AKLIMIZ VAR: GÖKTEN YAĞIYOR Evet! Yalan dolanla zehirliyorlar
YRP Gebze’nin “Kimyasal spreyleme” konferansında Prof.Dr.Serhat Fındık uçakların kuyruklarından su buharı değil gökyüzünü grileştiren elementler ile zehir yağdığını, gözümüze baka baka yalan söylendiğini, çözümün aklımızla görerek ve mücadelede olduğunu söyledi
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan –pandemi sürecinde- bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına –dönem itibariyle- Prof.Dr. Serhat Fındık da katıldı. Toplantıda aşılanmaya karşı pek çok argüman sunuldu. *Fındık toplantıda Covid-19 ve Covid-19 aşısı ile pek çok iddia ortaya attı. Sosyal medyada bu iddialar çokça paylaşıldı.
**
Prof.Dr.Serhat Fındık önceki cuma günü akşamı Yeniden Refah Partisi - YRP Gebze İlçe Teşkilatı’nın “Dünyada küresel spreyleme” konulu konferansına YRP Kocaeli Milletvekili Mehmet Aşıla ile birlikte, konuşmacı olarak katıldı. Gebze Belediyesi Kültür Merkezi, Kardelen Nikâh Salonu’nda gerçekleşen ve moderatörlüğünü YRP MKYK Üyesi Erhan Erdoğan’ın üstlendiği konferansta özetle, uçakların kuyruklarından su buharı değil gökyüzünü grileştiren elementler ile zehir yağdığını, gözümüze baka baka yalan söylendiğini, çözümün aklımızla görerek ve mücadelede olduğunu söyledi. Detaylar şöyle;
Sosyal medyadan da takibe ve katılıma açık konferansa dair en çok, “Kimyasal spreyleme nedir? Ne amaçlanıyor?” sorusunu yönelten Erhan Erdoğan konferansta ilk sözü Fındık’a verdi. Fındık konuklara kendisini kısaca **tanıttıktan sonra söze pandemi süreci ve aşılama süreçlerine dair bilgilendirme ile başladı. O süreçte aşılamanın risklerine dair YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan başta olmak üzere tüm gerçekleri dile getirmeye çalıştıklarını belirtip, “Ne gördüysek ve biliyorsak onu söyledik. Zaman bizi haklı çıkardı. Çünkü biz neyin doğru olduğunu çok iyi biliyorduk. Dünyada milyonlarca insan maalesef bu oyuna geldi” dedi.
Allah’ın her hastalığın şifasını vereceği inancıyla vücudumuza giren sıvıların olumsuz etkilerine karşı çözüme yöneldiklerini kaydeden Fındık konferans konusuna, “Zamanla gökyüzünün mavisini görmemeye başladık. Biz sorgulayan insanlarız. Araştırmaya başladım. Tüm insanlık olarak; aklımızla maalesef oynamaya çalışıyorlar. Gözümüze baka baka yalan söylüyorlar. Biz birkaç kişi de kalsak, bir kişi de kalsak, tıpkı pandemi döneminde olduğu gibi doğru bildiğimizi söylemekten caymayacağız. Bu konuda farklı düşünen insanlarla da her mecra ve canlı yayında karşı karşıya gelmeye hazırım” diyerek girdi. Sunumunu slayt gösterisi ve görseller desteğiyle sürdürdü. Durumun vahametini tam anlamıyla anlatabilmek için görsellerdeki tüm fotoğrafların gerçek olduğunu kaydetti.
Kuyruk kısmından “Su buharı” sandığımız iz bırakan bir uçak fotosunu ekrana yansıtan Fındık, “Burada uçak izleri son derece farklı. Normalde, bir uçak geçtikten sonra izleri kaybolur çünkü su buharıdır. Ama bu uçaktan çıkan dumanlar, normal değil. Hava normal kokmuyor. İzmitliyim ve uzun yıllar İzmit’te yaşadım. Sanayiyi ve kokusunu bilirim. Siz de çok iyi bilirsiniz, hava kokuyor. Bu görüntüdeki, keşke masum olsa. Bu uçağın arkasında bıraktığı izler giderek yoğunlaşıyor ve yukarıdan aşağıya, üzerimize düşmeye başlıyor. Bu eninde sonunda hepimizi, sağlığımızı etkiliyor. İnsanoğlu nefes almadan duramaz. Havanın en üst düzeyde kaliteli, nitelikli olması lazım” dedi.
Konuya dair ABD’de iklim mühendisleri, tıp doktorları ve değişik mühendislik gruplarından insanların çok geniş bir rapor hazırladığını ve 2021’de dilimizdeki karşılığı ‘Güneş ışığının yansıması’ olan Sunlight adlı bir rapor yayınladığını kaydeden Fındık, “Bu rapor 100’lerce sayfadan oluşuyor. Kitap haline getirildi ve başından sonuna okudum. National Academy of Sciences (Ulusal Bilimler Akademisi) ile ulusal mühendislik ve tıp akademileri, hepsi birleşiyor. Raporun sonucunda, ‘Bu yapılan kimyasal spreyleme bir an önce durdurulmalı. Yoksa insanoğlunu, neslini hastalık ve ölümlerden kaybedeceğiz’ yazıldı. Bu uçağın saldığı partiküllerden tüm canlılar, barajımız, suyumuz etkileniyor. ‘Bana ne’ diyemeyiz. Dememeliyiz” diye konuştu.
Chemtrails (Kimyasal püskürtme kuramı) dahilinde o partiküllerin içinde insan vücuduna girince inanılmaz etkileri olan Grafen Oksit ile birlikte serbest alüminyum nanopartikülleri, (Boyutu 100 nanometre altındaki toz parçası) baryum, stronsiyum, manganez, kurşun, radyoaktif toryum ve sezyum, bakır, etilen dibromür, patojenik mikroorganizmalar gibi insana zararlı elementler olduğunu kaydeden Fındık, “Grafen Oksit ‘yok’ diyorlar ama var. Kuran’da da yer aldığı şekliyle, biz akledeceğiz. Aklımızla göreceğiz” dedi.
Serbest alüminyum partiküllerinin insan vücuduna girdiğinde çok büyük sağlık sorunlarına yol açtığını kaydeden Fındık yine uçağın salgısına atıfla, “Dikkat ederseniz, gökyüzü alüminyum grisi oluyor… Toryum ve sezyum, radyasyon veriyor yukarıdan… Patojen, hastalık yayan mikroplar da üzerimize yağıyor” deyip etkilerini şöyle izah etti:
“Anormal hava olayları: Kuraklık, aşırı yağış, seller.
Ekosistem hasarı: Tarımda kalite, rekolte düşüklüğü. Başta arılar olmak üzere doğal yaşama darbe.
Atmosferin iyonizasyonu: Nefes aldığımız havadan, olmaması gereken maddelerin vücuda girmesi. Kimyasalların enjeksiyonu ile ozon tabakasında delinme, sıcaklık artışı.”
Dertle birlikte çözümün de olduğunu, bunu pandemideki aşılama sürecinde kanıtladıklarını, birçok insanın hayatına dokunup kurtardıklarını, kimyasal spreylemede de çözümün olduğunu belirtip insanlara etkilerini şöyle sıraladı:
“Kronik yorgunluk, halsizlik, enerji kaybı.
Odaklanmada güçlük, muhakemede zorluk, öğrenmede güçlük, meslekte başarısızlık.
Hafıza kaybı, unutkanlık.
Uzun süreli baş ağrısı.
Solunum güçlüğü, astım benzeri belirtiler.
Sinirlilik, huysuzluk, negatiflik/karamsarlık.”
Alüminyumun sinir sistemi üzerine etkileriyle devam etti ve paylaştığı tüm tespitlerin bilimsel verilere dayalı olduğunu vurguladı:
Alzheimer, Parkinson, Multipl Skleroz (MS), Otizm, Down Sendromu, Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite, Felç / İnme, Brain fog (Beyin sisi)
Bu partiküllerin etkilemediği organımız yok neredeyse. Şaka gibi ama çocuk sahibi olmamıza bile engel.
Son zamanlarda genç insanlarda sıklıkla gerçekleşen kalp krizinden ölümler, tansiyonlarda oynamalar, aşılamanın ve hava kalitesinin düşmesiyle ilgili. Bununla da yetinmiyorlar. Gökyüzünden yeryüzüne en güçlü mikropları yağdırıyorlar. Kişi kendine iyi bakmıyor ve bağışıklığı zayıfsa, bu mikroplar her türlü hastalığa yol açıyor. Trabzon’da bir hastadan denk geldi, vücudu kaşındıran ve iplikler gibi çıkan mikroplar var.”
Çözümün mutlak surette olduğunu ama öncelikli çözümün Allah’a olan inancımızla kişinin kendi maneviyatında olduğunu izah eden Fındık tedavi seçeneklerini Detoksifikasyon, İmmun Sistem Güçlendirmesi ve Hava Filtrasyonu olarak sıraladı. İhtiyaçlar doğrultusunda kullanılması gerekenleri izah etti.
Detoksifikasyon: Zeolite, Bentonit, Aktif kömür, Bor, Karbonat (İngiliz karbonatı) Silikadan zengin su / maden suyu, Hacamat (Ağır metallerin bir nebzede olsa vücuttan çıkmasını sağlıyor), İyonize su, N-Asetil Sistein, Hamam/Sauna/Buhar (Sıcak ortamlarda kalması sakıncalı olanlar, istisna)
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için çok ağır sportif hareketler içermeyen hareketli yaşam, B ve C vitaminleri, çinko bakır, magnezyum ve iyot”
Kimyasal spreylemede havaya karıştırılan elementlerin her koşulda olumsuz etkilerinin söz konusu olmadığına dikkat çeken Fındık, “Biz bilinçli olursak, ne yapmamız gerektiğini bilirsek; vücudumuzdaki hücreler o maddeyi atmak için elinden geleni yapıyor zaten. Vücudumuz öyle yaratılmış. Sonsuz bir enerjiye sahibiz. Yeter ki doğru hamleleri yapalım. Ne kadar toksit madde olursa olsun vücut onları aklayabilir. İşte önerdiğim tedavi yöntemleri ve ürünler bize, hücrelerimize yardımcı olan maddeler. Beslenmemiz çok önemli. Hazır gıda tüketmeyin. Kırmızı et baş tacımız. Onun yerini hiçbir şey tutmuyor.
Sonuç olarak, demin de bahsettiğim raporun sonucuna göre kimyasal spreyleme insanlığın yanı sıra dünyanın sonunu getirebilir.
Aşıların ve savaşların, İsrail’in arkasında kim varsa, kimyasal spreylemenin de arkasında da aynı kişiler var.
Tüylerimi diken diken eden bir detay, ‘Aşı bile ulaşamadığı yerlere hava yoluyla ulaşmaya çalışıyor’ çünkü kimyasal spreylemedeki elementler Covid aşılarının içinde var.
‘Tünelin sonundaki ışık’ malum çevrelerce pandemi sürecinde sıklıkla dile getirildi. Gerçek şu: Tünelin başındaki üç kişiden karamsar olan ‘Karanlık’; bilimsel olan ‘Tünel sonunda ışığı’, gerçekçi olan da ‘Üzerine gelen tren’i görür. Makinist ise, ‘Raylar üzerinde üç ahmak’ görür. Yani biz hiçbir zaman tünelin ucunda olmayacağız. Makinistin olduğu yerde olacağız ve bizi kimse yönetemeyecek.
Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi, ‘Tarihi Allah yazar. Biz sadece nerede duracağımıza karar veririz’ Allah sizi doğru yoldan ayırmasın.”
Türkiye’de bunlara kimlerin sebep olduğuna ve durumun farkında olup olmadıklarına dair soruya net yanıt veremediğini ifade eden Fındık hepsinin tek merkezden türediğine dikkat çekti. Çözümün İklim Kanunu’nun reddinde, buna karar verecek yönetim mekanizmalarının harekete geçirilmesinde olduğunu belirtip bu sonuca ulaşmanın da ancak mücadele ile mümkün olduğunu dile getirdi.
Fındık ayrıca şunları söyledi:
“Mecliste karar vericiler YRP Kocaeli Milletvekilimiz Mehmet Aşıla’nın mecliste de söylediklerine kulak verip bu işi ciddiyetle inceleseler, ‘Bu konu insanlarımızın sağlığıyla oynayan bir hadise’ deseler, aynı Trump’ın, Putin’in, İtalya’nın ve diğer birkaç ülkenin yaptığı gibi kimyasal spreylemeyi yasaklarlar.
Ama mecliste böyle bir irade yok ve hepimiz bu iradede pay sahibiyiz. Biz her şekilde ve her platformda bu bilgileri paylaşmalıyız. Bir kişimiz bile, geri çekilmemeli. Pandemi döneminde genel başkanımızla basın toplantısı yaptık. 50 milyon kez izlendi. Ardından pek çok insan Covid aşısını olmaktan vazgeçti. Bu konuda da aynı tecrübe ve deneyimi yaşamanızı istiyorum. Lütfen kendinizi küçümsemeyin. Hepimiz çok önemli, değerli varlıklarız. Yaşamamızın da bir anlamı olmalı. Kimsenin emir kulu olarak bu dünyaya gelmedik. Biz sadece Allah’a inanır ve Allah’a kul oluruz. Bize kimse kulluk ettiremez.”
*Fındık’ın pandemi süreci uyarıları
https://www.dogrula.org/dogrulamalar/doktor-serhat-findikin-asi-iddialari/
**Prof.Dr.Serhat Fındık kimdir?
8 Mart 1969’da İzmit’te doğdu. İlk ve orta öğrenimini İzmit’te tamamladı.
Göğüs hastalıkları ve alerji uzmanı.
1986 yılında Hacettepe Tıp (İngilizce) Fakültesi'ni kazandı. 1993 yılında buradan mezun olduktan sonra TUS sınavında 1. tercihi olan Hacettepe Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nda ihtisasa başladı ve 1997 yılında uzman oldu. Akademik kariyerine Türkiye'de Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde ve Amerika Birleşik Devletleri'nde Chicago ve Nashville' de devam etti. 2004 senesinde American College of Chest Physicians'ta "Fellow" ünvanı aldı. 2005 yılında Doçent 2012 yılında da Profesör unvanlarını edindi.
2011 yılında International Biographical Center tarafından En Başarılı 100 Sağlık Profesyoneli "Top 100 Health Professionals-2011" ödülünü ve American Biographical Instute tarafından 21.yüzyılın Akil Kişileri "Great Minds of 21st Century" ödülünü aldı. 2013 senesinde American College of Chest Physicians tarafından Küresel Yönetici "Global Governor" seçildi.
Göğüs hastalıkları, alerji, uyku tıbbı ve yoğun bakım ile ilgili tüm konu ve hastalıklar üzerinde yurt içi yurt dışı çalışmaları, tecrübeleri, konuşma ve konferansları oldu ve olmaya devam ediyor.
İlgili haber
Eskiden Siyonisttiler.
Şimdi Satanist oldular
https://www.gebzeemek.com/haber/siyaset/eski-siyonistler-simdi-satanistler/2690.html