GAZETECİ MUMCU “GAZETECİSİZ” ANILDI Öldürüldüler çünkü antiemperyalist antifaşisttiler
Gazeteci Yazar Uğur Mumcu katledilişinin 33’ncü yılında neredeyse gazeteci ilgisinin çok zayıf olduğu, ortak etkinlikte anıldı. Ahmet Kavas; 1990-2002 arası biri katliam 10 saldırıyı anımsatıp, “Öldürüldüler çünkü antiemperyalisttiler” dedi
Gazeteci Uğur Mumcu katledilişinin 33’ncü yılında Atatürkçü Düşünce Derneği – ADD’nin ilimizdeki şubeleri ile Kocaeli Barosu, Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti, Eğitim-İş, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, ve Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği – KYÖD ortaklığında düzenlenen anma etkinliğinde anıldı.
İzmit’te, Uğur Mumcu Anıtı önünde düzenlenen anma programında ortak basın açıklaması ADD İzmit Şube Başkanı Ahmet Kavas tarafından okundu. Söze, “Cumhuriyetin genç subayı Mustafa Fehmi Kubilay’dan gazeteci Uğur Mumcu’ya, bilim insanlarından yazarlara, sanatçılardan kamu görevlilerine kadar suikastlar, faili meçhuller ve kitlesel katliamlarla aramızdan koparılan tüm aydınlanma şehitlerimizi özlemle, saygıyla ve minnetle anıyoruz” diyerek giren Kavas, 1990-2002 yılları arasındaki cinayetleri ve Sivas Katliamı’nı hatırlattı.
Katledilen aydınların ortak paydasının antiemperyalist, antifasist bir duruşa sahip olmaları, Atatürk ilke ve devrimlerini savunmaları ve laik, ulus-devlet temelinde şekillenen Cumhuriyet değerlerine bağlılık olduğunu söyleyen Kavas, “Hedef haline getirilmeleri, bu duruşun toplum üzerindeki dönüştürücü etkisinden duyulan rahatsızlıkla doğrudan ilişkilidir.
Emperyalizm, yalnızca ülkelerin ekonomik kaynaklarını hedef almaz; aynı zamanda toplumların düşünsel üretimini, eleştirel aklını ve bağımsızlık bilincini zayıflatmayı amaçlar. Bu nedenle aydınlara yönelik saldırılar, kişisel trajediler olmanın ötesinde, toplumun geleceğine yönelmiş siyasal müdahaleler olarak ele alınmalıdır. Kalemler ve fikirler, baskıcı ve bağımlı düzenler için her zaman en büyük tehdit olmuştur” dedi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan program Kavas’ın konuşmasının ardından Uğur Mumcu’nun büstüne karanfil bırakılması ile sona erdi.
Bu esnada iş insanı Keramettin Gençtürk, Uğur Mumcu Anıtı’nın bulunduğu yere üst geçit kurulmasının ardından üstelik arka tarafındaki görüntünün çok kötü hale geldiğini kaydetti. Kocaeli Büyükşehir ve İzmit Belediyeleri’nden ricada bulunup KYÖD Başkanı Uğur Saral’ı konuyu takibe davet eden Gençtürk büstün yeniden düzenlenebileceğini söyledi. Gençtürk, büstün yenilenerek daha saygın bir yere taşınması için gereken ekonomik desteği de sağlayacağını taahhüt etti.
İzmit’teki anma programına CHP Kocaeli Milletvekili Prof.Dr.Mühip Kanko, Kocaeli Barosu Başkanı Caner Karakadılar, CHP İzmit İlçe Başkanı Gökhan Ercan ve Kadın Kolları Başkanı Mediha Satıcı, KYÖD Başkanı Uğur Saral, 29 Ekim Cumhuriyet Kadınları Derneği Başkanı Gülşen Müstecaplıoğlu, KBB Meclisi CHP Üyesi Nazım Gençtürk, CHP Kocaeli eski Milletvekili Bekir Yurdagül de katıldı.
ADD’nin İzmit, Gebze, Yahya Kaptan, Derince, Gölcük, Körfez, Kandıra ve Karamürsel Şubeleri ile temsil edildiği anmaya ADD Gebze Şube Başkanı Nilgün Aydın, yönetim kurulu üyeleri Esra Alp ve Bülent Dinçman ile üye Erdinç Öztürk de katıldı.
Gazeteci Uğur Mumcu’nun anma törenine il geneli gazeteci katılımı ise zayıf oldu. Anmanın paydaşlarından KOGACE, denetleme kurulu üyeleri Arzu Çabuk Yazıcı ve Eyüp Gencer ile temsil edildi. TGS Kocaeli Temsilcisi Süriye Çatak, KOGACE eski başkanları Metin Karan ve Mesut Çatak; 19 Şubat 2022’de uğradığı silahlı saldırıda öldürülen Gazeteci Güngör Arslan’ın gazeteci eşi ve kızı Suna Arslan ve Avukat Nazlıcan Arslan, oğlu Özgün Arslan ile az sayıda gazeteci anmada yer aldı.
ADD İzmit Şube Başkanı Ahmet Kavas, “Karanlığa karşı aydınlığı, suskunluğa karşı hakikati savunuyoruz” başlıklı açıklamasında ayrıca şu görüşlere yer verdi:
“Türkiye Cumhuriyeti tarihi yalnızca kurtuluş ve kazanımların değil laikliğe, bağımsızlığa, bilimsel düşünceye ve halk egemenliğine yönelmiş sistematik saldırıların da tarihidir. Bu saldırılar münferit olaylar olarak değil farklı dönemlerde, farklı amaçlarla ama benzer hedeflerle sürdürülen yapısal bir karşıtlık çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Cumhuriyet tarihimizin en karanlık dönemlerinden biri olan 1990’lı yıllar özellikle aydınlara, gazetecilere, bilim insanlarına ve sanatçılara yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir süreç olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Bu dönemde işlenen cinayetler yalnızca bireyleri değil demokratik, laik ve hukuk devleti ilkesini hedef almıştır.
Türkiye’de 1990’lı yılların ülkenin en karanlık yılları olduğunu söyleyen Kavas, 9 faili meçhul cinayet ve Sivas Katliamı'nın bu dönemin en karanlık süreçleri olduğunu kaydetti.
31 Ocak 1990’da Prof.Dr.Muammer Aksoy
07 Mart 1990’da Çetin Emeç,
04 Eylül 1990’da Turan Dursun,
06 Ekim 1990’da Prof.Dr.Bahriye Üçok,
24 Ocak 1993’te Uğur Mumcu,
17 Şubat 1993’te Orgeneral Eşref Bitlis.
02 Temmuz 1993’te 37 canımızın yakılarak katledildiği Sivas Katliamı,
21 Ekim 1999’da Ahmet Taner Kışlalı,
24 Ocak 2001’de Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan,
18 Aralık 2002’de Necip Hablemitoğlu
Uğur Mumcu bu sürecin en çarpıcı simgelerinden biridir. O gazeteciliği yalnızca haber aktarma faaliyeti olarak değil kamusal sorumluluk, sorgulama ve hesap sorma görevi olarak tanımlamıştır. Devlet, siyaset, tarikatlar, cemaatler ve uluslararası ilişkiler arasındaki karmaşık ve çoğu zaman karanlık bağlantılara dikkat çekmiş; bu nedenle susturulmak istenmiştir. Bugün hala yanıtlanamamış pek çok sorunun, yıllar önce onun kaleminde yer almış olması tesadüf değildir.
Bu anlayışla gazeteciliği korkusuzluk ve dürüstlükle yeniden tanımlayan ve 24 Ocak 1993’te katledilen Uğur Mumcu’yu, 24 Ocak 2001’de görevine giderken pusuya düşürülerek katledilen Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan’ı ve onunla birlikte yaşamını yitiren polis memurlarını, Cumhuriyet’in laik, demokratik ve kamucu niteliğini savunurken hayatını kaybeden tüm şehitlerimizi bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz.
Bugün yaşadığımız siyasal ve toplumsal sorunlar, geçmişte yapılan uyarıların ve görmezden gelinen tehditlerin bir sonucu olarak karşımızda durmaktadır. Bu nedenle geçmişi anmak yalnızca bir hatırlama eylemi değil aynı zamanda bugünü anlama ve geleceği savunma sorumluluğudur.
Karanlığa karşı aydınlığı, gericiliğe karşı Cumhuriyet’i, suskunluğa karşı hakikati savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki korkak bin kez, cesur bir kez ölür.”