Nilüfer Hatun’da ağır iddialar
05 Mayıs 2026 03:40

ÖĞRENCİYLE İDARENİN ARASI BOZULDU Nilüfer Hatun’da ağır iddialar

GTÜ Malzeme Bilimi öğrencisi, bir süre önce kanser teşhisi konan K.A, Nilüfer Hatun öğrenci yurdunda, “Yurt idaresinin yaptığı usulsüzlük ve suçları şikâyet ettiği için” tarafına baskı ve mobbing yapıldığını öne sürerken ağır iddialarına yurt yönetimini tarafından açıklamada bulunuldu

Aktan Uslu Tüm haberleri

Gebze Teknik Üniversitesi’nin Çayırova’daki merkez yerleşkesi içinde yer alan Kredi ve Yurtlar Kurumu bünyesindeki Nilüfer Hatun Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan GTÜ Malzeme Bilimi’nde okuyan K.A adlı öğrenci, “Yurt idaresinin yaptığı usulsüzlük ve suçları şikâyet ettiği için” tarafına baskı ve mobbing yapıldığını iddia edip, halen devam eden disiplin sürecinde aynı tutum ve davranışların sürdüğünü kaydetti. Yurt müdürlüğünce ise tüm iddialara dair açıklamada bulunuldu. Detaylar şöyle;

**

KATILMADIĞIMIZ ETKİNLİKLERE

KATILMIŞ GİBİ GÖSTERİLDİK

2022’de Muallimköy’deki KYK yurdumda kalmaya başladığını, 2024’ün kasım ayında açılan Nilüfer Hatun Yurdu’na geçiş yaptığını kaydeden K.A;

Yurtta, öğrencilerin katılım göstermediği hasbihal, dini ve çeşitli özel etkinliklerde, bulunmamalarına rağmen varmış gibi gösterildiklerini, şahsının ve arkadaşlarının duruma itiraz ederek işlemlerin hukuka aykırı olduğunu defalarca dile getirmesine ve uyarılarına rağmen uygulamaların devam ettiğini, imza ve onaylarının bilgileri dışında kullanılıp yurtta bulunmadıkları zamanlarda dahi etkinliklere katılmış gibi gösterildiklerini belirtti.

Yurt müdürlüğünden bu iddiaya dair yapılan açıklamada,

“Müdürlüğümüzde dönem içerisinde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, mavi kapak toplama adı altında sıfır atık toplama çalışması, Dünya Ruh Sağlığı Günü gibi yapılan genel etkinlikler sonrasında eğitim sistemine öğrenci girişleri yapılmıştır. Fakat eğitim sisteminde isimlerinin geçmesini istemediğini ileten öğrencilerimizin sistemden isimleri silinmiştir” denilip şunlar kaydedildi:

Yurdumuz yeni açıldığından dolayı Müdürlüğümüzde görev yapmakta olan tüm personelin moral ve motivasyonunu artırmak amacıyla öğle tatilinde hasbihal odasında etkinlik yapılırken herhangi bir öğrenci tarafından ders çalışamadıklarına ya da gürültü olduğuna dair herhangi bir şikâyet alınmamasına ve öğrenci iş ve işlemlerini aksatacak herhangi bir durum olmamasına rağmen; K.A tarafından bu etkinlik sonraki günlerde öğrenilmiştir. K.A’nın ‘hem kedimizi öldürdüler hem zil takıp oynadılar, öğrenci iş ve işlemlerini aksattılar, gürültü çıkararak sınavlara hazırlanmamızı engellediler’ iddialarıyla CİMER metni hazırlayarak öğrencilerin kendi oluşturdukları whatsapp grubunda paylaştığı, herkesin kurumu CİMER’e şikayet etmesini istediği, ayaklanarak idareye bunun hesabını sormaları konusunda diğer öğrencileri kışkırtarak yönlendirmeler yaptığı; bu konuda kendisi gibi düşünmeyen başka öğrencilerimiz tarafından tarafımıza bildirilmiştir. Öğrencimiz K.A’nın yaptığı organizasyon neticesinde, sonraki günlerde Bakanlığımıza aynı konuda 30’dan fazla CİMER şikâyeti iletildiği öğrenilmiştir. Bu konu ile ilgili yapılan soruşturmada yapılan etkinliğin personelin moral ve motivasyonu için yapıldığı, etkinlik esnasında hiçbir öğrenciden gürültüden rahatsızlık duyulduğuyla ilgili şikâyet alınmadığı tespit edilmiş olup konuya dair gerekli evraklar Müdürlüğümüzce sunulmuştur” görüşlerine yer verildi.

**

YEMEK SORUNU

K.A’nın, ‘Yemek sorunu’na dair şikâyeti ve idarenin yanıtı ise şöyle:

“Yurtta, ciddi bir yemek sorunu bulunmaktadır. Sorunun çözülmesi amacıyla idare temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdik, ardından da CİMER üzerinden şikâyetlerde bulunduk. Ancak bu haklı taleplerimiz ve başvurularımız, yurt idaresi tarafından “suç” ve “yurt düzenini tehdit” olarak değerlendirilmiştir. Yurtta yapılan bu usulsüzlüklere karşı ses çıkardığımız için susturulmaya çalışıldığımızı düşünmekteyim. Şahsımın yurttan çıkarılması yoluyla diğer öğrencilerin de korkutulmak ve susturulmak istendiği kanaatindeyim.”

Zaman zaman yemekhane ile ilgili öğrenci şikâyetleri alınmakta, idare olarak hızlıca aksiyon alınarak gereken kontroller ve denetimler arttırılmaktadır. Öğrencilerimizin şikâyet ve talepleri her zaman hassaslıkla ve titizlikle değerlendirilerek işletmeyle ilgili görüşmeler bu doğrultuda devam etmektedir.

**

KEDİ CİNAYETİ

Öğrenci K.A;

“6 Aralık 2025 Cumartesi günü, yurtta yaşayan bir kedimiz, bir yurt memurunun yeğeni tarafından vahşice öldürülmüştür.  Daha önce de aynı kişinin hayvanlara şiddet uyguladığına şahit olmuş ve gerekli uyarılarda bulunmuştuk. Olay sonrası yurt idaresi ile görüştüğümüzde, başlangıçta durum inkâr edilmiş, kamera kayıtlarının ortaya çıkmasının ardından ise “kedi zaten hastaydı” şeklinde savunmalar yapılmıştır. Bu süreçte tarafıma karşı sert ve aşağılayıcı bir tutum sergilenmiştir.

Biz öğrenciler olarak bu olayla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Yaklaşık bir ay sonra, aynı memurun yurtta bir kına gecesi düzenlediğini öğrendik ve bunu da şikâyet ettik. Bu olayların ardından üzerimdeki baskı ve mobbing açık bir şekilde artmaya başlamıştır” iddiasında bulundu.

Yurt idaresi tarafından yapılan açıklamada,

“Yurtta görev yapan ilgili memurun nöbetinde yeğeninin kediye zarar verdiğine dair bilgilendirme amacıyla farklı bir öğrencimiz Yurt Müdürüne ulaşmış, sorunu anlatmıştır. Kedinin ölmesinden ve öğrencilerin konuya olan hassasiyetlerinden dolayı Yurt Müdürü 07 Aralık 2025 Pazar günü yurda gelerek öğrencilerle görüşmüş, dilekçe alarak kamera kayıtlarını izlemiş, resmi olarak gerekli iş ve işlemleri yürütmüştür. Öğrenciler savcılığa suç duyurusunda bulunmuş kamera görüntüleri ile ifadeler karakola teslim edilmiştir. Yurt idaresi konuyu hassasiyetle ve şeffaflıkla yürüttüğü halde aynı öğrenci tarafından konunun örtbas edildiği iddia edilmiş, memurumuz kediye kendisi zarar vermediği halde öğrenciler arasında kedi katili olarak ilan edilmiş, memurun yurda gelmemesi talep edilmiştir. Bu süreçte K.A hem idareye gelerek hem öğrenci gruplarından sürekli yönlendirmelerde bulunarak memurumuzun ‘kedi katili’ olduğuyla ilgili memuru ve idareyi karalayıcı ve suçlayıcı sözler sarf etmiştir” denildi

**

YASAKLI MADDE VE “HIRSIZLIK” İDDİASI

31 Mart 2026 tarihinde sınavları için yurda döndüğünü belirten K.A, “Ertesi gün yurt idaresi tarafından aranarak odamda yasaklı madde bulunduğu iddia edildi. Aynı gün hastaneden gelmiş ve meme kanseri şüphesiyle sevk almıştım. İdareye gittiğimde söz konusu “yasaklı maddenin” bir ısıtıcı olduğu söylendi. Odamda ne bana ne de oda arkadaşlarıma ait bir ısıtıcı bulunmadığını belirterek, iddia edilen eşyanın gösterilmesini talep ettim. Uzun bir bekleyişin ardından bunun bir “yanlışlık” olduğu ifade edildi. Ertesi gün tekrar idareye çağrıldım ve bu kez odamızdaki buzdolabının yerini değiştirdiğim iddia edildi. Bu iddiayı da reddettim.

Ancak görevli memur kendi gözleriyle gördüğünü ifade edince, yaşadığım sağlık sorunlarının ve maruz kaldığım baskının etkisiyle tepki gösterdim. Bu sözlerim “hakaret” olarak değerlendirilmiş ve hakkımda tutanak tutulmuştur. Hakkımda yurttan çıkarılmam yönünde çeşitli iddialar ortaya atılmış; öğrencileri örgütlediğim ve sürekli şikâyetlerde bulunduğum gibi gerçek dışı suçlamalar yöneltilmiştir. Ayrıca bu süreçte Kürt (alt) kimliğim üzerinden değerlendirmeler yapıldığını bilmekteyim. Hukuki haklarımı aradığım için, tarafıma “devlete başkaldırmak” ve “örgüt kurmak” gibi ağır ve mesnetsiz suçlamalar yöneltilmiştir.

Benden yurt personelinden özür dilemem istenmiş, ardından okulumuz genel sekreteri ile yapılan görüşmede savunmaları imzalamam gerektiği tarafıma iletilmiştir. Ancak yapılan haksızlıkları ve iftiraları kabul etmediğim için bu belgeleri imzalamayı reddettim. Avukatım ile birlikte hakkımda yöneltilen asılsız suçlamaları reddederek savunmamızı yurt idaresine resmi olarak teslim ettik. Savunmamızda, şahsıma yöneltilen iddiaların gerçek dışı olduğunu, sağlık sürecim ve yurtta yaşanan önceki olaylar dikkate alınmadan hakkımda haksız bir işlem yürütüldüğünü açıkça belirttik” dedi.  

Yurt idaresinin bu iddiaya ilişkin yanıtı;

“Öğrencinin izinli olduğu dönemde bloklarda öğrenci odalarına yapılan genel denetleme esnasında elektrikli alet bulunan ya da demirbaş yeri değişimi yapılmış olan odalara tutanaklar tutulmuştur. Öğrencinin barındığı odaya da elektrikli alet bulunduğuna dair tutanak tutulmuş sonrasında farklı odayla karıştırılarak sehven tutulan tutanak, yapılan disiplin aykırılığının odadaki buzdolabının yerinin değiştirilmesi olduğu anlaşılarak revize edilmiştir. Öğrencimiz 01 Nisan 2026 günü Yurt Müdürünün yanına gelerek odaya tutanak tutulduğundan, kendisinin yurtta olmadığından ve sağlık durumundan bahsetmiştir. Yurt Müdürü kendisine tüm idari personelin sağlık durumunu bildiğini, o dönemde yurtta olmadığı için sorumlu tutulmadığını, isterse odada barındığı için yurtta olmadığını beyan edecek şekilde ifade formunu doldurabileceğini, ifade formunu doldurmak istemezse bile bu durumda sıkıntı yaşamayacağını belirtmiş, sonrasında sağlık durumu hakkında konuşulmuş, bu süreçte stresten uzak kalarak sağlığına dikkat etmesi gerektiği öğrenciye anlatılmıştır.

Aynı akşam konferans salonunda yapılacak stand-up gösterisi için Yurt Müdürü öğrenciyi programa davet etmiş, ‘Birlikte izleyelim, sana da iyi gelir’ demiştir. Program esnasında Yurt Müdürü öğrenciyi salonda göremeyince mesaj atarak tekrar programa çağırmış, öğrenci programa katılamayacağını söylemiştir. Bu sırada öğrenci idareye gelerek memurların odaları gezdikleri için stanley termosunun kaybolduğunu öne sürmüş, memurlar tarafından çalınmış olma ihtimalinden bahsetmiştir. Nöbetçi memur bir saatten fazla sürede öğrenci ile görüşmüştür. Görüşme sonunda öğrenci, ‘Başımın gözümün sadakası olsun’ diyerek idareden ayrılmıştır” şeklinde oldu.

**

Tedavisi ağır bir sağlık problemi yaşayan K.A;

“Bu süreçte bana tiroit kanseri teşhisi konulmuş ve tedavi sürecine başlanmıştır. 26 Şubat tarihinde hastanedeyken yurt tarafından aranarak izin hakkımın dolduğu ve idareye gelmem gerektiği tarafıma bildirilmiştir. Hastaneden ayrılarak yurda geldiğimde sistemde izin hakkımın devam ettiğini gördüm ve bunu bildirdim. Daha sonra bunun bir hata olduğu ifade edilmiştir.

Tedavi sürecim için Diyarbakır’da ailemin yanına gitmek zorunda kaldım. Ameliyat öncesinde yurttan izin talebinde bulunarak patoloji sonuçlarımı ilettim. İstenen belgeleri hazırlamak için yoğun çaba sarf ettim; ancak sağlık durumum oldukça kritikti. Sorunun çözülmemesi üzerine Gençlik ve Spor Bakanlığı yetkilisi ile iletişime geçtim ve sonrasında izin işlemlerim tamamlandı.

Savunmamızı teslim etmemizin ardından gelen yeni patoloji raporun doğrultusunda tedavi sürecimden ötürü Diyarbakır’a ailemin yanına gelmek zorunda kaldım. Yurt idaresi, patoloji sonuçlarını yeterli kabul etmeyerek benden tekrar hastanede yatış raporu ve ameliyat belgesi talep etmiştir… Bu aşamada sunabilmem fiilen mümkün değildir. Sağlık durumumun ciddiyetine ve sunduğum tıbbi belgelere rağmen yurt idaresinin ısrarla yerine getirilmesi mümkün olmayan belgeler talep etmesi, tarafıma yönelik baskı ve yıldırma sürecinin devam ettiğini göstermektedir. Bu tutumun, ilk yurda yerleştiğim günden bu yana maruz kaldığım keyfi uygulamaların ve görev yetkisinin kötüye kullanılmasının devamı niteliğinde olduğunu düşünmekteyim” derken

Yine idare tarafından bu sürece dair yapılan değerlendirmede ise şunlar kaydedildi:

“Öğrencimizin izinli olduğu dönemde; sistemde izin hakkının bittiğiyle ilgili uyarı mesajı gelmesi üzerine öğrenci işleri tarafından öğrenciye ulaşılmıştır. Öğrenci yurda gelip konu görüşüldüğünde, sistemden kalan izinleri kontrol edildiğinde izin hakkının dolmadığı anlaşılmıştır. Fakat öğrencimizin iddia ettiği gibi kendisini uğraştırmak, üstüne gitmek için yapılmış olan bir durum olmadığı elimizde bulunan sistem mesajından anlaşılmaktadır. Sonrasında öğrenci Mart ayında özel izinli sayılmak için patoloji raporunu mesaj ve mail yoluyla müdürlüğümüze ulaştırmıştır.

Fakat sağlık sebebiyle özel izinli sayılabilmesi için; Yurt Hizmetleri Yönetmeliği 18. Maddesinde geçen;

’Hastalık ve diğer sebeplerle yurttan geçici olarak ayrılmak isteyen öğrencilerin barınma hakkı ücretlerini zamanında ödemek ve yurt idaresine bilgi vererek durumlarını belgelendirme koşuluyla hastalık durumunda rapor süresince; diğer sebeplerle ayrılmalarda ise bir ay süre saklı tutulur. Bu süre sonunda yurda dönmeyen öğrencilerin yurtta ilişikleri kesilir’’ ibaresine istinaden;

hastanede ise yatış belgesi, değilse doktoruna yazdırabileceği istirahat raporunu müdürlüğümüze ulaştırması gerektiği kendisine bildirilmiş, Öğrenci Gebze Teknik Üniversitesinin patoloji raporuyla kendisine izin verdiğini, yurdun öğrenciye sorun çıkardığını düşünerek Yurt Müdürüne ve İlçe Müdürüne patoloji raporunu mesaj yoluyla ilettikten sonra kendisine talimatlar tekrar anlatılınca doktorundan istirahat raporu alarak Müdürlüğümüze ulaştırmıştır. Öğrenci kendisine verilen bilgileri hiçe sayarak ‘’İlçe Müdürüne ulaşınca patoloji raporumu kabul ettiler’’ düşüncesine vardığını ifade etmektedir. Nisan ayında öğrenci tekrar patoloji raporunu göndererek Mayıs ayı sonuna kadar özel izinli sayılmayı talep etmiş, kendisine tekrardan istirahat raporu göndermesi gerektiği bildirilmiştir. İdari personel öğrencilerimizden yönetmelikte bulunan maddeler dışında herhangi bir talepte bulunmamakta, keyfi kurallar uygulamamaktadır. Her zaman öğrencilerimize karşı şeffaf olmakla birlikte talep edilen belgelerin dayanağı olan yönetmelik maddeleri her zaman kendileriyle paylaşılmaktadır. Öğrencimiz kendisinden talep edilen belgeleri bu zorlu sürecinde tarafına yönelik baskı ve yıldırma süreci olduğu kanaatine varmış olsa da bu iddiasını doğrulayacak herhangi bir uygulamamız bulunmamaktadır.

Öğrencimiz K.A’nın kendisiyle ilgisi olmadığı halde birçok konunun içinde yer aldığı, kendisinin şahit olmadığı ve bilgisi bulunmadığı, doğruluğunu sorgulamadığı tüm konularda farklı öğrencilerin şikâyetlerini kullanarak ve diğer öğrencileri örgütleyerek, saygı sınırlarını aşarak, idarenin iş ve işlemlerini zorlaştırmaya, suçlamaya yönelik eylemlerde bulunduğu öğrenci whatsapp gruplarında yapmış olduğu sohbetlerle tespit edilmiştir.”

 

 

Güncelleme: 05 Mayıs 2026 08:41
BENZER HABERLER
X