Kalıcı barış için özgürlük ve adalet güvencede olmalı
02 Eylül 2026 03:24

Çerçeve yasa beklentilerin gerisinde kaldı Kalıcı barış için özgürlük ve adalet güvencede olmalı

Gebze Emek ve Demokrasi Güçlerinin kent meydanındaki 1 Eylül Dünya Barış Günü açıklamasında çerçeve yasanın kabulünün barış için önemli olduğu ancak beklentilerin gerisinde kaldığı belirtip kalıcı barışın adalet ve özgürlüklerin güvenceli hale gelmesiyle mümkün olduğu belirtildi

Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde barış çağrısıyla kent meydanına çıktı. “Savaşa ve sömürüye karşı demokrasi ve barış kazanacak” başlığıyla yapılan açıklamada tüm bileşenlerin barış mücadelesini Dünya Barış Günü’nde daha da büyüttüğüne dikkat çekilip;

Çünkü Barış; haksız ve hukuksuz biçimde tutsak edilen siyasetçilerin, gazetecilerin, sendikacıların ve kadın mücadelesi aktivistlerinin derhal serbest bırakılmasıdır.

Çünkü Barış; OHAL KHK’leri ile barış talebinde bulunduğu için işinden ve ekmeğinden edilen emekçilerin görevlerine dönmesi, grevlerin suç sayılmamasıdır.

Çünkü Barış; işçinin emeğinin karşılığını aldığı, kamu emekçisinin yoksulluğa mahkûm edilmediği, emeklinin geçim sıkıntısıyla boğuşmadığı, gençlerin gelecek kaygısına ve umutsuzluğa hapsolmadığı bir yaşamdır.

Çünkü Barış; kayyum politikalarının son bulması; seçme, seçilme, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınmasıdır.

Çünkü Barış; kadınların evde, sokakta ve işyerinde şiddete, tacize ve ayrımcılığa uğramadığı eşit ve özgür bir yaşamdır.

 Çünkü Barış; dağlarımızın, ovalarımızın, ormanlarımızın ve sularımızın sermaye güçlerine kurban edilmediği; doğayla savaşa girilmeyen, ekolojik dengenin korunduğu bir yaşamdır.

Çünkü Barış; halkların, kimliklerin ve inançların kendi dilleriyle, kültürleriyle ve kimlikleriyle özgürce yaşayabildiği, eşit yurttaşlığın güvence altına alındığı bir düzendir.

Çünkü Barış; eğitim ve sağlık başta olmak üzere halkın ihtiyaçlarının karşılandığı, kamu kaynaklarının silahlanma bütçelerine feda edilmediği; çocukların okula aç gitmediği, hastaların tedaviye erişebildiği ve gençlerin geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalmadığı bir yaşamdır” denildi.

Eğitim-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Sinan Kaya tarafından okunan basın açıklamasında gündemdeki çerçeve yasaya dair de, “İçerisinde bulunduğumuz bu süreçte kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak tanımlanan yasanın TBMM’de barış adına ilk adım olarak büyük bir oy çokluğuyla kabul edilmesi önemli olmakla birlikte, demokratikleşme ve barışın toplumsallaşması açısından beklentilerin gerisinde kalmıştır. Oysa kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla değil; demokrasinin, özgürlüklerin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal adaletin güvence altına alınmasıyla mümkündür” görüşlerine yer verildi.

DEM Parti Gebze İlçe Eşbaşkanı Nigar Doğan, Emek Partisi Gebze İlçe Başkanı Yusuf Akar, SOL Parti Gebze İlçe Başkanı Arif Buğra Aydoğan, Makine Mühendisleri Odası Gebze Temsilciliği Başkanı Tanfer Yeşiltepe’nin de katıldığı açıklamada ayrıca şu görüşlere yer verildi:  

“Hitler ordularının Polonya’yı işgal ederek II. Dünya Savaşı’nı başlattığı gün olan 1 Eylül’ün, emekten, barıştan, demokrasiden ve özgürlüklerden yana olan güçler tarafından Dünya Barış Günü olarak ilan edilişinin 87. yılındayız.

Bugün hâlâ dünyanın dört bir yanında halklar, emperyalist güçlerin savaş politikalarıyla çepeçevre sarılmış durumda. Filistin’den Ukrayna’ya, Lübnan’dan İran’a, Ortadoğu’dan dünyanın farklı coğrafyalarına kadar milyonlarca insan öldürülüyor, yaralanıyor, yerinden ediliyor. Kentler, hastaneler ve okullar yıkılıyor; çocukların geleceği ellerinden alınıyor.

Bizler kanın kırmızısını görürken, birileri petrolün siyahını, doların yeşilini görüyor. Bölge halklarının insan onuruna yaraşır biçimde yaşamasını sağlayacak kaynaklar, insanların kanını oluk oluk akıtmak için harcanıyor.

Savaşlar yalnızca cephelerde yaşanmıyor. Savaşın faturası acının düştüğü evlerde, sofralarımızda, işyerlerimizde, okullarımızda ve hastanelerimizde karşımıza çıkıyor. Ekolojik denge yerle bir ediliyor; kadınlar, çocuklar ve gençler savaşların en ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyor. Toplumsal yaşamın bütün değerleri tahrip ediliyor.

Silaha ayrılan her kaynak; halkın eğitiminden, sağlığından, sosyal güvenliğinden ve nitelikli kamu hizmetlerinden eksiliyor. Silah tekellerinin ve savaş ekonomisinin kasaları dolarken, emekçilerin sofrasındaki ekmek küçülüyor. Cephelere gönderilenler emekçilerin çocukları olurken, savaş ekonomisinin faturası vergiler, düşük ücretler, işsizlik ve kemer sıkma politikalarıyla yine emekçilere kesiliyor.

Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Türkiye halklarının ortak, birleşik mücadelesi; başta Ortadoğu olmak üzere savaşsız, sömürüsüz, eşit ve özgür bir dünya için öncül bir rol model olabilir. Ancak sendikacıların, siyasetçilerin, kadın mücadelesi yürütenlerin, gençlerin ve gazetecilerin baskı altında olduğu; ifade ve örgütlenme özgürlüğünün sınırlandığı bir ortamda barışın toplumsallaşması mümkün değildir.

Bizler bütün taleplerimizi 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde bir kez daha yüksek sesle dile getiriyoruz.

Biliyoruz ki barış, yalnızca savaşın sona ermesi değil; adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve demokrasinin yaşamın her alanında var olmasıdır.

Biliyoruz ki kalıcı barış, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin, halkların ve tüm ezilenlerin ortak mücadelesiyle kurulacaktır.

Bu nedenle savaşa karşı barışı, sömürüye karşı emeği, baskıya karşı özgürlüğü, ayrımcılığa karşı eşitliği büyütmeye devam edeceğiz.

Barışın inşasının işçilerin ve emekçilerin omuzlarında yükseleceğini bir kez daha ilan ediyoruz.”

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 02 Eylül 2026 03:27
BENZER HABERLER
X