci yaşanıyor. 17 Ağustos 2026 Pazartesi günü itibariyle bu oyalamanın son bulduğunu, iddianamenin kabul edildiğini dosyaya giren evraklardan ancak tahmin edebiliyoruz.
Mahkeme ve savcılık arasında yaşanan bu görüş ayrılığının dosyanın esasına ve sorumluların tespitine ilişkin kayda değer hiç bir yanı yoktur. Görüyoruz ki davada ve kabul edilen iddianamede sadece Dilovası Belediyesi yetkilileri sanık olarak yargılanıyor. Dilovası Belediye Başkanı (Ramazan Ömeroğlu) ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı (Tahir Büyükakın) davada sanık olarak yer almıyor.
Dava için hazırlanan iddianamenin dayandığı bilirkişi raporu yetersiz. Sanık olarak yargılanan kamu görevlileri az. Soruyoruz; Bugüne kadar hiçbir önlem almamış, Akat’ların bin türlü usulsüzlükle çocuklarımız, eşlerimiz, annelerimiz, babalarımız üzerinden zenginleşmesine göz yummuş Bakanlıklar neden yargılanmıyor? Kocaeli Büyükşehir Belediyesi neden yargılamıyor? İşkur ve SGK neden yargılanmıyor?
Aynı zamanda hazırlanan dava dosyasında Dilovası Belediyesi yetkilileri bilinçli taksirle hareket ettikleri iddiası ile yargılanmaktadır. Kimyevi madde ile üretim yapan bir işyerinin hiçbir şekilde inceleme ve denetimden geçmemesi ve bu denetimsizlik sonunda, çıkan yangında yitip giden canlarımızın ölümünün bir değeri olmadığı anlamına gelmez mi? Sanıkların olası kast ile hareket ettikleri daha ne kadar açık olmak zorunda?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı kendi görev ve sorumluluk alanlarında olan denetlemeleri yapmamış, işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili gerekli raporları düzenlememiş, önlemleri aldırmamıştır. Belediyelerin diğer kamu kurumları ile görev ve sorumluluk alanları içerisinde işbirliği yapmak gibi sorumlulukları söz konusu iken Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Dilovası Belediyesi arasında herhangi bir işbirliği yapılmamıştır.
Dilovası Belediyesi, işyerine ruhsat vermemesine rağmen işyeri faaliyetine göz yumulması, zabıta tarafından yapılan denetimlerde herhangi bir yaptırım uygulanmaması, yangın denetimi yapılmaması, itfaiye raporu alınması zorunluluğunun denetlenmemesi, ÇED raporu olup olmadığının araştırılmaması nedeniyle sorumludur ancak sadece birkaç yetkili yargılanmaktadır. Biz bunu kabul etmiyoruz! Yukarıda saydığımız bakanlıklar davada sanık olarak yer almamaktadır.
Aylardır süren adalet mücadelemizde en çok değindiğimiz nokta bu olmasına rağmen herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini görüyoruz ve bunu kabul etmiyoruz. Bugün burada sorumluları bir kez daha haykırmaya geldik. Bizi oyalamayın. Tüm sorumluları dosyaya dâhil edin. Dosya üzerinden yapılacak tutuk incelemesi öncesi tekrardan söylüyoruz. Dilovası işçi Katliamı Aileleri olarak sevdiklerimiz için ve başka işçi katliamları olmaması için davamızdan asla vazgeçmeyeceğiz!”