ALEYNA ORANSAL’IN Kİ EVLAT DA… Tahliyesini kabul etmiyoruz. Cezasını paşa paşa çekecek
Ravive'de hayatını kaybeden Şengül Yılmaz’ın kızı Nural Deniz, erken doğum yaptı. Bebeğinin, ciğerleri gelişmeden doğduğunu belirten genç anne, Aleyna Oransal’ın hamileliği gerekçesiyle ev hapsini kabul etmediklerini söyledi
Haber serisi
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri Adalet Nöbeti: 6 – 6
Ravive Kozmetik faciası sonrası Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin altıncı nöbeti 19 Temmuz 2026 Pazar günü Gebze 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanında tutuldu. 21 Temmuz Salı günü Kandıra’da süregiden davanın üçüncü celsesi gerçekleşmişti.
Adalet Nöbeti göreceli olarak 19 Temmuz’da bitmiş gibi gözükse de aslında sürüyor. Yarın veya bu hafta içindeki son bölüm ile, Gebze Emek’teki haber serisi de sona erecek ama aslında o nöbet, katledilen işçilerin ailelerinin olduğu her yerde sürüyor.
Ravive Kozmetik faciasında hayatını kaybedenlerden Şengül Yılmaz’ın kızı Nural Deniz, hamileliğinin sekizinci ayında, strese dayalı erken doğum yaptı. Bebeğinin, ciğerleri gelişmeden doğduğunu belirten genç anne, Aleyna Oransal’ın hamileliği gerekçesiyle tahliye gibi, ev hapsini kabul etmediklerini söyledi.
Dizimizi, işçilerin ailelerinin altıncı nöbetteki söylemler ile sürdürüyoruz…
Şengül Yılmaz'ın kızı Nural Deniz
“Biz 8 aydır her yerde adalet için direniyoruz. Gerçekten bir şeylerin toplanması, düzenlenmesi, adaletin gerçekten olması gerektiği gibi ilerlemesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bunun önüne geçebilmek için bir şeyler olabilmesi için uğraşıyoruz. Tüm halktan, herkesten de yanımızda olması için destek bekliyoruz.
Hepimiz... Kimimiz annemizi, kimimiz kızımızı, çocuğumuzu yanarak orada izledik kapılarda. Annemin, herkesin parçalarını topladık. Kimsenin cesedi yıkanmadı bile. Hiç kimsenin eli kolu, uzvu, hiçbir şeyi yoktu
Mahkemede tanıkların, avukatları hâkime, ‘Ölenlerin suçu var. Geriye doğru kaçmışlar, kapıya doğru kaçmamışlar’ diyor. ‘Ölenlerin vücut bütünlüğü var mıydı?’ diyor. O yangında ölenlerin vücut bütünlüğü olma ihtimali var mı? Terbiyesizler! Nasıl kalkıp da böyle bir şeyi, böyle bir cümleyi bizim karşımızda konuşabiliyorsunuz? Zaten zorla ayakta duruyoruz, kendimizi zor tutuyoruz. Orada boynunuzu büküp suçunuzu kabul etmek yerine yüzümüze bakıp bakıp bizle dalga geçer gibi saçma sapan sorular sorup psikolojimizle oynuyorsunuz.
Gerçekten inanılır, katlanılır gibi değil. O kadar zor şeyler yaşıyoruz ki... Bırakın acımızı yaşamayı, adalet için koşmaya çalışıyoruz.
Ben mahkemeden bir gün önce 8 aylık çocuğumu doğurdum. Çocuğum 20 gün küvezde kaldı. Benim çocuğumun ciğerleri bile gelişmemişti. Ben ameliyattan çıktım, teyzemi arayıp, ‘Mahkeme nasıl gidiyor?’ diye sorduğumda bana, ‘İki sanık tahliye oldu’ dedi.
Ayrıca Aleyna Oransal’ı tahliye etmişler, yani ayağında kelepçeyle ev hapsi vermişler. Niye? Hamileymiş! Yani gebeliği riskliymiş! Benim çocuğumun erken doğması, ciğerlerinin gelişmemesi, benim bu kadar stres yaşamam bana reva da ona değil mi? Onunki evlat da benimkisi ….. yavrusu mu? Ben böyle bir şeyi kabul etmiyorum.
Aleyna Oransal içeri girecek, onun çocuğu da gerekiyorsa annesinin suçunu çekecek. Yangından bir gün önce hesabına 5 milyon lira maaş alarak yatıyor bu kadın. Suçsuz diye dışarı çıkarılmasını, ev hapsi verilmesini kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz de. O kadın da diğerleri gibi içeriye girecek, cezasını paşa paşa çekecek.
Kamu görevlileri... 7 kişiyi tutukluyorlar, 6 gün sonra ikisini dışarı çıkarıyorlar. Cengiz Taşdemir, Zabıta Müdürü, çıkıyor, tek tek geliyor fabrikaya. Fabrikanın yanında benim evim. Koli koli parfüm götürüyor, bir sıkıntı yok. Ölmüşlerin üstünden geçiniyorlar, bir sıkıntı yok. Orada kaçak fabrikaya hiçbir şekilde denetim yapmıyorlar, bir sıkıntı yok. Hiçbir problem yok. Ölen kişi öldükten sonra kalkıp da "Bizim suçumuz yok, biz dışarı çıkalım..." Öyle bir dünya yok.
Kalkıp belediyede milleti tehdit edip de ‘Bizi içeriye atarlarsa biz de yakarız, konuşuruz’ deyip de milletin gözünü korkutup da yukarıdan birilerini oraya sokup da kalkıp dışarıya çıkmışlar ama böyle bir şey yok, biz bunu kabul asla etmiyoruz. Tekrardan içeriye girecekler, bu adaletin peşinden gideceğiz. Gerekirse biz bu yolda öleceğiz. Bizim sevdiklerimiz can vermiş, biz bu yolda can versek ne olur? Hiçbir beklentimiz zaten yok, tek istediğimiz adalet, adalet, başka hiçbir şey istemiyoruz.”
Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir
Bizim canlarımız orada yanarken bunlar rahat rahat evinde oturmuştu değil mi? Onlar orada kömür olurken, haykırırken, ne kaçacak ne sığınacak yer varmış. Ne kapı ne cam varmış ne yer varmış. Çocuklarımız birbirini sararak, sararak, yanarak can verdiler. Bunlar böyle mi ölmeliydi, hakları böyle miydi?
Hepsi yaşamak istedi, ölmek istemediler!
7 kişi orada canlarını vermişler ama sonunda bizi suçlu gördüler. ‘Kendi kendini yakmışlar’ diyorlar. Niye bu çocuklar kendi kendini yaksınlar? Nasıl yaksınlar kendilerini? Niye suçu bize yüklüyorlar? Hukuk, adalet böyle değildir. Biz onların hakkını istiyoruz, hakları yerde kalmasın. Çocuklarımız rahat rahat mezarında yatsınlar.
7 kişi orada canını verirken onlar rahat rahat evinde oturmuşlar. Onlar keyif yaparken biz acı çekiyoruz. Biz gece gündüz ağlıyoruz, hastanelerden de çıkmıyoruz. Nisa'nın babası hastadır, gece gündüz ‘Kızım nerede?’ diye bağırıp çağırıyor. Ama çare yok, ne yapalım. Kızımızı kömür olarak aldılar elimizden. Kömür aldı, kömür oldu kömür. Toprak oldu, kara toprağa verdik, şimdi kızım kara toprağın altında. Elimizden bir şey gelmiyor. Ne yaparız, hiçbir şey yapamadık, kara toprağın altına girdi.”
Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir
“Her hafta biz acı çekiyoruz. Her hafta yine acılarımız tazeleniyor. Biz adalet istiyoruz. Adalet yerini bulsun. Onlar da acı çeksin. Biz her zaman acı çekiyoruz. Yedi kişimiz kül oldu, kefen bile bile sarmadılar, mezarın içine koydular. Bari adalet yerini bulsun. Biz adalet istiyoruz. Herkes bize yardım etsin.
Cumhurbaşkanına sesleniyorum. Allah rızası için başka analar acı çekmesin. Biz çok çektik. Sadece kömürleri torbaya koydum. Tuğba sabah kalktı, 8'de gitti. Ben bir sütü onun cebine koydum. ‘Tuğba o sütü sıcak iç, sonra senin karnın acıkmasın’ dedim.
Allah'ım ne oldu? Yandın mı anam? Tuğba’nın kemikleri yerde toplandı. Öyle olmaz, öyle adalet olmuyor. Allah rızası için Cumhurbaşkanına sesleniyorum. Bizim acılarımız biraz azalsın. Bize bir yardım etsin. Adalet yerini bulsun. Herkes cezasını çeksin.”
Hanım Gülek’in Kızı Tuba Gülek Laç
“Annemin vefatının ilk gecesinde, evimizin içinde kendisini aramaya başladım. Kıyafetlerinde onun kokusunu aramaya başladım ama ne yazık ki annemin kokusunu, yüzünü, kendisini, her şeyini aldılar elimden. Onunla geleceğe yönelik yaşama hakkımı aldılar. Kardeşlerimin ve benim, onun yüzünü son kez görebilme hakkımı aldılar elimizden.
Bu yüzden şimdi karşımızda dalga geçen sanıkların, katillerin önünde adalet mücadelesi veriyoruz. Bizi umursamaz halde, yaptıklarından sanki sorumlu değilmişçesine ifade verdiklerinde, onları sükunetle dinlediklerine şahit oluyoruz. Ama şunu bilsinler: Hakkım, adalet hakkımı istiyorum! Annem için, kendim için, kardeşlerim için...
Başından da söylediğim gibi, hiç kimsenizin özgürlüğü benim annemin hayatından, canından, varlığından daha değerli değildir. O yüzden sonuna kadar mücadelemizi devam ettireceğiz. Hiçbir şekilde geri adım atmayacağız. Bunu da sakın beklemesinler. Sonuna kadar onların hakkının, canının, varlığının ve çektiği acının peşine düşeceğiz ve onlardan hesabını soracağız. Bunu da böyle bilsinler."
Seride önceki bölüm
Mecliste araştırma komisyonu görülmeli
https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/mecliste-komisyon-kurulmali-/4259.html
Seride “son” bölüm
Şahin Taşdemir, Vedat Taşdemir, İbrahim Esatoğlu, Aytekin Gikan…