Çocuklar sigortasız çalıştırılıyor
14 Temmuz 2026 13:55

ADALET NÖBETİNDE İKİNCİ İHBAR Çocuklar sigortasız çalıştırılıyor

Ravive faciası sonrası beşinci adalet nöbetine Kartalkaya’da ailesini kaybeden Hilmi Çelik, Gayrettepe’de eşini kaybeden Emine Kaya Baş da destek verdi. Daha önce KOBİ OSB’de ruhsatsız fabrika ihbarı yapılan eylemde Şeref Çelik. İMES OSB’de çocukların sigortasız çalıştırıldığını iddia etti

Aktan Uslu Tüm haberleri

Haber serisi

Dilovası İşçi Katliamı Aileleri Adalet Nöbeti: 5 – 1

Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin üçüncü nöbetinde sendikacılardan bir ihbar geldi: KOBİ OSB’de Copreci’nin yanındaki fabrika ruhsatsız ve işveren, sigortasız işçi çalıştırıyor. Selüloz-İş’ten Uzman Aykut Günel ise sendikaların İSG’ye TİS maddesi olmaktan öte ele alması gerektiğini söylemişti. Rejimin ihbara tenezzül edip etmediği bilinmiyor ama ihbar asılsızsa, ola ki asılsız olduğuna dair de  KOBİ OSB Bölge Müdürlüğü dahil hiçbir kurumdan hiçbir açıklama gelmedi.

Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), 12 Nisan 2000 tarihinde kabul edilen ve 15 Nisan 2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile özerk yapılarını kazanmışlardır.

Bu kanun öncesinde OSB'ler yasal bir mevzuat boşluğuyla yönetiliyordu. Kanunun çıkmasıyla birlikte OSB'lere devlet gözetiminde kendi organlarınca yönetilen özel hukuk tüzel kişiliği statüsü verilmiş ve tam anlamıyla özerk yapılarına kavuşmuşlardır. (Alıntıdır)

Bu özerkliği edinen OSB’lerde de emeğin her şekilde ve rejimin seyirciliğinde sömürüldüğüne dair adalet nöbetinden ikinci ihbar, Şeref Çelik adlı yurttaştan geldi. Çelik, işçi ailelerine taziyelerini ilettikten sonra polis kamerası ile Devlet’in de kayıt altına aldığı iddiasında, “Yaklaşık bir ay önce yine İMES'te, 13 yaşındaki çocukları sigortasız ve merdiven altında çalıştırıyorlar. Bunlara önlem almak lazım. Bu ailelerin bir daha bu acıyı yaşamaması için hepimiz burada toplanıyoruz” dedi.

Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin beşinci adalet nöbeti, acıların paydaşlığına da duygudaşlık etti.

Bolu Kartalkaya’daki yangında eşi ve kızını kaybeden Hilmi Altın,

 

 “Hepinize başsağlığı diliyorum tekrar. Ben Kartal kaya yangınını yaşayarak orada eşimi ve kızımı yitirdim. Yangının nedenli zor bir şey olduğunu da orada bir fiil yaşamış oldum. Ve bu ailelerle aynı acıyı paylaşıyorum. Ve çok benzer bir adalet süreci yaşıyoruz.

Az önce kardeşim çok doğru bir şey söyledi. Biz hiçbir şey istemiyoruz. Bize ekmek, su değil adalet lazım. Ve bu adalet süreçleri uzadıkça da umudumuz tükenmiyor, daha güçlenerek ilerlemeye çalışıyoruz. Bu aileler de biz de hiçbirimiz vazgeçmeyeceğiz ve en çok zorlandığımız yer kamunun soruşturulması, yargılamaya dönmesi; bunları alana kadar da hep beraber devam edeceğiz.

Eğer Gayrettepe olmasaydı Kartalkaya olmazdı. Kartalkaya olmasaydı biz şu an burada bu ailelerle beraber olmazdık. Doğru bir şekilde yargılamalar sonuçlansaydı bu yangınların hiçbirisi yaşanmayacaktı.

Buradaki ailelerin de bizim de zaten elimizden alınacak şeyler çoktan alındı. Benim hayatımda hem eşim hem çocuğum gitti. Çekirdek ailem kalmadı. Neye sarılabilirim ben? Ben bundan sonra başka aileler yaşamasın diye sarılabilirim. Bütün çabamı, gayretimi buraya aktarabilirim. Bunun için de hep beraber bu yolları yürüyeceğiz, son sorumlu yargılanana kadar da yollarımızdan dönmeyeceğiz. Herkese teşekkür ediyorum ilgisi için. Kimse kimseyi yalnız bırakmayacak, beraber yürüyeceğiz” derken

Gayrettepe’deki gece kulübü yangınında eşini kaybeden Emine Kaya Baş şunları kaydetti:

"Herkese merhaba. Gayrettepe Gece Kulübü ailelerinin adına burada bulunmaktayım. Biz 2 Nisan 2024 yılında, 5 dakika içerisinde İstanbul'un göbeğinde 29 insanı kaybettik.

Başından beri Dilovası ailelerinin yanındayız, başından beri Kartalkaya ailelerinin yanındayız. Bizden sonra oluşan katliamlarda bizim içimiz gerçekten çok ayrı yandı. Şimdi Hilmi'yi dinlerken, Tuğba'nın annesinin yanında otururken gerçekten insan kendi acısına dayanamıyorken başkasının acısına da gerçekten dayanamıyor, şahitlik etmeye da dayanamıyor. Çünkü tam olarak biz birbirimizin nasıl acı çektiğini biliyoruz. Hem acı var, hem özlem var. Gün geçtikçe, 'zamanla geçer' diyorlar ya zamanla geçmiyor; zamanla daha da çoğalıyor. Çünkü her güne, o gün bir daha olmayacağını anlıyorsun, her güne o gerçekle uyanıyorsun.

Ve bu acıyla, bu özlemle adalet mücadelesi veriyoruz. Ne kamu yargılanıyor ne de işverenler yargılanıyor. Şu anda bizim davamızda 4 tutuklu var. Son cuma günü 15. davayı gördük. Sadece belediye yargılanıyor, o da tutuksuz yargılanıyor. Kamudan da herkes dahil edilmedi.

Bizim, Dilovası'nın, Hendek'in, Kartalkaya'nın, Soma'nın ve aklıma gelmeyen bir sürü katliamın katilleri aynı. Bizim katillerimiz aynı insanlar. Bir bakan, bir belediye başkanı yargılanmadığı sürece, o koltuklarda oturdukları sürece bu katliamlar olmaya devam edecek. Biz istiyoruz ki başka acılar yaşanmasın, başka insanlar yanmasın. Bununla gerçekten başa çıkmak gerçekten çok zor. Bununla devam edebilmek, bu gerçekle hayata devam edebilmek gerçekten çok zor.

O yüzden biz Kartalkaya, Dilovası, Hendek, 6 Şubat katliamı... Herkes birlikteyiz, biz biliyoruz birlikte birbirimizin acılarını. Ve bu uzun uzadıya her şey ortadayken süren, uzayan davaları gerçekten biz anlamıyoruz. Her şey ortada. İhmal var diyorlar, denetimsizlik var diyorlar. Hayır denetimsizlik yok. İşin içinde rüşvet var, parayla satılan ruhsatlar var. Denetimsizlik yok, ihmal yok, kaçak tadilat yok; göz yumuluyor bunlara, göz yumuluyor. Kim yumuyor bunlara? Bizim katillerimiz onlar.

Ve en önemlisi de hiçbir devlet yetkilisi ar etmiyor ya, ar edin kardeşim, ar edin! Biraz başınızı öne eğin. İnsanların kaybedecek bir şeyini bırakmadınız siz geride. Bizim geri dönüp sarılacağımız insan kalmadı, ar edin azıcık, ar edin!

O yüzden tüm halkı yanımızda olmaya bekliyorum. Dilovası halkına sesleniyorum: Siz burada olmazsanız kimse olmaz. Bugün bu ailelere, yarın da size gelecek. O yüzden lütfen yalnız bırakmayın aileleri. Sadece buraya gelmeyin; mahkemelerde, sosyal medyalarda bizi yalnız bırakmamanız gerekiyor. Çünkü teker teker, toplu toplu ölüyoruz.

Yıl sonunda İSİG Meclisi'nin verilerine göre 2000'nin üstünde insan katlediliyor bu ülkelerde. Ve en acısı da biliyorsunuz bizler için ne? En acısı da o kadar önlenebilir, o kadar önlenebilir ki kazandıkları paranın yanında alacakları önlemlerin parası bir hiç, hiç!

O yüzden herkese sesleniyorum: Yanımızda olun, yanımızda olmaya devam edin. Sadece bizim için değil, sadece bizim sevdiklerimiz için değil; kendiniz için de, sevdiğiniz için de..."

Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin adalet nöbetine yurttaş ilgi ve desteği istenen boyutta değil ama hiç yok da değil. Eylem duyuldukça, desteğe gelenlerin sayışa birer ikişer de olsa artış eğiliminde. Çayırovalı işçi Tolgay Koçak da Pazar günkü eylemde söz alıp şunları kaydetti:

“Öncelikle burada yakınları bulunan, yani vefat etmiş yakınları bulunan insanlara başsağlığı diliyorum. Arkadaşlar, sessiz kaldığımız sürece bunları hep üstümüze gelirler. Çünkü bu bizim bir hakkımızdır. Sessiz kalmayacaksınız. Ben Dilovası'na gittim. Oradaki yanan fabrikayı gördüm, iki adım ötesi iş kurumu. Yani oradaki yetkililer bu kadar şikayete rağmen gidip denetleme yapmıyorsa sistemde bir sıkıntı var. Yani bu sistemi çözmek devletin elinden gelmiyorsa halkın elinden gelmesi lazım. Burada gördüğünüz insanların arkasında durun, destek olun. Destek olmazsanız yarın bir gün sizin başınıza da aynı olaylar gelir ve bu sefer destek siz görmezsiniz.

Ben hayatımın 17 yılını özel güvenlik görevlisi olarak geçirdim. Bir lojistik firmasında görev yaptım, orada iş kazaları meydana geliyordu. Polis geliyor, ambulans geliyor ama devletin bir yetkilisi gelmiyor. Neden gelmiyor? Bunu sorgulamamız lazım. Orada soruşturma açılması lazım; bu iş kazası neden yapıldı, niçin oldu?

Herkesin hakkını bilmesi lazım. Kanunlar işverenin değil, halkı korumak için vardır. Yani siz kendi yerinizi bilmezseniz, kanunları, haklarınızı bilmezseniz devlet de hiçbir şey yapmaz. Ama bildiğiniz zaman, bir güç getirir. İşveren değil, her zaman işçi güçlüdür. Kanunlar hukuktan yana olur.

Bu insanlar boşuna ölmedi, emeklerini verdiler. Emeklerinin karşılığını almak istediler. Patronlar bizlere kulak tıkayabilir ama biz güçlü olduğumuz zaman o kulaklara mutlaka o sesler ulaşacaktır. Bu sese dikkat verin, önem gösterin arkadaşlar. Bugün bu arkadaşların başına gelen yarın mutlaka ya sizin ya bir yakınınızın başına gelecektir. Burada tersanede ölen işçileri unutmayın.

İstanbul Çekmeköy'de bir öğretmen şehit edildi, bir öğrencisi yüzünden. Ne oldu? Öğretmenler ayaklandı, bütün eğitim camiası ayaklandı. Ama işçi camiasında bu birlik yok. İşçi camiası bir birlik olursa her istediğini işverenine yaptırabilir. Bunu unutmayın.”

İLGİLİ HABER

Türkiye’ye eş zamanlı nöbet eylemi çağrısı

https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/turkiyeye-es-zamanli-nobet-eylemi-cagrisi/4179.html

 

Seride Yarın

DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, CHP Parti Meclis Üyesi Baran Seyhan ve siyasiler…

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 14 Temmuz 2026 13:59
BENZER HABERLER
X