KADES: Yükleyin. Basın. 8 dakikada polis gelsin
17 Mart 2026 05:03

ÜCRETSİZ! HEMEN İNDİRİN KADES: Yükleyin. Basın. 8 dakikada polis gelsin

CHP Parti Okulu eğitmenlerinden emekli tarih öğretmeni ve Avukat Aysun Oğuz Kılınç, Çayırova Kadın Kolları’nın 8 Mart seminerinde salonda KADES yoklaması yaptı. Salon sıfır çekince sunumuna ara verip uygulamanın hemen telefonlarına yüklemelerini istedi

Yazı Dizisi: 116’ncı yılında 8 Mart – 10

Kadına şiddet: - 1

 

CHP Çayırova Kadın Kolları’nın Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle 8 Mart’tan bir gün önce gerçekleşen “Kadın Gücü: Haklarımızı Bilmek. Mücadeleyi Büyütmek” başlıklı seminerinin Başiskele’den gelen konuğu; emekli öğretmen ve Avukat Aysun Oğuz Kılınç, konusu “Kadına Şiddet” oldu. CHP Parti Okulu’nun ilimizdeki ilk eğitmenlerinden olan Kılınç, daha önceden hazırladığı sunum dosyasıyla da zenginleştirdiği anlatımında sözlerinin sonuna doğru hayati bir uyarıda bulundu.

Şiddet olursa ne olabilir?” diye konuya girip İçişleri Bakanlığı’nın KADES (Kadın Destek Uygulaması) hizmetini anımsatan Kılınç salondaki kadınlara, “Kimlerin telefonunda KADES yüklü?” diye sordu. Kimseden olumlu yanıt alamayınca seminerdeki sunumuna ara verip, “Arkadaşlar hemen gitmeden sizlerin KADES yüklediğinizden emin olmak istiyorum. Şimdi hoca olarak bir fırçaya geçeceğim!” diyerek şunları kaydetti:

“KADES programını ücretsiz olarak, WhatsApp kullanabildiğimiz bir telefonda hemen indirebiliyorsunuz. İçişleri Bakanlığı’nın kadınlara sağladığı bir hak. Bir basmanıza 8 dakikada polis geliyor ve kayda geçiyor her şey. Sizlerden ricam hem KADES’i indirin hem ailenizdeki bütün kadınların KADES indirmesini sağlayın. İndirmekte problem yaşıyorsanız da bir şey olduğu zaman 112’yi aramak yeterli.”

Tarih öğretmeni olarak ilk mesleğinden emekli olduktan sonra hukuk fakültesi bitiren ve son 15 yıldır avukatlık yapan, iki dönem Kocaeli Barosu Kadın Hakları Merkez Başkanlığı’nı yürüten Kılınç kadın cinayetleri davalarını takip ettiğini, şiddete dair eğitimler verdiğini söyledi.  

“Kadın cinayetleri dediğimizde, bu kavram Türkiye’de biraz yanlış anlaşılıyor. Yani iki kadının herhangi bir gerekçeyle kavgasında biri diğerini öldürmüş değil mesela. Burada mesele bir kadının kadın olduğu için öldürülmesi. Bu da bizi toplumsal cinsiyet kavramına götürüyor.

 

Anayasamıza baktığımızda kadın erkek eşit ama gerçekte öyle mi?

Toplumsal cinsiyet dediğimiz; toplumun bizi/cinsleri nasıl algıladığıyla, bize hangi fırsatları sunduğuyla, bizi nelerden alıkoyduğuyla, bize dair değer yargılarıyla ilgili. Onun için biz öncelikle cinsiyeti ve toplumsal cinsiyeti birbirinden ayırıyoruz.

Yani ne bildiğimiz; rollerimizin bizi nasıl gördüğü ve nasıl davranmamızı beklediğiyle ilgili bir kavram.

CİNSİYET

Bireyin kadın ya da erkek olarak gösterdiği genetik, fizyolojik ve biyolojik özelliklerdir.

TOPLUMSAL CİNSİYET

Kadının ve erkeğin sosyal olarak belirlenen rollerini ve sorumluluklarını ifade eder. Kadın ve erkek olarak toplumun bizi nasıl gördüğü, nasıl algıladığı, nasıl düşündüğü ve nasıl davranmamızı beklediği ile ilgili bir kavramdır.

Cinsiyet doğuştandır, sabittir ve zaman içinde değişmez.

Toplumsal cinsiyet dinamiktir ve hem zamanla hem de bir kültür içinde ya da kültürler arasında farklılıklar gösterebilir.

    Eril ya da dişil doğarız;

    Erkek çocuğu ve erkek ya da

    Kız çocuğu ve kadın olmak üzere sosyalleşiriz.

 

  • Ayşe eşinden şiddet görmüş. Nasıl biri, tarif eder misiniz?

 

  • Şöyle zavallı bir kadın, böyle zavallı bir kadın, şöyle ev kadını...

 

Kimse Ayşe’nin tıp doktoru olabileceğini düşünmez. Dayak yediğine göre o muhakkak bir kadın olmalıdır. İşte toplumsal cinsiyet tam da bu. Yani kimin neyi nasıl gördüğüyle ilgili bir kavram.

Cinsiyet eşitliği dediğimiz zaman kadının sadece yasalar karşısında değil, onlara sunulan fırsatlar, değerler, haklar ve bu hakları kullanmakla ilgili uygulamalar konusunda da tam eşit olması gerektiği savunulan bir şeydir, paket toplumsal cinsiyet eşitliği.

 

Cinsiyet eşitliği; Kadın ve erkeklerin, sosyal değerler, şanslar, kaynaklar ve kazanımlar anlamında eşit haklara sahip olmaları gerektiğini savunur.

 

Hem toplumun, hem dünyanın yarısını oluşturup ondan sonra da parlamentolarda ‘seviniyoruz’ ya da il, ilçe başkanlıklarında her alanda ne kadar katılıyoruz? Nüfusumuz oranında mıyız?

Kadın kotasının olması antidemokratik değil çünkü tarihsel olarak, özel mülkiyetin erkeğin eline geçtiği gün, doğar doğmaz ve bütün yönetimin erkeklerin eline geçtiği gün kadınların bundan mahrum olduğu gündür. Bu da bizim bildiğimiz kadarıyla hemen hemen 6000 yıldır. Bu 6000 yılı nasıl kapatacağız?

Batılı ülkeler son 100 yıldır bu makası kapatmakta. Bütün ülkeler, pozitif ayrımcılık dediğimiz yönteme başvuruyorlar. Biz bu kotanın yüzde 50 olmasını istiyoruz çünkü biliyoruz ki hak verilmez alınır.”

Dünya’da yoksulların yüzde 70'ini kadınlar oluşturmaktadır. Bir çok kadın çalışma olanağı bulamazken; çalışan kadınlar da erkek kazancının ancak ortalama dörtte üçü kadar ücret kazanmaktadır.

Kadınlar toplam işlerin yarıdan fazlasını yapıyor. Toplam gelirin yüzde 10’unu kazanıyor. Malların sadece yüzde 1’ ine sahipler

şeklinde bilgilendirmeyi sunum görseli takviyesiyle yapan Kılınç yerelden bir hikaye aktardı:

“İki sene önce Anne Çocuk Eğitim Programı – AÇEP’te okuma yazma hocalığı yaparken Trabzonlu bir hanım, ‘Hocam. Bizde ana baba kızlara mal vermez. Erkeklere kalsın der’ dedi.

Aynen de öyle. Her beş kadından birisi okuryazar değil, okuryazar olsalar da sonradan öğrenmişler. Sonuçta toplumun kadın cinsiyetine biçtiği rol ve beklentiler, kadınların insan hakları bazında bazı haklarını kâğıt üzerinde olsa bile kullanamadıkları gerçeğine bizi götürüyor.

Sonuç: Toplumun "kadın cinsiyetine" biçtiği rol ve beklentileri, kadınların insan hakları kapsamındaki bazı haklarını elde edememesine, kullanamamasına yol açmaktadır.

Kadına şiddet üzerine konuşurken ekonomiyle ilgili değerlendirmelere, “Çünkü her şeyin temelinde bu var. Bütün adaletsiz temsillerde, bizim başımıza gelen her şeyde bu eşitsizlik var. O yüzden insan haklarının bir kolu, onun ayrılmaz bir parçası olarak, ‘Kadının insan hakları’ diyoruz. Kadının insan hakları; insan olmaktan kaynaklanan eşit, özgür ve onurlu bir yaşam sürme hakkını ifade edecek olsa gerek. Sadece bu cinsiyette doğduğun için karşılaştığın sıkıntılardan ancak dayanışmayla, örgütlü mücadeleyle kurtulabiliriz.”

KADININ İNSAN HAKLARI

İnsan haklarının kadın erkek bütün bireyleri kapsaması gerekir. Çünkü insanın sırf insan olmasından kaynaklanan eşit, özgür ve onurlu bir yaşam sürme hakkı vardır.

Yasalar kimi zaman erkeklerin haklarını da korumayabilir. Ne var ki, kadınların hakları ihlal edildiğinde bu durum; çoğu zaman kadınlar sırf kadın olduğu için gerçekleşir.

Örneğin aile içi şiddet veya töre cinayeti dendiğinde, şiddete maruz kalan veya öldürülen kişinin erkek olduğunu kimse düşünmez ! 

Cinsel/bedensel şiddeti meşrulaştırmak için erkeklerin değil, kadınların giyimi veya geç saatte sokakta olduğu konu edilir.

Okullaşma kampanyaları “Bütün Çocuklar Okula!” değil,  ‘’hadi kızlar okula ! ‘’ sloganıyla yapılır.

ANAYASA

Türkiye’de kadın–erkek eşitliği ilkesi, Anayasa’nın 41’inci ve 66’ıncı maddelerinde 2001 yılında, 10’uncu ve 90’ıncı maddelerinde 2004 yılında yapılan değişikliklerle güçlendirilmiştir.

Anayasa’nın 10’uncu Maddesi:

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür

           
  Anayasa’nın 41’inci Maddesinde:
 

Aile Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Hükümleri bulunmaktadır.”

Kılınç, Dünya Ekonomik Forumu’nun cinsiyet eşitliğine dair bilgileri görselden ekrana taşıdı:

“Cinsiyet eşitliğinde 146 ülke arasında 135’nci sıradayız:

  • Anayasada kadın erkek eşittir yazılmış olsa da kız çocukları - kadınlar için Eğitime ve istihdama erişmede zorluk hala devam ediyor. Ayrıca Dünya Ekonomik Formu cinsiyet eşitsizliği (uçurumu) 2025 raporuna göre (The Global Gender Gap Index 2025 rankings)Türkiye 146 ülke arasında 135. sırada ter aldı.
  • Türkiye 2008 yılında 104., 2023 yılında 124. ; 2024 yılında 127. sırada idi. Bu durum kadın cinayetlerinin artmasında etken olmaya devam ediyor.
  • Rapora göre birinci sırada İzlanda yer alıyor. Türkiye Avrupa ülkeleri arasında sonuncu sırada…

Ardından şu değerlendirmede bulundu:

Kadın kutsaldır, cennet anaların ayağı altındadır hele kadın çiçektir dendi mi; elinde ne varsa fırlatılsın geliyor. Çünkü hiçbirisi sonuç getirici değil. Gerçi sosyalizmde bile kadınların ayrıca mücadele etmesi gerektiğini birçok düşünür söylüyor. Bakın 2008 yılında 104. sıradayız, 2020 yılında yükselme seyrindeydi, 2023 yılında 124. sıradayız, sonra 2025’te 127. sıradayız ya da... Evet öyle. En son da 135’nci sıraya düştüğümüzü gördük.”

Dizide 9’ncu bölüm

 

https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/ekmek-icin-basladi-yasam-icin-devam-ediyor/3295.html

 

Dizide yarın

Sözleşmeler..

Öldürülen sadece kadın mı?

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 17 Mart 2026 05:07
BENZER HABERLER
X