Ya salon boşalacak. Ya sanatçı aç kalacak İstanbul’un yarısı son bir yılda kültür sanat etkinliğine katılmadı
Sanat Meclisi’nin hak ihlalleri raporunda yine yasaklar ağırlıklıydı. Sonuç bildirgesinde İstanbulların yüzde 45.8’inin son bir yılda kültür sanat etkinliğine gitmediği belirtilip, “Ya salonlar boşalacak. Ya sanatçı aç kalacak” denildi
“Yeni sezon için sanat alanı yoğun bir hazırlık aşamasında. Bir yanda prova için yer arayanlar, öte yanda sahne sanatlarında kadro kurmak için oyuncu, dansçı peşinde koşanlar. Plastik sanatlar alanında galeri bulma araştırmaları hızla sürerken her şey bir noktada tıkanıp kalıyor. O da ödemeler. Prova alanı, dekor, prova giderleri derken yakıcı soru sanatçıların önüne dikiliyor: Tiyatro ve konserlerde bilet ücreti ne kadar olmalı? İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı (İPA), kentteki kültür ve eğlence alışkanlıklarını araştırdı. Araştırmaya göre İstanbul'da oturanların yüzde 45,8'i son bir yılda herhangi bir kültür sanat etkinliğine katılmadı. Kültür sanat etkinliklerine katılımı zorlaştıran nedenler arasında yüzde 45 ile "bilet ve giriş ücretlerinin yüksekliği" ilk sırada yer aldı. Şimdi bu durumda tiyatro ve konser biletleri kaç lira olacak? Bir tiyatronun ayakta kalabilmesi için bin beş yüz lira ve daha yukarısına bilet satması gerekiyor. Bu durumda ya salonlar boş kalacak ya da sanatçılar aç kalacak!”
Sanat Meclisi’nin 2026 yılının Ağustos ayına dair “Sanatta hak ihlalleri” raporunun sonuç bildirgesindendi..
Sonuç bildirgesi iç açıcı olmayan bu ayki raporda yine yasaklamalar ön plandaydı. “Sonbahara vardık. Sanat alanı yeni sezona hazırlanıyor. Özellikle tiyatrolar yoğun bir prova halinde. Baskılar ise sanat alanının tepesinde” denileler Ağustos 2026’da sanat alanının başına gelenler şöyle sıralandı:
Belgesel film yönetmeni Bingöl Elmas’ın, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nden Şiirli Oda'nın İzinde adlı belgesel projesi için aldığı yapım desteği, filmin başvuru dosyasındaki senaryoyla “uyumlu” olmadığı ve teknik şartları karşılamadığı gerekçesiyle faiziyle birlikte geri isteniyor. Ancak yönetmen, Bakanlık yetkilileriyle yaptığı telefon görüşmelerinde kendisine filmin “politik olduğu ve Bakanlığın Kapadokya’daki uygulamalarını eleştirdiği için kabul edilmediğinin” ifade edildiğini aktarıyor. Bu, Sinema Genel Müdürlüğü destekleriyle ilgili ilk tartışma değil. Daha önce de yönetmen Emin Alper’in Kurak Günler filmi için verilen desteğin geri istenmesi kamuoyunda uzun süre tartışılmıştı. Elmas’ın yaşadığı süreç ise bu tartışmayı bu kez belgesel sinema alanına taşıyor. Bingöl Elmas’ın destek aldığı Şiirli Oda’nın İzinde adlı belgesel, Kapadokya'da yaşayan yerel tarihçi ve çevre aktivisti Mükremin Tokmak’ı konu alıyor. Tokmak, yıllardır bölgenin kültürel hafızasını korumak için çalışan, tarihi belgeleri toplayan ve Kapadokya’daki tahribata karşı mücadele eden bir isim. Belgeselde mübadele, kültürel hafıza ve yerel tarihin yanı sıra, son yıllarda turizm baskısı ve ekonomik faaliyetlerle birlikte Kapadokya'da artan tahribat da ele alınıyor. Elmas'a göre Bakanlığın "politik” bularak kabul etmediği bölüm de tam olarak bu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yurt dışına ihraç edilen yerli dizilere bölüm başına 33 bin dolara kadar kamu desteği sağlayacağını açıklaması üzerine;
Sinema Emekçileri Sendikası (Sine-Sen), Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yurt dışına ihraç edilen yerli dizilere bölüm başına 33 bin dolara kadar kamu desteği sağlayacağını açıklamasını tepkiyle karşıladı. Açıklamada "Sinema emekçileri, işçi sağlığı ve iş güvenliği yok sayılırken kamu kaynaklarının dev tekellere aktarılması kabul edilemez" denildi. Emek Partisi milletvekilleriyle beraber hazırlanarak, TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi verildi: "Bakanlık cevabında, teşvik şartı olarak dizilerin en az 3 kıtada ve 10 ülkede yayımlanması, turizmi desteklemesi, reyting verileri ve satış tutarları gibi kriterlerin göz önünde tutulacağı söyleniyor. Halihazırda üretilmiş, dünyaya satılmış ve devasa gelirler elde etmiş projelere halkın vergilerinden oluşan kamu kaynaklarını aktarmak, yeni bir istihdam yaratmayacağı gibi sadece tekel konumundaki büyük yapım şirketlerinin kasasını doldurmaya yarayacaktır. Diğer yandan bakanlık, dizi üretim süreçlerini yakından takip ettiğini iddia ederken; setlerdeki güvencesizlik, iş kazaları ve ağır mesai koşulları sorulduğunda ‘alışma mevzuatına uyum görev alanımıza girmemektedir’ diyerek sorumluluğu üzerinden atmaktadır. Setlerde meydana gelen iş kazalarına, can kayıplarına ve meslek hastalıklarına ilişkin sorularımızı yanıtsız bırakan, tek bir istatistik dahi sunamayan Bakanlığa soruyoruz: İşçinin sağlığını ve yasal haklarını korumuyorsanız, setlerde yaşanan iş kazalarının çetelesini dahi tutmuyorsanız, üretimin tam olarak neresini ve hangi amaçla izliyorsunuz? Geçen yıl bir dizi setinde çıkan yangın sonucu kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden set emekçisi Serkan Takı ve o setin denetlenmemesinin hesabını sormak ilgi alanınıza girmeyecek; ama o dizinin yurt dışı satışları ve reyting oranları temel gündeminiz olacak. Yine geçen yıl sette çalışan dövülerek katledilen arkadaşımız Ahmet Emin Yavuk'un cinayeti ve çalışma ortamlarındaki güvenlik zafiyeti Bakanlığın üzerine düştüğü bir konu olmayacak; ama o yapımlara kamu kaynaklarını aktarmak önceliğiniz sayılacak. RTÜK ve bakanlık kıskacındaki bu sansür politikaları, sanatsal bir tıkanmaya ve neticesinde ciddi bir işsizliğe yol açmaktadır. Sektörün önündeki bu daralmanın aşılması, kamu kaynaklarının tekel yapılara dağıtılmasıyla değil, sektörün sansürden ve tüm kısıtlamalardan azade bırakılmasıyla mümkündür. “
Oyuncu Münir Özkul’un kızı Güner Özkul, babasının Yeşilçam döneminde imza attığı yapımlar kapsamında o dönem var olmayan komşu haklarını kimseye devretmediğini açıkladı. İddiaya göre Melek Film şirketi ise hukuka aykırı olarak Münir Özkul’un rol aldığı ‘Kadifeden Kesesi’, ‘Gece Kuşu Zehra’, ‘Üç Sevgili’, ‘Tatlı Meleğim’, ‘Yuvasız Kuşlar’, ‘Hayatım Senindir’ ve ‘Solan Bir Yaprak Gibi’yi izinsiz şekilde televizyon ve internet ortamında yayınladı. Münir Özkul mirasçısı olan kızı Güner Özkul dava açtı ve mahkeme bir yıl sonra Güner Özkul’un davasını kısmen kabul etti, Münir Özkul’un hak sahipliğine yapılan tecavüzün önlenmesine hükmetti.
Dünya Beykozlular Günü'ndeki konseri Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) hedef göstermesi üzerine engellenmeye çalışılan sanatçı Suavi’nin, 30 Ağustos’ta Konya Seydişehir’de vereceği konserinin de yine ülkü ocaklarının tepkisi sonrası iptal edildiği açıklandı. "Suavi konserini neden iptal ettiniz" sorusunu yanıtlayan Seydişehir Belediye Başkanı Hasan Ustaoğlu, "Bölgemiz bu konularda hassas bir bölge ve toplumsal olaylar çıkma ihtimali olan bir yer. Çevremizde de yine oldukça hassasiyet taşıyan bölgeler var" sözleriyle karara götüren süreci açıkladı. CHP'li belediyenin iptali sonrasında Suavi'nin avukatı Bişar Abdi Alınak, "MHP ve AKP ilçe yöneticilerinin açıklamalarıyla gündem edilmeye çalışılan yalan ve nefretin tesiri ile Suavi'nin konseri, CHP Seydişehir Belediyesi Başkanı tarafından tek taraflı olarak iptal edilmiştir. Bu karar ile her istediğini linç kampanyalarıyla yaptırabileceğine inanan bu zihniyete cesaret ve cüret veren muhalefet belediyesi başkanı maalesef aynı bağnaz yapı ile hizalanmıştır. CHP Genel Merkezi'ni içtenlikle uyarıyor ve sorumluluk almaya davet ediyoruz" şeklinde konuştu. İstanbul’un Beykoz ilçesinde ‘19 Ağustos Dünya Beykozlular Günü’ne özel kutlama gerçekleşmiş, Beykoz Belediyesi’nin düzenlediğin kutlamada sanatçı Suavi de sahne almıştı. Suavi’nin konseri sırasında bir grup tarafından saldırı girişimi düzenlenmiş ve grup, “Beykoz’da terörist istemiyoruz” sloganı atmıştı. Konser öncesinde MHP Beykoz İlçe Başkanlığı ise bir açıklama yayımlamış ve şu ifadeleri kullanmıştı: "Selahattin Demirtaş’a selam yollayarak etkinliklerini politik bir propaganda üssüne dönüştüren Suavi’nin, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne karşı çıkanlarla birlikte hareket ettiği delilleriyle sabittir. Bu kişinin Beykoz’un en önemli ve onurlu gününde sahne alması, millî duyguları yok saymak anlamına gelir ve bu tutum kesinlikle hoş görülemez."
Tamer Karadağlı yönetimindeki Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünün özel kalem hizmetleri için 2026'nın Ocak-Nisan döneminde 6 milyon 725 bin 393 TL harcadığı belirlendi. Kurumun 2025 yılı için ayrılan 55,5 milyon TL'lik yolluk bütçesini de 3,2 kat aşarak 177,2 milyon TL harcadığı ortaya çıktı. Karadağlı, göreve başlamasının ardından yaptığı açıklamada, "Lale Devri bitti. Çalışmayacaksanız istifa edin" ifadelerini kullanarak sanatçıları hedef almış, sözleri tartışmalara neden olmuştu.
Robert Louis Stevenson’ın ünlü eserinden sahneye uyarlanan ve Hayko Cepkin’in başrolünde olduğu “Jekyll & Hyde” müzikalinin Türkiye turnesi kapsamındaki Bodrum gösterimi iptal edildi. Hayko Cepkin’in sosyal medya paylaşımı şöyle: “Kısa süre kala iptal kararı alınan oyunumuz için bizler de resmi açıklama beklediğimiz için bir bilgi veremiyoruz. Oyuncu kadrosu olarak şaşkın ve üzgünüz. Tek bildiğim en yakın tarihe ve yeni yer konusunda yapım tarafından açıklama gelecektir."
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ünlü şarkıcı Mabel Matiz’in (Fatih Karaca) 11 Ağustos Salı günü tüm dijital platformlarda yayımlanan “Ha Leylim” isimli şarkısı hakkında "müstehcenlik" gerekçesiyle resen soruşturma başlattı. İktidara yakınlığıyla bilinen medya kuruluşları ise şarkının klibi üzerinden Mabel Matiz'i hedef gösterdi. Matiz'e geçtiğimiz aylarda da "Perperişan" isimli şarkısı gerekçe gösterilerek dava açılmıştı. Ancak "müstehcenlik" suçlamasının yasal unsurları oluşmadığı tespitiyle beraat kararı verilmişti.
11 yıldır Avrupa’da yaşayan ve Türkiye’ye gelen Nuarin, Çukurova Havaalanında gözaltına alındığı. Nuarin’in dosyasında gizlilik kararı olduğu öğrenildi.
Kitap üretiminde kullanılan kağıt, baskı ve diğer girdilerin büyük ölçüde dövize endeksli olması, üretim maliyetlerini doğrudan artırırken yurt dışında yayımlanmış yeni kitapların telif ve ajans bedellerinin de döviz üzerinden belirlenmesi, yayınevlerinin bu maliyetleri karşılayabilmek için daha yüksek satış garantisi taşıyan, çok satan, telif süresi dolmuş ve “riski” düşük kitaplara yönelmesine neden oluyor. Öte yandan üretim, vergi, kira, depolama, nakliye ve kargo gibi giderlerin yüksek enflasyonla birlikte sürekli artması, yayınevlerinin maliyetlerini karşılayabilmek için kitap fiyatlarını sık aralıklarla yükseltmesini zorunlu kılarken dağıtım tekellerinin ve online satış yerlerinin talep ettiği yıkıcı indirimler karşısında yayınevlerinin pazarlık gücünü de zayıflatıyor. Sermaye yayınevleriyle butik ve bağımsız yayıncılar arasındaki makasın giderek açılması ise sektörün çeşitliliğini doğrudan tehdit ediyor.
Dizi, film ve reklam setlerinde dayatılan uzun çalışma saatleri ve güvencesizlik, Beykoz’da bir set emekçisinin yaşamını yitirmesiyle yeniden gündeme geldi. Public Film’in üstlendiği Garanti Bankası reklam filminin 16 saat süren çekiminin ardından saat 01.00’de evlerine dönmek üzere yola çıkan set ekibinin bulunduğu otomobil hafriyat kamyonuyla çarpıştı. Kazada üç set emekçisi ağır yaralandı. Kameraman Deniz Küçükler, beş gün yoğun bakımda tedavi gördükten sonra 21 Ağustos’ta yaşamını yitirdi. Sine-Sen Hukuk Birimi Sorumlusu Haydar Yenmez, set emekçilerinin 16 saat çalıştırıldığını belirterek, günlük yasal çalışma süresinin fazla mesai dahil 11 saat olduğunu vurguladı. Reklam Yapımcıları Derneği’nin 16 saatlik çalışma konusunda ısrarcı olduğunu savunan Yenmez, bu koşulları kabul etmeyen emekçilerin yeniden işe çağrılmama korkusuyla çalışmayı kabul etmek zorunda kaldığını söyledi. Denetim eksikliğine de dikkat çeken Yenmez, emekçilerin işsiz kalma korkusu nedeniyle şikâyetçi olamadığını belirterek, ”Biz diyoruz ki bu bir kaza değildir, bu bir iş cinayetidir” dedi.
Komedyen Deniz Göktaş hakkında tutukluluğuna yapılan itiraz sonrası tahliye kararı verildi. Göktaş daha cezaevinden çıkamadan, “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla yeniden tutuklandı. İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, “kaçma, delilleri karartma şüphesi” gerekçeleriyle tutuklama kararı verdi. “Kuyu tipi” olarak bilinen Çorlu’daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Göktaş, “Türkiye’nin giderek yoksun bir ülke haline gelmesi, yöneticiler ve bakanlarda aynısını söylüyor, komedyenim, böyle bir şey yapmam, tamamen mizahi bir eleştiri içerir” dedi.
İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, Göktaş’ın gösterisindeki, “Ben bugünün ikinci sıra bilet gelirleriyle Türkiye’de bir tetikçi tutup, rakip bir komedyeni öldürtebiliyorum. Şu an piyasa bu durumda. Telegram grubunda Daltonlar yazıyorsunuz, Bitcoin’den parayı yatırıyorsunuz. Takip de etmiyorlar. Öldürünce fotoğraf geliyor, buydu değil mi abi? Onun ikizi vardı ama benim hatam. Tekrar yatırıyorsunuz muhteşem bir sistem…” sözleri nedeniyle tutuklama kararı verdi. Hâkimlik, söz konusu ifadeler için “Daltonlar Çetesi olarak bilinen suç grubunun suç içerikli eylemlerini öven, meşru gösteren ve suça ulaşılmasını kolaylaştıran ifadeler” değerlendirmesi yaptı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Yeni Parti'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun savunmalarını kitaplaştırdığı ‘Millet Şahidimdir’in satışı ve dağıtımı, İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine yasaklandı. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Geçmişte önce hâkim olan, bütün verdiği kararlar neredeyse Anayasa Mahkemesi'nde bozulan, sonra bakan yardımcısı olan, siyasetten tekrar başsavcılığa giden, sonra bu hukuk cinayetinden sonra ödüllendirilip Adalet Bakanlığı yapan birisi çıkmış dün diyordu ki’ şeklinde başladığı açıklamasını, ‘muhatabım o Adalet bakanına değil onu atayan Erdoğan'a söylüyorum, bu Adalet Bakanı'nın bir hükmü varsa, senin geçmişte söylediğin sözün bir izzeti varsa hodri meydan, canlı yayınlayın mahkemeyi” diye bitirdi.
Hypers Ajansının kurucusu ve Manifest müzik grubunun yöneticisi Tolga Akış tutuklandı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Akış’ın "müstehcenlik" suçlamasıyla tutuklanmasına karar verildi. Akış, İstanbul Başsavcılığı tarafından "müstehcenlik", "yasaklı madde kullanma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alınmıştı.”