“Yaymamalı” deyip 23 Nisan’ı iptal etti
18 Nisan 2026 07:13

MECLİSE ÇELİK VE BAYRAK TAŞIDI “Yaymamalı” deyip 23 Nisan’ı iptal etti

Eğitimde can alan şiddet vakaları KBB Meclisi gündemine Özgür Çelik ve İlhami Bayrak tarafından taşındı. AKP’li Ramazanoğlu, Dilovasındaki taciz vakası sonrası suskunluğu savunmuştu. AKP’li Büyükakın da “Çok fazla yaymamalı” deyip KBB’nin 23 Nisan etkinliklerini iptal etti

Aktan Uslu Tüm haberleri

Haber Analiz Yorum

Belediye meclis toplantılarının genel anlamda içeriği ve konusu, yetki ve sorumluluk realitesinde de yerel gündemdir ama yereli de ilgilendiren ve nihai çözümü genel idarede olan konular da, o meclislerde –doğrudur yanlıştır- gündem edilir.

Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin nisan ayı toplantısı da benzer bir durum oldu. Hafta içinde önce Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde hemen akabinde Kahramanmaraş’ta ilkinde yaralayan, ikincisinde öldüren eğitimde şiddet vakaları önce CHP’li Meclis Üyesi Özgür Çelik ardından İYİ Partili meclis üyesi İlhami Bayrak tarafından gündeme taşındı.

Hatırlatmakta fayda var..

KBB Meclisinin şubat ayı olağan toplantısında şimdilerde gündemden düşen; Dilovası’nda 24 kız öğrencinin öğretmenleri tarafından taciz edildiği vaka DEM Partili meclis üyeleri tarafından meclis gündemine taşınmış..

AKP’li Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu’nun niye suskun kullandığı sorgulanmış..

Görüştüğümüz öğrenci ailelerinin aksi yöndeki iddialarına karşın fiziki bir taciz olmadığını iddia eden *Ömeroğlu, “Konu adli mercilere intikal ettikten sonra tutuklanıp cezaevine atıldı bu vatandaşımız. Ama biz bunu çok fazla gündeme getirmedik.  İlçeye, okula dair önyargı olmaması, çocuklarımızın etkilenmemesi adına bunu gündeme getirmeden yapmak istedik. Çünkü çocuklarımızın sağlığı söz konusu. Toplumumuzun birlik beraberliği söz konusu” demişti.

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki eğitimde şiddet vakalarına dair önceki günkü KBB Meclisi’nde önce Özgür Çelik önceden hazırladığı metne sadık kalarak, ardından İlhami Bayrak doğaçlama konuştu.

Her iki hatipten sonra söz alan Başkan Tahir Büyükakın sözlerini, “İkincisi, bu tür suçlar teşvik edici suçlar; başka dalgalar getiriyor. Bunları çok fazla yaymamak lazım. Bu bilimsel olarak literatüre girmiş bir şey” diye tamamladı.

Şekil şema o ki yerelde iktidar, geneldeki iktidara ucu dokunan her meseleyi sümen altı ile, kamuoyundan ve tartışmalardan uzak örtbas etmeyi sürdürecek.

Bunu; Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik faciası sonrası mahkeme salonunun vaka yerine 90-100 kilometre mesafedeki Kandıra’ya taşımasından..

Dört gün süren ilk duruşmada önce tüm katılımcılara, sonra daraltılmış halde basına getirilen, mahkeme salonuna cep telefonu sokma yasağında anladık.

Ve bazı çevrelerin öngördüğü oldu.

Önlem almakta aciz ve yetersiz iktidarın ilimizdeki öncülerinden Tahir Büyükakın, “Aman konuşmayılım ki tekrarlanmasın” derken faturayı, 23 Nisan’a, dün akşam saatlerindeki şu tweet mesajıyla “kesti”:

“Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen elim olaylar neticesinde derin bir üzüntü içerisindeyiz. Yaşanan bu acı hadiseler dolayısıyla, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlemeyi planladığımız tüm konser ve sahne etkinliklerimiz iptal edilmiştir. Olaylarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar dileriz. Milletimizin başı sağ olsun.”

Önceki günkü mecliste sırasıyla Özgür Çelik, İlhami Bayrak ve Tahir Büyükakın özetle şunları kaydetti:

ÇELİK: ‘DİNDAR GENÇLİK’

DENDİ. GENÇLİK HEBA EDİLDİ

" 24 yıllık AK Parti iktidarında 9 Milli Eğitim Bakanı değişmiş, her gelen bakan kendine has yöntemler geliştirmiş ve eğitimi milli olmaktan uzaklaştırmıştır. Dindar bir gençlik yetiştirmek gayesiyle çıkılan bu yolda bir gençlik heba edilmiş ve gençler toplumsal ahlaki, ahlaki değerlerden uzaklaşmıştır. 'Suça sürüklenen çocuklar' ve 'psikolojik sıkıntıları vardı' cümleleriyle bunu anlatamayız.

Her çocuk masum doğar. Onu topluma faydalı bir birey haline getirmek de, ondan bir suç makinesi yaratmak da onu yetiştiren sistemin bir sonucudur.

Bunu başaramadığımızı kabul etmeliyiz. Geldiğimiz noktada ülkenin en temel problemleri ekonomi, adalet olmakla birlikte eğitim de ciddi bir problemdir. Çözümü ortak akılla ortaya konmuş, bilimsel temellere dayanan milli eğitim politikalarıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak Milli Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Suat Özçağdaş öncülüğünde çözüm önerilerimizi her platformda sunmaya devam ediyoruz, buna devam edeceğiz.

Okullarda güvenlik personelinin yanı sıra temizlik ve teknik personel sağlanmas talebimizi yenileriz.

Okullarda öğretmenlerin kadrolu, uzman, ücretli öğretmen şeklinde sınıflandırılmasını, öğretmenlerin ekonomik olarak ayrıştırılmasını doğru bulmuyoruz.

Yeterli fiziki şartları bulunmayan okullarda atanamayan öğretmen problemi hala ortadayken bu eğitim sistemiyle devam edilemediğini görüyoruz. En temel vatandaşlık haklarımız olan yaşama hakkını, çocuklarımızın okullarda kaybetmesini kabul etmiyoruz. Yaşanabilir bir toplum arzusuyla bireysel silahlanmaya; çocuğa, kadına, hayvana, doğaya şiddete karşı bir kez daha buradan sesimizi yükseltiriz.

GÜVENİPTE ÇOCUĞUNU

GÖNDERMİYOR: TEKİN, İSTİFA!

Son cümle; Milli Eğitim Bakanı’na: Görevinin gereğini yerine getiremediği bir koltukta oturuyor. Kendi çocuğunu teslim etmediği bir sistemin başında duruyor. Artık burada durmaması gerektiğini bir kez daha buradan hatırlatmak istiyoruz. Bu ülkeden umudunu kesmiş çocuklara değil, bu ülkenin umutlu çocuklara, umutlu çocuklara ihtiyacı vardır. Umutsuz bir gençlik yetişsin istemiyoruz."

BAYRAK: ALTI DEFA BAKAN

13 DEFA MÜFREDAT DEĞİŞTİ

“Ülkemizin yaşadığı bu elim olaylar maalesef artık sıradanlaşmaya başladı. Bugün burada konuştuğumuz konuların hiç birisi kaybettiğimiz canların zerresine değecek konular değildi. Hayatlarının baharında kaybettiğimiz evlatlarımıza Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum.

Ülkemizin sorumluluk sahiplerinin bir özeleştiri yapması gerektiğine inanıyorum.

Birçok alanda başarılı işler yapılmış bir uzunca Hükümet döneminin akabinde Ulaştırma Bakanlığı'nın 11 yıl süreyle kesintisiz hizmet yaptığı dönemde altı defa Milli Eğitim Bakanı değişmiş, 13 defa müfredat değişimi olmuş ve kimsenin yanaşıp gerçeklerle yüzleşmek gibi bir çabasının da olduğunu düşünmüyorum. Çünkü milli eğitim sistemimizle alakalı emperyalistlerin dahlinin olduğunu sanıyorum. 1949’da imzalanıp 1950’de uygulamaya konulan Fulbright Anlaşmaları ile kurulan eğitim komisyonları var. Şu an bile sosyal medyadan girdiğimizde, bu komisyonların en tepesinde CIA İstanbul en üst düzey temsilcisinin olduğunu hepimiz biliyoruz.

Sonucu konuşarak olayları çözmek mümkün değil. Tam bağımsız Türkiye hususunda devletimizin ve milletimizin kaynakları doğru kullanılarak ülkemizin güçlü hale getirilip, tam bağımsız hale getirilmesi yavrularımızın geleceğini kurtaracağını düşünüyorum. Yoksa her okulun, her öğrencinin başına bir polis koyarak bu işi çözmemiz mümkün değil.

Bugün bir çocuk ya da yetişkin Telegram ya da Discord'da hesap açmışsa ya suça bulaşmıştır ya tehlike altındadır. Bilişim Teknoloji Bakanlığı, ilgili kurumlar bu çocuklarımızı koruyacak ne yapmaktadır? 13-14 yaşındaki bir çocuğun bir günde bu bahsettiğimiz vahşet seviyesine gelmesi mümkün değildir. Dolayısıyla yöneticilerimize bir özeleştiri yapıp milletimizin kaynaklarını devletimizi güçlü hale getirecek işlere kullanmasını tavsiye ediyoruz. İYİ Parti adına milletimize başsağlığı diliyoruz. Bu emperyalist zihniyetin desenlerinin bizim ülkemizde yeşermesine müsaade etmememiz gerektiğini ifade ederiz.”

BÜYÜKAKIN: MECLİSTE KONUŞALIM,

HALLEDELİM KONULARI DEĞİL

Aslında, (meclis gündeminde) faaliyet raporu olmasa bunlarla ilgili bizim de söyleyeceğimiz çok konu var. Bu böyle basit de değil, çok boyutlu bir konu. Mesela, ‘Discord ya da Telegram kullanımının önüne geçilsin’ denilmesi gibi basit bir şey değil. Benzer kısıtlama uygulamalarında bu sefer ‘ülkedeki özgürlüklerin önüne geçiliyor’ gibi başka bir tartışma başlıyor.

Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika'da benzer konuların olduğu da ortada. Bu 1960'lı yıllardan beri bir kuşaklar arası çatışmanın uzantısı olarak da literatüre - girmiş bir konu. Mesela Mikronezya adı verilen Pasifik'teki adacıklar ülkesinde gençler arasında başlayan bir intihar dalgasının nasıl salgın olarak yayıldığını, şiddet suçlarının benzer şekilde nasıl yayıldığını, hız kazandığını anlatan çok sayıda bilimsel çalışma da var.

Ama bunlar böyle mecliste konuşalım, halledelim konuları değil; daha detaylı çalışılması gereken konular. Kapıya güvenlik koyduk ile olacak şey değil; polis olan yerde de benzer şeyler olabiliyor.

Bu talimatların internet üzerinden bu çocuklara verildiği, o dünyada başka şeylerin olduğu, detaylı çalışılması gereken bir konu. Kolay bir çözümü olan konu değil. Olay maalesef yine böyle kolaycı seçimlere gidiyor.

Yine yapılan çalışmalar şunu gösteriyor; bu tür olaylarda insanlar acilen bir tane günah keçisi bulup onu cezalandırıp içlerini rahatlatmayı seçiyorlar. Bu da bilimsel olarak tespit edilmiş bir sosyopsikolojik kanaat. Aceleci olmamak lazım, benim ilk kanaatim bu.

 İkincisi, bu tür teşvik edici suçlar; başka dalgalar getiriyor. Bunları çok fazla yaymamak lazım. Bu bilimsel olarak literatüre girmiş bir şey."

*Ömeroğlu – İlgili haber

Fiili taciz yok. Sözlü taciz var

https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/fiili-taciz-yok-sozlu-taciz-var/3066.html

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 18 Nisan 2026 07:17
BENZER HABERLER
X