BİR VEKİL KONUŞUYOR. DİĞERİ ENGELLİYOR Tuncay Yıldız'ın oğlu Ali Yıldız mesajların izinde
Ravive Kozmetik davasının üçüncü celsesi sonrası aileler kararlılıklarını tekrarladı. Taştekin, kendileri için konuşan tek vekilin Gergerlioğlu olduğunu, Yaman’ın adeta engellediğini söyledi. Tuncay Yıldız’ın oğlu Ali Yıldız babasının “kaybolan” WhatsApp mesajlarının izini sürdürüyor
Ravive Kozmetik davasının üçüncü celsesi sonrası aileler ve avukatları kararlılıklarını tekrarladı. Vedat Taştekin, kendilerini konuşan tek vekilin DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu olduğunu, bir dönem Dilovası Belediye Başkanlığı da yapan AKP Kocaeli Milletvekili Cemil Yaman’ın konuşmak bir tarafa önlerini kestiğini söyledi. Tuncay Yıldız’ın oğlu Ali Yıldız, Farabi’ye sevkten sonra kaybolan cep telefonundaki WhatsApp yazışmalarının peşinde. Yıldız, “Fabrikaya, patronlara gelirsek herkes 'Ben bu fabrikadan sorumlu değilim' diyor, kimse sorumluluk kabul etmiyor. Kim sorumlu biz anlamış değiliz yani. Ama babamın WhatsApp geçmişi tamamen bu delilleri ortaya çıkartıyor. Biz şu anda o mesajlara ulaşmaya çalışıyoruz” dedi.
Dün akşam 21.00 sularında sona eren üçüncü celse sonrası Kandıra Cezaevi Yerleşkesi önündeki basın açıklamasında ilk sözü Faciada hayatını kaybeden işçilerden Hanım Gülek’in ailesinin vekili Avukat Uğur Çelebi aldı.
Çelebi, kamu kurumlarından sorumlulara dair hazırlanan iddianameye atıfla iki davanın birleştirilmesi yönünde bir duruma yönelme olduğunu belirtip, “Mahkemenin de eğer iddianamede bir eksiklik yoksa bu şekilde bir karar vereceğini düşünüyoruz” dedi.
Dünkü celsede de davanın Gebze’de görülmesine yönelik taleplerinin, ‘Kamu görevlileri dosyasından da birleşme olacak, güvenlik endişemiz var' denerek ret edildiğini hatırlatan Çelebi, “Bizim sair taleplerimiz oldu, araştırmak istediğimiz tevsii tahkikat (ceza davalarında yargılamanın genişletilmesi) taleplerimiz vardı. Bunların da reddine karar verildi. Sanık müdafilerinin taleplerini de ret eden mahkeme heyeti eksik olan bazı hususların olduğunu söyledi. Onlar geldikten sonra bir bilirkişi raporu alacağını, tek bir rapor düzenleyeceğini, suç vasfını da belirleyecek şekilde bir rapor düzenlemek istediklerini, böyle bir düşünceleri olduklarını söylediler ve duruşmayı ertelediler” dedi.
Dördüncü celse için yaklaşık 50 gün sonra gerçekleşeceğini, araya adli tatilin de gireceğini kaydeden Çelebi, “Bizim adalet mücadelemiz devam edecek. Sonuna kadar, hak yerini bulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Burada da (Kandıra) devam etse, başka yerde de devam etse tüm sorumluların yargılanıp cezasını alana kadar hak mücadelemiz devam edecek” diye konuştu.
Faciada hayatını kaybeden işçilerden Tuncay Yıldız’ın oğlu Ali Yıldız da mücadelelerinin sonuna kadar devam edeceğini, önceki celselerde serbest bırakılanların tutuklanmasını ve faciada ihmali olan tüm kamu kurumlarından sorumluların cezalandırılmasını istediklerini belirtip ayrıca özetle şunları kaydetti:
“Fabrikaya, patronlara gelirsek herkes 'Ben bu fabrikadan sorumlu değilim' diyor, kimse sorumluluk kabul etmiyor. Kim sorumlu biz anlamış değiliz yani. Ama babamın WhatsApp geçmişi tamamen bu delilleri ortaya çıkartıyor. Biz şu anda o mesajlara ulaşmaya çalışıyoruz. Babam Farabi Hastanesi'nde iken konumu gayet ortadaydı. Dilovası’ndan Darıca’ya kadar cep telefonu çalışır vaziyette gitmiş. Sonrasında kapanıyor. Biz bunu da araştırıyoruz, bir türlü bulamıyoruz. Şu anda da hâlâ araştırmaya devam ediyoruz. Orada zaten İsmail Oransal'ın da, Gökberk Güngör'ün de, Altay Ali Oransal'ın da babamla olan yazışmaları, fabrikayla olan ilişkileri gayet ortada. Kimse bunu kabul etmiyor ama orada gayet ortada. Biz bunu bir sonraki mahkemede inşallah sunacağız.”
Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir de her zaman söylemelerine karşın yaklaşık 100 kilometre mesafede duruşma takip ettiklerini, kamu görevlilerine yönelik yine adil bir yargılanma olmadığını öne sürdü.
Taşdemir, “Biz bundan defalarca söyledik, bizim mahkememizin Gebze'ye taşınması yine olmadı. Fabrika sahibi, kamu görevlileri, zabıtalarından tut da Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanına kadar hepsinden davacıyız dedik, yine olmadı. Bizim artık sırtımızı dayanacağımız ağaç kalmadı. Eğer milletvekilleri arkamızda olsaydı, Büyük Millet Meclisi arkamızda olmuş olsaydı belki bu renk değişirdi.
Büyük Millet Meclisinde 600 milletvekili var. Hiçbirini bugün burada görmedik. Mecliste ailelere, 'Başınız sağ olsun' diyorlar. Ya sen bir sefer çıkmışsın oraya 'Başınız sağ olsun' diyorsun, bugün Filistin'de ölen adama da 'Başınız sağ olsun' diyorsun, kendi vatandaşına, insanına da aynısını söylüyorsun. Değişen bir şey yok.
Kamu görevlilerinin yakalanmasını ve verilen cezaları görene kadar içimiz rahat etmez. Bunu her seferinde söylüyoruz. Her Allah'ın günü akşamımız, sabahımız bizim için yok. Ne zaman ki bunlar yargılanır, gerekli cezayı alır, o zaman belki içimiz biraz rahat eder.
Dilovası Belediye Başkanı, KBB Başkanı, Dilovası Kaymakamı, Kocaeli Valisi bunlar hepsi suçludur, suçlu! Biz gidip de hangi milletvekiline, hangi başbakana, hangisini şikâyet edeceğiz?
Her seferinde söylüyoruz suçlu olanlar cezasını çeksinler, biz de rahat edelim.
Biz devletimizden bunu, adil bir yargılamayı bekliyoruz.
Fabrika sahibi elini kolunu sallaya sallaya geziyor, suçlu olan ben çıkıyorum. Benim kızım yanıyor, ben suçluyum; o elini kolunu sallaya sallaya geziyor. Bu nasıl bir adalet, ben anlamıyorum.
600 milletvekilinden sadece biri, Ömer Faruk Gergerlioğlu konuşuyor. Cemil Yaman sürekli buradaki olayları durduruyor, bunun üstüne varıyor.
Hakimi, savcısı bile, 'Bunlar suçlu' demiyor. E biz kime şikâyet edeceğiz?
Yanımızda duran sendikacılar, basın mensupları, avukatlarımız... Geri kalanı biz göremiyoruz. Hiç bir tane milletvekili yok yanımda. Yarın gelip benden oy isteyecekler. Ben ne yapacağım bunu? Ben devletimden adalet bekliyorum. Adalet... Adalet yerini bulana kadar da devam edeceğim. Hiçbir zaman bu davadan da vazgeçmeyeceğim. Ya öleceğim benden kurtulacaklar ya da kurtulmayacaklar, cezasını çekecekler” dedi.
Öte yandan Dilovası İşçi Katliamı Aileleri tarafından yapılan yazılı değerlendirmede de;
“3. duruşmamızda, Altay Ali Oransal, İsmail Oransal, Gökberk Güngör, Abdurrahman Bayat ve Ali Osman Akat’ın tutukluluk halinin devamına, Güven Demirbaş ve Ünal Aslan'ın tutukluluk talebine red kararı verildi.
Davamız için kilometrelerce yol kat edip Kandıra'ya geliyoruz, cep telefonlarımız içeriye alınmıyor, akşam geç saatlere kadar duruşmamız sürüyor. Kaybettiğimiz canlarımızla birlikte, ne evde bıraktığımız hastalarımız ne de çocuklarımız aklımızdan çıkmıyor. Katillerinin cezasız kalmasını istemiyoruz. Ancak yine de bütün taleplerimize rağmen davamız kaçırılan yere, Kandıra Ceza İnfaz Kampüsü'ne, 8 Eylül'e erteleniyor.
9 aydır 3'ü çocuk 7 işçi için, sevdiklerimiz, canlarımız için adalet nöbetleri tuttuk. Kandıra'ya kaçırılan davamız için kilometrelerce yol kat ettik. Vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. İş cinayetleri kaza, kader değil, önlenebilir ölümlerdir demeye, adalet talebimizi yinelemeye devam edeceğiz” görüşlerine yer verildi.
İLGİLİ HABER
Yeni tahliye yok. Yeni tutuk yok. Kamucular dosyaya eklendi