Yasağa inat: Gökkuşağı  gibi bir arada olalım
09 Mart 2026 09:42

GEBZE’DE LGBTİ+ YASAKLI 8 MART Yasağa inat: Gökkuşağı gibi bir arada olalım

Gebze Kadın Platformunun 8 Mart yürüyüş ve açıklamasında LGBTİ+ bayrağı taşıyan yurttaşın bayrağına polis el koydu. Basın açıklamasında, “Tüm kadınları gökkuşağı gibi tüm renklerimizle bir arada olmaya çağırıyoruz” denildi

Aktan Uslu Tüm haberleri

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, “Emeğin başkenti” Gebze’de, unvanın hakkını veren dinamiklik ve çeşitlikte kutlandı. Gün içinde Gebze 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanına Eğitim-İş ve DEM Parti’nin ardından Gebze Kadın Platformu, Eskiçarşı içinden yürüyerek çıktı.

Gebze Kadın Platformunun çağrısıyla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde alanlara çıkan kadınlar haykırdı:"Tüm kadınları, gökkuşağı gibi tüm renklerimizle bir arada olmaya, haklarımıza ve yaşamlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz."

Gebze Eski Çarşı Taksi Durağından başlayarak Kent Meydanına yürüyen kadınlar, "Yaşasın kadın mücadelesi", "Kadın yaşam özgürlük", "Jin Jiyan Azadi" ve "Kadın cinayetleri politiktir" sloganları attı. LGBTİ+ bayrağı taşıyan bir yurttaş polis müdahale etti, bayrağa el konuldu. Kadınlar polise tepki gösterdi. 

Yürüyüş ve basın açıklamasına –tespit edilebildiği kadarıyla-

CHP, DEM Parti, Türkiye İşçi Partisi, Emek Partisi ve SOL Parti ile Eğitim-Sen, Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 1 ve 2 Nolu Şubeden Kadın Komisyonundan başkan, yönetici ve üyeler katıldı.

Gebze Kent Meydanında basın açıklamasını Eğitim Sen Kocaeli 2 No’lu (Gebze) Şube Kadın Sekreteri Alev Çalımbay okudu. Çalımbay söze LGBT+İ bayrağına polis müdahalesini kınayarak girdi.

"Biz Gebze Kadın Platformu olarak geçmişten bugüne, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesi uğruna hayatını kaybeden işçi kadınların mücadelelerini selamlıyoruz" diyen Çalımbay, "Ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara, savaşlara, otoriterliğe karşı sesimizi yükseltiyor; dünden aldığımız güçle tüm kadınları örgütlü mücadeleye çağırıyoruz. İnsanca koşullarda çalışmak ve emeğinin karşılığını almak için Temel Conta’dan Digel Tekstil’e, Şık Makas’tan Migros Depo’ya direnen; Gazze’den Rojava’ya, Ukrayna’dan İran’a, Afganistan’a savaş koşullarında var olmaya çalışan tüm kadınları selamlıyoruz" dedi. 

"Ekonomisinin 23 yıldır büyüdüğüyle övünen devlet, bir kriz yanılsaması yaratarak kamusal hizmet kapsamında olması gereken sorumluluklarından çekiliyor" diyen Çalımbay, "Kreşler, yaşlı-gündüz bakım evleri gibi kamusal bakım hizmetleri tasfiye ediliyor. Teşviklerle sermayenin insafına bırakılan özel kreş ve bakımevleri kadınların yüzde 69’unun asgari ücret ve altında çalıştığı koşullarda kadın istihdamının önünde bir engel olarak duruyor. 'Annelik' 'vicdan', 'fedakârlık' gibi değerlerin sıkça gündeme getirildiği 'aile on yılı' politikaları çerçevesinde, bakım ve ev içi emek kadınların omzunda bir yüke dönüştürülüyor. Çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımı, yarı zamanlı çalışma modeliyle, bakım ödenekleriyle, komşu annelik gibi uygulamalarla emeğimizin sömürüsü katmerlenerek artıyor. 

Bakımın toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çiziyor, cinsiyetçi iş bölümünün kurumsallaştırılmasına itiraz ediyoruz. Bu politikaların kadınları istihdam dışında bırakmaktan, hane içi emeğimizin görünmez kalmasını ve değersizleştirilmeye devam edilmesini sağlamaktan başka bir şeye hizmet etmeyeceğini biliyoruz" diye konuştu. 

Kız çocuklarının yaşadıkları sorunlara değinen Çalımbay, "MESEM projelerinde 77 bin 715 kız çocuğu, çocuk işçi olarak hem ucuz işgücü hem de her türlü tacize ve istismara açık bir şekilde sermayenin emrine veriliyor. Bu sistemin getirdiği can yakıcı sonuçlardan birini de TBMM’de gördük. Stajyer öğrencileri istismar edenler serbest bırakıldı! İSİG verilerine göre iş yerlerinde işçi güvenliği ve sağlığına yönelik tedbirler alınmadığı için iş cinayetlerinde 13 kız çocuğu, çocuk işçi katledildi. Dilovası’nda Ravive Kozmetik’teki yangında hiçbir önlem alınmadığı için adeta göz göre göre katledilen üçü çocuk yedi işçiyi unutmadık, unutturmayacağız" dedi. 

"Günde en az 3 kadın katlediliyor. Türkiye’de aynı gün içinde, 6 kadın katledildi" diyen Çalımbay, "2026’nın ilk ayında 22 kadın öldürüldü; 14 kadının ölümü ise kayıtlara 'şüpheli' olarak geçti. Cezasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle failler kadınlar için tehdit olmaya devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi'nden hukuksuzca çıkılması, 6284 Sayılı Kanun'un etkisiz hale getirilmesinin yanında, iktidar ve gerici-milliyetçi ittifakı, tüm kurumları ve medyasıyla kadın ve LGBTİ+ düşmanlığını, nefret söylemini yaygınlaştırıyor. Medeni Yasa’nın kadınların lehine maddelerini hedef haline getiren iktidar, yanına tarikat ve cemaatleri de alarak mücadele ederek elde ettiğimiz kazanımlarımızı gasp ediyor" ifadelerini kullandı. 

Laiklik vurgusu yapan Çalımbay, "Laiklik, kadınların yaşam ve eşitlik güvencesidir. Devletin ve hukukun dinselleştirilmesi, patriarkal düzeni güçlendirirken kadınları hem kamusal alandan hem de emek süreçlerinden dışlamayı hedefler. 'Kutsal aile' söylemiyle kadın emeğini görünmez ve karşılıksız kılmak isteyen bu düzene karşı laikliği savunmak, aynı zamanda kadınların ekonomik ve toplumsal özgürlüğünü savunmaktır. Laiklik olmadan eşitlik, eşitlik olmadan özgürlük olmaz" dedi. 

"Dünyada ve bölgemizde devam eden savaşlar, çatışmalar ekonomik ve toplumsal krizleri derinleştiriyor" diyen Çalımbay, "Bu koşullarda, emekçiler, halklar ve kadınların içinde bulunduğu şartlar daha da ağırlaşıyor. Afganistan'ın kölelik hükümlerine yer veren ceza yasası, kız çocukların eğitiminin yasaklanması, Suriye’de Lazkiye Valiliği’nin kamuda çalışan kadınlara makyaj yasağı, Şam kırsalındaki El-Tel Belediye Meclisi’nin kadın giyim mağazalarında erkeklerin çalışmasını yasaklaması, Rojava’da çetelerinin kadın bedenine ve kazanımlarına dönük saldırılar kadın soykırımının bir parçası olarak devam ediyor. Ülkemizde de tekçi, faşizan ittifak varlığını gerginlik, kutuplaşma ve çatışma politikalarından beslenerek sürdürüyor.

Savaş politikaları ile kışkırtılan milliyetçilik; açlık ve yoksulluğun, sistematik hale gelen ihlallerin ve kadın cinayetlerinin üstünü örtmenin aracı haline getiriliyor. Anayasa'yı, temel hak ve özgürlükleri askıya alan iktidar, en küçük hak arama taleplerimizi bile baskı, gözaltı ve tutuklamalarla engellenmeye çalışıyor. Bunları kabul etmiyor, tüm kadınları barış mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz. Örgütlenerek bir öz güce ulaşan kadınlar olarak, birbirimizden öğrenerek, dayanışarak bu karanlığı aşacağımızı biliyoruz. Rojava'dan Filistin'e, Afganistan'dan İran'a sınırları aşan kadın mücadelemizle kadınların sesini, sözünü, eylemini çoğaltarak hep birlikte bu karanlığı aşacağız, karanlığa teslim olmayacağız” dedi. 

 

Güncelleme: 09 Mart 2026 09:45
BENZER HABERLER
X