Müdahale sadece Halk’a değil halkın haber hakkına
16 Ekim 2026 01:57

İktidar hesap sorulmasını engelliyor Müdahale sadece Halk’a değil halkın haber hakkına

Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri bu sefer Halk TV’ye kayyım atamasını protesto için meydana çıktı. İktidarın halkın hesap sormasını önlemeye çalıştığı, müdahalenin aynı zamanda halkın haber hakkına olduğu belirtildi

Aktan Uslu Tüm haberleri

“Bu müdahale halkın haber alma hakkına, basın özgürlüğüne ve demokratik toplumun dayanaklarına yönelmiş bir saldırıdır.

Eleştirel sesleri susturmaya dönük her girişim, halkın gerçekleri öğrenmesini ve hesap sormasını engelleme çabasıdır.”

Bu sefer Halk TV’ye kayyım atamasını protesto için 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı’na çıkan Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri’nin bileşenlerden Eğitim-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Sinan Kaya tarafından okunan basın açıklamasında iktidarın halkın hesap sormasını önlemeye çalıştığı, müdahalenin aynı zamanda halkın haber hakkına olduğu belirtildi,

Yeni Parti, DEM Parti, Emek Partisi ve SOL Parti Gebze İlçe Örgütleri ile Eğitim-Sen, Makine Mühendisleri Odası, Tüm Emeklilerin Sendikası, Emeklilerle Dayanışma Sendikası, ADD, Gebze Kent Politikaları Derneği’nden başkan, yönetici ve üyelerin katıldığı açıklamada “Özgür basın susturulamaz. Halk TV’ye kayyım kabul edilemez. Özgür basına sahip çıkmak için sen de sesini yükselt” yazılı, “Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri” imzalı dövizin açıldığı, kısmen sağanak yağış altında geçen basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi:   

“AKP iktidarı yıllardır sürdürdüğü baskı, sindirme ve denetim politikalarını yaşamın her alanına yaymaya devam ediyor. Halkın seçme ve seçilme hakkından yerel yönetimlere, sendikal mücadeleden demokratik kitle örgütlerine, dijital mecralardan özgür basına kadar uzanan bu kuşatma, Halk TV’ye yönelik kayyım müdahalesiyle bir kez daha karşımızdadır.

Belediyelere atanan kayyımlar, muhalif gazetecilere yönelik baskılar, haber sitelerine getirilen erişim engelleri, sosyal medya üzerinde sansür uygulamaları ve basın kuruluşlarına yönelik müdahaleler birbirinden bağımsız değildir. Bütün bunlar toplumsal muhalefeti susturmayı, halkın iradesini etkisizleştirmeyi ve iktidarın politikalarını sorgulanamaz hale getirmeyi amaçlayan aynı anlayışın parçalarıdır.

Halk TV’ye yönelik kayyım müdahalesi, yalnızca bir medya kuruluşuna yönelik bir müdahale olarak görülemez. Bu müdahale halkın haber alma hakkına, basın özgürlüğüne ve demokratik toplumun dayanaklarına yönelmiş bir saldırıdır.

Basın özgürlüğünün olmadığı yerlerde halk gerçeklere ulaşamaz; gerçeklerin susturulduğu yerde de hukuksuzluklar, yolsuzluklar ve adaletsizlikler görünmez kılınmak istenir. İktidarın hoşuna gitmeyen haberlerin, eleştirilerin ve itirazların baskıyla karşılanması, demokratik bir toplumun kabul edebileceği bir durum değildir. Özgür basın, iktidarların izin verdiği ölçüde değil halkın haber alma hakkının gereği olarak var olmalıdır.

Ülkemizde emekçiler geçim derdiyle boğuşurken, işsizlik ve yoksulluk derinleşirken, gelir adaletsizliği büyürken ve kamusal kaynakların kullanımı tartışma konusu olmaya devam ederken, halkın bu sorunları özgürle tartışabileceği kanalların baskı altına alınması tesadüf değildir. Eleştirel sesleri susturmaya dönük her girişim, halkın gerçekleri öğrenmesini ve hesap sormasını engelleme çabasının bir parçasıdır.

Yargıyı, kolluk güçlerini, kayyım uygulamalarını ve dijital sansüre birer baskı aracına dönüştürenler bilmelidir ki; demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir. Demokrasi; seçilmişlerin iradesine saygı duyulmasını, bağımsız basını, örgütlenme özgürlüğünü, sendikal hakları ve ifade özgürlüğünü ve halkın yönetenlerden hesap sorabilmesini gerektirir. Bu hakların birinin dahi ortadan kaldırılması, hepimizin özgürlüğüne yönelmiş bir tehdittir.

Ancak tarih göstermiştir ki hiçbir iktidar baskıyla, yasaklarla ve zorbalıkla halkın özgürlük anlayışını sonsuza kadar durduramaz. Dayanışmanın, örgütlü mücadelenin ve ortak direnişin karşısında baskı politikaları kalıcı olamaz. Halkın iradesini yok sayanlar, özgürlük talebini susturmak isteyenler, toplumsal mücadelenin kararlılığı karşısında er ya da geç geri adım atmak zorunda kalacaktır.

Gebze Emek ve Demokrasi güçleri olarak Halk TV emekçileriyle dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyor; basına, demokrasiye ve halkın iradesine yönelik tüm baskılara karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yapıyoruz.

İşçileri, emekçileri, sendikaları, meslek örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini. kadınları, gençleri ve tüm demokrasi güçlerini; özgür basına sahip çıkmaya, halkın haber hakkını almaya savunmaya ve bu hukuksuzluklara karşı ortak mücadeleyi güçlendirmeye çağırıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki baskı ve sansür karşısında sessizlik, bu politikaların daha da yaygınlaşmasına zemin hazırlar. Bugün bir basın kuruluşuna yönelen müdahale, yarın başka bir demokratik kurumu, sendikayı, meslek örgütünü ya da toplumsal muhalefet odağını hedef alabilir. Bu nedenle mücadelemiz, yalnızca Halk TV için değil özgürlük, eşitlik, adalet ve demokrasi için verilen ortak bir mücadeledir.

Bizler Gebze’nin fabrikalarında, atölyelerinde, iş yerlerinde ve yaşamın her alanında emeğiyle var olanların sesi olarak bir kez daha vurguluyoruz: Halkın iradesinin gasp edilmesine, özgür basının susturulmasına, emekçilerin ve toplumun örgütlü gücünün dağılmasına izin vermeyeceğiz.

Kayyım düzenine, sansüre ve baskıya karşı omuz omuza duracağız. Emeğin, barışın, özgürlüğün ve demokrasinin egemen olduğu bir ülkeyi ortak mücadelemizle kuracağız.

Unutulmasın: Dayanışma yaşatır, örgütlü mücadele kazanır.

Kayyımlar gidecek, halkın iradesi kazanacak.

Özgür basın susturulamaz.

Sansüre, baskıya ve hukuksuzluğa geçit yok.

Yaşasın örgütlü mücadelemiz, yaşasın dayanışma.”

 

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 16 Ekim 2026 02:03
BENZER HABERLER
X