Kamu görevlileri soruşturması iddianameye girdi
21 Temmuz 2026 11:31

RAVİVE FACİASINDA ÜÇÜNCÜ CELSE BAŞLADI Kamu görevlileri soruşturması iddianameye girdi

Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik faciasının davasında günler sürecek üçüncü celse başladı. Kocaeli Barosu Başkanı Avukat Kadir Caner Karakadılar, kamu görevlileri soruşturmasının dosyaya girdiğini belirtip, “Bu dosya kamu vicdanı dosyasıdır” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik faciasının davasında Kandıra Cezaevi yerleşkesinde görülen ve günler sürecek, üçüncü celse haberimizin yayına girdiği an itibariyle, geçtiğimiz dakikalarda başladı. Kocaeli Barosu Başkanı Avukat Kadir Caner Karakadılar,Bu dosya sadece sorumluların yargılandığı, cezasını alması gereken bir dosya değil. Kamu vicdanı bu dosyadadır” dedi.

Duruşma öncesi Gebze Sendikalar Birliği bileşenlerince basın açıklaması gerçekleşti. Basın açıklamasına BMİS Gebze 1 No’lu Şube ile aileler ve avukatları da katıldı. DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, Nakliyat-İş Sendikası Genel Sekreteri Erdal Kopal da açıklamaya katıldı. GSB’nin ve Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’ne üye işçi ailelerinin konuşmalarının ardından söz alan Kocaeli Barosu Başkanı Avukat Kadir Caner Karakadılar, olayın ilk olduğu günden beri Kocaeli Barosu olarak gerek olay yerine giderek, gerekse ailelerile, gerekse aileleri temsil eden avukatlarıla birçok kez bir araya geldiklerini belirtip şunları kaydetti:

“Bu kaza belki de Ravive Kozmetik dosyası Türkiye’de iş cinayetlerinin nasıl hunharca, en kötü şekilde işlenebileceğinin belki de en yegâne örneği oldu. Yani parlayıcı, yanıcı, patlayıcı bir kimyasal türev ihtiva eden maddelerin depolandığı, ürün olarak paketlendiği bir işletmede en ufak bir yangın tedbirinin alınmaması gerçekten bu ülkede insan hayatına verilen önemi bir kez daha gözler önüne serdi.

Yaklaşık 4 yıl önce yıkım kararı olan bir işletmeye, kazadan 1 yıl önce tekrar iş yeri açma ruhsatı verilmesi, akabinde burada hiçbir denetimin yapılmaması, çalışanların tamamına yakınının sigortasız ve günlük yevmiyelerle çalıştırılması, onlara iş yerinde yemek ve çay dahi verilmemesi, insanlık onurunu aşağılayan çalışma şartlarının olması... Bunların hepsi değerlendirildi. Bu kaza, benzerlerinin Türkiye’de yaşanmaması için alınması gereken dersleri gösterdi. Bu dosya sadece sorumluların yargılandığı, cezasını alması gereken bir dosya değil. Kamu vicdanı bu dosyadadır.

Bir iki gün önce kamu görevlileriyle ilgili soruşturma tamamlandı, iddianameye girdi. Bu demek oluyor ki davası açıldı ve birleştirme kararı verildi. Ancak o dosyadaki sanıkların artık bu duruşmaya davet edilip edilmediğini henüz bilmiyoruz. Birazdan mahkemeye girdiğimizde hep birlikte bunu göreceğiz, öğreneceğiz. İlerleyen aşamalarda kamu görevlilerinin de savunmalarının alınmasından sonra mahkemece muhtemelen yeniden bir keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacaktır ama keşif yapılması artık muhtemel değil çünkü artık biliyorsunuz ki kazadan 2-3 gün sonra oradaki işletme yıkıldı.

Bir itirazımız da; Bu dava, bu kaza Dilovası’nda oldu. Yetki anlamında Gebze Adliyesinin yetki sınırları çerçevesinde bu davanın görülmesi gerekirken bu kadar insan Kandıra Cezaevi Yerleşkesinde görülüyor. Daha önce terör örgütü üyelerinin yargılandığı duruşma salonuna işçilerin aileleri geliyor. Burada görüyorsunuz; hastalıklarla uğraşan insanlar var, evlat acıları, kardeş acıları yaşayan insanlar kilometrelerce yoldan uzaklıkta geliyor. Bundan sonraki celselerde bizim talebimiz davanın yetkili olduğu yerde görülmesi.

Gebze Adliyesi, Türkiye Cumhuriyeti buna elverişli koşulları sağlamakta muktedirdir. Bundan sonraki talebimizle davanın Gebze’de görülmesini talep ediyoruz. Birazdan duruşmaya hep birlikte gireceğiz. İzlenimlerimizi yine duruşma sonrası sizlerle paylaşacağız. Bu davayı takip eden, destek olan sendikalarımıza, işçilerimize, aile avukatlarımıza herkese teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum.

Dava avukatlarından Mürsel Ünder ise şunları kaydetti:

Bugün üçüncü celse başlayacak ve kritik bir celse olduğunu düşünüyoruz. İkinci celse sonrasında epey hareketli gelişmeler oldu.

Türkiye’de kamu görevlilerinin yargılandığı soruşturmalarda ya da davalarda benim bildiğim kadarıyla ilk kez bir tutuklama kararı verildi. Bunu başlı başına çok önemli görüyoruz.

Fakat bu tutuklama kararının aslında yargının düzgün işlemesiyle ilgili değil, ailelerin bizzat kendilerinin adalet talebini sokaklara, meydanlara taşıyarak başlattıkları adalet nöbetiyle doğrudan ilgisinin olduğunu düşünüyoruz.

Son adalet nöbetimizde 14 farklı şehirde insanlar adalet taleplerini hem Dilovası için hem de benzeri cinayetlerdeki cezasızlık politikasına tepki göstermek amacıyla yaptı, çok çok büyük bir etkisinin olduğunu düşünüyoruz.

Bugün Türkiye’de yüksek yargı mensubunun dahi adalet ararken Ankara Yürüyüşü yaptığı bir yargı mekanizmasıyla mücadele ediyoruz ve baş başayız açıkçası. Bu olumluluğun dışında da kamu görevlileriyle ilgili olarak düzenlenen iddianamede sadece sınırlı sayıda kişiyle ilçe belediyesine sorumluluk atfedildi. 7 kişi tutuklandı, daha sonrasında da kirli ilişkiler ve arka kapı diplomasisiyle iki kişi tahliye edildi.

Tahliye edilen tutuklu diğer beş kişiyle farkının olmaması, hatta verilen ruhsatlarda kendilerinin imzası olmasına rağmen tahliye edilmiş olması aslında bu soruşturmada da keyfiliği gösteren çok önemli şeylerden birisi.

Ayrıca geçen duruşma tahliye edilmiş olan iş sağlığı güvenliği uzmanı Ünal Aslan ve yapı sahibi Güven Demirbaş’ın tahliyelerinin de bizim açımızdan hem hukuki anlamda hem insani anlamda feci kararlar olduğunu düşünüyoruz. Mahkeme heyetinin bu tutumlarını kabul edebilmemiz mümkün değil. Daha fazla olumlu şey yapılması gerekirken, suçluyu kayırma suçundan cezalandırılması talep edilen kişilere dair tutuklama tedbirleri devam ederken bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan yargılanan kişiler Güven Demirbaş ve Ünal Aslan’la ilgili olarak tahliye kararının verilmiş olması son derece sıkıntılı ve yanlış bir karar.

Daha da kötüsü binanın yeni malikleri olan Yıldırım ailesi ile ilgili de aynı suçlama olmasına rağmen bırakın onlara tahliyeyi, vareste tutulma yani duruşmaya bile gelmenize gerek yok dendi. Biz bu hukuksuzlukları kabul etmeyeceğiz. Avukatlar, aileler ve kamuoyuyla beraber sonuna kadar takip edeceğiz.

Bugün duruşmada çeşitli ara kararlar yerine getirilecek. Dinlenmesi gereken tanıklar var, çeşitli yazışmalar var. Bunlarla ilgili beyanlarımızı sunacağız. Bugün celsenin ne kadar uzun süreceğini bilemiyoruz açıkçası. Biraz duruşma performansına ve yerine getirilmesi gereken ara kararlara göre hareket edilecek. Katılımınız için teşekkür ediyoruz. Mücadelemiz sonuna kadar devam edecek.”

Öte yandan bugünkü üçüncü celse öncesi Kandıra Cezaevi yerleşkesi önünde yapılan diğer açıklamalarda;

Birleşik Metal-İş Genel Sekreteri Ali Çeltek “Maalesef ülkeyi yöneten anlayış bunları unutturmaya çalışıyor, bunları yapanlar ödüllendirilir şekilde korunuyor. Bugün dokuz aydan beri adalet bekleyen ailelerimizle, arkadaşlarımızla, yoldaşlarımızla beraber bu sürecin takipçisiyiz. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Buradaki süreç adil bir şekilde sonuçlanan kadar emekten, demokrasiden, insan haklarından yana olan örgütler olarak bu sürecin takipçisi olacağız” dedi.

Esma Gikan’ın eşi Aytekin Gikan, “Buraya, üç evladımı evde bırakarak geldim. Ne bakan var, ne sahip çıkan var. Biz bugün yine devletimizden, adalet bakanımızdan, sayın cumhurbaşkanımızdan adalet istiyoruz. Her duruşmada birer birer salıveriyorlar. Bu 7 insanın hayatı bu kadar ucuz mu? Yeter artık. Biz artık adalet istiyoruz” diye konuştu.

Nisanur Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir, “Dokuz aydır adalet arıyoruz. Her gelişimizde bizim etrafımız sarılıyor. Sanıkların akrabaları etrafımızı sarıyor. Adamlar yine burada. Sürekli tehdit altındayız. Biz kendi evlatlarımızın acısını unutmazken sanıklar tek tek serbest bırakılıyor. Biz adalet istiyoruz. Adalet bekliyoruz. Ben evladım acısıyla yaşıyorum, buraya gidip gelmekte zorluk çekiyorum. Ama bu mücadelenin peşini bırakmayacağız. Hiç kimse bunu aklından çıkarmasın” dedi.

Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan da konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hukuksuzluk ve adaletsizlik sürüyor. Ailelerin, hukukçuların ve demokrasi güçlerinin duruşmanın Gebze Adliyesi’ne alınması yönündeki haklı talebi yargı tarafından görmezden geliniyor. Yalıtılmış duruşma salonu ve ulaşımın zorluğu, yaşamını yitiren işçilerin aileleri için adeta ikinci bir cezaya dönüşüyor. Aileler bu duruma haklı olarak isyan ediyor” diye konuştu.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul cinayetleri aydınlatmaktan söz ettiğini hatırlatan Aslan, “Oysa failleri belli olan Dilovası Katliamı’nda, başta kamu görevlileri olmak üzere gerçek sorumlular hâlâ yargı önüne çıkarılmıyor. Yaşanan hukuksuzluk, geciken adalet ve gerçek sorumluların korunması, yargının bir kez daha sermayeden yana tavır aldığını gösteriyor. Bu hukuksuzluk ve adaletsizlik karşısında susmayacağız, geri adım atmayacağız. Tüm sorumlular yargılanıp hak ettikleri cezayı alana kadar adalet mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

Güncelleme: 21 Temmuz 2026 19:38
BENZER HABERLER
X