Sanat Meclisi, 41’nci yılında andı 41 Kere Ruhi Su!
Halk Ozanı Ruhi Su, ölümünün 41’nci yılında Sanat Meclisinin, Zincirlikuyu Mezarlığındaki gömütünde anıldı: “41 yıl oldu onu yitireli. Biz de 41 yıldır yeni kuşaklara onu anlatıyoruz.”
20 Eylül 1985’te, 73 yaşında iken yitirdiğimiz halk ozanı Ruhi Su, ölümünün 41’nci yılında Sanat Meclisinin, Zincirlikuyu Mezarlığındaki gömütündeki programı ile anıldı. “41 Kere Ruhi Su” başlıklı açıklama, tiyatro oyuncusu, yönetmen ve yazar Mehmet Esatoğlu tarafından okundu:
“Ruhi Su için 41. Yılında da Zincirlikuyu’ya geldik. Burada buluştuk. Ne hayırlı dostlarız.
Bu ülkenin hangi yanına baksanız sanatın bin bir dalından bir resim, bir fotoğraf görür, bir heykele rastlar, bir ezgi duyarsınız.
Bunları var eden güzelim insanları vardır memleketimizin.
Kimdir bu insanlar diye baktığınızda inanılması zor bin bir hikâye ile karşı karşıya kalırsınız?
Onlar bu ülke için yüzlerce güzellik var etmişlerdir ama çok da ağır bedeller ödemişlerdir.
Ruhi Su yakın dostlarına hayal meyal çocukluk hikâyelerini anlatırdı. Bu hikâyeleri dinleyenler karşılarında anıt gibi duran bu insanın anlattığı öykülere rağmen nasıl kararlılıkla ayakta kalabildiğine şaşkınlıkla bakarlardı.
Birinci Dünya Paylaşım Savaşı Günleri’nde Adana’da bir yetimhanede yaylı çalgıların atası kemanla tanışan anasız, babasız, ekmeksiz aşsız kalmış çocuklar kemandan çıkan sesleri dinliyorlar. Belki de ilk defa.
Bu müziği dinleyenlerden biri de Ruhi Su. O kemanın seslerini dinlerken müziğin o büyük yolculuğuna çıktığının fakında mıydı acaba?
Ruhi Su’nun çocukluğu yoktu. 1912’de gözlerini bu dünyaya açtığında savaş çocukluğunu çalmıştı. Babasını öldürmüştü, annesini öldürmüştü. Onu ana sesinden yayılan bir ninniden bile mahrum bırakmıştı savaş.
Bazı coğrafyalar adeta lanetlenmiş gibidir. Ruhi Su’nun çocukluğunun çalındığı Van topraklarının az ilerisinde geçtiğimiz şubat ayının son günü yine savaş ya da Amerikan emperyalizmi bir Tomahawk seyir füzesi ile 168 çocuğun daha çocukluğunu, yaşamını, hayallerini çaldı.
Ruhi Su savaştan ve onun acılarından yakasını kurtaramadı. Fransız emperyalizmi sığındığı Adana’yı işgal etti. Adana halkı ve Ruhi Su ‘Kaç Kaç Günleri’nde dağ başlarında susuz ve ekmeksiz kaldı.
Adana halkı Toros dağlarında yaşama türküler söyleyerek sarılırken Ruhi Su da o savaş kargaşası içinde türkülerle tanıştı. Savaştan acı çekmiş Ruhi Su’yu ve o günün ergen ve gençlerini askeri okullara gitmeye mecbur kılan başbakan Recep Peker de işgalci emperyalistler kadar acımasızdı.
Ruhi Su’nun yüreği askeri okulun zorlu, acımasız ortamına alışamadı. Sarılacağı tek bir insani alan vardı o da sanattı, müzikti.
Elinde bir çürük raporu ile askeri okuldan uzaklaştı ve müzik okuluna girmek için yoğun bir mücadeleye girişti.
Bürokrasinin acımasız çarkları kadro ve benzeri gerekçelerle önüne dikilirken o kararlılıkla hedefinden vazgeçmedi.
Ses rengi ve klasik opera eğitimiyle halk müziğimize yepyeni bir soluk getiren Ruhi Su müzikte çok seslilik için yollar aramaya başladı.
1943-1945 yılları arasında Ankara’da radyosunu açanlar farklı bir üslupla türküler söyleyen Ruhi Su’yla karşılaşıyorlardı.
Kapalı kapılar ardında halk arasında söylenen bin bir ezgi Ruhi Su’nun sesinden dört bir yana yayılıyordu.
İnsanları yoz bir sanata mahkûm etmek isteyenler Ruhi Su’yu hedefe koydular.
Önce radyo programlarını engellediler ardından 1951’de hapishaneler ve sürgünler geldi.
Çocukluktan beri her türlü acıyı baskıyı yaşamış Ruhi Su cezaevi koğuşlarında bile halkın arasında yaşayan türkülerin peşini bırakmadı.
‘Ceren’ türküsünü buluşunu, sevincini coşkusunu hapishane arkadaşları bir destan gibi anlatıp dururlardı.
Ruhi Su ülke topraklarında yaşayan onlarca türkünün izini sürdü. Onları bir kuyumcu titizliğiyle işledi, insanlarla paylaştı.
Savaştan canı yanmıştı. Barışın yanında durdu. Açlık ve sefalet çekmişti. Eşit ve özgür bir dünya için örgütlendi, mücadele etti.
Bugün ölümünün 41. Yılında bizler onu anmak, yaptıklarını, mücadelesini selamlamak için onun yanı başındayız.
41 yıl oldu onu yitireli. Biz de 41 yıldır yeni kuşaklara onu anlatıyoruz. Onunla yan yana türküler söyleyenler ve var ettiği korolar türkülerini sahneden sahneye taşıyor. Biz oyuncular sahnede onun yaşamını sergiliyoruz. Bu ülkenin onurlu sanatçıları Ruhi Su ile omuz omuza soluk aldıkça sanatın düşmanlarına bu ülke, bu dünya dar gele.”