KOGACE ve TGS’DEN NET TAVIR Gazetecilik, olmaması gerekeni de yazmaktır
Körfez İlçe’de 23 Nisan'da Türk Bayrağı’nın yere serili halini haberleştirenlerin hedefe konmasına KOGACE ve TGS kayıtsız kalmadı. KOGACE’nin açıklamasında, “Gazetecilik sadece olanı değil, olmaması gerekeni de yazmaktır” denildi
Körfez İlçe’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları esnasında Türk Bayrağı’nı yerde serili görüntüleyip haberleştiren gazeteciler Aleyna Alp ve Hakan Süer’ şahsında gazetecilerin önce eğitim iş kolundaki üç sendika tarafından hedef gösterilmesi..
Bariz görüntülere rağmen Alp ve Süer hakkında Körfez Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma ile ifadelerine başvurulmasına Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası - TGS Kocaeli kayıtsız kalmadı.
KOGACE Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, “Gazetecilik, sadece olanı değil, “olmaması gerekeni” de cesurca dile getirebilme mesleğidir. Bayrak Kanunu’nun ruhuna dair gösterilen bu asil duruşu “iftira” olarak nitelemek, gazetecinin kamu denetimi görevini yok saymaktır” denilirken
TGS Kocaeli Temsilcisi Süriye Çatak da kocaeligundem.com’daki köşesinde, *“Bayrağı yere serenler milliyetçi, yerden kaldıran gazeteciler suçlu öyle mi?” başlıklı köşe yazısında, “Biz haberi yaparken bayrağa basıldı demiyoruz, bayrak yere serildi diyoruz. Kanunlar diyor ki: Bayrak yere se-ri-le-mez. Anlıyor musunuz? Eğer siz bayrağı herkesin bastığı yere sererseniz elbette vatandaş da çıkıp, “Bayrağı ayaklar altına aldınız” der” görüşlerine yer verdi.
KOGACE Yönetimi tarafından konuya dair yapılan açıklamada özetle şunlar kaydedildi:
“Resmi makamlarca yapılan açıklamalar teknik olarak bir 'temas' olmadığını belirtse de bu durum, şanlı bayrağımızın parçalara ayrılarak stadyum zeminine serildiği maddi gerçeğini değiştirmemektedir. Meslektaşımız Hakan Süer, haberinde tüm şeffaflığıyla “aralarda boşluk olsa dahi bu tabloyu kabul etmiyorum” diyerek aslında bu şehrin ve bu milletin ortak hassasiyetine tercüman olmuştur.
Gazetecilik, sadece olanı değil, “olmaması gerekeni” de cesurca dile getirebilme mesleğidir. Bayrak Kanunu’nun ruhuna dair gösterilen bu asil duruşu “iftira” olarak nitelemek, gazetecinin kamu denetimi görevini yok saymaktır.
Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti olarak, 25 yıllık mesleki tecrübesiyle her zaman değerlerimizin yanında olan meslektaşımız Hakan Süer’in sonuna kadar yanındayız. Bayrağı savunan bir gazeteciyi suçlamak yerine, o bayrağın bir daha asla yere serilmeyeceği özenli organizasyonların planlanması asıl öncelik olmalıdır.
Bizler, meslektaşlarımızın etik ilkelere bağlılığını kendi içimizde ve Etik Kurullarımızda titizlikle denetleriz. Ancak aynı sağduyuyu sendikalardan da bekliyoruz. Bir gazeteciyi adliye koridorlarında susturmaya çalışmak yerine, kurumların bayrağın yere serilmesi konusundaki kendi sorumluluklarıyla ilgili özeleştiri yapmaları çok daha yapıcı olacaktır.
Eğitim ve basın camiası arasındaki bu durumun, ortak değerimiz olan Türk Bayrağı üzerinden bir çatışmaya dönüştürülmesine müsaade etmeyeceğiz. Üyemiz Hakan Süer’in duruşunu savunmaya devam edeceğimizi bildiriyor, tüm tarafları sağduyuya davet ediyoruz.”
*Süriye Çatak yorum