7 ölümlü toplu iş cinayetinde Ölen sanık hariç tüm sanıklar masum
Kamudan sadece Dilovası Belediyesi’nin orta düzey yöneticilerle zanlı olduğu Ravive Kozmetik faciasının dördüncü celsesinin ilk gününde, belediyenin beş tutuklu sanığı dinlendi. Facianın ölen zanlısı Kurtuluş Oransal hariç tüm zanlıların tahliye talebine tepki gösterildi
Haber Analiz Yorum
08 Kasım 2025 günü meydana gelen…
Gebze Bölgesinde bugüne kadar en fazla ölümün yaşandığı, kitlesel iş cinayetinde dördüncü celsenin ilk gününde Dilovası Belediyesi’nin tutuklu sanıkları dinlendi. Öğlene doğru 11.30 sularında başlayan celsede ilk oturum dün akşam 21.30 sularında tamamlandı. Celseye bugün (09 Eylül Perşembe) 10.00 – 10.30 sularından itibaren devam edilecek. Dördüncü celsenin, bugün gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürse dahi sonuçlanıp kararların açıklanması bekleniyor.
Dünkü görüşmelerin öne çıkan detayları; tutuklu beş sanığın da savunmalarında söze 1960’lar sonrası sanayileşme ve beraberinde konutlaşmanın arttığı, köyden beldeye, belden ilçeye dönüşen Dilovası’nın yakın tarihi; Kaymakam Bey’in lojmanı dahil tüm kamu kurumlarının, ilçenin yüzde 95-98’inin orman ve Hazine arazileri üzerindeki kaçak yapılaşmadan ibaret olduğunu anlatması oldu.
Davanın daha önceki celselerinin tutuklu sanıkları ile müdafi avukatları faciayı tetikleyen patlama ve yangından sorumlu olmadıklarını belirtip suçun cezaevinde tutuklu yargılanırken kalp krizinden ölen şirket sahibi Kurtuluş Oransal ile yangın yerinden sağ çıktıktan sonra hastanedeki tedavi sürecinde ölen işçi, vardiya amiri Tuncay Yıldız da olduğunu öne sürmüştü.
Kamunun ilgili tüm kurumları ile ihmalinin aleni olmasına karşın kamusal tek sanığının Dilovası Belediyesi olduğu davanın dünkü görüşmelerinde, belediyenin tutuklu yargılananları da dinlendi. Beşi de kusurlarının olmadığını söyleyip tahliyelerini istedi.
Kandıra Askeri Cezaevi’nde görülen davanın bugüne kadar ki celselerinde Dilovası İşçi Katliamı Aileleri ile destekçileri ekseri davanın başında ve sonunda, davanın ilk ve son günü basın açıklaması yapardı. Dünkü vaziyet sonrası, sabahki açıklamanın ardından bir açıklamada daha bulunuldu. Facianın ölen zanlısı işveren Kurtuluş Oransal ile ölen mağduru işçi Tuncay Yıldız’a tüm suçun yüklenmek istenmesine tepki gösterildi. Bugün sona ereceği öngörülen dördüncü celse sonrası yeni tahliye kararlarının çıkma olasılığına dair endişeler ifade edildi.
Dava, Gebze Adliyesinde veya Gebze’de herhangi bir salonda görülmesi gerekirken Kandıra’da görülmeye devam etti. Askeri cezaevi kampüsü içindeki dava esnasında, askeri kurallar gözlendi. Nizamiyeden mahkeme salonuna gideceklerin gruplar halinde gitmesi, çıkışta salondan nizamiyeye yürürken hangi kaldırımı kullanmaları gerektiğine dair uyarılar, celse esnasında mahkeme salonundan en temel ihtiyaçlar için çıkıldığında dahi; mahkeme düzenini bozuyor diye bir süreliğine de olsa mahkeme başkanınca getirilen salona dönüş kısıtlaması, salona yine girerken yenilenen üst aramaları, zaman zaman herkesi baydırdı.
Dava; davayı Dilovası’ndan ve Gebze’den gelip izlemek isteyenler için yaklaşık 100 kilometrelik mesafeden ötürü çile. Basın içinse ayrı cile. Davanın ilk celsesinde gazeteciler cep telefonu ve fotoğraf makinesi dahil, bilgisayar hariç tüm ekipmanlarını nizamiyede bırakmak zorunda kalmış, bilgisayarlar da mahkeme salonunun girişinde basına ayrılan odaya bıraktırılmıştı. İkinci celsede bu engel biraz aşıldı. Fotoğraf makineleri ve cep telefonları da basın odasına kadar getirilebiliyor.
Davada mahkeme salonuna girişte basın için sadece not alabilmeleri için kâğıt kalem serbest. Dün basının eziyeti daha da arttı. Dilovası Belediyesi’nin adeta seferberlik ilan edip “tatil” yaptığı, tutuklu sanıkların her düzeyden mesai arkadaşlarının olağanüstü ilgisiyle tüm koltukların dolduğu celsede basın için gerek basın odası, gerekse mahkeme salonundaki basın bölümünde koltuk tahsisinde bulunulmadı. Gebze’de güvenlik önleminin de alınamayacağı ve yeterli salon olmadığı gerekçesiyle Kandıra’da görülen davanın dünkü celsesinin ilk bir saatinde birçok gazeteci, oturacak yer bulamadı. Ayakta çalıştı.
Bir gazeteci, Dilovası İşçi Katliamı Ailesi müdafilerinden Avukat Mürsel Ünder’e, “Ben Kartalkaya davasını da yerinde takip ettim. O davada mahkeme salonuna bilgisayarla, cep telefonu ile girebiliyorduk. Bu davada giremiyoruz” diyerek yakındı. Ünder ise gerek İstanbul gerekse Kocaeli Barosu avukatlarının basının sıkıntıları ve engellemeyi mahkeme başkanına aktardıklarını ancak çözümde zorlandıklarını söyledi.
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri, Kandıra’daki davada ilk celse öncesi her Pazar toplam altı adalet nöbeti eylemi yapmış; bunların beşi Gebze’de 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı, biri Dilovası Belediyesi ile AKP Dilovası İlçe Teşkilatı ve Dilovası Belediyesi Zabıta Müdürlüğünün binalarına cepheli, bir ara alanda gerçekleşti.
Dilovası Belediyesi, Gebze’deki beş nöbete tamamen kayıtsız kaldı. Dilovası’ndaki eylemi ise üçüncü ek işi “gazetecilik” olan; “gazeteci” olduğunu iddia eden Dilovalı “gazeteciler” arasında yer alan, İz Kocaeli adlı bir “haber” sitesinin de sahibi, aynı zamanda Uzakdoğu sporları hocası ve gelin arabası süslemecisi belediye çalışanı Gökmen Öztürk ile takip etmişti. Dilovası Belediyesi tutuklu sanıklarının hâkim karşısına çıktığı dünkü celsede ise belediyenin neredeyse tüm başkan yardımcıları, daire müdür ve müdür vekilleri, bir hayli sayıda çalışanı ile bazı meclis üyeleri, tutuklu yargılanan mesai arkadaşlarına destek için mahkeme salonundaydı. Dilovası Belediyesi dün adeta “tatil”de idi. “Tatilciler” sahil köyleri ve plajları ile de meşhur Kandıra’da, Karadeniz kıyı boylarını değil, askeri cezaevindeki mahkeme salonunu “tercih etmiş” oldu.
Dünkü celsede tutuklu sanıklar;
Dönem itibariyle Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı ve Dilovası Belediyesi AKP Meclis Üyesi Necati Temiz;
Dönem itibariyle eski Yapı Kontrol Müdürü, günümüz görevden açığa alınan Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Öztürk;
Eski Yapı Kontrol Müdürleri Cihan Sorgucu ve Selim Tan ile dönemin aynı görevdeki bürokratı Muammer Telli dinlendi.
Bugün sürecek celsede tutuklu sanıkların genişletilmiş halde savunmaları alınacak.
Ayrıca tutuklandıktan bir süre sonra serbest bırakılan, denetim için gittikleri Ravive Kozmetik’te rüşvet mahiyetli olacak şekilde koli koli parfüm ve kolonya ile ayrıldıkları aleni ve adı sanı belli kişilerce iddia edilen, Dilovası Belediyesi yönetimince de suskun kalınarak rüşvet aldıkları adeta onanan tutuksuz sanıklar;
Dilovası Belediyesi Zabıta Müdürlüğünden Nizamettin Balcı ve Cengiz Taşdemir’in savunmaları alınacak. Her iki tutuksuz sanığa çapraz sorguda, rüşvet alıp almadıklarının da sorulacağına kesin olasılık veriliyor. Kısa süreli tutuklulukları sonrası tahliyelerinin ardından ilçede zafer konvoyu düzenledikleri de iddia edilen Balcı ve Taşdemir’in konuşmaları halinde AKP Dilovası İlçe Başkanı İlhan Yıldırım’ı çok kişiyi yakacakları tehdidinden ötürü tutukluluk hallerinin kalktığı iddia edilmiş, Yıldırım ise Gebze Emek’e yaptığı açıklamada iddiayı ret etmişti. Öte yandan her iki sanığın bileklerindeki kelepçe ile, ev hapsinde olduğu öne sürüldü.
Öte yandan Dilovası İşçi Ailesi Katliamı Ailelerinin, DGD-SEN öncülüğünde İstanbul ve Kocaeli Baroları, Gebze Sendikalar Birliği bileşenleri ile sendikalar, sosyalist sol ve merkez sol çizgide çok sayıda parti ve sivil toplum örgütü destekli adalet arayışlarında gidişat istedikleri gibi olmasa da her bir celse, rejimi teşhir etmeyi sürdürüyor.
Dünkü görüşmelerde düzensiz cümlelerinden ötürü ne söylediği anlaşılmakta hayli zorlanılan tutuklu sanık ve belediyenin kurulduğu 1987’den bu yana belediye çalışanı Selim Tan’ın bir süreliğine Yapı Kontrol Denetim Müdürlüğü görevinin yanı sıra Beyaz Masa, Veteriner İşleri müdürlüklerinde de asaleten veya vekaleten görev üstlendiği, Yapı Denetim ile birlikte Sıfır Atık Müdürlüklerinde eş zamanlı, ikisi bir arada müdür vekilliği yaptığı anlaşıldı. Öte yandan Selim Tan’ın aktif görev üstlendiği birimlerin Yapı Denetim dahil aslında hiçbirinde görevinin ehli olmadığı, çapraz sorgulamada açığa çıktı. Selim Tan, ailelerin avukatlarının birçok sorusuna, “Yazılı yanıtlayacağım”, İmar Kanunu’nun müdürlük yaptığı makamla direk ilişkili çok kritik maddelerine, “Bilmiyorum” yanıtı verdiği görüldü.
Devamı bugüne sarkan celsenin dün 21.30 sularında sona eren görüşmeleri sonrası belediyenin ismi bizde saklı bir üst düzey bir bürokratı Gebze Emek’in “Selim Tan, Dilovası Belediyesinin joker çalışanı mı?” şeklindeki kinayeli sorusunu, “Belediyede oluyor öyle görevlendirmeler” diye yanıtladı.
Dünkü görüşmelerde rejimin bir diğer teşhiri, tutuklu sanık Cihan Sorgucu’dan geldi.
Cihan Sorgucu; 1987’de kurulan Dilovası Belediyesi’nin yapı kontroldeki ilk müdürü olarak biliniyor. Yine bilindiği kadarıyla 15 yıl boyunca Dilovası Belediyesinde çeşitli birimlerde görev aldı. Dünkü savunması esnasında söylediğine göre iki defa soruşturma geçirdi ancak aklanarak üstelik mahkeme kararıyla göreve iadesine rağmen engellemeler yaşadı. 2024 yerel seçiminin ardından, yılın sonlarına doğru Tuzla Belediyesi’ne (CHP’den belediye başkanı seçilen günümüz itibariyle AKP’li Belediye Başkanı Avukat Eren Ali Bingöl’ün CHP’de devam ettiği süreçte) geçti.
Cihan Sorgucu dün; belediyede görev yaptığı Hamza Şayir başkanlığındaki geçen dönem ‘mobing’ diye de tanımlanabilecek ağır baskılara maruz kaldığını, yasalar gereği kaçak yapı tutanağı tutması gereken binalarda engellemeler ile karşılaştığını ama direndiğini, Demirciler’de Caner Erdoğan isimli yurttaşa ait kaçağa tutanak için giderken Hamza Şayir tarafından bizzat arandığını ve Şayir’in kendisine tutanağın tutulmamasına dair talimat verdiğini, Şayir’e yanıtının, “Ben görevimi yaparım. Encümene sunarım. Ret ederseniz orada ederseniz” şeklinde yanıt verdikten 15 dakika sonra görevden alındığını söyledi..
Selim Tan ve Cihan Sorgucu’nun dünkü celsede ve savunmalarında bu hal ve beyanları; AKP’li Dilovası Belediyesinde kadro yapılanmasının niteliğe, liyakata ve göreve bağlılığa değil biata dayandığının, Dilovalı’nın Dilovası’nda bu yönetim biçimine rağmen ve tesadüfen yaşadığının net bir teşhiri ve göstergesi olarak öne çıkan diğer detaydı.
“Devlette devamlılık esastır” ilkelerinin de yerle yeksan edildiği, Yapı Kontrol Müdürlüğü biriminde çok kısa süre içinde görev değişiklikleri; o birimde birbirinin peşi sıra görev yapan tutuklu sanıklar,
“Müdürlüğün görev yapması için yeterli bütçesi ve ekipmanı olmadı… Müdürlüğe ayrılan bütçe, sadece maaşlar için yeterliydi. Benim dönemimde (Muammer Telli) bütçe yüzde 2300 artışla 2025’te 83.5 milyon, 2026’da 110 milyon TL’ye çıktı. 24 Nisan 2025’te 350 milyon TL tutarlı, yıkım ihalesine çıktım ama ihaleye katılan olmayınca iptal edildi…
-Özetle- Müdürlüğümüz kaçak yapıyı tespit edip belgelemek, ilgili birimlere bildirmekten sorumlu. Yıkım sorumluluğu Fen İşleri Müdürlüğündedir. O birim de ekipman yetersizliğinden Kocaeli Büyükşehir Belediyesine bildirdi ama KBB yıkım tarihi vermesine rağmen yıkıma gelmedi…
Yanan fabrika Mimar Sinan Mahallesi, Mimar Sinan Caddesinde, yıkılacaklar listesinde 124’ncü sırada idi. O caddede 790 binanın tamamı kaçak…
Dilovası’nda kaçak yapılaşma, imar barışını andıran bazı yasa maddeleri ile de meşrulaştırıldı. Ravive’nin binası da yangından bir sene kadar önce çıkartılan bir yasanın koruma alanına girdi…”
Ve benzeri nitelikli savunmalar yaptı.
Dün akşamki görüşmeler sonrası yapılan basın açıklamasında ilk sözü DGD-SEN Genel Örgütlenme Sekreteri Kemal Yılmaz aldı. Yılmaz özetle şunları kaydetti:
Bugün duruşma başlarken, avukatlarımız daha savunmaya başladığı anda karşı taraf tarafından müdahale edilmeye çalışıldı ve hâkim de karşı tarafın tepkisi üzerine avukatlarımıza müdahale etmeye çalıştı.
Bugün dinlediğimiz beş sanık da suçsuz olduğunu söylüyor. İklim Değiştirme ve Sıfır Atık Başkan Vekili suçsuz, Yapı Denetim Müdürü suçsuz, SGK suçsuz, kamu görevlilerinin hepsi suçsuz. Önceki duruşmalarda Ali Osman Akat suçsuz, Altay Ali Oransal suçsuz, İsmail Oransal suçsuz, Güven Demirbaş suçsuz... Herkes suçsuz olduğunu söylüyor ama ortada bir cinayet var. Üçü çocuk yaştaki altısı kadın yedi kişi göz göre göre katledildi.
Beş tutuklu söylediği şey aynı: ‘Dilovası'nın yüzde 90'ı kaçak. Emniyet Müdürlüğü binası, valilik kaçak, belediye binası kaçak. Biz ne yapabiliriz?’ diyorlar.
Öyle bir kadro kurmuşlar ki, öyle bir rant dönüyor ki buralarda, ne yapacaklarını duruşma salonundaki insanlara soruyorlar, ‘Biz ne yapalım?’ diye duruşma salonuna soruyorlar.
Öyle bir tiyatro izliyoruz ki, sanki yedi kişiyi kaybetmemişiz de yedi tane hayvan, yedi tane bit kenara atılmış gibi konuşuluyor. Herkes çok rahat, herkes çok gevşek.
Hâkim... Bu duruşmanın seyrini belirleyen kişi hâkim. Hâkim bu duruma dair müdahale etmediği sürece, buradaki katliama dair verilecek karardan şüpheliyiz. Korkuyoruz... Aileler, sendikalar, kamuoyu olarak korkuyoruz. ‘Ya yargılanmayacaksa bunlar, suçsuzluğunu böyle her duruşmada ifade edeceklerse ve peyderpey her duruşma sonrasında bir kişi, iki kişi, üç kişi tahliye edilerek çıkacaksa’ diye korkuyoruz açıkçası.
Yedi insan ölmüş, üçü çocuk. Bunların geleceği, hayatları çalınmış. Yok olmuşlar, yanarak... Birbirlerine sarılıp bir biçimde yanarak katledilmiş bu insanlar. Bugün geldiğimiz noktada herkes pişkince ifadelerini verirken suçsuz olduğunu beyan ediyor. Bunları dinlemek zorunda kalıyoruz. Biz bu hikâyeleri dinlemek zorunda değiliz. Biz bu katliamın sorumluları kim olduğunu biliyoruz. Kamuoyu bunu biliyor, basın bunu biliyor, insanlar biliyor, Dilovası halkı biliyor. Karşı taraf biliyor, hâkim biliyor. O zaman buna dair bir şey yapılması lazım. Bu insanların (tüm sanık ve zanlıların) içeride çürümesi lazım.
Kamu görevlileri dosyası genişletilmesi lazım. Verilen tüm ifadede söylenen şey belediye başkanına bağlanıyor, Büyükşehir'e bağlanıyor, Büyükşehir Belediye Başkanı'na bağlanıyor. Ama ifadeleri dahi alınmadı bu insanların (Belediye başkanlarının). O yüzden korkuyoruz, o yüzden şüpheliyiz. Kaç kilometre yol geliyoruz; Dilovası'ndan Kandıra'ya geliyor bu aileler. Gecenin bu vaktine kadar bu duruşma salonundaki hikâyeleri dinlemek zorunda kalıyorlar. Böyle bir ortamda adalet aramaya çalışıyoruz.
Bugün (dün) yarına (bugüne) devam etmek üzere duruşmaya yine ara verildi. Tüm kamuoyundan beklentimiz dayanışmadır. Buradaki tek mağdur olan ailelere sahip çıkmalarını, dayanışma göstermelerini ve mümkünse buraya gelip fiziken yanlarında olmalarını istiyoruz.”
Peşi sıra Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut;
“Ben bu sabah bir öfkeyle başladım. Utanmadan, arlanmadan (Belediye çalışanları, bürokratları) hepsi buraya gelmişler. Onlar canlı olan sevdiklerinin yanında olmak için gelmişler, biz ölmüşlerimiz için buradayız. Utanmadan bize ‘Şov yapıyorsunuz’ diye haykırıyorlar. Bunu salonda da tekrar ettiler. Aynı Ali Osman Akat'ın ‘Ben balinayım, siz küçük balıklarsınız’ dediği gibi…
Biz adalet istiyoruz. Onlar nasıl sevdiklerinin yanında, hepsi toplandı bugün gelmişse, biz de sevdiklerimizin hakkı, kanı yerde kalmasın istiyoruz. Ayrıca biz aileler olarak buraya, Kandıra Cezaevi'ne zor durumlarda geliyoruz. Bu Kandıra Cezaevi'nin Gebze Adliyesi'ne taşınmasını istiyoruz.
Ve kamu görevlileri: ‘Biz bilmedik, biz duymadık.’… Hepsi 200 milyondan (binden) başlayıp 100'er milyon maaşı, paraları cebine koyarken, kaçak yapıya, Neye müsaade ettiniz buna? Belediye olarak ne iş yapıyorsunuz orada o zaman? Bu kaçak yapılara neye müsaade ediyorsunuz? Niye buna izin veriyorsunuz? İşiniz ne burada?
Bu insanlarımızı göz göre göre burada toprağa verdiler, katlettiler. Bunların hepsi katildir. Bunların en az 20 sene hapis cezası almasını istiyorum. Hepsi de suçludur, inkâr etmesinler. Bütün kamu görevlileri... Şimdi burada olan tutuklulardan hariç, daha dışarıda olanlar da var. Hepsinin teker teker yargılanmasını acılı aileler olarak istiyorum”
Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir;
“Şimdi biz buradayız. Bütün katiller, her kimse suçunu çeksin. Bugün akşama kadar bize söz hakkı da vermediler. Sabah gelirken de bize, ‘Şov yapmayın, ne şov yapıyorsunuz?’ dediler. Biz şov için burada değiliz. Biz çocuklarımızın peşindeyiz, yedi kişinin canının peşindeyiz.
Eşim Vedat Taşdemir kanser hastası. Evde, ağır hasta olduğu için gelemedi. Yoksa burada olacaktı. Biz katillerin peşindeyiz. Sonuna kadar... Çocuklarımız ateşin içinde yanarken onlar evde oturmuşlardı. Sonuna kadar biz onların peşindeyiz. Katiller neredeyse cezalarını çeksinler. Ömür boyu hapislerde çürüsünler. Biz çocuklarımızın hakkını helal etmiyoruz sonuna kadar. Sonuna kadar helal etmiyoruz. Sonuna kadar davacıyız. Davanın peşini bırakmayacağız. Her zaman takip edeceğiz. Sonuna kadar da biz buradayız.”
Esma Gikan’ın akrabası Engin Aras;
“Gelip gidiyoruz, sendikalar ve avukatlarımız hariç maalesef hep yalnızızb Bugün kamu görevlilerinin duruşması vardı diye Dilovası Belediye Başkanı hariç Dilovası Belediyesinin tüm personeli, müdürleri, amirleri tamamı buradaydılar. Bu da şu anlama geliyor: Demek ki hepsi bu olayı, bu cinayeti işleyenleri destekliyorlar. Bunun başka bir açıklaması yok.
Sabahleyin ben, ‘Bugüne kadar neredeydiniz? 10 ay oldu, hiçbir gün bu ailelerin yanında kimse yer almadı. Kimse gelip acımızı sormadı, hâl hatırımızı sormadı. Ama bugün kamu görevlilerine gelince bütün belediye komple buradaydı. Zannedersem bugün işi olan bir vatandaş olduysa belediyeye gidip boş gelmiştir, belediye tamamıyla buradaydı’ deyince bize saldırdılar, "Şov yapıyorsunuz" dediler.
Tutuklanıp tekrar tahliye olan bir iki kişi vardı. Bunlar bugün kendilerinden de gayet eminler, duruşma salonundan gülüyorlar, eğleniyorlar. Aynı Ali Osman Akat'ın, ‘Ben büyük balinayım’ dediği gibi onlar da aynı o şekilde, adamlar kendinden eminler.
Biz burada yalnızız. Bütün vatandaşlarımızı, sivil toplum örgütlerini bizlere destek olmaya çağırıyoruz.”
İLGİLİ HABER
Necati Temiz ruhsata imzayı eski adres için atmış
https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/necati-temiz-ruhsata-imzayi-eski-adres-icin-atmis-/4569.html