Kocaeli’de çekilen dizide 16  saat mesai. Gecikmeli maaş
14 Nisan 2026 09:29

YA ONLARIN HİKÂYESİ… Kocaeli’de çekilen dizide 16 saat mesai. Gecikmeli maaş

Sanat Meclisi’nin “Sanatta Hak İhlalleri/Mart 2026” raporuna da yansıdığı şekilde; ilimizde çekilen “Benim Hikayem”de set emekçileri aylardır maaş alamadı. Günde 16 saat alıştırıldı

Aktan Uslu Tüm haberleri

Sermayenin bakış açısıyla üretimin, ihracatın, “İstihdamın”…

Emeğin bakış açısıyla emeğin başkenti Kocaeli’nde (Gebze) emek hareketi, emek hareketi olalı böyle sömürü görmedi.

 

Sanat Meclisi’nin “Sanatta Hak İhlalleri/Mart 2026” raporuna da yansıdığı şekilde; ilimizde çekilen “Benim Hikayem”de set emekçileri aylardır maaş alamadı. Günde 16 saat alıştırıldı

“DİSK’e bağlı Sine-Sen, tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’de dizi ve film sektöründe yoğun hak ihlalleri yaşandığına dikkat çekildi, proje bazlı ve güvencesiz çalışma düzeni nedeniyle set emekçilerinin kıdem tazminatı, yıllık izin ve emeklilik hakları gibi temel güvencelerden mahrum bırakıldığı vurgulandı: "Yasal sınırların çok üzerinde çalışma süreleri dayatılmasına rağmen fazla mesai ücretleri verilmemekte; tehlikeli iş sınıfı kapsamında yer almasına rağmen işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri ya hiç alınmamakta ya da göstermelik düzeyde bırakılmaktadır. Ücretler zamanında ödenmemekte, hatta özellikle ulusal kanallar için çekilen dizilerde hukuka aykırı biçimde ‘bölüm başı’ ödeme dayatması yapılmaktadır. İşçilere sigorta yapmak yerine, sanki bağımsız birer esnafmış gibi makbuz ya da fatura kesmeleri istenerek açıkça mevzuat ihlal edilmektedir. Orneğin; Bi Kanal TV için hazırlanan ve ED Pictures’ın yapımcılığını üstlendiği ‘Benim Hikayem’ dizisinde çalışan emekçiler, her gün İstanbul’dan, setin bulunduğu Kocaeli’ye götürülmüş; Günde 16 saat, haftada ise 90 saati bulan yasa dışı çalışma koşullarına maruz bırakılmıştır. Buna rağmen emekçilere fazla mesai dahil olmak üzere hak ettikleri ücretler ödenmemiştir. Kanal ile yapım şirketi arasında yaşanan ekonomik anlaşmazlık sonrasında set durmuş, işçilerin büyük bir bölümü topluca işten çıkarılmıştır. İşten çıkarılan emekçilere ihbar tazminatı ödenmemiş, ayrıca toplu işten çıkarmayı düzenleyen İş Kanunu’nun 29. maddesi açıkça ihlal edilmiştir. Dünya ile rekabet eden bu sektör, emekçiler açısından kabul edilemez bir sömürü düzeni üzerine kuruludur. Bizler, bu düzeni kabul etmiyoruz.”


Sonuç bildirgesinde;

“Dört bir yanımızda füzeler uçuşuyor. Yanı başımızda komşumuz İran, ABD emperyalizminin ve onun yardakçısı İsrail’in yoğun baskısı ve saldırısı altında. İranlı sanatçılar bizlerden destek istiyor. Bizde ise ekonomik kriz ve politik kriz at başı gidiyor. Tutuklanmayan politika ve sanat insanı adeta kalmadı. Baharla birlikte sanat alanında yoğun bir hareketlenme bekleniyor. Bizim ülkede sanatsal canlılıkla yasaklamalar da at başı gider. Her sahneden yanı başımızda yaşanan savaşa ve ülkedeki anti-demokratik uygulamalara sesler, protestolar yükselecek. Bunca acı karşısında susmak mümkün değil” denilen raporda yer edinen diğer ihlaller şöyle…

 

  • İzmir'in Konak ilçesinde önünü kesen gruptakiler tarafından çıkan tartışmada kalbinden bıçaklanan müzisyen Emre Duman (31), kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

 

 

  • Arthur Miller’ın kapitalist sistemin insanı nasıl öğüttüğünü anlattığı 1949 tarihli klasik oyunu Satıcının Ölümü, İstanbul’da Zorlu Center’daki Zorlu PSM’de 26 Mart’ta seyirciyle buluşmaya hazırlanıyorHalit Ergençve Zerrin Tekindor’un başrollerinde yer aldığı oyunun sponsorları arasında Saray'a yakınlığıyla bilinen Rönesans Holding’in de yer alması, tiyatro çevrelerinde tartışma yarattı. Kapitalizmin yıkımını anlatan ve biletleri de 5.500 TL ile 1.250 TL arasında satışa sunulan oyunun kentsel dönüşüm ve mega projelerle özdeşleşen sermaye yapılarıyla aynı sahnede buluşması tiyatro emekçilerinin tepkisini çekti. Alt Kat Sahne Yönetmeni Nevzat Süs tepkisini şu sözlerle dile getirdi: Sanatın toplumsal bilinç üretme işlevi vardır. Bu nedenle sanatçı, kaçınılmaz biçimde bir aydın sorumluluğu taşır. Günümüzde kültür alanının giderek sermaye ilişkileri içinde konumlanması, sanat kurumlarının ve üreticilerin etik sınırlarını yeniden düşünmesini zorunlu kılıyor. Sermayenin doğrudan egemenliği altına girmeden üretmeye çalışan sanatçılar ve kolektifler, sanatın yalnızca bir vitrin değil eleştirel düşüncenin alanı olduğunu hatırlatır. Çünkü sanat, gücün yanında hizalanmak için değil, gerektiğinde onu sorgulayabilmek için vardır.” Tiyatro Tiyatro Dergisi’nden Yavuz Pak ise, “Ekonomik krizle birlikte pek çok tiyatronun oyunlarını sahneleyemez hale geldiği, sahnelerin birbiri ardına kapandığı ve tiyatrocuların açlık sınırının altında bir yaşama mahkûm olduğu koşullarda sermaye gruplarının tiyatroyu eğlencelik bir ticari metaya dönüştürme gayretleri, burjuvazinin krizleri fırsata çevirme geleneğini yaşatırken, halkın yüzde 60'ından fazlasının açlık sınırı altında yaşadığı Türkiye'de oyunun 5.500 TL'ye varan biletleri, derin bir yoksullukla mücadele eden geleneksel tiyatro izleyicisinin tiyatrodan uzaklaştırılmasının işaret fişeğini çakıyor. Egemen sınıfın sanatı serbest piyasayla kol kola hücum ederek, önce politik tiyatroyu ardından tiyatronun politikliğini elinden alıp tiyatroyu kârlı bir sektöre, tiyatroları ticari şirketlere, tiyatrocuları girişimcilere, seyircileri de olan bitenin edilgen dikizcilerine dönüştürüyor” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
  • Van Kalesi eteklerinde, 1’inci derece sit alanı içerisinde yer alan Hüsrev Paşa Camii’nin giriş bölümü kafe olarak işletmeye açıldı. Alanın valilik tarafından İnsani Yardım Vakfı’na (İHH) tahsis edildiği ve özel işletme olarak faaliyet yürüttüğü ortaya çıktı. Caminin ana ibadet mekânına girişte bulunan “son cemaat yeri”, Osmanlı cami mimarisinde hem işlevsel hem de sembolik bir öneme sahip. Ancak bu bölümün masa ve sandalyeler yerleştirilerek kafe alanına dönüştürülmesi tepkilere neden oldu. Tarihi ve dini bir yapının giriş bölümünün ticari işletmeye dönüştürülmesi, “kamusal alanın özelleştirilmesi” olarak değerlendiriliyor. Cami, 16. yüzyılda Osmanlı vezirlerinden Köse Hüsrev Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırıldı. Külliye formunda inşa edilen yapı; cami, medrese ve türbe bölümleriyle klasik Osmanlı mimarisinin bölgedeki en önemli örnekleri arasında gösteriliyor. İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı (İHH), kamuoyuna insani yardım faaliyetleriyle yansısa da, özellikle Ortadoğu’daki cihadist gruplarla kurduğu ilişkiler ve iktidarla ilişkileri bağlamında zaman zaman tartışmaların odağında yer alıyor.
  • Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘ticari dolaşıma ve gösterime uygun değildir’ kararıyla fiilen yasaklanan Kürtçe film ‘Rojbash’ hakkında açılan davada Ankara 3. İdare Mahkemesi, yasağın hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Karar, ifade özgürlüğü açısından emsal niteliği taşıyor. MLSA Eş Direktörü Veysel Ok, kararın uzun süren hukuki mücadelenin ardından “önemli bir kazanım” olduğunu söyledi. Avukat Ok, “Mahkeme, filmin terör propagandası içerdiği iddiasını ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdi ve yasaklama yerine daha ölçülü yöntemlerin uygulanabileceğini ortaya koydu. Bu karar, benzer davalar için güçlü bir içtihat oluşturacak” Özkan Küçük’ün yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği Rojbash, 2024 yılında Sinema Filmlerini Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulu tarafından “ticari dolaşıma uygun değildir” kararıyla yasaklanmıştı.

 

  • Sanatçı İlkay Akkaya’nın 3 Nisan’da Kastamonu’da yapacağı konseri iptal edildi. Konser öncesi, sanatçının geçmişte çekilmiş bazı fotoğrafları, “Öcalan önünde fotoğraf çektirdi” diye servis edilerek hedef gösterdi. Bunun ardından organizasyon firması, sanatçının Kastamonu konserini iptal etti. İlkay Akkaya, iptalin ifade özgürlüğünün ayaklar altına alınması anlamına geldiğini söyledi. Akkaya, “Uzun yıllardır yürüdüğüm bu yolda yüzlerce kez karşılaştığım bir durumun içindeyim yine. Bir grup insanın yalan, iftira ve tehditleri karşısında haklarımı koruması gereken kurumlar, yine saldırganlığın yanında duracak belli ki. Bir şehirde türlü görüşten insan farklılıklarıyla bir arada yaşayabilmelidir. Temel bir hak olan ifade özgürlüğü bu denli ayaklar altına alınamaz. Alınamamalıdır. Yasal haklarımı sonuna dek savunacağım. Zorbalığa boyun eğmeyeceğim”

İLGİLİ HABER

“Benim Hikayem”in set emekçilerinden tepki: Haklarımız gasp edilemez

 

https://www.birgun.net/haber/benim-hikayem-in-set-emekcilerinden-tepki-haklarimiz-gasp-edilemez-700299

 

Güncelleme: 14 Nisan 2026 09:31
BENZER HABERLER
X