“ADALET” VARSILI YOKSULA SORGULATTI Onlara bir şey olmuyor. Sofralarında bir kişi eksik
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin adalet nöbetinde, sistemin "adalet"i, “Niye onların çocuğuna olmuyor?” diye varsılı, yoksula sorgulattı. Belediyedeki 7 tutukluya atıfla, “Onların sofrada da bir kişi eksildi. Şimdi anlıyorlar mı” dendi
Haber serisi – Yorum Analiz
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri Adalet Nöbeti: 3 – 3
“Kaza değil katliam, hesap soracağız!”, “Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok”, “Kaza değil bu bir katliam”, “Dilovası için adalet! Herkes için adalet”, “Çalışırken ölmek istemiyoruz”…
Ravive Kozmetik faciası sonrası Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin adalet nöbetinin üçüncüsün öne çıkanları sadece sloganlar değildi. Kocaeli Kobi OSB’de lokasyon olarak da Copecci Beyaz Eşya’nın yanındaki fabrikanın ruhsatsız olduğu, ötesinde işçilerin sigortasız çalıştığı ihbar edildi.
Kamunun, Gebze Emek haberleştirdi diye haberi olmadı çünkü o ihbar, polis kamerası kayıt altındayken yapıldı. Bakalım kamu bu sefer görevini yerine getirecek mi? Gebze Emek naçizane yazınca, halk sadece ihbar edildiğini öğrenmiş oldu.
Nöbetin bir diğer öne çıkanı, Dilovası’nda halkın kabuğunu ve baskıyı kırma halleri idi. Nöbete dair ilk haberimizde başlığa çekmiştik.
Geçen hafta içi Dilovası Belediyesi’nden 7 tutuklama olmuştu. AA’nın birkaç gün önceki haberine göre Başsavcılığa sunulan bilirkişi raporunda belediyenin binanın o halde faaliyetine göz yumması, faciayla ilişkilendirildi. Bu beraberinde şu soruyu getirir: İhmali olan ve göz yuman, sadece Dilovası Belediyesi mi?
Pazar günkü nöbette ailelerin konuşmalarında dikkat çeken bir detay vardı.
Toplum olarak başımıza bir felaket veya acı geldiğinde, başkasının başına gelmemesini dileriz ya genelde.
Sistem adaleti sağlayamadıkça…
Aksine
Ravive Kozmetik faciası davasında olduğu gibi bu davayı Gebze yerine Kandıra’da cezaevi koşullarında sürdürdükçe aileler, yoksul aileler, evlat ve anne babası, eş kardeş acısı yaşayan aileler, aynı açıyı niye varsılların şahsında başkalarının niye yaşamadığını sorgulamaya başladı.
Memlekette Siyasal İslamcı Vahşi Kapitalist düzen, bu değer ve duruşlarımızı da alt üst etti.
Hafta içi tutuklananlar arasında yer alan Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz hatırlanacağı üzere facia sonrası da bir süre açığa alınmış, sonra göreve iade edilmişti.
AKP’li Necati Temiz açığa alındığı süreçte bir belediye meclis toplantısına, umarsızca katılmış ve Necati Temiz şahsında sistem adeta gövde gösterisi yapmıştı.
Memleketteki çürüme ve ahlaki çöküntünün bir yansıması idi Necati Temiz’i o günkü katılımı.
Rüşvet lekesi yapışan ve çıkmayan AKP’li Dilovası Belediyesi’ndeki başkan yardımcısının.
Ve Esma Gikan’ın eşi Aytekin Gikan’ın konuşmasında var. Tutuklananlardan yedisinin ailesi… Sizin de akşamleyin sofranızdan bir kişi eksildi. Farkında mısınız, şimdi onları anlıyor musunuz?
Belediyede gözaltına alınanlardan sadece Hacı Kocabay serbest bırakıldı. Hacı Kocabay, Gebze Adliyesi’nden bir süre önce Biga’ya tayini çıkan Savcı Ahmet Kocabay’ın akrabası. Dilovası Belediyesi’ne rüşvet lekesi de, zabıtalardan ötürü bulaştı. Bu anlamda Hacı Kocabay’ın serbest bırakılması, en azından konuşuluyor.
Gerek Gebze gerekse Dilovası’ndan vatandaş kayıtsızlığına da sitem edilen önceki pazar günkü adalet nöbetinde aileler ve destekçisi Dilovalılar özetle şunları kaydetti:
Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut
“Bizim canlarımızın ölümünde sorumluluğu bulunan bütün kamu görevlilerinin yargılanmasını ve hak ettikleri cezayı almasını istiyoruz. Dilovası'nda 7 canımızı bizden alan bu düzende tüm sorumlular hesap verene kadar adalet mücadelemize devam edeceğiz.
Burada Dilovası önceki dönem Belediye Başkanı Hamza Şayir, Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, Kaymakamı, Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı, itfaiyesi, SEDAŞ'ı hepsi sorumlu. Hepsinin yargılanmasını, canlarımızı nasıl aldılarsa öyle hesap verip cezalarını çekmelerini istiyoruz.
Biz başta çok yalnız ve sahipsiz kaldık. Cenazelerimizi ayrı ayrı gömmek zorunda kaldık. Ama sonradan DGD-SEN sendikasından, avukatlarımızdan, diğer sendikalarımızdan yardım aldık. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Sizin gücünüzle, sizin sayenizde biz şu anda buradayız. Güçlüyüz, yürüyoruz. Bundan sonra da adaletin daha güçlü olacağına, bütün sorumluların yargılanacağına inanıyorum.
İkinci isteğimiz; davanın Kandıra Cezaevi'nde değil Gebze'de görülmesi; işveren Ali Osman Akat ve beraberindeki herkesin, tüm bürokratların yargılanıp cezalarını almalarını istiyorum.”
Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir
“Ben burada hak hukuk aramaya geldim. Çocuklarımız öldü, bir ateşin içinde yanarak öldü. Çocuklarım ölmeyi hak etmediler. Bile bile çocuklarımızı öldürdünüz. Ateşin içine yakarak... Arkadan öldürdünüz çocuklarımızı. Bu yedi ferdi bile bile... Sağ sağ, ateşe tutuşarak, bağırarak, çağırarak... ‘Kimse yok mu, bizi kurtarın! Biz ölmek istemiyoruz, yaşamak istiyoruz’ diyerek. Nasıl öldürürler bu gençleri?
Patronlar yaşasın, işçiler ölsün mü? Onlar para kazansınlar, bizim gençler ölsünler, ateşin içinden yansınlar. Bir patronlar üzülmez, çocukları üzülmez. Böyle hak hukuk olmaz. Bir kurtuluş yeri olsaydı, bir kurtulma şansı olsaydı kurtulurlardı. Çıkış kapısı, birmiş. Çıkma yeri yokmuş. Çocuklarımız kaçarken sağa sola kaçtılar, kurtulma yeri yokmuş. Bir merdiven olsaydı... Merdiven de yokmuş. Üstünde koruma elbiseleri yokmuş. Ayağında ayakkabısı yokmuş. Olsaydı çocuklarımız ölmezdi, ‘Ölmek istemiyoruz’ diye bağırmışlar, çağırmışlar yok. Seslerini duyan yoktu, yoktu! "Anne, baba biz ölmek istemiyoruz" dediler.
Kurtarmadılar çocuklarımızı! Analarımızı, babalarımızı kurtarmadılar. Diri diri yaktılar! Kurtarmadılar, öldüler ateşlerin içinde. Niye? Niye öldüler? Çocuklarımızı yaktılar. Çocuklarımız niye bir kefen sahibi olamadılar? Bir gelinlik giyemediler. Hak hukuk dileyemedik. Tutsak tutsak öldürdüler çocuklarımızı, yaktılar. Yaktılar, niye yaktılar.
Onlar para kazanırken... Ve çocuklar da gitti, dedi de: ‘Çalışmak istiyoruz, ölmek istemiyoruz’ Niye öldürdüler çocuklarımızı? Daha gençti, hayatını yaşamak istiyordu. Bu genç kızlar nasıl ölür? Bu analar, babalar nasıl ölür? Ölmek istemediler çocuklarımız. Ne diyelim başka? Elimizden bir şey gelmedi daha. Çocuklarımızı öldürdüler, kara toprağın içine gömdüler. Kömür oldu çocuklarımız, kömür olarak getirdiler.
**
Yunus Taşdemir (Dilovası Gençliği adına):
“Ne yazık ki Dilovası’nda yaşanan felakette hayatını kaybeden insanların, Nisanur Taşdemir’in abisi olarak buradayım. Adalet tamamen yerini bulana kadar her zaman burada olmaya devam edeceğiz. Her toplantıya gelip katılacağız, grevlere çıkacağız. Adalet tamamen sağlanana kadar da devam edeceğiz. Eğer adaletimiz tarafından onlar için bir şey yapılmıyorsa, ilahi adalet var; elbet her şey yerini bulur.
Günümüz şartlarrında Dilovası halkı olarak da, gençler olarak da üzgünüz. Geleceğimizi göremiyoruz, önümüz açık değil. Her şeye korkarak yaklaşıyoruz. Her an her şey olabilir. Bununla ilgili olarak da savcılarımızdan, bakanlarımızdan gerekli olanların yapılmasını istiyoruz. Ve sesimizi duyuramıyoruz ne yazık ki. Yoldan geçen ablalarımız, kardeşlerimiz sosyal medyada olsun, gerekse başka yerlerde olsun bize destek olmalarını istiyoruz. Neticede bu da bir kadın katliamı, kadınlar öldü burada da. Lütfen sizden de desteklerinizi bekliyoruz.
Samet Gezen
“Burada bu kadar insan aylardır adalet peşinde koşuyor. Ben bir vatandaş olarak verdikleri mücadeleyi destekliyorum. Ben 23 yaşında sıradan bir vatandaşım ama yaşımdan çok daha büyük görünüyorum; çünkü kendimi bildim bileli çalışıyorum. Hem kendime hem de aileme destek çıkmak için, daha güzel bir hayat inşa edebilmek için. Geceleri gelecek kaygısından uyuyamıyorum, bunun sorumlusu ben değilim.
Dilovası’nda yaşanan facianın sorumlusu da bu masum insanlar değildi. Kaçak yapıya ruhsat veren kamu kurumlarıydı; orayı inceleyip rüşvetle dönen kamu personelleriydi; defalarca CİMER’e yazılmasına rağmen müdahale etmeyenlerdi. Daha söyleyecek çok şey var. Belki sesimi duyar diye devlet büyüklerime şunları söylemek istiyorum: Biz gençler olarak gelecek kaygısı, ekmek kavgasıyla büyümek istemiyoruz.
Son olarak şunları söylemek istiyorum, burada gösterilen adalet mücadelesinin destekçisi olalım, buraya kulak verelim. Büyük balık küçük balık düşüncesini bir kenara bırakalım. Kim suçluysa teker teker cezalarını çeksin istiyorum. Kimse imkansızlıktan ölmesin, anneler ağlamasın istiyorum, gözyaşı dökülmesin istiyorum.”
Esma Gikan’ın eşi Aytekin Gikan
“Ben şunu sormak istiyorum: Güven Demirbaş bu binayı kime verdi önce? Sonra da bu binayı sattı. Mahkemede şöyle bir ifade kullandı: "Efendim ben bilmem, belediye bilir." Peki, o binayı kira verirken bu paraları cebine indirdiğin zaman hiç kimse, ‘Sen kaçak binayı nasıl kiraya veriyorsun?’ demedi mi? Ayrıca binayı sattı, bir de ‘Beni ilgilendirmiyor. Belediye sorumlu’ diyor.
Binayı satın alan belediyeye gittiğinde oradakiler, ‘Kaçak bina satılmaz veya kira verilmez’ diyemediler.
Şimdi belediyede birkaç kamu görevlisini içeriye aldılar. Bu aileler akşam evine gittiğinde sofrada bir büyük insan eksik oluyor ya, ben merak ediyorum akşam bunlar da evine gittiği zaman bu sofranın başında babaları olmadığı zaman ne hissediyorlar? Ben anlıyorum ki şimdi bizi anlıyorlar.
Her akşam evime girerken, sofrada otururken masanın başının ucunda eşim yok, ben 3 çocuk babasıyım. Biz her pazar mağdur aileler olarak buradayız. Ta ki 21 Temmuz’a kadar, o adalet yerini bulduğu sürece biz burada adalet nöbetini sürdüreceğiz. Başka canlar yanmasın, başkalarının canı yanmasın.
Burada Vedat abiye bakıyor musunuz? Adam kanser hastası, adam bu haliyle mücadele ediyor ama maalesef Dilovası halkı hiçbir zaman arkamızda olmadı, yanımızda da olmadı.
‘Ateş düştüğü yeri yakar’ derler, düşsün. Yarın öbür gün bunların başına geldiği zaman o zaman bu insanlar bizi anlayacaklar.
Esmalar ölmesin, Hanımgüller ölmesin, Şengül Yılmaz ölmesin, Tuğba Taşdemir, Nisan Taşdemir, Cansu Esetoğlu, Tuncay Yılmaz bunlar artık ölmesin. Çocuklar yetim kalmasın, anneler ölmesin, babalar ölmesin. Artık bunlara bir son vermelerini istiyoruz.
Daha dün yine bir patlama oldu, yine orada bir canımız kaybettik. Ölen kim? Yine işçi. Türkiye’de neden hep işçiler ölüyor? Bir patrona neden bir şey olmuyor? Zengin çocuğuna niye bir şey olmuyor hep garibanlara oluyor? Garibanlar hakkını savunurken neden ölüyor? Garibanlar ekmeğini kazanırken neden ölüyor? Ben buna, Gebze halkına soruyorum: Bu garip insanlar neden ölüyor? Sebebi ne? Ekmek için, çoluk çocuğa bakmak için ölüyor değil mi? Zengin niye ölmüyor, zenginin çocuğu niye ölmüyor? Niye? Onlar ölemez. Onları koruyan var, kollayan var ama bizim gariban gibi insanlara sahip çıkan yok, kollayan yok.”
Seride dün
Bu OSB’de ruhsatsız bir fabrikada
sigortasız işçi çalıştırılıyor
https://www.gebzeemek.com/haber/emek/bu-osbde-bir-fabrika-ruhsatsiz-iscileri-sigortasiz/4073.html
Seride yarın
TMMOB Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu’ndan Mehmet Ali Elma ve İSİG Kocaeli Meclisi’nden Selçuk Karstarlı’nın değerlendirmeleri