ŞİİR, ŞARKI GİBİSİN DİLOVALI Sevdim mi tam severim. Sildim mi bir kalemde
Başkalarını bilmem. Mesleğimin ilimizdeki az sayıda alaylısından biri olarak hocalarım bana öyle öğretti. Kızarım, ederim, benimsemem ayrı mesele. Fırsat buldukça elime geçen her günlük gazeteye göz atar, siteleri kolaçan ederim.
Haber Analiz
**
Sevgili okur..
Yiğidin hakkını yiğide vermek gerekirse Dilovası İlçe Milli Eğitim Müdürü Azmi Tunç hakkında kurumundan öte şahsı ve özel hayatıyla ilgili, pekte hoş nitelikli olmayan bir yurttaş şikayeti haberini ilk, Diyarbakır eşrafından Surungillerin evladı, bizim Hanifi’nin imzasıyla Kocaeli Barış yazdı..
Azmi Tunç’un görevden alınmasını da yanılmıyorsam ilk, onlar yazdı.
Zaman zaman söylerim.
Çalışma saham Gebze Bölgesinin dört ilçesi ve “Haberlik her konuyu yakalarım ederim” diye bir iddiam yok…
**
Antiparantez;
Ama şu eleştiriyi de getirmeden edemeyeceğim ki gülümsememe yol açtı.
İlk haberin spotunda Dilovası İlçe Milli Eğitim Müdürü denmiş. Yasa maddesi var ya, ismi yazılmamış.
Azmi hocanın fotoğrafına buzlama çekilmiş…
Dilovasında 100’lerce İlçe Milli Eğitim Müdürü var ya..
İlgili haberde kimin olduğu hiç de belli olmuyor. Maşallah!!!
Kim olduğu hiç belli olmuyor o şekil…
Hanifiyi arayıp sordum: “Hanifi, kimmiş o abimiz?”!!!
**
Başkalarını bilmem. Mesleğimin ilimizdeki az sayıda alaylısından biri olarak benim hocalarım bana öyle öğretti.
Kızarım, ederim, benimserim benimsemem ayrı mesele.
Fırsat buldukça elime geçen her günlük gazeteye göz atar, siteleri kolaçan ederim.
Kocaeli Barış’ın yayın politikası, haberciliğine dair ne düşünür ederim ayrı mesele.
Arada göz atarım..
Azmi Tunç ile ilk haberi okudum.
Mesele sadece Azmi Tunç’tan ibaret olsaydı, elinize öyle bir bilgi, belge geçtiğinde yasaların bizi de bağlayan ilgili bazı maddeleri gereği suçlanan, hüküm giydiği sürece kadar sadece ad ve soyadının baş harfleri ile haber konusu edilebilirdi.
Ancak toplumun önünde mevkii sahibi kişilerin karıştığı vakalar, biraz istisna olabiliyor. Kaldı ki, özel hayatlarında herkesten fazla dikkatli olmak zorundalar demeyim de, durumundalar.
O şikâyet konusu ola ki bölgemiz veya ilimiz yerel basınında ilk bana gelseydi, biraz daha değişik biçimde, haberdi.
Örneğin benzer bir diğer vaka, daha somut ve belgeli şekliyle Uşak Belediyesinin CHP’li başkanında yaşanıyor.
Azmi hocayı yıllardır tanırım, ederim.
Eğitim Bir-Sen Gebze İlçe Başkanlığı süreci ile başlayan, Çayırova İlçe Milli Eğitim ve Dilovası İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri ile süregiden bir hukukumuz var.
Üzgünüm ve şikâyet konusunun bir yanlış anlaşılmadan olmasını dilerim ama şikâyet sahibi, haber sonrası naçizane şahsımla da diyalog halinde. Yani şikâyet edildiği doğru. Şikâyet konusu… umarım doğru değildir
Azmi Tunç; Dilovasında 24 öğrencinin mağdur olduğu taciz vakası sonrası da, “İstifa” çağrısıyla gündeme geldi. Haberleştirdim ama bence adres yanlıştı. Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürünün istifasının istenmesi, isabetli bir talepti. Hatta Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürünün de istifası istense, sırıtmazdı.
Milli eğitimi bağlamayan veya kısmen bağlayan, şahsına yönelik şikâyeti sonrası ise görevden alındı.
Kendisi ne düşünüyor bilmem ama adresi doğru yanlış fark etmez. Belki de önceki çağrıya uysaydı kendisi için daha iyiydi.
Dilerim aklanır.
Bazı insanlar vardır: “Sen de böyle yaptıysan ülkeyi son terk eden elektrik düğmesini kapatmayı unutmasın” dedirtir. O haldeyim yani..
Dilovası İlçe Müftüsü Dr.İbrahim Koç..
Belki birkaç yerde aynı ortamda olmuş olabiliriz. Belki tanıştık. Ben malum sağlık problemimden ötürü bir sene mesleğe ara verdiydim. Hatırlamıyorum ama hukukumuz bugüne kadar oluşmadı.
Kendisini tanımam veya “tanımam.” Bilmem, etmem..
Ama başına gelen vaka sonrası..
Sosyal medyadan gözlemlediğim kadarıyla hakkında olduk olmadık şikâyetler gitmiş.
İbrahim Koç’u Dilovalı çok sahiplendi.
Sevgili okur…
Yorumun sonlarına doğru şöyle bir bildiğimi paylaşmak isterim.
Eğitimle çok ilgiliyim. Eğitim iş kolunda örgütlü sendikaları ve bölgemizdeki başkanlarını, bilirim.
Diyanet işleri, zaman zaman ilgilendiğim bir alan… O işkolunda örgütlü sendikalara dair çok bilgim yok. Kaldı ki bölgemizde o işkolundan hiçbir sendikanın şubesi yok. Bölge veya ilçe temsilcilerini de tanımam.
Gerek eğitim gerekse diyanet iş kollarında bir bürokrat düz memurken sendikalı olabiliyor ancak müdürlük, işverenlik mevkii olduğu için sendika üyelikleri düşüyor.
İbrahim Koç, müdürlük görevinden önce herhangi bir sendikada üyelik, yöneticilik yaptı mı, bilmiyorum.
Ancak diyanetteki sendikalaşma eğitimdeki gibiyse…
Ve İbrahim Koç hocada iktidara yakın sendikanın üyesiyse..
Şahsı hakkında şikayet..
Kendisine yakın olduğu sanılan sendikanın içinden gitmiş olabilir.
Çünkü iktidara yakınlığıyla bilinen Memur-Sen çatısında; Eğitim Bir-Sen dâhil tüm memur sendikalarında farklı biçimde yapılanan gruplar ve bu grupların ilçe müdürlükleri edinmek için başvurduğu bazı belaltı hamleler olabiliyor.
Bu gruplar
Süleymancıdır, Menzilcidir.. Herhangi bir dini cemaat veya yapıya yakınlıkla ilişkili de olabiliyor.
Özellikle eğitim iş kolunda, hayli yaygın ve işkolundan sebep iştah kabartan bir zemin var: Ticari olabiliyor.
Devlet memurlarının çalışırken şahısları adına başka iş yapma veya işyeri açma yasağından ötürü birinci derecede akrabalar üzerine kurdukları şirketlerle
Örneğin eğitimde;
Servis hizmetinden özel okulculuğa, bilgi kitabı basımına kadar her türlü ticareti çeviriyorlar.
Bu da anlaşılabilir ve hayli de var.
Ancak ahlaki olmayan bir tanesini Çayırova’da belgeleri ile teşhir etmiştim, örneğin…
Sözün özü sevgili okur…
İlimizde ve bölgemizde görev yapan her makamdan her bürokrat için her dönem benzer şikâyetler, hiç olmadık yerlerden de gidebilir.
Ve bu illakin bu dönem için geçerli değildir.
Farzımisal;
Olası CHP iktidarında kamudaki iş kollarında hakimiyet Memur-Sen’den çıkar. Birleşik Kamu-İş veya kısmen KESK’e geçer. Aynı konfederasyon çatısındaki sendikalarda “Özgür Özelciler… Kılıçdaroğlucular… Kemalistler… Sosyalistler” gibi yapılanmalar vardır ve onlar da ilçe ve il müdürlüğü makamlarında daha bir kendilerinden olanı ister.
Bu mücadele de ahlak gözardı edilmediği müddetçe doğaldır ama işin içine “film fırıldak” girerse, fena…
Velhasıl kelam sevgili okur..
Bürokratlıkta da aslolan halkın sevgisini, desteğini edinmek.
Dilovası; seçilmiş belediye başkanına bizzat hemşerilerinin “Senin hemşerin olmaktan utanıyorum”…
Güya ilçenin bağrından çıkmış milletvekiline, “Sana hakkım haram olsun. Sana oy veren ellerim kırılsın…”
Da denilen bir ilçe.
Değil Gebze Bölgesi ve Kocaeli..
Marmara’nın neredeyse tamamını gezdim. Marmara’da ikinci bir örneği olmayan, bir ilçe..
Dilovası Ağrı.. Dilovası Van…
Dilovası..
Doğu Anadolu yoğun ama azınlıkta olsalar da Karadenizliler ile de kardeşçe yaşanan bir ilçe..
Adli suç oranı en düşük ilçe..
Turgut Özal, Kocaeli’nin adli suç oranı en düşük mahallesi..
Belki bir iki istisnai olumsuzluklar yaşanıyor olabilir ama Dilovası…
Çocukların çocuk katili olduğu ülkemiz, ilimiz ve bölgemizde, çocuğun çocuğu su tabancası ile ıslattığı ilçe..
Şarkı sözü gibi ilçe:
“Sevdim mi tam severim / sildim mi bir kalemde…” denilen ve yeni bir örneği yaşanan,
Bir ilçe…
Azmi hocama diyeceğim yok. Öğretmenliğe dönmüş. Dilerim aklanarak görevine de döner.
Ama Dilovalı, sildi mi bir kalemde siliyor…
İbrahim hocamı da tanımam etmem ama takdiri hak ediyor, kanaatindeyim…
Çünkü Dilovalı, sevdi mi tam seviyor..