Sahne Boğaz'da 'barış' bildiride: Sanat savaşa karşıdır
26 Mart 2026 07:01

DÜNYA TİYATRO GÜNÜ’NDE Sahne Boğaz'da 'barış' bildiride: Sanat savaşa karşıdır

27 Mart Dünya Tiyatro Günü yarın İstanbul Sahne Perde Film Eğlence Yerleri Esnaf ve Sanatkarlar Odası organizasyonu ile İstanbul Boğazı’nda kutlanacak. Öte yandan coğrafyamızdaki savaş halleri Uluslararası ve Ulusal bildirilere de yansıdı: Sanat ve savaş birbirine karşıdır

Aktan Uslu Tüm haberleri

Dünya Tiyatro Günü, 1961'de Milletlerarası Tiyatro Enstitüsü tarafından kuruldu. Her yıl 27 Mart günü ITI merkezleri ve dünya çapında tiyatro grupları tarafından kutlanmaktadır. Kutlamalarda pek çok ulusal ve uluslararası etkinlik yer almaktadır.

27 Mart Dünya Tiyatro Günü yarın Terlan Kaya başkanlığındaki Üsküdar merkezli İstanbul Sahne Perde Film Eğlence Yerleri Esnaf ve Sanatkârlar Odası organizasyonu ile Üsküdar İskele’den hareketle, Üsküdar Belediyesi Valide Sultan Gemisi içinde İstanbul Boğazı’nda kutlanacak. Gemi Üsküdar İskele’den saat 14.00’te hareket edecek.

“Sahne bu kez Boğaz”da adı, “Sanatın birleştirici gününü birlikte yaşamak için” sloganlı program kapsamında programa katılacak toplulukların oyuncuları tarafından kısa performanslar sahnelenecek. Doğaçlamalar yapılacak. Tiyatro yürüyüşü gerçekleşecek ve Uluslararası Dünya Tiyatro Günü bildirisi okunacak.

Bu yılki Uluslararası Dünya Tiyatro Günü bildirisi ünlü Amerikalı aktör, tiyatrocu ve Venedik Tiyatro Bienali’nin sanat yönetmeni Willem Dafoe tarafından kaleme alındı:

“Sosyal ve politik açıdan tiyatro, kendimizi ve dünyayı anlamamız için hiç bu kadar önemli ve hayati olmamıştı. Yeni teknolojiler ve sosyal ağlar kör kör parmağım gözüne bir gerçek olarak ortada duruyorlar. Her ne kadar bağlantı kurmayı vaat etseler de insanları birbirinden ayırmış ve tecrit etmiş gibi görünüyorlar.

Bir aktör ve tiyatrocu olarak, tiyatronun gücüne inanmaya devam ediyorum. Giderek daha bölünmüş, kontrolcü ve şiddet dolu hale gelen bir dünyada, tiyatrocular olarak bizim görevimiz, tiyatronun sadece eğlendirmeyi amaçlayan ticari bir girişim ya da kurumsal bir kısır gelenek muhafızı olarak yozlaşmasını önlemek; aksine insanları, toplulukları, kültürleri birbirine bağlayan ve hepsinden önemlisi, nereye gittiğimizi sorgulayan gücünü beslemektir... Büyük tiyatro, düşünme biçimimize meydan okuyan ve bizi özlem duyduğumuz şeyi hayal etme konusunda yüreklendiren tiyatrodur. Bizler sosyal hayvanlarız ve biyolojik olarak dünyayla etkileşime geçmek için tasarlanmışız. Her duyu organı karşılaşmalara açılan bir kapıdır ve bu buluşmalar sayesinde kim olduğumuzu daha iyi tanımlayabiliriz. Bir total sanat biçimi olarak tiyatro; hikâye anlatıcılığı, estetik, dil, hareket, sahne tasarımı gibi unsurlar aracılığıyla, dünyamızın geçmişini, bugününü ve geleceğini görmemizi sağlayabilir.”

Yönetmen ve sahne tasarımcısı Metin Deniz tarafından kaleme alınan Ulusal bildiride ise şu görüşlere yer verildi:

“27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.

Sahne tasarımcısı ve yönetmenim. 1960 yılından beri bu işi yapmaktayım.

Bütün dünyanın tedirginlik içerisinde olduğu, ülkemizdeki adalet, hukuk ve benzeri tartışmaların alıp başını gittiği bu günlerde Dünya Tiyatro Günü nasıl yorumlanabilir? Sanat ve savaş birbirine karşıdır. İnsan da (insan olan) savaşa karşıdır. İnsan sanatı sever, sanata düşkündür. İnsan sanat için vardır. İnsansız sanat olmaz, sanatı olmayan bir toplum da olmaz.

Toplumlar ise, asıl sanat aracılığıyla birbirleriyle tanışırlar, ilişki kurarlar, hesaplaşırlar. Tiyatro bu tanışıklığı, asırlardır var olan gücüyle sürdürür. Tiyatronun bu ilişkiyi sürdürebilmek için kullandığı araç ise insandır.

Tiyatro her zaman insanı sorgular. İnsandan aldığını insana verir. Sahnelenen her şey insanın kendi gerçeğidir. Jon Fosse’nin dediği gibi, ‘Tiyatro düşünmediklerimizi hatırlatıp, düşündüklerimizi irdelememizi sağlar.’ Örneğin, tiyatro sahnesinde deniz yoktur. Tiyatronun gücüyle insanlar, olmayan denizi görürler ve yaşarlar.

Tiyatro en yalın biçimde yaratıcılığı önemser, her insanda olan yaratıcılık gücünü pekiştirir, geçmişi hatırlayıp geleceğin planlanmasını sağlar. Dahası, isterse geleceği değiştirebilir. Kısaca, zaman içinde sanat savaşı döver.”

KHK ile ihraç edilen DTCF Tiyatro Bölümü Öğretim Üyesi Süreyya Karacabey’in “Bağımsız” Dünya Tiyatro Günü bildirisinde ise şu görüşler yer alıyor:

“Bugün tiyatroya dinmeyen bir rüzgârın uğultusu gelecek, savaşın büyütmediği çocuklarla, yarım kalmış bir ağıtın içinde taşlaşmış annelerini getirecek. Sessizce duracaklar sahnenin önünde.

Bugün tiyatroya sönmeyen bir yangının dumanı gelecek, Gazze’de yıkılmış bir sahnenin toza dönmüş hatırasıyla, rollerinden az yaşamış oyuncuları getirecek. Durup, özlemle bakacaklar sahneye.

Bugün tiyatroya yokluğun ve kötülüğün kararttığı semtlerden, gökyüzünü mazgallardan seyreden işçi çocuklar gelecek, sırtlarında taşıyacaklar ölmüş kardeşlerini.

Dünya nüfusunun atık haline getirilen göçmenleriyle, parayı ve silahı güç sanan canavarların yediği insanlar gelecek.

Düş kurmanın yasak olduğu ülkenin geleceksiz gençleri, erkeklerin her gün öldürdüğü kadınlar kefenleriyle gelecek.

Evsiz yaşlılar, hapiste unutulmuş insanlardan mektup taşıyan kuşlar, dünyaya zehirler yağarken dilsizleşmiş hayvanlar gelecek.

Bugün tiyatroya, eskiden acı çekmiş insanların replikleri gelecek. Yine ‘hayat çok kaba Kostya’ diye seslenecek biri, Treplev’in kederini üstlenmiş yazarlar, aradığını hiçbir yerde bulamayan hüzünlü oyuncular, ışık yüzünde olursa, hikâyeler kararacak diye korkan o kırılgan çocuk gelecek.

Bugün tiyatroya, heba edilmiş ömürler, yarıda kalmış hayaller gelecek, Şirazi’nin dizesi yankılanacak boşlukta, bize bir ömür daha lazım diyen.

Hepsi dizilecek sahnenin karşısına. Oyun başlayacak, rüzgârın, yangının ve ölü çocukların huzurunda.

Oyun başlayacak birazdan.

Onlara bir şey söyle!”

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 31 Mart 2026 06:57
BENZER HABERLER
X