ZUNLUOĞLU CİNAYETİNDE “TETİKÇİ TARİFESİ” AÇIKLANDI Sağ bacak 150, sol bacak 200 bin TL
Türkiye’de adalet mekanizmasının günümüzdeki hali, ağır aksak işlemesi ve yan etkileri malum…Ancak, sahadan gözlemle şunu belirtmek gerekir ki Bayram Zunluoğlu cinayetinde mahkeme heyetinin gerçek adalete ulaşması, kolay iş değil.
Haber Yorum Analiz Serisi
Bayram Zunluoğlu cinayeti - 1
Memlekette adalet arayanların bir kısmı bir taraftan mahkeme salonları diğer taraftan sokaklarda, meydanlarda…
Bir kısmı sistemin yarattığı boşluğun nimetlerinden nemalanan ve sözüm ona adalet arayışına destek veren Müge Anlı’dır, Esra Erol’dur, Didem Arslan’dır…
Yine sistemden beslenen televizyon kanallarında.
Televizyon kanallarındaki o programlarda yurdumdan insan manzaraları ve rezillikleri umarsızca, canlı yayınla teşhir olurken ve sistem buna göz yumarken mahkeme salonlarındaki Türkiye gerçeklerini takip ederken, basına açık olması halinde basına, ses kaydı almak (Kaydı yayınlamak için değil. Tekrar dinlemek için, not amaçlı) bile yasaklı…
16 Mart 2025 Pazar günü Gebze’nin Mimar Sinan Mahallesi’nde iki kişinin kurduğu pusuda mahalle sakinlerinden, Kartal’da oto galericilik işi yapan Bayram Zunluoğlu çapraz ateşe tutularak öldürülmüştü.
Cansamet Yelek ve Bayram Zunluoğlu’nun cinayet suçlaması ile tutuklu yargılandığı vakanın bir de firari zanlısı var, Muhammet Ali Yelek…
Bayram Zunluoğlu cinayeti aynı zamanda bir akraba cinayeti ve 02 Mayıs 2023’te Gebze’nin Yavuz Selim Mahallesi’nde işlenen Serkan Kurtgöz cinayetiyle, bağları var.
Şöyle ki;
Kendisini “kurye” olarak tanıtıp çıktığı ikinci katta Serkan Kurtgöz’ü tabanca ile öldüren Süleyman Yelek ile cinayetle bağlantı olduğu belirlenen Hüseyin Caştur, tutuklanmıştı.
Ancak 16 Mayıs 2025’teki pusuda öldürülen Bayram Zunluoğlu da babası Tuncay Zunluoğlu’nun “İftira” diye tanımladığı suçlamalardan sebep 4.5 sene tutuklu yargılanmıştı.
Bayram Zunluoğlu davasının ilk celsesinde fenalaştığı için mahkeme salonundan çıkan ve hâkim tarafından “tanık” sıfatıyla ifadesinin alınması ikinci celseye ötelenen Tuncay Zunluoğlu, bir süre önce gerçekleşen ikinci celsede konuştu.
Oğlu Bayram vurulduktan sonra kollarında can veren acılı baba, Serkan Kurtgöz cinayetine de değindi ve ne acıdır ki o cinayette oğluna iftira atanların Büşra Yelek ve Serkan Kurtgöz cinayeti sonrası müebbet hapis cezası alan Süleyman Yelek olduğunu söyledi. Bir baba için aslında nasıl bir acıdır ki “Oğlum Bayram’a iftira attılar” dedikleri iki kişiden Büşra Yelek, Tuncay Zunluoğlu’nun ilk eşinden olma kızı. Süleyman Yelek ise, damadı. “Büşra, Süleyman Yelek ile 2010 yılında evlendi. Süleyman’ın babası çocukluk arkadaşım olduğu için kimseye sormadan kızımı Süleyman’a verdim. Süleyman’ın beyninde zedelenmeler varmış. Babası ile dost olduğumuz için bunları önemsemedim, kızımı evlendirdim.”
Gebze Emek…
Bayram Zunluoğlu cinayeti sonrası Gebze Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk celsesini yerinde izledi. İkinci celsede konuşulanları ise, edindi…
Bayram Zunluoğlu’nun babası Tuncay Zunluoğlu ikinci celsede dinlendi ve Serkan Kurtgöz cinayetinden tutuklanan Süleyman Yelek’in aslında bir tetikçi olduğunu izah edip, “Süleyman, bir başkasından para almak amacıyla Serkan Kurtgöz’ü vurmak amacıyla gidiyor. Ancak öldürme kastıyla gitmemiş. Bacaklarından vurmak için gidiyor. Şahit varmış: Sağ bacak 150 bin TL, sol bacak için 250 bin TL, her iki bacaktan da vurursa 350 bin TL alacağına ilişkin bir takım kişilerle anlaşma yapıyor. Daha sonra; Süleyman Yelek, Serkan Kurtgöz’ü vurup öldürdükten sonra kardeşi Muhammet Ali Yelek önce 3 milyon TL alıyor. Bayram da öldürülünce 5 milyon TL daha alıyor…”
Birkaç tane antiparantez…
Serkan Kurtgöz ve Bayram Zunluoğlu cinayetlerinin İzmit’te Gazeteci Güngör Arslan cinayeti ile örtüşen yanı var.
Gebze Emek; Güngör Arslan cinayeti davasında da son celseyi İzmit’teki mahkemede yerinde izledi. Güngör Arslan cinayetinde bir azmettirici olduğu kesin. Kim olduğuna kanaat verilmedi ama bir numaralı azmettirici zanlısı,
Aslında mesleğinden ötürü her türlü ticari faaliyeti yasaklı olsa dahi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne de kurduğu şirket üzerinden iş yapan Ülkü Ocakları Kocaeli İl eski Başkanı Avukat Ersin Kurt…
Gebze Emek; Zunluoğlu Ailesi’nin avukatı Fatih Dayı ile de görüştü…
Günümüz itibariyle davanın Cansamet Yelek ve Hüseyin Caştur şahsında cinayetle yargılanan iki tutuklu sanığı ile Muhammet Ali Yelek şahsında bir firari sanığı var.
Şekil şema, iddialar ve tanık ifadelerine işaret ediyor ki bu üçlüden ikisi tetiği çekti, biri yardım ve yataklık etti.
Bu buzdağının gözüken yüzü.
Serkan Kurtgöz ve Güngör Arslan cinayetlerinde olduğu gibi Bayram Zunluoğlu cinayetinde de en az bir, azmettirici var gibi, gibi, gibimtrak.
Ve ne acıdır ki o “piyasa” ve o “sektörde” bacağın ederi sağ bacak ise 150, sol bacak ise 200, ikisi bir aradaysa totalde indirimsiz…
Sol bacağın sağ bacaktan niye daha ederli olduğunu, bir ortopedi uzmanına sormak lazım ya da sol siyasetçilere…
Ve ola ki tetikçi, azmettirici tarafından “Yarala” diye kiralanıp yanlışlıkla veya “yanlışlıkla” öldürürse..
İnsan canının ederi 3 milyon, 5 milyon…
Güngör Arslan cinayetinin son celsesinde de tetikçi Ramazan Öztürk aslında Arslan’ın bacağına sıktığını, Arslan kendisini o halde bile kovalarken rastgele ateş açması sonrası “yanlışlıkla” öldürdüğünü söyleyip avukatı da Öztürk’ün cinayetten değil yaralamadan yargılanmasını istiyor.
Mahkeme salonu; mahkeme salonu değil misket oynarken aralarında anlayamayınca mızıkan çocukların misket oynadığı boş arsa. Avukat biraz daha cesaret bulsa, “Güngör Arslan da Ramazan Öztürk’ün peşinden koşmasaymış” diyecek. Ramazan Öztürk’ün elindeki de “Su tabancısı” sanki…
Türkiye’de adalet mekanizmasının günümüzdeki hali, ağır aksak işlemesi ve yan etkileri malum…
Ancak, sahadan gözlemle şunu belirtmek gerekir ki Bayram Zunluoğlu cinayetinde mahkeme heyetinin gerçek adalete ulaşması, kolay iş değil.
Serkan Kurtgöz cinayeti sürecinde de tutuklu yargılanan Hüseyin Caştur, Bayram Zunluoğlu cinayetinin de tutuklu sanığı. Cinayetten yargılanıyor, azmettirici de olabilir.
İstanbul’un Beyoğlu İlçesi’ne bağlı Okmeydanı Mahallesi’nde oturan Caştur cinayet günü buralarda, aynı adı taşıyan dedesinden kalma dairede oturan kiracıdan kira bedelini tahsil etmek için gelmiş. Her ay gelirmiş.
Sene 2025.. İnternet çağı… “Kiracım banka havalesi ödememek için” desen Okmeydanı’ndan Beylikbağı’na metrobüstü, Marmaray’dı indi bindi dünya para…
Bu nasıl bir kiracı aşkı. Şayet onca yolu gerçekten de “Kiracım havale parası ödemesin” diye geliyorsa Türkiye şartlarında, heykeli dikilesi ev sahibi…
İlk celsede dinlenen tanıkların çoğunun kovuşturma sürecinde kolluk ve savcılıkta verdiği ifadeler ile ilk celsede verdikleri ifadelerdeki tezatlığın hakimi nasıl çileden çıkardığına, tanıklara yönelik “Tatlı sert” çıkışlarına tanık oldum ancak empati yapmak gerekirse, çileden çıkmayacak gibi de değildi.
O tanıklardan biri; tutuklu sanık Cansamet Yelek ile aralarında bir dönem duygusal yakınlaşması olduğu aleni A.T idi ve ilgili haberimizde de başlığa çekmiştik. Davanın seyrini değiştiren bir ifade değişikliğine, “Karakoldaki ifadelerimin hiçbiri doğru değildir. Şuan kimse beni yönlendirmiyor, tehdit etmiyor. Huzurdaki beyanlarım doğrudur. Gerekirse HTS kayıtlarımın alınmasına rızam vardır. Ben ilk ifademi Cansamet’in babasının tehditleri üzerine Cansamet’i kurtarmak için verdim” diyerek gitti.
Öte yandan Serkan Kurtgöz ve Bayram Zunluoğlu cinayetlerinde hiçbir zaman davada sözü geçmeyecek olan bazı detaylar var..
Şöyle ki..
Her iki cinayet iki farklı mahallede yaşansa dahi orası Gebze’nin altı mahalleli bir bölgesi. Namı diğer “Küçük Giresun” olan Beylikbağı…
Beylikbağı denip geçmemeli. O bölge kuruluşundan, 1970’lerin ortalarından bugüne bir Türkiye gerçeği…
O bölgenin bu tür ve benzeri vakalarla gündeme gelmesi, dünden bugüne mahallelerin muhtarlarını da yurttaşlarını da rahatsız etse dahi Beylikbağı, o yönüyle de bir memleket gerçeği.
Ama Beylikbağı aynı zamanda
Gebze Bölgesi’ndeki fabrikalarda sendikalı oldu diye işten atıldığında direnen işçi…
Gebzespor tribünlerinde taraftar…
Anayasal hak olan barınmada rantçı ve sermayadar “çözüm” önerilerine karşı direnen bir insan hakları aktivisti…
Sokağında kedi köpek besleyen hayvansever…
Beylikbağı bu özellikleri ile gündeme giremez ama zaten memlekette bu tür gündemler, rağbet görmez.
Beylikbağı, “Küçük Giresun” dedik ya..
“Tapu” diye ayaklığında “Hemşerileri” bildikleri gazeteci ve gazetecisi de, görmez.
Ya da belediye meclisine "adam" gönderdiler ya. Hele ki iktidar partilisi ise mahallesinin seçmenine ihanet edercesine koltuk işgal eden, erke el pençe divan bir erk kulu...
Bir sürü dernek, derneklerin derneği, birliği odur şudur budur vardır ve onların tepesinde yer alıp ama siyaseten ama ticareten bir yerler edinmek isteyenler var ya..
“Gebze İl olsun” diye imza kampanyası bile düzenler de bölgede halkın başı erk ile dertte olduğunda, “Nedir yahu…” demez.
Beylikbağı, Gebze’de tüm maskeli balo aktörlerinin yüzlerindeki makyajı da akıtan bir bölgedir, aynı zamanda.
Sanık, taksi şoförü Cansamet Yelek, taksisine müşteri olarak tek başına binen kadına, halk tabiriyle bildiğiniz “yürümüş”
Taksicilik mesleğini merkeze aldığımızda memleketteki ahlaki çürüme ve yozlaşmanın ne boyutlara geldiğinin bir göstergesidir.
Vakanın, adı bölge ile özdeşleşen bir taksi durağında yaşanması da, ayrı bir vahamettir.
Bu beraberinde, “Gebze’de taksiler, tek başına bir kadın için ne kadar güvenli?” sorusunu getirir.
Bayram Zunluoğlu’nun ailesi ilk celseye, avukatsız katıldı çünkü avukatları, davaya gelmedi.
O avukat kimdi… Niye gelmedi… Şimdi durumu ne…
Gebze Emek o detayın da üzerine gitti. Sonuç;
Avukat mesleğini merkeze aldığımızda memleketteki ahlaki çürüme ve yozlaşmanın ne boyutlara geldiğinin ayrı bir göstergesi...
Gebze Emek Haber Sitesi’nde yine ve yeni bir haber dizisi bugün biraz analiz, biraz da yorumla başlamış oldu.
Dizi yarın..
Bayram Zunluoğlu cinayeti davasında ilk celsenin tanık ifadelerinin detaylandırılmışı ile sürecek.
Sonra ikinci celse..
Sonrası akışa göre…
“Müge Anlı ile Tatlı Sert”, “Didem Arslan Yılmaz ile Vazgeçme”, “Esra Erol ile Esra Erol’da” kadar olmasa dahi, okuyanı edeni olacaktır.
Son bir antiparantez…
Antiparantez; insan merak ediyor.
Malum; Müge Anlı, A101 zincir marketlerinin de reklam yüzü ve A101'in çatı şirketi Yeni Mağazacılık A.Ş., Sabancı Holding ve Carrefour Grubu'na ait olan CarrefourSA market zincirini satın aldı. CarrefourSA çalışanları Tez Koop-İş Sendikası’nda örgütlü. A101 çalışanları sendikasız.
Evrensel Gazetesi’nde bir süre önce yer alan habere göre, “CarrefourSA’yı satın alan A101’in, 77 ilde bayileri de dahil 1250'den fazla mağazasında çalışan binlerce işçiye sendikasızlık dayatmasında bulunduğu, bunu kabul etmeyen işçilerin ise işten çıkmaya zorlandığı iddia ediliyor.”
Ola ki o işçilerden biri “Ben de adalet arıyorum” diye Müge Anlı’nın programına başvursa, tatlı ve sert “kahramanımız, kabul buyurur mu?
Maskeli Balo’da “Kahramanlık” da bir yere kadar…
Gebze Emek Haber Sitesi olarak bugün başladığımız bu seriyi benzerlerinin tekrarlanmaması dileğiyle; Bayram Zunluoğlu ve Serkan Kurtgöz’e atfederiz…