OZAN KURTULUŞ İLYASOĞLU Hırsız hırsızdır. Atatürkçüsü, dincisi olmaz
Haluk Levent vakası sosyal medyada şiddetli tartışmalarla sürerken Ozan Kurtuluş İlyasoğlu, Gazeteci Uğur Saray’ın tepki de çeken ironik paylaşımına yaptığı yorumda, “Bu olay doğruysa hırsız hırsızdır. Atatürkçü hırsız, dindar hırsız, senin hırsız, benim hırsız olmaz” dedi
Haber Analiz
Vikipedi kayıtlarına göre, “Ahbap, müzisyen Haluk Levent tarafından 2017 yılında kurulan bir sivil toplum kuruluşudur. Levent'in sosyal medya aracılığıyla yardımsever bireylerle ihtiyaç sahiplerini bir araya getirme girişimleri sonucu ortaya çıkan yapı, kısa sürede örgütlü bir kimlik kazandı.”
Yine zaten bilinen ama sosyal medyaya yansıyan verilere göre de Anadolu motifiyle bir sivil toplum hareketi olarak yola koyulmuş, zamanla dernekleşmiştir:
Ahbap Anadolu", Anadolu kültürünü çağdaş bilgi ve teknolojiyle birleştirmeyi, sürdürülebilir çevre bilinci ve yerel kalkınma projeleri üretmeyi hedefleyen bir dayanışma hareketidir. Türkiye çapında çeşitli sosyal yardım, afet, eğitim ve çevre faaliyetleri yürüten Ahbap Derneği'nin bünyesinde İç Anadolu bölgesinde aktif olan toplulukları da kapsar
Derneğin ve Haluk Levent’in adı Maraş depremleri sürecinde Kızılay ile aralarındaki çadır mevzuu, Kızılay’ın iştiraki olan bir şirket üzerinden derneğe çadır satması ile de gündeme gelmiştir. Sanatçının dernekten bağımsız olarak, İzmir Marşı’na getirdiği farklı yorum da özellikle toplumun bazı kesimlerinde ivmesini ve sevinilirliğini arttırdı.
Doğal olarak medyanın gündeminde yer edindi. Malum dolandırıcılık, hırsızlık iddialı vakaya dair gözaltındaki Haluk Levent’in neler söyleyeceği, ne tür bir savunma yapacağı merakla beklenirken Birgün Gazetesi’nin dünkü haberi manidardır.
Özetle;
Haluk Levent, verdiği siyasetçi isimlerinin tutanağa geçirilmemesi nedeniyle susma hakkını kullanma kararı aldı: Süleyman Soylu'nun adı geçiyor
"Konuşmak istiyorum, izin vermediler. Çünkü söyleyeceklerimin resmi kayıtlara geçmesini istemiyorlar."
İktidar partili olmadan önce kasıp kavuran, 90 derecelik siyasi bir dönüşle iktidar partili olduktan sonra Erdoğan’ın neredeyse fedaisi kesilen, adı birçok karanlık çevreyle anılan İçişleri eski Bakanı Süleyman Soylu’nun bu vakada da adının geçmesi manidardır.
Her kim neyle suçlanırsa suçlansın, savunma hakkı vardır. Suçlananın her söylediği kayıt altına alınmalıdır. Tutanağa Soylu’nun adının yazılmaması, Levent’in savunma hakkının elinden alınması gözardı edilmemesi gereken, aleni bir hukuk ihlalidir ve şaibelidir.
Yine Sol haber portalında şu değerlendirme de dikkat çekici:
Kamusal sorumlulukların iktidar eliyle cemaat, tarikat veya "Ahbap" gibi yapılara devredilmesinin şaşırtıcı olmayan sonuçlarıyla karşı karşıyayız.
Kızılay çadır satıp, iktidar 15 Temmuz bağışlarını faize yatırınca deprem bağışlarının yasadışı bahis, kumar ve şahsi hesaplara aktarılması da "doğal" hale geliyor.
Ülkemizde bağışların en büyük adresi tarikat ve cemaatlere ilişkin ise en ufak bir denetim dahi yapılmadığı ortada. Burada devasa boyutlarda bir istismar olduğunu tahmin etmek hiç de güç değil.
Sonuç olarak düzenin göz yumduğu bu çürümüş ilişkiler ağı ve para trafiği daha çok tartışılmayı hak ediyor.
Ülke geneli ve Gebze Bölgesi ölçeğinde yerelimizde, sosyal medyada yurttaşlar arası yeni bir “savaşı” başlatan vakaya dair Yenigün Gazetesi’nin sahibi Uğur Saray dün bir kesimin tepkisini çeken, bir diğer kesimin ise hoşuna giden ironik bir paylaşımda bulundu.
“Kamuoyuna
ÖZ AHBAP adı altında yardım derneği kuruyorum, desteklerinizi beklerim efenim. Bu arada Atatürk’çüyüm, hatta Kemalist’im, belirtmeme gerek bile yok zaten laikim, Elfida, İzmir’in dağlarında da çiçekler açar…
İBAN: TR00 0000 0000 0000 0000 0000…”
Ozan Kurtuluş İlyasoğlu..
Matbaa sektöründe iş insanı.
Matbaacılar Federasyonu Genel Başkanı.
CHP Darıca İlçe Örgütü Üyesi…
İlyasoğlu; Uğur Saray’ın ilgili paylaşımı üzerine, şahsı adına şu değerlendirmede bulundu:
“Bu yazdıklarınızı kahvehanedeki birinin söylemesi beni çok üzmez, çok bağlamaz ancak sizin gibi toplumun göz önünde olan, her yazısı yüzlerce kişi tarafından okunan bir gazeteci tarafından yazılınca konu farklılaşıyor. İster istemez yazılanlar da da seviye çok aşağılara düşüyor.
Sizin mantığınızla bakarsak Ensar Vakfı‘nda yaşanan beş yaşındaki çocuklara tecavüz vakasından sonra tüm cemaatlere tüm tarikatlara tüm inançlı insanlara tecavüzcü gözüyle bakılması gerekiyor. Oysa olay öyle değil. Genelleme yapmamak gerekir.
Tüm dernekler vakıflar her yıl denetlenir tüm hesapları faaliyetleri vs, beş yıldır varsa yapılan bir yanlış bugüne kadar neden görülmedi, belirli bir miktarın üzerindeki banka hareketleri MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) tarafından takip ediliyor hele ki derneklerin vakıfların partilerin vesaire gibi yerlerin çok daha dikkat ediliyor, beş yıldır hiçbir şey görülmedi.
Yine varsayalımki bu olaylar doğru, tesadüfe bakın Paris’teki mahkemenin açıklandığı gün bu olay patlak veriyor.
Tam bir gündem değiştirme. Varsa cezası en yüksek ceza verilmeli. İnsanların inançlarıyla duygularıyla oynayıp bu paraları toplayıp farklı yerde kullanan kim varsa en büyük cezaya çarptırılmalı.
Bu olay doğruysa hırsız hırsızdır. Atatürkçü hırsız, dindar hırsız, senin hırsız, benim hırsız olmaz.
Ancak ben sizden şunu beklerdim, Türkiye’nin en güvenli kurumlarından biri olan Kızılay ne hale geldi ki insanlar Kızılay’ı bırakıp Ahbap yardım kuruluşuna yöneldi. Bu son olaylardan sonra artık insanların güvenebilecekleri hiçbir kurum kalmadı, bu toplumu ne hale getirdiler.
Bir de biraz sabırlı olalım bir mahkeme sonucunu bekleyelim, her ne kadar gizli tanıklar ne olduğu belirsiz ifadelerle yüzlerce insan zindanlarda tutulsa da, adalet er geç tecelli eder.
Bakınız Ergenekon, Poyraz davalarında o kadar zulüm, o kadar eziyet, insanlık dışı işler yapıldı, ne oldu hepsi aklandı. Suçta FETÖ’cülere atıldı. Kaç eve ateş düştü kaç ailenin canı yandı.
O gün gazete sayfalarından bu insanlara terörist diyen, bu subaylara bilim insanlarına akademisyenlere ağıza alınmayacak laflar eden gazeteci arkadaşlar acaba bugün bir üzüntü ya da mahcubiyet duyuyorlar mıdır?
Fenerbahçe otobüsünün kurşunlanması, Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatı, kayıp genç kızlarımızın dosyalarının tekrar açılması gibi konular acaba bu ülkede 22 yıldır adalet yok muydu sorusunu akıllara getiriyor.
Önce çok adil ve adaletli olmalıyız çünkü adalet bir gün herkese lazım olacak”
Saray, İlyasoğlu’nun yorumunda şahsını bağlayan detaya dair özetle;
“Benim bir zümreyi komple görmek gibi paylaşamım olmadı, asla böyle bir niyet beslemem! Ben burada ironi yaptım. Bu ülkede nasıl dindarlık ve inanç zemininde nasıl yanlışlar yapıldıysa aynı şeyin Atatürkçülük kisvesi altında yapıldığına örnekleme gösterdim! Haluk Levent’i tüm toplum Atatürkçü diye tanımlardı, o da kendini öyle şekilde pazarladı! Gazi Mustafa Kemal’in sırtında olan bir anlayışın gerçek Atatürkçülükle örtüşmediğinin ifşasıdır aslında yaşanan hadise! Bir konuda seninle aynı fikirdeyim; AHBAP’ı bu noktaya getiren Kızılay’ın o dönemki yönetimi oldu. Saygıdeğersiz şahsiyetsiz bir zat, insanlar enkaz altında iken çadır satma rantıyla boğuşmasaydı belki bugünleri yaşamıyor olacaktık. Kimseyi alenen suçladığım zaten yok. Masumiyet karinesi diye bir kavram var. Ama her şey ortada, bu çürümüşlük ortak sıkıntımız. Lütfen herkes böyle kabul etsin” görüşlerine yer verdi.