Sızlatan yara: Adalet arayan analar
04 Mayıs 2026 17:47

KANAYAN YARA: ÇOCUK KATİLİ ÇOCUKLAR Sızlatan yara: Adalet arayan analar

Çayırova’da 2023 yılında çocuğun çocuğu öldürdüğü cinayet vakasında Gebze’deki mahkemenin kararı maktulün ailesinin yüreğini sızlattı. Rıdvan Saygın’ın ailesi mahkemede bulamadığı adaleti önce sokakta sonra medyada aradı

Aktan Uslu Tüm haberleri

Haber Analiz - 1

“Yaşı kaç olursa olsun; 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim...”

Gazeteci Hrant Dink’in katlinin ardından cenazesinde, eşi Rakel Dink tarafından okunan mezarı başından okunan mektuptan.

**

Türkiye’nin yeni kanayan yarası: Çocuk katili çocuklar. Ölene mi yanarsın, yaşamı sönen, yaşayan ölüye dönüşen öldürene, yitip giden birmiş gibi gözükn iki gencine mi?

Hrant Dink, politik içerikli bir cinayetle katledilmişti. Katili o yaşlarda çocuk idi.

Bir bebekten katil yaratan sistem sorgulanmadı. Türkiye şimdi zifiri karanlık. Çocuklar çocukları yok yere öldürüyor.

Ötesinde adalet, yargı…

Türkiye Cumhuriyetinde muhtemelen 12 Eylül darbe süreci dâhil, hiçbir dönem bu kadar sorgulandığı kadar sorgulanmadı. Vakti zamanında CHP’de dönemin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a meşhur Adalet yürüyüşü ülke geneline lokal ölçekle, kısa mesafeli de olsa yansıdı.

Onlardan birinde.. Çocuğun çocuğu öldürdüğü cinayetlerden birinde çok sayıda kişinin karıştığı tamamı çocuklardan oluşan iki grubun kavgasında 16 yaşındaki Rıdvan Saygın bıçaklanarak öldürüldü.

Çok sayıda zanlısının olduğu vakada mahkeme geçen yıl kasım ayındaki karar duruşmasında tek kişiye, 15 yaşındaki Ömer Aşut’a önce müebbet verdi. Kavgada maktul Rıdvan Saygın’ın da elinde bıçak olmasından sebep 18 yıla. Aşut’un yaşından ötürü 12 yıla hükmetti.

Aile bir kere daha yıkıldı. Adaleti mahkeme kararından üç ay kadar sonra Çayırova’da adalet yürüyüşü gerçekleştirip sesini Türkiye’ye duyurmaya çalıştı. AA da takip etti, haberi geçmedi. İHA, üç ay önceki davada açığa çıkan görüntüler üzerinden haberleştirip haberin son satırına, ailenin yürüdüğünü yazdı da niye yürüdüğünü pas geçti.

Sonrasında da ailenin evine bu ay içinde akşam saatlerinde konuk olduk. Rıdvan Saygın’ın annesi ve babası, Makbule – Şenol Saygın geniş aileleriyle kurdukları iftar sofrasında ağırlamadan önce sorularımızı yanıtladı.

**

ÖNCE BİR BUNALMA,

 SONRA TELEFON GELDİ

  • Sizin için zor olacak ama, ne anlatmak ister misiniz?

 

  • Makbule Saygın: Oğlumun kanı yerde kalmasın, sonuna kadar gideceğim. Neresi olursa olsun oraya kadar gideceğim. Çünkü benim oğlum onlar gibi değildi. Bile bile getirdiler, herkes oraya saklanmış, hepsi bir anda çıkıyorlar. Benim çocuğum orada kavga dövüş olacağını bilseydi gitmezdi. İş görüşmesine gidecekti. Beni aradı, "Anne yarım saate kadar gidip geleceğim, beklemeyeceğim, söz veriyorum sana" dedi. O yarım saatin içinde ne olduysa oldu.

 

  • Şenol Saygın: 18:44'te ben telefonla görüştüm, beni aradı. “Gel takılalım bu akşam senle” dedim. Bir sonraki akşam olabileceğini söyleyip bir saat izin istedi. Geç kalmayacağını söyledi. Para istedi, gönderdim. 18:44'te konuştuk, 19:30'da öldüğünün haberini aldım. Burada yemek yiyordum, bir sigara yaktım; bir ferahlık, bir darlık geldi, bir bunaldım, bir sıkıntı, bir ter içinde. Ama sanki içimi böyle çekiyorlardı benim, içimi çekiyorlardı. İki dakika geçmeden telefon geldi. Meğersem canımı çekip alıyorlarmış benden, canımı. Defalarca geldi bu eve. Götürdü, oğlumu götürdü. Konuşmuyorlardı. Hanım ameliyata gireceği zaman geliyor hastanenin önünde. Rıdvan görüyor onu; "Niye bekliyorsun" diyor, "Makbule ablanın yanına geldim, çok ekmeğini yedim" diyor. Orada barışıyorlar; üç gün, üç günün içinde oğlumu kara toprağa koydu.

 

  • Aralarında bir husumet var mıydı?

Ş.S: Aralarında bir husumet yok, hiçbir şey. Sadece şakalaşırken parkta bir kavga etmişler;, arkadaşının da çiviye girmiş bacağı. Ahmet,"Ben yaptım derim" demiş polis gelirse; polis gelince de "Rıdvan yaptı" demiş.

- Öldürüldüğü kavga esnasında oğlunuzun üstünde bıçak varmış?

M.S:  Oğlumun bir bıçağı şöyle var.  Aşağıdaki mahallede içkici falan var, akşamları dışarı çıkınca önüne gelen çocukları dövüyormuş. Oğlum bir tek caddeye çıkarken alıyordu bıçağını. O da içkici ona çatarsa, sallayayım diye.

- Avukatınız, karar duruşmasında cinayetten hüküm giyen tutuklu sanığa oğlunuzun üzerindeki bıçaktan sebep ceza indirimi verildiğini söyledi?

Ş.S: Siz buraya geldiniz, burada kalabalık gördünüz, biz size saldırdık; siz ne yaparsınız?. Orada iki kişi bir taraftan asılıyor, bir kişi bir taraftan asılıyor; öbürkü de karşıdan bıçağı sallayarak geliyor, saplıyor. Biri bacağından bıçaklıyor... Şimdi bu çocuk onlardan elinden kurtulunca neden bıçak çekmesin? Ben olsam ben de çekerim hocam, canımı korumak için mecburum. Çocuğumun son görevini yapan benim, yıkayan benim. Çocuğumun kemiği kırık, vücudu mosmor, yüzü mosmor; her bir tarafını mahvetmişler uşağımın.

M.S: Ben hâkime de dedim, savcıya da dedim: "Bu adalet mi? Herkesin evladı var, bu adalet mi?" dedim. "Gideceğim yerlere kadar gideceğim" dedim, o da "Gidebilirsin abla" dedi.

-  Sanık tarafının ailelerinden bir tehdit var mı?

M.S: Şu an bir şey yok, gelmedi. Çocukların ailelerinden hiçbirini tanımıyoruz, sadece Tarkan diye bir arkadaşı vardı, onun babasını tanıyorum; götürenlerden birinin babasını.

-  Şundan şüpheleniyor musunuz: Cinayetten tutuklu yargılanan katil olmayabilir, katil dışarıda serbest olabilir?.

Ş.S Evet, onun için uğraşıyoruz. Olayın içinde karışan elemanlardan bir tanesi şu an vurulmuş bacağından, üç aydan beri evinde yatıyormuş. Akın Keskin diye bir çocuk vardı Rıdvan'ın arkadaşı, Rıdvan'dan bir süre sonra bu çocuğu darp ettiler. Hastaneye o çocuklar bellerinde silahla geldiler. Yolda telefon aldım, gittim Akın'ı aldım o kalabalığın içinden, arabaya bindirdim eve getirdim. Neden her yerden sen çıkıyorsun?. Neymiş, bacağından yaralanmış da, bayılmış da; hastaneye, kuaföre baygın getirmişler.

M.S: İçeridekinin mektubunda çok dikkatimi çeken bir yer var: "Ben" diyor, "bacağına vurdum" diyor. "Madem bacağına vurdun, bana neden şimdi mektup yazıyorsun?". "O kadar her şeyi birlikte yaptık, bir çocuğu öldürmeye herkes bir şey yaptı ama tek ceza yatan benim" diyor.

- Bu mektubu kime yolluyor?

Ş.S: Bize, eve yolluyor. Mahkemeye verdik ama savcı şöyle bir baktı, "Alın koyun dosyasına" der gibi dosyanın arkasına koydu, başka bir işlem yapılmadı.

Çayırova, Yenimahalle’deki evlerinde bir süre önce konuk olduğumuz Makbule – Şenol Saygın çifti adaletin sağlanmasını istiyor. Oğulları Rıdvan Saygın’ın Beşiktaş armalı yatağı ve hatıraları yerli yerinde.

**

KOCAELİ’DE EN AZ BEŞ ÇOCUĞU DAHA ÇOCUKLAR ÖLDÜRDÜ

Bu yılın ocak ayı içinde İstanbul’un Güngören İlçesi’nde Atlas Çağlayan’ın benzer şekilde öldürülmesinin ardından Gebze’de Hürriyet ve İstikbal Derneği tarafından adalet talepli basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya ilimizden;

Gebze’nin Pelitli Mahallesi’nde 12 Temmuz 2021’de Afganistan uyruklu 20 yaşındaki Muhammed Atikullah tarafından öldürülen Ayşegül Aydın’ın abisi Esat Aydın ve aile bireyleri;

İzmit, Kemalpaşa Mahallesi’nde İnönü Caddesi’ndeki parkta 15 Mayıs 2022’de Y.K, H.M.K ve Y.A tarafından dövülerek öldürülen 15 yaşındaki Kıvanç Uman’ın ailesi;

Gebze’de 27 Mart 2024’te ‘Kız meselesi’ nedeniyle çıktığı iddia edilen tartışmada 20 yaşındaki E.K.D tarafından öldürülen 16 yaşındaki Kadem Can Çiçek’in annesi Kibar Çiçek;

Gebze’de 07 Şubat 2025’te çalıştığı spor salonunun önünde tekerlekli sandalyeli Alihan Şeker’in bir aracın içinden silahla vurarak öldürdüğü Velican Aras’ın annesi Zuhal Aras;

Gebze’nin Mimar Sinan Mahallesi, Piri Reis Caddesi, 25’nci Sokak’taki evinde 16 Mart 2025’te C.Y tarafından kurulan pusuda öldürülen Bayram Zunluoğlu’nun abisi; katıldı.

İstanbul’un Pendik İlçesi’nde 18 Mayıs 2025’te Sahilyolu Kaynarca Mahallesi, Erol Kaya Caddesi üzeri Tuzla yönünde Ömer Faruk Ballı yönetimindeki aracın çarpması nedeniyle hayatını kaybeden Işıl Öykü Dinç’in annesi Özlem Dinç de açıklamada yer aldı. .

 

YARIN

KATİL “HÜR” ŞÜPHESİ: BU DOSYA DÖNER 

Yerinde takip ettiğimiz detaylı haberleştirdiğimiz yürüyüşün ardından ailenin avukatına konuk olduk. Davacı Saygın Ailesi’nin avukatı Neslihan Demir soruşturmanın eksik, Sulh Hukuk hakimliğinin yetersiz kaldığını, gerçek katile de beraat kararı verilmiş olabileceğini belirtip, “İstinaftan döner. Adalet yerini bulur” dedi.

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 04 Mayıs 2026 17:50
BENZER HABERLER
X