Örtmeyin. Aydınlatın.
03 Mart 2026 14:44

BAKAN TEKİN İSTİFAYA DAVET EDİLDİ Örtmeyin. Aydınlatın.

İstanbul’da öğretmen Fatmanur Çelik’in katlinin ardından Gebze’de beş sendikaya üye öğretmenler iş bıraktı. Dördü Gebze’de eylem yaparken ortak açıklamada Bakan Tekin istifaya davet edildi. Konunun üstünün örtülmemesi ve aydınlatılması istendi

Aktan Uslu Tüm haberleri

İstanbul’da öğretmen Fatmanur Çelik’in katlinin ardından Gebze’de beş sendikaya üye öğretmenler iş bıraktı. Dördü Gebze’de eylem yaparken ortak açıklamada Bakan Tekin istifaya davet edildi. “Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır. Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir” denildi

Gebze’de dört ayrı eğitim sendikasına üye öğretmenler, İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda yaralanan ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan meslektaşları Fatmanur Çelik için iş bıraktı. Gebze MTAL önünden İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yürürken Milli Eğitim Bakanı Yusuf Çelik’i istifaya davet etti.

Eğitim-Sen, Eğitim-İş, Hürriyetçi Eğitim-Sen ve Eğitim Gücü-Sen’in Gebze’deki şubelerinden başkan, yönetici ve üyelerinin katılımıyla gerçekleşen eylemi Gebze Sendikalar Birliği sözcüsü ve Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 1 No’lu Şube Başkanı Necmettin Aydın ile CHP Gebze İlçe Kadın Kolları Başkanı Sevgül Tüze ile bir grup partili de destekledi.

Yine Gebze Bölgesindeki aktif eğitim sendikalarından Türk Eğitim-Sen, Fatmanur Çelik için görev yaptığı okulun önündeki basın açıklamasına ve anmaya katılırken (Detaylı haberleşecek) Eğitim Bir-Sen, bu seferki eylemde temsil edilmedi. Öte yandan Eğitim-İş üyelerinin iş bırakma eylemi yarın da (04 Mart Çarşamba) sürecek.

Bakanlık uyuma öğretmene sahip çık”, “Şiddete karşı omuz omuza”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganlarının atıldığı eylemde ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı da, “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Katil ABD Ortadoğu’dan defol” sloganları ile protesto edildi.

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önündeki açıklamada ilk sözü Eğitim-İş Sendikası Kocaeli 2 Nolu Şube Sekreteri Sibel Çellik aldı. Çellik, “Öğretmenlik; sabrın, emeğin ve vicdanın mesleğidir. Bir öğretmeni kaybetmek yalnızca bir insanı değil, bir sınıf dolusu hayali, bir neslin umudunu da kaybetmektir. Fatma Nur Çelik, öğrencilerinin hayatına dokunmak, onlara ışık olmak için görevini yapıyordu. Onu hayattan koparan karanlık, aslında hepimizin ortak geleceğine yönelmiştir.

Eğitim-İş olarak bir kez daha haykırıyoruz: Eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanmadan, okullar güvenli hale getirilmeden, şiddeti besleyen ihmaller ortadan kaldırılmadan susmayacağız. Öğretmenler sahipsiz değildir. Eğitim emekçileri yalnız değildir.

Bu acının sorumluluğu görmezden gelinemez. Şiddetin normalleştirilmesine, eğitim kurumlarının korumasız bırakılmasına, gerekli önlemlerin alınmamasına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü bizler, yaşamı ve insanı savunuyoruz.

 Fatmanur Çelik’i saygıyla, sevgiyle ve özlemle anıyoruz. Ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz. Onu unutmayacağız. Adını, mücadelesini ve hayallerini yaşatacağız” dedi.

Dört sendikanın ortak basın açıklaması Eğitim-Sen Kocaeli 2 Nolu Şube Başkanı Sinan Kaya tarafından okundu. Açıklamada talepler şöyle sıralandı:

“Buradan başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz:

Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir.

  • Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.
  • Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir.
  • Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır.
  • Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır.
  • Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır.
  • Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir.

 

Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez.

Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz.

Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz.”

Açıklamada saldırıya dair hatırlatmada bulunulduktan sonra, “Yaşamını kaybeden meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz” denildi. Açıklamada ayrıca şu görüşlere yer verildi:

“Açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir.

Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir.

Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir.

Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır.”

Genel basın açıklamasının ardından Eğitim-İş, Hürriyetçi Eğitim-Sen ve Eğitim Gücü-Sen’in başkan ve yöneticileri tarafından da saldırıyı kınayan ve talepleri içeren açıklamalarda bulunuldu. (Detayları yarın)

 

Güncelleme: 03 Mart 2026 14:47
BENZER HABERLER
X