KAYMAKAM BEY’DEN TECRÜBEYLE SABİT! Kamu “açık”, vatandaş “saygılı” basın “hassas” olacak
Kaymakam Dönmez, Sarıkaya ve Afşin deneyimlerinden örneklerle, tecrübeyle sabit nasihatler verdi. Dönmez, kamu kurumlarının basına açık, halkın basına saygılı, basının da kamuya hassas olması gerektiğini söyledi
Tecrübeyle sabit: Deneyim sonucu kesinleşmiş bilgiler için kullanılan deyim.
30 Haziran 2025 tarihinde Darıca’ya atanan ve ilçenin üçüncü kaymakamı olan Yaşar Dönmez, Darıca Belediyesi’nin bu sefer basına yönelik verdiği “Gönül sofraları” iftarında deneyimlerinden örneklerle, tecrübeyle sabit nasihatler verdi. Dönmez, kamu kurumlarının basına açık, halkın basına saygılı, basının da kamuya hassas olması gerektiğini söyledi
“Kamu, (basını) daha önemseyecek, daha kucaklayıcı, daha açık olacak. Vatandaş (basına) daha saygılı ve ilgili davranmalı. Karşı cephe, karşı grup olarak da bu işle iştigal eden meslek mensupları da varsa eksiği gidermeli ve hassas olmalıdır. Kamunun can hıraş yaptığı bir çalışmayı, ‘Benim önceliğim var’ diye engellememelidir.”
“Dünyanın en zor işi basın mensuplarının yanında konuşmak. Dua edin de konuşabileyim” diye söze giren Dönmez, bir değerlendirme ve hikâye ile sürdürdü:
“1970'lere, 80'lere kadar taşrada, kırsalda feodal bir yaşam vardı. İnsanlarımız daha çok köydeydi. Şehirlerde basınla ilgili emektar çalışanlarımız vardı. Bizim Sivas'ta benim bildiğim üç beş kişi vardı. Diğer yerlerde zaten böyle resmi bir iletişim mekanizmasına gerek yoktu. Ama bizim köyde muhteşem bir gazeteci vardı; Kadir Emmi.
Kadir Emmi bizim köyün muhteşem gazetecisi. Tüm köyü kolaçan eder, kulağını kabartır, ne oluyor ne bitiyor... Bir de ajansları (akşam haberleri) hiç ihmal etmezdi. Ne oldu bittiğine dair haberleri Kadir Emmi’den alırdık.
Süleyman Demirel neden bahsetti, ona karşılık Ecevit ne dedi. Türkeş'le Erbakan durumları ne, vesaire.
Maçlarla ilgili haberler yine Kadir Emmi'de; Beşiktaş berabere kalmış, Fenerbahçe yenilmiş, Galatasaray hep yeniyordu. Halen de yeniyor, ben de Galatasaraylıyım. Dolayısıyla mutluyum. Sizlere de tavsiye ederim.
Günümüzde şartlar değişti. Köylerden ilçelere, il merkezlerine taşınmaya başladık. Dünya gelişti, değişti, globalleşti, herkes her şeyden haberdar olmak istiyor. Elbette ki dünya artık bunu gerektiriyor, o eski dünya kalmadı. Bizim köydeki Kadir Emmi'nin gazeteciliği de artık kalmadı.
E ne yapacağız? Bir taraftan vatandaş sadece kendi çevresinde olanları değil, tüm dünyada olan biteni öğrenmek istiyor. Öbür taraftan kamu, yani bizler, alanda ne oluyor ne bitiyor öğrenmek, duymak istiyoruz; bu çok önemli bir ihtiyaç. Öbür taraftan da bu hizmeti, bu ihtiyacı, bu talebi karşılayacak bir arz lazım. Birilerinin bunu yapması lazım. Onlar da işte genel anlamda "basın" dediğimiz, tümünü, hepsini kapsayacak şekilde tanımlarsak; basın mensupları. Dünyanın en zor işi. Allah'tan ben basın mensubu olmamışım. Gayet güzel elbette ama zor meslek.”
Dönmez sözlerini, Yozgat’ın Sarıkaya İlçesindeki deneyimi ile sürdürdü: “Bir köydeki okuldaki tadilat, tamirat, okulun tatil olduğu dönemde yapılmamış. Kasım ayında tamirat işi başlamış. Çocuklar da dışarıda, tahta konmuş orada eğitim görüyor. Gazetecimiz Halim Bey de bunu gayet güzel yazmış. İlçe Milli Eğitim Müdürümüz koştura koştura geldi:
- Efendim Sayın Kaymakamım, Halim Bey 'Yöre Haber'de yazmış, bu adam kim oluyor?"
- Ya bu adam basın mensubu oluyor, kim oluyor? Basın mensubu. E ne yazmış?
- Efendim şunu yazmış.
- E çok iyi yapmış, kalemine sağlık, Allah razı olsun, e doğru yapmış, doğru yazmış. Bunda nerede hata var? Hata bizde; mesela ben bunu bilmiyordum, şimdi bunu Halim Bey sayesinde öğrendik mi? Öğrendik. Allah razı olsun, iyi bir iş yapmış. Bunda bir hata var mı? Yok. Hata kimde? Bizde. O halde biz ne yapacağız? Kendimiz buna bir çare bulacağız, kendimiz eksiğimizi düzelteceğiz.
İdari yönden verdiği örneğin ardından, basının da hassas olması gereken konular olduğunu kaydeden Kaymakam Dönmez, ikinci deneyimini Kahramanmaraş, Afşin’deki görev yıllarından aktardı:
“Afşin Elbistan Termik Santrali inşaatı var. İnşaatta bir yangın oldu, bir sorun var. Pazar günü haber aldık, gittik.
İlçe Sivil Savunma Müdürü, Ağustos'ta bahçedeki kayısının dibinde uyuyor.
Ulusal bir medya kendisini arıyor.
- Sayın Müdürüm, Afşin Elbistan B Termik Santrali'ne saldırı olmuş, ölü varmış.
O da ne bilsin, adam kayısının dibinde uyuyor:
- Valla, olabilir.
Tek kelime: "Olabilir." Ben yola çıktığımda bu kanalın alt yazısı yazıyordu: "Afşin Elbistan B Termik Santrali'ne roketli saldırı, 12 ölü."
Nerede roket, nerede ölü? Öyle bir şey yok. Ama teyit ‘sağlam!’ Teyit kim? Afşin Sivil Savunma Müdürü, o da kayısının altında uyuyor...
Santrale gittik, saldırı yok. Sadece basit bir kazadan dolayı ortaya çıkan bir yangın, iki de hafif yaralı var. ama bir sorun var.
Bir mühendisin akıbeti belli değil. İçeride mi dışarıda mı, bu bilinmiyor. Yangından dolayı şiddetli bir gaz birikintisi olduğundan içeri girilemiyor. Gaz maskesi lazım, bulunmaya çalışılıyor. Ama meslektaşlarınız sarmış ortalığı, içeri girilemiyor. Anlatıyoruz:
- Kardeş; şimdi bakın, bu böyle olmaz. İçeride zehirli gaz var. İçeride olup olmadığı bilinmeyen mühendisimize zarar vermiş olabilir ama size de zarar verebilir. Burada emniyet birimlerinin düzgün çalışması lazım, siz de bunları engelliyorsunuz; bu böyle olmaz.
Bir uyarı, iki uyarı, üç uyarı, bir türlü olmuyor. Sonra baktım olacak gibi değil; arkadaşlarla bir daire çizdik güzelce, gazetecileri uygun bir şekilde oraya aldık:
- Yazı işleri müdürümüz gelecek size haber, bilgi verecek. Onun dışında, dairenin dışına çıkmak yok.
Kıyamet koptu.
- Basın özgürlüğü engellenmesin...
Ne engellenmesi? Engellenen bir şey yok. Düzen sağlanmaya çalışılıyor. Bu iki örnekle şunu anlatmaya çalışıyorum:
Kamunun daha açık olması ve bu mekanizmaya, bu işi yapanlara değer vermesi lazım.
Vatandaşımız bu alanda hizmet üreten siz değerli basın mensuplarımıza değer vermeli, saygı göstermeli.
Alandan tüm basın mensuplarını çekelim bir ay! Nasıl haber alacağız? Doğru habere nasıl ulaşacağız? Öyle bir ihtimal yok.
Öte yandan bu alanda faaliyet gösterenlerin, iş yapanların da işin hassasiyetine ve saygınlığına uygun şekilde davranmasını bekleyeceğiz.
Özetle; iyi ki basın mensuplarımız var. İyi ki haber alıyoruz karşılıklı. Ama üç tarafın da bana göre, hassas olması gereken detaylar var.
Biz kamuyu temsil ediyoruz ama öbür yönümüzü de biliyorsunuz, vatandaşları temsil ediyoruz. Çok zor şartlarda çalışıyorsunuz. Çok zor bir iş yapıyorsunuz ama hem kamu hem vatandaş için iyi, önemli bir iş yapıyorsunuz. Allah işlerinizi kolaylaştırsın. Allah yardımcınız olsun. Allah devletimize zeval vermesin. Allah milletimizin her zaman yardımcısı olsun.”