Cinayetten kamu, şirketler ve Meclis de sorumlu
24 Ocak 2026 03:58

DİLEKÇEYİ VERDİLER. BEKLİYORLAR Cinayetten kamu, şirketler ve Meclis de sorumlu

Ravive Kozmetik faciasında yeni süreci tüm ailelerin avukatlarını temsilen değerlendiren Mürsel Ünder soruşturma savcısına dilekçelerini verdiklerini; cinayetlerden kamunun, üretim yaptıran şirketlerin ve yasama organı olarak TBMM’nin de sorumluluğu olduğunu söyledi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Dilovası’nda 8 Kasım 2025’te Ravive Kozmetik ve Lykke Kozmetik’in dolum atölyesinde çıkan ve üçü çocuk, altısı kadın yedi işçinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin adalet mücadelesi sürüyor. Savcılık tarafından hazırlanan ve eksiklerle dolu olduğu gerekçesiyle mahkemece iade edilen iddianameye karşı aileler dün Gebze Adliyesi’ndeydi. Aileler, avukatlarıyla birlikte savcılığa itiraz dilekçesi sunup, soruşturmanın genişletilmesi talebiyle açıklama gerçekleştirdi.

Gebze Adliyesi önünde aileler adına *açıklama; Cansu Esetoğlu’nun babası İbrahim Esetoğlu tarafından okundu. Süreci tüm avukatlar adına Bulut Ailesi’nin avukatlığını da üstlenen, İstanbul Barosu avukatlarından Mürsel Ünder değerlendirdi.

Gebze Adliyesi önünde dün gerçekleşen basın açıklamasına ayrıca ölen işçilerin aile bireylerinden

İbrahim Taşdemir, Şahin Taşdemir, Emine Bulut, Aytekin Gikan, Metin Gülek ve Salih Yılmaz ile Gülek Ailesi’nin avukatı Recep Dursun;

SOL Parti Kocaeli İl Başkanı Hicran Turan ve KBB Başkan adayı İlkay Deniz Torun Yüce ile Gebze İlçe Başkanı Arif Buğra Aydoğan, DEM Parti başkan ve yöneticileri, Emek Partisi Gebze İlçe Başkanı Yusuf Akar ve Darıca İlçe Başkanı Orhan Kaya, CHP Dilovası İlçe Başkanı Meral Pırtı, Selüloz-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı ve Kocaeli İSİG Meclisi Üyesi Aykut Günel, MMO Gebze Temsilciliği Başkanı Tanfer Yeşiltepe, EDS Gebze İlçe Temsilciliği Başkanı Elmas Duman da katıldı.

Açıklamalar esnasında “Hak hukuk adalet”, “Çalışırken ölmek istemiyoruz”, “Güvenceli iş güvenceli gelecek istiyoruz” sloganları atıldı.

Avukat Mürsel Ünder, yangının bir iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, yaşananların açık biçimde "İşçi katliamı" olduğunu belirtip, “77 gün oldu. Bir şehrin meydanında, ana caddesinde, yedi canımız göz göre göre yakılarak öldürüldü. Bu vahşi bir cinayettir. Bu cinayet kuralsızlık, denetimsizlik ve yalnızca kar hırsı üzerine kurulu bir sermaye sisteminin çarpık, tipik bir yansımasının sonucudur” dedi.

Faciaya dönüşen yangın sonrası önce hayatını kaybedenlerin aileleriyle bir araya geldiklerini kaydeden Ünder, “İstedikleri tek şey tüm ve gerçek sorumluların yargılanması ve hep birlikte, sonuna kadar bu işin peşini bırakmayacağız. Daha önce SGK ve belediye ile birlikte sorumluluğu olan kamu kurumlarına gidildi. Her birini ısrarla adım adım takip edeceğiz. Aileler, aile avukatları ve diğerlerinde olduğu gibi bu katliamın üzerinin örtülmesini istemeyen herkesle beraber bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz” diye konuştu.

Soruşturmanın üç parçaya ayrıldığını, vardiya amiri pozisyonundaki Gülhan Bendi  hakkında verilen takipsizlik kararının kaldırılması gerektiğini belirten Ünder, “Tanık beyanları ve telefon kayıtları, Bendi ile birlikte iki kişinin emir ve talimat verme yetkisine sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu katliamda en alt düzeyde sorumlulukları olan iki kişiye dair takipsizlik kararı yanlıştır ve derhal kaldırılmalıdır. Gerekli işlemleri yaptık. Takipsizlik kararının kaldırılmasını bekliyoruz” dedi.

Kamu görevlileri ve şirketler yönünden iki soruşturma dosyasının yürüdüğünü kaydeden Ünder, “Kamuya dair ayrı bir denetleme ve bilirkişi sorgulaması yapılacak. İlk bilirkişi raporunun kamu görevlileri açısından çok çok yetersiz olduğunu biliyoruz. Sadece ilçe belediye ile sınırlı tutulmuş ama dört yıl boyunca hiçbir şeyi kabul etmeyen SGK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere tüm bürokratların, bakanların, müsteşar ve müfettişlerin sorumlulukları olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili taleplerimizi de önümüzdeki haftalarda dilekçe olarak sunacağız” diye konuştu.

Soruşturmanın şirketler boyutunun Lider Kozmetik ve İlke Kozmetik ile kısıtlı olduğunu hatırlatıp bu anlamda çok yetersiz olduğunu kaydeden Ünder: “Büyük sermaye grupları kendilerinin yapmak istemedikleri şeylerde böyle merdiven altı şirketler atölyeler kurdurup her türlü denetimsizlikten fırsatla sigortasız, asgari ücretin altında, çocuk işçi, göçmen işçi, kadın işçi çalıştırarak karlarına kar katmaktadır.

Patronların bunu istediğini biliyoruz. Ama kamudan, devletten beklediğimiz bu kuralsızlıklara el konulmasıdır. Zara, LC Waikiki, Victoria Secret, Koton gibi birçok çok uluslu devasa şirketin markalarının da burada dolum ve üretim yaptırdığına dair fotoğrafları, videoları gördük.

Bu kuralsızlığın sorumluları; insani, ticari, ahlaki, hukuki ve cezai sorumluluk sahibidir. Özellikle Lider ve Rebul Kozmetik gibi Türkiye’de dağıtım ve organizasyonda devasa güçlere sahip olan iki şirketin sorumlularının da hukuki sorumluluk dışında cezai sorumluluğunun olduğunu düşünüyoruz.

Yeterli ve düzgün bir bilirkişi incelemesiyle Lider ve Rebul Kozmetik yetkilileri tespit edilmelidir.  Ravive ve İlke Kozmetik’le kirli ilişki ağı tespit edilip soruşturmaya dahil edilmelidir. En temel isteklerimizden birisi bu.”

Dosyada yargılanan; Oransal Ailesi’nin çocuklarını kaçırmaya teşebbüs eden ve bunun organizasyonunu yapan Ali Osman Akat’ın birçok kirli siyasi ilişkinin de temel noktasında yer aldığını kaydeden Ünder, “Bu bağlantıları sağlayan Ali Osman Akat’a ait altı yedi şirketin de sadece hammadde ya da ürün alışverişinden ziyade üretim zincirindeki rolleri nedeniyle yalnızca hukuki değil, adli cezai sorumlulukları bulunmaktadır. Ali Osman Akat katliama sebep firmaların yöneticisi olması sebebiyle de soruşturmaya dâhil edilmelidir. Akat’ın şirketleri Rebul ve Lider Kozmetik de kesinlikle cezalandırılması gereken şirketler arasındadır. Bu isteğimizi dosyanın savcısına dilekçemizle birlikte ilettik. Kendileri değerlendirmelerini yapacak” dedi.

Ünder sözlerine ilaveten, “Dosyaya dair üniversitelerden uzman akademisyenlerin yer aldığı bağımsız ve kapsamlı yeni bir bilirkişi heyeti atanmalıdır. Bu bilirkişi heyeti de tekrar sorumluları tespit etmelidir. Aksi halde, adalet gerçekleştirilmeyecek, eksik kalacaktır. Biz de adalet talebimizi devamlı dile getireceğiz” dedi.

Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ünder, “Tutuklu sanık Kurtuluş Oransal’ın kalp krizinden ölümü, kamuoyunda şüpheli bulundu. Sizin kanaatiniz nedir?” sorusunu, “Fabrika sahibinin ölümüne dair ailelerin de haklı olarak böyle soruları oldu. Şüphe düzeyinin dışında, otopsi raporunu gördük. Adli tıpta, buna ilişkin incelemelerin yapıldığını gördük. Ama bizzat cenazeyi kimse görmedi. Adli tıp kurumundaki yetkililer görmüştür. Onlara sormalı. Ama evrak üzerinde baktığımızda tüm evraklar var. Otopsi evrakları ve buna ilişkin diğer yapılması gereken prosedürler yerine getirilmiş” diye yanıtladı.

Ünder, “Suç, sadece Kurtuluş Oransal’ın üzerine yüklenir mi?” şeklindeki soruya ise, “Kurtuluş Oransal zaten suçlulardan biriydi. Vakanın birden fazla sorumlusu var. Hem soruşturma hem kovuşturma aşamasında yapılacak şeyler belli olacaktır. Onların amacı, bu olabilir. Ama biz biliyoruz ki başta Oransal Ailesindeki kişiler olmak üzere bu suçun birçok faili ve ortağı vardır. Vefat eden Kurtuluş Oransal da bunlardan birisidir ama tek sorumlusu değildir” dedi.

Yine soru üzerine, Dilovası Belediye Binası’nın binayı yıkmasından ötürü delilleri yok ettiği gerekçesiyle ihmali olduğunu kaydedip bu detayın da soruşturulmasını isteyeceklerini kaydeden Ünder, “TBMM’ye gitmeyi düşünüyor musunuz?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“İşçi katliamlarının tüm kamu kurumlarının çeşitli düzeylerde sorumlulukları vardır. Tabi ki yasama organı olan Meclis’in de bu konuda hem doğrudan sorumlulukları var. Hem de denetimle ilgili yükümlülükleri var. Ailelerin Meclis’te tüm siyasi partilerle görüşerek bu işin sorumlularının tespitiyle ilgili bir soru önergesi verilmesi, araştırma komisyonu kurulması gibi çeşitli talepleri olacak. Onlar da önümüzdeki günlerde gerçekleştiğinde kamuoyuyla paylaşacağız.”

Ulusal basının da yakın ilgi gösterdiği; Anka Haber Ajansı ile birlikte Birgün ve Evrensel Gazeteleri’nce de yerinde takip edilen açıklama sonrası aileler ve destekçilerinin de demeçleri alındı.

Birgün Gazetesi’nden Ebru Çelik’in haberine göre;

Hukuki ve politik tartışmaların arasında, adliye önünde yankılanan bir başka ses ise yangında yaşamını yitiren 57 yaşındaki işçi Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut’undu.

Adalet istiyorum. Kırgınım, üzgünüm. Ne yapacağımı bilemiyorum” diyen Bulut, kardeşini anlatırken sesi titredi:

“Çok neşeliydi, çok güler yüzlüydü. Çocukla çocuk, büyükle büyük olurdu. Herkesi severdi, yardım etmeyi severdi. O gitti, neşemiz gitti.”

Yangından sonra hayatlarının durduğunu söyleyen Bulut, “Yediğimizi yiyemiyoruz, içtiğimizi içemiyoruz. Her ateşe baktığımda onu hatırlıyorum. Ateş bana onu hatırlatıyor” dedi. Yetkililere ise tek bir çağrısı olduğunu vurguladı: “Sesimizi duysunlar. Suçlular cezasını çeksin ki bu gözyaşları dinsin.”

Kocaeli İSİG Meclisi Üyesi Aykut Günel de adliye önünde yaptığı değerlendirmede, Dilovası’nda yaşananların münferit bir olay olarak ele alınamayacağını söyledi. Günel, “Türkiye’de işçi katliamları toplumsallaşmadığı sürece tekil vakalar gibi görülüyor ve kısa sürede gündemden düşürülüyor” dedi.

Yangının denetimsizlik ve kuralsızlık sarmalının bir sonucu olduğunu vurgulayan Günel, kamu otoritesinin dosyayı birkaç görünür sorumlu üzerinden kapatma eğiliminde olduğuna dikkat çekti. Günel, “Bu siyasetin konusudur. 23 yıldır iktidarda olan AKP’nin kâr ve sermaye odaklı sosyoekonomik politikalarının doğrudan sonucuyla karşı karşıyayız” diye konuştu.

Dilovası’ndaki mücadelenin yalnızca bu dava için değil, gelecekte yaşanabilecek işçi ölümlerini önlemek açısından da hayati olduğunu vurgulayan Günel, “Bu mücadele toplumsallaşmak zorunda. Başka yolu yok” dedi.

İLGİLİ HABER

İşçi katliamı aileleri öfkeli

https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/sorusturma-genisletilmeli-ali-osman-akat-da-yargilanmali/2893.html

 

Güncelleme: 24 Ocak 2026 04:01
BENZER HABERLER
X