BİNA SAĞLAMLIĞI TEK BAŞINA YETERSİZ Deprem sonrası üretimin yolu denize yoldan geçer
Prof.Dr.Naci Görür, Gebze konferansında sanayiciyi uyardı. Bina sağlamlığının tek başına yetersiz olduğunu belirtip altyapı, ekip, ekipman ve hammaddeye dikkat çekti. Deprem sonrası üretimin, deniz yoluna yoldan geçtiğini söyledi
Deprem Bilimci Prof.Dr.Naci Görür, Gebze’de GTO ve TMMOB Gebze bileşenleri işbirliğindeki konferansında sanayiciyi uyardı. Bina sağlamlığının tek başına yetersiz olduğunu belirtip altyapı, ekip, ekipman ve hammaddeye dikkat çeken Görür deprem sonrası üretimin, deniz yoluna bağlantıdan geçtiğini söyledi
“Gebze için en akıllı şey, asfalttı köprüydü, bırakın. Denizde kendinize yol, rota çizin. O rota sizin çelik kaynağınız olur. Hammadde kaynağınıza, ihracat ve ithalatınıza, kaynak olur. Depremde ithalat ihracat hammadde vesaire temini için kapanmayacak tek yol, deniz yolu. Kiminle, hangi planlamalarla yaparsınız bilmiyorum. Öyle plan var mı onu da bilmiyorum.”
Uzun yıllar TÜBİTAK MAM Başkanı olarak görev yaptığı Gebze’de bu sefer öncelikle sanayiciyi, ardından genel halkı bilgilendirmek için gelen Prof.Dr.Naci Görür sanayiciye önerilerini üstyapı, altyapı, ekip ve ekipman başlıklarıyla sıraladı. Üstyapının, sağlam binadan ibaret olmadığını izah etti. Hammaddeye erişimi, ithalat ve ihracatı en sona, finale bıraktı. Özetle diğer tüm önlemler alınsa dahi, “Hammaddeye ulaşamayıp ürettiğini pazara gönderemedikten sonra, ne önemi var?” demeye getirdi.. Görür deprem sonrası üretimin, ihracatın ve ithalatın deniz yoluna bağlantıdan geçtiğini söyledi.
GTO – TMMOB GEBZE
İŞBİRLİĞİNDE KONFERANS
İstanbul Teknik Üniversitesi - İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi, Jeolog, Deprem Bilimci, Sedimantoloji ve Deniz Biyolojisi Uzmanı Profesör Doktor Naci Görür, Gebze Ticaret Odası ve TMMOB Gebze bileşenleri işbirliğinde, Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi’ndeki konferansta Gebze’ye gelme nedeninin sanayicileri uyarmak olduğunu belirtip, “Birçok şey yapılmış ama daha çok afete hazırlık, acil müdahale üzerine gerekli çalışmalar yapılmış. Ülkemizde sanayinin gerçek anlamıyla depreme hazırlığı yok. Hâlbuki ülkede en büyük korkularımızdan biri olası bir depremde sanayinin büyük hasar almasıdır” dedi. Görür şöyle devam etti:
EKONOMİMİZ ÇÖKER. SİYASİ
BAĞIMSIZLIĞIMIZ SORGULANIR
“Marmara Depremi’nden sanayi etkilenecektir. Marmara Bölgesi, Türkiye’de gayri safi milli hasılanın yüzde 60’ına yakınını karşılamaktadır. Bu ülke genelinde muazzam bir üretimdir, ticarettir. Marmara Depremi olduğunda bölgedeki sanayi bir şekilde durursa emin olan, bütün Türkiye ekonomik olarak dizüstü çöker. Ülke olarak ekonomik bağımsızlığımız kalmaz. Siyasi bağımsızlığımız da sorgulanır duruma gelir.”
EKONOMİNİN DEPREME
DİRENCİNİ KONUŞMADILAR
Yıllarca MÜSİAD, TÜSİAD, İTO, SİAD’lara, “Deprem geldi, hazır mısınız?” diye nerede olduklarını sorduğunu kaydeden Görür, “Türk televizyonlarında biri bir gün çıkıp, ekonomimizin deprem dirençli olup olmadığını konuşmadı. Hâlbuki deprem en büyük ekonomik felakettir. Bir ülkeyi süründürür. Eğer deprem çökmüşse, o ülke de çökmüştür. Ayağa kalkamaz.
Kimse konuşmayınca herhalde sanayiciler çok gizli hazırlık yapıyor diye düşündüm. Hazırlığın gizlisi olur mu? Yaptıklarını söyleseler, biz de rahat ederiz.
Bir sanayiciye sorduğumda tahtaya, duvara vurup kulağını çekiyor: ‘Benim fabrikam sağlam, çok şükür.’
Sonra anladım ki sanayici depreme hazırlık diye, binalarının sağlamlığını söylüyor. Hâlbuki devede kulak. Binanın sağlamlığı önemli ama yetersiz.
ALTYAPI İÇİN SAĞLAM
YERLERİ DE YIKACAĞIZ
Bu bizim kentlerde yetkililerin ‘depreme hazırlık’ diye kentsel dönüşümle binaları yenilemelerini akla getiriyor. Aynı mantık: Yol, köprü, içecek su yok. Kanalizasyon patlak, içme suyuna karışmış. Okul, hastane, havaalanı… yok. Evin sağlam olsa, ne olur. Nasıl yaşayacaksın?
Göreceksiniz. Biz altyapı için sağlam yerleri de yıkacağız. Bir kenti depreme hazırlamak sadece yapı stoku ile olmaz. Çünkü bunu, müteahhitlik projesine dönüştürüyorlar. Ranta dönüştürüyorlar” diye konuştu.
BİNA SAĞLAMSA, İYİ ÜST YAPIDIR
Çok çeşitli sanayi tipleri olduğunu kaydeden Naci Görür, “Sanayinin bir üst yapısı olur. Kimi yerde muazzam, büyük fabrikalar vardır, kimisi küçüktür. Üst yapı denince akla, şahane idari tesisler gelir. Patronun, genel müdürün odası vardır. Sonra fabrika, atölye, ambar, depo, lojman olur. Siz sanayiyi depreme hazırlayacaksanız önce üstyapıyı hazırlarsınız. Binaların deprem performansları aletsel olarak ölçülür. Bina sağlamsa, olası depremde tepkisi iyiyse iyi üst yapıdır
Altyapı ise yol, köprü, ulaşım unsurlarıdır. Kanalizasyon, içme suyu şebekeleri, akaryakıt şebeke ve deposu, ulaşım kanalları vardır. 1999’da kimya sanayinin, ayaklı depoları vardı. Sanayinin altyapısı da, yerin altındadır” diye konuştu. Görür şöyle devam etti:
GÜNEYDOĞU’DA EKİBİN
YÜZDE 47’Sİ ÖLDÜ…
Sanayide üstyapı ve altyapının yanı sıra ekibin de çok büyük önem taşıdığını kaydeden Naci Görür, Kahramanmaraş depremleri sonrası Güneydoğu’da sanayide çalışan ekibin yüzde 47’sinin hayatını kaybettiğini, geri kalanın çoğunun da çoluk çocuğunu alıp şehrini terk ettiğini belirtti:
“Anadolu’nun kaplanları idi o 11 ilin çoğu. Deprem, bu kaplanların dişini söktü. Hepsi çöktü, çarklar ve üretim durdu. Anlı şanlı çok büyük sanayicisin. Depremden sonra kapını çalacak, iş yapacak insan yoksa ne yapar edersin. Ne işe yarar senin sanayi devin?” diyen Görür konuya dair ayrıca şunları söyledi:
MAAŞINI, YEVMİYESİNİ
VERMEK YETMEZ
‘Ekip, sadece kapıdan içeri girip imza atandır. Sadece onun maaşını, yevmiyesini veririm’ dersen depreme hazırlanan bir sanayici değilsin. Senin ekibinin ölmemesini, depremden büyük ölçüde korunmasını sağlamak da görevin. Özellikle kritik elemanlarına, ‘İstedikleri yerdi, gecekondularda yaşasınlar’dan ziyade onların hayatlarını garanti edecek, güven altına alacak yatırımlar da yapacaksın. Belki de özel lojmanlarda kalmalarını sağlayacaksın. Ve can güvenlikleri bakımından da yatırımların olacak. Onlar senin, üretimi sürdürmen için en önemli işgücün. Bizim sanayicide böyle bir anlayış yok ki. Adam sabah fabrikaya gelirse, geldi. Gelmezse yok. Ama depremde öyle değil işte.”
HER MAKİNENİN ÖNE VE
YANA DOĞRU İVMESİ VAR
Sanayide ekipmanlar üzerine yaptıkları bir araştırmada çok az sayıda sanayi tesisinde ekipmanların uluslararası deprem yönetmenliğine uygun montelendiğini tespit ettiklerini kaydeden Görür deprem esnasında ivme ve hız değişikliğinin makinelere etkisini şöyle izah etti: “Her bir makinenin öne doğru beş santimlik toleransı var ama makineyi olduğu yerden 15 santimetre oynatınca, o makine devre dışı kalıyor. Veya yanal harekette 15 santim toleransı var, 30 santim oynayınca o makine de devre dışı kalıyor.
Bazı borular birbirine o kadar yakın geçirilmiş ki, deprem sırasında bükülüyor. Boruların veya sistemlerin alt/üst kata beton duvar geçişleri uluslararası kaidelere göre olmamış, hepsi aşağıya kayıyor. Böyle bir deprem hazırlığı yok.
Ekipman olmasa ne yapacaksın. Deprem hepsini devre dışı bırakıyor. Bunları uluslararası yöntemlere göre yerleştirmek lazım.
DEPREM DALGALARINDA
UYARI CİHAZLARININ ÖNEMİ
Bir de günümüzde öyle yöntemler var ki çeşitli teknolojojik süspansiyonlar, deprem zararını azaltıcı cihazlar, sistemler var. Deprem dalgaları gelirken fabrikaları uyarıyor. Makineler gelen es dalgalarına uygun olarak, onlara paralel hareketi yapıyor. Deprem dalgalarını taklit ederek, onlara direnmeyerek sapasağlam kalıyor. Makineler deprem esnasında bile çalışıyor. Bunu Türkiye’de de yapıyorlar. Ama cebinde akrep varsa, hiç para pul ile yatırım yapmazsan deprem gelir vurur. Bütün servetini elinden alır. Ve maalesef de öyle oluyor. Öyle bir hazırlık yok.
Sanayici hammaddeyi nereden nasıl getireceğini, hangi yolu kullanacağını önceden planlayıp hesaplayacak. Sanayici bir yönetici kadar kendi dışında depremin zaman vereceği unsurları da gözetip kendi sanayisi için çalışmalar yapacak.
Gebze için en akıllı şey, asfalttı köprüydü, bırakın. Denizde kendinize yol, rota çizin. O rota sizin çelik kaynağınız olur. Hammadde kaynağınıza, ihracat ve ithalatınıza, kaynak olur. Depremde ithalat ihracat hammadde vesaire temini için kapanmayacak tek yol, deniz yolu. Kiminle, hangi planlamalarla yaparsınız bilmiyorum. Öyle plan var mı onu da bilmiyorum.
BİLGİ TOPLUMLARINDA
HAYAT KESİNTİYE UĞRAMAZ
Deprem olduğunda üretim duracaktır. Bilgi toplumlarında deprem olduğunda günlük yaşam kesintiye uğramaz. O esnada, çayı kahveyi tutar dökülmesin diye. Üç dakika bekler, deprem bitince yine çayını kahvesini içip işine devam eder. Çünkü o toplumlarda mesela Japonya, Meksika, İtalya, Çin’de… bizden daha büyük depremler olur. Günlük yaşam kesintiye uğramaz.
Bizde bir deprem olur, oldu Senelerce orası ayağa kalkamaz. Sanayicisin, deprem vurdu. Kaç ay, kaç sene dayanırsın ki veya bekleyebilirsin. Onun için deprem sonrası bu hesapları yapacaksın. Üretimin devam etmesi için hammaddeyi getirebilmelisin. Onun için denizi söyledim.
Ayrıca işçilerin ölmemeli. Her insan ölebilir ama sanayici için kritik ustaların, işçilerin, beyinlerin fabrikada olması lazım. Dolayısıyla onların ne yediği içtiği, nasıl yaşadığı sanayici için önemli olmalı.
Fabrikanın modern sistemle, düzeltmen lazım, depremde zarar görmeyecek şekilde. Ki sen üretime devam edip gerekeni yapabilesin.
PAZAR SENİ BEKLEMEZ…
Müşteri, pazar dediğinde pazarın kendine göre koşulları var. Bir şey üretip verirsen o pazar çalışır, aksi halde müşteri terk eder. Bu dünyada birbirine çok bağlı insanlar da yok. Nerede ucuz, nerede hali hazırda mal varsa seni pazarda siler, müşteriyi de kaybedersin ve sermaye vesaire tüm bunlar riskte olan şeyler.
Sanayici depremi herhangi bir vatandaş gibi algılamamalı. Sanayicinin bir farkı olmalı: Depremin ülke çapında vereceği hasarları ve kendi kentindeki hasarları, hasarın durumunu, ürettiğinin ithalat ve ihracatını, depremde bunların nasıl zarar göreceğini şimdiden ciddi şekilde analiz edip böyle bir tehdit geldiğinde, ‘Ben ne yapabilirim’in hesabı içinde olmalı. Olaya farklı bakmalı. Bir ülkeyi, kenti idare eden idareci kafasında olmalı lazım ki bizim sanayimiz depremde çok fazla hasar almasın. Ve unutmamak lazım. Depremde sanayinin de hasar olması depremin etkisini çok daha ağır hale getirir. Sanayi ayakta kalırsa ülkenin kendini toparlaması daha hızlı ve kolay olur.”
**
‘BANA BİR ŞEY OLMAZ’ DEME… OLUYOR!
Hammaddeye ulaşım aile
planlaması kadar önemli
Hammaddenin özellikle hammaddeye ulaşımın çok önemli olduğunu belirten Görür planlamasının aile planlaması hassasiyetinde yapılması gerektiğini kaydetti: “Depremde ‘sen okulda, sen işyerinde olabilirsin. Ama hepimiz, zorlukta birbirimize ulaşamayabiliriz. Şu nokta herkese yakın, orada buluşalım’ diye plan önceden yapılır. Küçük çocuklar depremde sokakta kalmak yerine anne babasının yaptığı plan gereği oraya yönelir. Aile bir araya gelir’ gibi planlar vardır.
ÖLENLER DE ÖYLE DEMİŞLERDİ!
Ya da deprem başladığında evde, çocuk ağlamaya başlar. Anne baba ne yapacağını şaşırır. Allah göstermesin bir şey çarpar öldürür. Hâlbuki önceden, ‘Çocuğum deprem geldiğinde ailecek hepimiz şuraya koşuyoruz. Buranın altında duruyoruz’ diye önceden söylemiyorlar, şaka zannediyorlar. Bunu dahi yapmayan, umursamayan aileler var. ‘Bana bir şey olmaz’ diyorlar. O ölen 50 binler, 100 binler aynı sizin gibi görmüşler, ‘Bana bir şey olmaz’ demişler. Biz, ‘Deprem geliyor’ dediğimizde Maraş’tan Hatay’a kadar insanlar da, ‘Bana bir şey olmaz’ diyordu. Oluyor.”
**
Gebze yani sanayi
ÇÖK-ME-ME-Lİ
“Gebze bu bölge için özel bir yer. Trakya’da elbette Tekirdağ gibi önemli yerler var ama özellikle sanayi için düşünüldüğünde Gebze’nin özel ele alınması, özel ihtimam gösterilmesi gerekir. Bu ihtimamı hem bizzat sanayici hem de hükümet göstermelidir. Depremde İstanbul’un çökmesi durumunda, İstanbul’un daha hızlı şekilde ayağa kalkmasını mümkün kılmak için Gebze yani sanayi çökmemeli.
Bir kentte afet gereği yapısal unsurlar hasar gördüğünde en büyük şans, ekonomik unsurların ayakta kalmasıdır. Çünkü onları düzeltecek, yaşamı normale döndürecek, insanları bir bakıma mutlu edecek ekonomik güçtür. Eğer ekonomi de çökerse hiçbir umudumuz kalmaz. Borç para alan, talimat almaya mahkûm kalır.”
FOTO DETAYLARI
Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk etkinlik sonrası bir süre sohbet ettiği Naci Görür'ü ilçesine davet etti.
CHP Darıca Belediye Başkan Adayı Avukat Saide Arslan Çalışkan ve Jeoloji Mühendisi Volkan Kara’nın izlediği konferansta Görür, Kara ve dört katılımcıdan gelen sorulara verdiği yanıtla konferansı tamamladı.
Konferansa İnşaat Mühendisi ve Müteahhit Reşit Köse, Hasköy Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Başkanı, KBB ve Gebze Belediyeleri CHP Meclis Üyesi Halil İbrahim Başçiftçi, İMO Gebze Temsilciliği Başkan Yardımcısı Çağdaş Kara ve Mimar Tuğçe Başçiftçi Kara da katıldı.
Konferansı Gebze’nin İMO Gebze’nin efsanevi başkanlarından, Gebze Belediye meclisi DSP eski Üyesi, 2019 yerel seçimleri Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ziya Topal ile birlikte çok sayıda İMO Gebze üyesi ve yöneticisi de takip etti.
**
DİZİDE BİRİNCİ BÖLÜM…
Jeolojik harita şart!
GTO ve TMMOB Gebze işbirliğinde sanayinin depreme dayanıklılığı konulu konferansta konuşan Prof.Dr.Naci Görür, “Gebze; deprem parametrelerini ortaya koymalı. Zemin araştırmalarını, jeolojik çalışmalarını yapmalı” dedi
https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/jeolojik-harita-sart/171.html
DİZİDE YARIN: PAZAR HİKAYELERİ..
PARA VAR, HUZUR VAR!
Müteahhit olsam ben de
Bağdat’ı tercih ederdim
YORUMSUZ…
OSB’den rapor isteyen AFAD
Müdürü ne istediğini bilmiyor
NACİ HOCA’DAN İNCİLER…
Deprem oldu, olacak. Bilim
fukaralarına rağbet etmeyin
GÜLER MİSİN, AĞLAR MISIN?
Sondaja, ‘Mikro bölgeleme’ diyor!
DİZİDE PAZARTESİ GÜNÜ…
“UN VAR, YAĞ VAR”. TÜBİTAK MAM VAR, GTÜ VAR…
Gebze Belediye Başkanı
mikro bölgeleme yapmalı